ÖNSÖZ
Yeşil
Çayırlara Hoş geldiniz!
Tanrı’nın
bu küçük kitabı sizin için “yeşil
çayırlar” kılacağını ümit ediyoruz. Kutsal Kitap’ta “tazelenme” ve “ruhani besin”,
yeşil çayırlara benzetiliyor. “Beni yemyeşil
çayırlarda yatırır” (Mezmur 23:2). Bu
bir insan için pek memnun edici ve besleyici gelmeyebilir, ama bu mezmur
koyunlardan bahsetmektedir. “Rab
Çobanımdır” diye başlıyor. Bir çobanın kendi koyunlarına baktığı gibi Rab
de Kendi halkına bakar. İsa Mesih’e inananların sağlıklı bir ruhsal yaşamı
sürdürebilmesi için gereken ruhsal beslenmeyi kasteden yeşil çayırlar bir
benzetme oluşturmaktadır. Yani, “Çobanım
bana ruhsal yiyecek sağlamaktadır” anlamına gelmektedir.
Nedir bu
yiyecek? Tanrı Sözü’dür. Bu ay Tanrı’nın Kendi Sözü üzerinde çalışacağız.
Petrus bunu açıklamak için şu karşılaştırmayı yapmaktadır: “Yeni doğmuş bebekler gibi, hilesiz sütü andıran Tanrı
Sözü’nü özleyin ki, bununla beslenip büyüyerek kurtuluşa erişesiniz.” (1. Petrus 2:2). Tanrı Sözü yeni doğan bir bebeğe süt
gibi, yetişkin bir insana ise yemek gibidir. İsa Mesih’e inananlar olarak
büyümemiz için gereken şey Rabb’in Sözü’dür. Mesih’teki yaşamımız ruhsal bir
yaşamdır; dolayısıyla ruhsal yiyeceğe ihtiyacımız vardır. Bu yiyecek “Tanrı Sözü”dür.
Bu yiyeceği
nasıl elde edebiliriz? Yeşil çayırlara nasıl ulaşabiliriz? Belli ki Tanrı’nın
Sözü’nü okumamız gerekiyor. Eğer yemek yemezsek yiyeceğin bize bir yararı
olmaz. Bununla birlikte Söz’ün anlamını öğretmesi ve itaat etmemize yardımcı
olması için Kutsal Ruh’un yardımına da ihtiyacımız vardır. İncil’i ve kitaptaki
çalışmaları okurken Kutsal Ruh’un öğretmenimiz olması için dua edelim. Rab İsa
bize şu vaadi verdi: “...Baba’nın benim adımla göndereceği Yardımcı, Kutsal Ruh
size her şeyi öğretecek...” (Yuhanna 14:26)
İncil’i
okuduğumuz zaman dua etme fırsatını da yakalayalım. Rab İsa nasıl dua etmemiz
gerektiğini Matta 6:9-13’teki duayla öğretmektedir. Bu ay her hafta sonunda bu
dua üzerinde kısa bir çalışma yapacağız. “Zaten
dua ediyoruz” diye nasıl dua etmemiz gerektiğini bildiğimizi düşünmeyelim.
Bu
kitaptaki çalışmalar yılın herhangi bir ayında kullanılabilmesi için
düzenlenmiştir. Hafta içi ve hafta sonu dersleri arasında geçiş yapmak için
sadece takvimi takip edin. Bazı aylara beş hafta sonu denk geldiği için, böyle
zamanlarda ekstra hafta içi çalışmaları okunabilir. Rabb’in bu çalışmaları
ruhunuz için yemyeşil çayırlar gibi yapması dileğiyle...
Steve
Ludwig
yesilcayirlar@yahoo.com
Hafta İçi 1
NEDEN KUTSAL KİTAP?
“Ne var ki yazılanlar, İsa’nın, Tanrı’nın Oğlu Mesih olduğuna
iman edesiniz ve iman ederek O’nun adıyla yaşama kavuşasınız diye yazılmıştır.” (Yuhanna 20:31)
Kutsal Kitap’ı okurken ya da çalışırken
okuduğumuz bölümün neden yazıldığını sormamız gerekiyor. Bir şey öğrenmemiz ve
inanmamız için mi yazıldı? Bir günahı açığa çıkarmak için mi yazıldı? Yanlış
davranışları düzeltmek için mi yazıldı? Tanrı’ya gerçek itaati öğrenmemiz için
mi yazıldı? Bu sorular sadece bir parça için değil, Kutsal Kitap’ın bütünü için
de önemlidir. Kutsal Kitap neden yazıldı? Hatta bazen neden bazı insanlar ya da
olaylar hakkında az bir bilgi olduğunu ve bazı şeylerin neden belli bir uzunlukta
ve fazla detaylı olduğunu merak ediyoruz. İbrahim ya da Davut hakkında tam bir
biyografi okumayı ne kadar çok isteriz! Fakat Tanrı o şeyleri yazdırmadı.
Neden Kutsal Kitap? Elçi Yuhanna
kitabının neden yazıldığını açıkça anlatıyor: “Okurların ebedi yaşama kavuşması için Kurtarıcı’ya inanmalarını
sağlayacak kadar bilgiye sahip olsun” diye yazıldı. Yuhanna kitabının
amacı; günahkârların kurtulması için İsa Mesih’in ortaya çıkmasıdır. Bu amaç
bütün Kutsal Kitap’ın temel amacıdır. İsa Mesih’i tanıyıp O’na inanalım diye
Tanrı Kutsal Kitap’ın bütün içeriklerini esinleyip yazdırdı. Tanrı’nın bizi
günahlarımızdan kurtarmak için Mesih’te neler yaptığını göstermek, Tekvin’den
Esinleme’ye kadar Kutsal Kitap’ın amacıdır. İsa Mesih Kutsal Kitap’ın ana
konusudur. Tanrı’nın bizden öğrenmemizi ve inanmamızı istediği mesaj budur.
Eğer Kutsal Kitap’ın temel amacını ve
mesajını anlamazsak okuduklarımızın anlamını kaçıracağız ve bir anlam
veremeyeceğiz. Aynı zamanda anlamadığımız bir şeyi okumak canımızı sıkacaktır.
Kutsal Kitap’ını anlamak ve zevk almak istiyor musun? Aklına gelmesi gereken
ilk şey budur: Kutsal Kitap’ın ana konusu; Rab İsa ve O’nun günahkârları kurtarmak
ve onları cennete hazırlamak için yaptıklarıdır. Bir bölüm ya da bir parça
okurken Mesih’e ihtiyacınızın olduğunu göstermesini Tanrı’dan dileyin ve İsa
Mesih’teki kurtuluş hakkında öğrenmeniz gereken bilgiyi göstermesini dileyin.
Bu duaların cevaplarını ilk başta görmek kolay değil; ama aklından bu duayı
çıkarmadan Kutsal Kitap’ı okumayı öğrendikçe Tanrı kurtuluş konusunda Kutsal
Kitap’taki bildirdiklerini sana öğretecektir.
Neden
Kutsal Kitap? Bu soruya verdiğimiz cevap Yeni Antlaşma’yı kapsadığı gibi Eski
Antlaşma’yı da kapsamaktadır. Elçi Pavlus bunu Timoteyus’a şunları yazarken
anlatmıştı: “Mesih İsa’ya olan iman aracılığıyla seni bilge kılıp kurtuluşa
kavuşturacak güçte olan Kutsal Yazılar’ı da çocukluğundan beri biliyorsun.”
(2.Timoteyus 3:15). Burada “Kutsal Yazılar” diye bahsettiği kısım
Eski Antlaşma’dır. Yazılar Timoteyus’u kurtuluşta bilgeleştirdi; çünkü ona
Mesih’i gösterdiler. Timoteyus bu yazılar sayesinde Kurtarıcı’yı aramayı
öğrendi ve O’nu buldu. Sen buldun mu? Eğer bulmadıysan aramaya devam et ki, sen
de İsa’ya inanıp kurtulasın. Eğer, İsa’yı Kutsal Kitap’ta bulduysan aramaya
devam et; çünkü Tanrı, İsa’yı daha fazla tanımanı ve sevmeni istiyor.
Neden Kutsal Kitap? Çünkü Mesih orada bulunur.
Hafta İçi 2
HER ŞEY İSA İLE
İLGİLİDİR
“Sonra Musa’nın ve tüm
peygamberlerin yazılarından başlayarak, Kutsal Yazılar’ın hepsinde kendisiyle
ilgili olanları onlara açıkladı.” (Luka
24:27)
Usta
öğretmenlerle bir şey hakkında çalışmayı hiç diledin mi? Alanında uzman olan
birisinden ne kadar çok şey öğrenebilirdin? Bir şeyi en iyi öğretebilen kişi
genellikle o alanda uzman olandır. Tanrı’yı tanıma konusunda uzman olan İsa’nın
Emmaus’a giden yolda iki kişiyle konuşması hakkındaki bölümü okuyunca onlarla
birlikte olmayı kolayca dileyebiliriz. İsa Kutsal Yazıları’nı onlara açıklarken
kalpleri yanmıştı. O, iki kişi için ne kadar aydınlatıcı bir deneyim değil mi?
Ama İsa Kendi’ni yemek masasında gösterinceye kadar, onlara öğrettiği halde,
O’nu tanıyamadılar. İncil’den ne öğrenirsek öğrenelim, İsa’yı öğrenmek için
hâlâ Kutsal Ruh aracılığıyla bizi
aydınlatmasına ihtiyacımız vardır.
Bununla
birlikte Rab, Kendisi hakkında o adamlara öğreti vermenin önemli olduğunu
gördü. Onlara Kendisi ile Kendi işlerini anlamaları için Kutsal Yazılar’dan çok
önemli bir ders verdi. Kutsal Yazılar olmasa İsa’yı tanıyamazlardı. Kendisi
hakkında öğreti vermek için en baştan başladı ve Eski Antlaşma’nın tamamını anlattı.
Kendisi Tanrı olmasına rağmen ve yeni bir esinlemeyi anında verebilmesine
rağmen onlara Kendi hakkında öğreti vermek için Musa ve diğer peygamberler
aracılığıyla esinlediklerini kullandı. Rab İsa, o harika eski kitapları,
derslerinde metin olarak kullandı. Neden? İsa, başka bir yerde Kutsal Yazılar
için “Bana tanıklık ediyor!”
demiştir. (Yuhanna 5:39) İncil’in tamamı Rab İsa hakkındadır. O her kitaptadır.
Eski
Antlaşma, uzun hikayelerden ve rahiplere verilen talimatlardan oluşuyormuş gibi
gözüküyor. Bununla birlikte; Tanrı’nın Adem’in günah işlediği andan itibaren
kurtuluş için çalışması göz önüne alınırsa, Eski Antlaşma gerçekten Tanrı’nın
günahkârları kurtarmak için neler yaptığını gösteriyor. Kutsal Kitap kurtuluş
hakkındadır. Başlangıçta Adem’in günah işlemesinden ve bütün insanların onda
günahkâr olmasından dolayı kurtuluşa olan ihtiyacını görüyoruz (Romalılar 5:12-21). Eski Antlaşma’nın
bundan sonra kalan kısmı, Tanrı’nın Kendisi’ni İsrail halkına gösterip onları
gelecek olan Kurtarıcı hakkında eğiterek kurtuluş için yaptığı hazırlıklardan
oluşmaktadır. Yeni Antlaşma; İsa Mesih’in Kendisi ve sağladığı kurtuluş ile
başlar. Sonra Elçilerin İşleri kitabı; kurtuluşun ilan edilmesinden bahseder ve
elçilerin yazdığı mektuplar bize
kurtuluşun açıklamasını yapar. Son olarak Esinleme kitabında kurtuluşun
tamamlanmasını okuruz.
İsa
Mesih’in Kurtarıcı olmasından dolayı, Kutsal Yazılar’daki her parçanın konusu
O’dur. “Onlar bana tanıklık ediyor” diyor (Yuhanna 5:39). Kutsal Kitap’ı okurken kesinlikle İsrail’in tarihi
ve Tanrı’nın bu halka nasıl yardım ettiği hakkında bilgi alacağız. Bununla
birlikte bunların hepsinin arkasındaki hikaye, Tanrı’nın bizi kurtarmak için
İsa Mesih aracılığıyla hazırladıkları ve bunu başarıyla sonuçlandırmasıdır.
Kutsal Kitap’ı okurken İsa’yı ara! Kendisi ile Kendi sağladığı kurtuluş
hakkında her sayfada bir şey vardır.
O’nu tanıyabilmem için
Hafta İçi 3
TEK BİR KAYNAK
“...Rab, biz kime gidelim? Sonsuz yaşamın
Sözleri sendedir.” (Yuhanna 6:68)
Rab
İsa, O’nu takip edenler için anlaması ve kabul edilmesi zor olan bazı şeyler
söyledi. Yuhanna İncil’inin 6. bölümünde, O’nun etini yemekten ve O’nun kanını
içmekten bahsetti. O’nu izleyenlere yamyam olup bedenini yemelerini
kastetmediği açıktır. O, Kurtarıcı olmasından dolayı O’nda bulunan sonsuz
yaşamdan ve inançtan bahsetmekteydi. Ama insanlar sözlerini yanlış anladıklarında
O’nu takip etmeyi bıraktılar. O’nu takip etmeyi bıraktıklarında kendilerini
yaşamın ve gerçeğin tek kaynağından koparmışlardı. Petrus’un dediği gibi, İsa
tek başına “sonsuz yaşamın sözlerine”
sahiptir.
Tanrı
Sözü bizim için eşsiz bir yere sahiptir ve eşsiz bir işlevi yerine getirmektedir.
Kutsal Yazılar Tanrı’nın düşüncesini ve isteğini açıklayıp bu günümüze kadar
kalan tek esinlemedir. Görünmeyen Tanrı’nın görüntüsü olan İsa’yı tanımamızı ve
birleşmemizi sağlayan esinleme sadece Kutsal Yazılar’ın içindedir. İsa’nın bedende
olduğu zamanlarda elçilerin İsa hakkındaki bilgileri ve imanı, İsa’nın
söylediği sözlere bağımlıydı. Elçilerin, kulaklarıyla işitmiş oldukları İsa’nın
sözlerine bağımlı olması gibi, biz de tamamıyla Eski Antlaşma’da beklenen ve
önceden gösterildiği esinleme ile beraber elçilerin Yeni Antlaşma’da yazdığı
tanıklıklarına bağımlıyız.
Kutsal
Yazılar olmadan bilgi, iman ve takipçiliğimiz olmazdı. Eğer İsa Kendisi’ni
söylediği sözler aracılığıyla açıklamış olmasaydı elçiler de bizim gibi,
yaşamın Söz’ünden yoksun olacaklardı. Sadece Oğul’un bilgisinden, imanından ve
takipçiliğinden değil Baba’nın ve Ruh’un da bilgisinden ve takipçiliğinden
yoksun olacaktık. Kutsal Yazılar’a bağımlılığımız tamdır. İnancımızın her
öğretişi, aklımızdaki kurtuluş gerçeğinin aydınlanması, zaman ve sonsuzluk
ihtiyaçlarımıza karşı olan bütün ümitlerimiz için Kutsal Yazılar’a bağımlıyız.
Kutsal
Yazılar tamamen eşsizdir. Eşsizdir, çünkü Tanrı’yla ilişkimizi sağlayan ve
O’nun lütfundan kaynaklanan kurtuluşa kavuşturan tek araçtır. Kutsal Yazılar’ın
dışında günahların bağışlanması açısından Tanrı’yla, Mesih’le ve Kutsal Ruh’la
ilişkimizi kuracak hiçbir şey yoktur. Bizim için Tanrı’nın kurtarma isteğinin
tek açıklaması Kutsal Kitap’tır.
Tanrı’yı
öğrenmek için insanlar başka kaynakları neden araştırır? Bazıları Tanrı’yı
kendi duygularından ya da deneyimlerinden tanıyabileceklerini düşünür. Tanrı
denenebilir ve hissedilebilir ama hissettiğin şeyin Tanrı’dan geldiğini nasıl
bilebilirsin? Biz insanlar Tanrı’yı deneyebilecek şekilde yaratıldık ama denediğimiz
şeyin Tanrı’dan olduğunu nasıl bilebiliriz? İnsanlar kendilerini iyi ya da
mutlu hissettiren bir şey varsa bunun Tanrı’dan olduğunu düşünüyorlar. Ama
günah, günahkârı iyi hissettirir. Günah Tanrı mıdır? Haşâ! İnsanların İsa’nın
söylediklerini beğenmemesi Tanrı’yı başka bir yerde bulabilecekleri anlamına
gelmez. Tanrı sadece Kutsal Yazıları’ndaki İsa Mesih’in esinlenmesinde
bulunabilir. Tanrı’yı başka bir yerde bulabileceğini düşünme.
Kime gideceğiz?
Hafta İçi 4
GERÇEK BEREKETLENME (1)
“...Ne mutlu Tanrı’nın Sözü’nü dinleyip
uygulayanlara!..”
(Luka 11:27-28)
Rab İsa’nın öğretişleri ve mucizeleri
birçok insanı hayrete düşürmüştü. Daha önce böylesi harikaları ne görmüşler ne
de duymuşlardı. İncil yazarları, insanların İsa’nın yaptıkları karşısında düştükleri
hayret ve şaşkınlıklardan bir çok kez bahsetmişlerdir. Yukarıdaki ayette geçen
olayda İsa ders verirken kalabalığın arasından bir kadın hayretinden
seslenmişti. Duygularını kontrol edememişti. İsa’nın yaptıkları ve söyledikleri
karşısındaki hayreti şaşkınlıkla seslenmesine neden olmuştu.
Kadının sözleri o an ne düşündüğünü bize
anlatıyor. O kadın İsa’yı dünyaya getiren kadını bereketledi çünkü İsa’nın
öğretişini dinlemekten, O’nun muhteşem mucizelerini görmekten çok memnundu. Bu
kadın için İsa’nın muhteşem şeyler yaptığı bir yerde bulunmak görkemli bir
deneyimdi. İsa’ya karşı çıkan din adamları ve Ferisileri sözleri ile
susturmasını görmek bu kadın için müthiş bir şeydi. Dünyaya bu muhteşem kişiyi
vereni bereketledi.
Rab İsa ona şaşırtıcı bir cevap verdi.
Kadın İsa’ya karşı bir derecede övgü belirtmesine rağmen O, bunları kabul
etmiyor gibi gözüküyordu. Aslında, kadının sözlerini bazı konularda yanlış bir
bakış açısına sahip olduğu için yadsıyordu. Tabii ki Rab İsa’nın muhteşem bir
kişi olduğu ve öğretişleriyle mucizelerinin görkemli olduğu doğrudur. Buna
rağmen sadece O’nun işlerini görmek ve öğretişlerini dinlemek gerçek
bereketlenme değildir. Aslında binlerce insan kadının orada duyduklarını ve
gördüklerini görüp de hiç bir zaman gerçekten “bereketlenmemişti.”
Peki bundan sonra gerçek bereketlenmenin
ne olduğunu İsa nasıl söylüyor? “Ne mutlu
Tanrı’nın Sözü’nü dinleyip uygulayanlara.” Gerçek bereketlenme Tanrı
Sözü’yle bir şekilde bağlantılıdır. Sadece mutluluk, hayret ve diğer herhangi
bir duyguyla olan bir deneyim değildir. Bunun gibi duygusal deneyimler
geçicidir ve önceden beklenmez. Onlar gelir ve gider, biz onlara bel bağlayamayız.
Eğer gerçek bereketlenme sadece duygusal deneyimler olsaydı, o zaman çoğunlukla
gerçekten bereketlenme hemen hemen imkânsız olacaktı. Günümüzün büyük bir
kısmında işimizle, çocuklarımızla, okulla ya da diğer sorumluluklarımızla
meşgul oluyoruz ve mutluluğumuz hakkında düşünmeyi durduramıyoruz. Diğer
tarafta, eğer bir kişi her zaman mutluluğu hakkında düşünüyorsa tamamıyla
bereketlenmeyecektir. Üstelik bu dünyada Tanrı için herhangi bir yararlı rol
sahibi olması da mümkün olmayacaktır.
Gerçek bereketlenmenin ne olduğu sana
sorulsaydı ne derdin? Tanrı’nın zor zamanlarında sana yaptığı yardımlarından,
muhteşem deneyimlerinden mi bahsedersin? Tanrı’nın yaşamında büyük ihtiyaçlarını
karşılamasından mı söz edersin? Aslında bunlar da bereketlerdir. İsa’nın kadına
verdiği cevabı hangi birimiz nasıl verebilir? Kaçımız gerçek bereketlenmenin
Tanrı Sözü’nü anlayıp uygulamanın olduğunu düşünürdü? İsa böyle düşünüyor. Ya
sen?
Bereketlenmiş!
GERÇEK BEREKETLENME (2)
“Ne
mutlu Tanrı’nın Sözü’nü dinleyip uygulayanlara!”
(Luka 11:27-28)
Gerçek bereketlenme Tanrı’yı dinlemek ve
itaat etmekle bağlantılıdır; çünkü Kendisi, Tanrı Sözü’nde böyle olduğunu açıkladı.
Bahsi geçen yazıdaki kadın Rab İsa’yı Tanrı Sözü’nü söylerken dinlemişti.
Tanrı’yı Kendisi konuşurken dinlemişti. Tanrı’dan öğrenme konusunda değeri
ölçülemez bir fırsata sahipti çünkü Tanrı tam karşısında duruyordu. Ama yine de
onun için heyecanlı bir tecrübeden fazla bir şey değildi. Bu yüzden İsa
hatasını düzeltiyor ve ona gerçek bereketlenme yolunu gösteriyor.
Rab bu kadına yeni bir şey anlatmıyordu.
Mezmurlar’ın bir yazarı daha kimse İsa’yı dinlemeden çok daha önce bunun hakkında
yazmıştı. “Ne mutlu yolları temiz olanlara, Rabb’in yasasına göre yaşayanlara! Ne
mutlu O’nun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle O’na yönelenlere!” (Mezmur
119:1-2). “Ne mutlu o insana ki, ...
zevkini Rabb’in yasasından alır.” (Mezmur 1:1-3). Gerçek bereketlenmeye giden yol çok önceden açıklanmıştı ve İsa
sadece bunu bu kadına tekrar edip hatırlatıyordu.
Bu yol, Tanrı Sözü’nü dinlemekle ve
uygulamakla tarif edilmiştir. Birçok insan Rab İsa’nın yeryüzünde ders
vermesine dinlemişti. Dinleyenlere bilge kişinin O’nun sözlerini dinleyip
onlara uyacağını anlatmıştı (Matta
7:24-27). Gerçi İsa cennete yükseltildikten sonra sözleri nasıl duyulabilirdi? Bunun cevabı
belli: Elçilerin Kutsal
Ruh’un yöneltmesiyle bunları yazmasıdır. Eski Antlaşma
peygamberlerinde olduğu gibi bu elçiler, Kutsal Ruh tarafından yönlendirilip
İsa’nın ne yaptığını mektuplarında açıkladıkları gibi İsa’nın sözlerini de
İncil kısımlarında yazıya dökmüşlerdir. Elçilerin bu yazıları İsa’nın
bahsettiği “Tanrı Sözü”nün son kısmıdır. Bu yüzden, bu kadının
İsa’yı duyduğu gibi duyamıyoruz ama, Kutsal Kitap’ın sayfalarında O’nun
sözlerini yani, Tanrı Sözü’nü duyabiliriz. Kutsal Kitap’ın sözlerini “duyarak ve saklayarak”, Tanrı’nın bizi bereketlemesine sadık
kaldığını öğreneceğiz.
Bundan dolayı, İncil’i düzenli okumaya
ve çalışmaya elimizden gelen en büyük gayreti gösterip buna önem vermeliyiz. Bu
küçük kitabın amacı bunu yapman için sana yardımcı olmaktır. Biz Tanrı’nın
söylediklerinin doğru olduğuna inanıyoruz. Rab İsa’nın söylediği gibi gerçek
bereketlenmeye giden yol O’nun Sözü’nü “dinlemek
ve uygulamak”tan geçiyor. O’nun Sözü’nü her gün dinleyip uygulamadığımız
sürece gerçek bereketlenmeyi tanıyamayacağız. Tanrı’nın sevgisi ve
bağışlamasıyla çok güzel tecrübelerimiz olabilir, “büyük” şeyler yapmak için bize yardım edilmiş olabilir ama Tanrı
Sözü’nü duyup uyguladıktan sonra alacağımız bereketler bunlardan çok daha fazla
olacaktır. O’nun Sözü’nü düzenli “dinleme”ye
olan ihtiyacımızı bize göstermesi için belki Tanrı’nın bizi disiplinle (örneğin
zor durumlar ya da üstesinden gelemediğimiz ayartılmalar) bereketlemesi
gerekir. Ya dilenciler gibi Tanrı’nın kapısında ya da Sözü’nde bizim için
yaydığı sofrasında içerde yaşayabiliriz. Seçim bizim.
Gerçekten bereketlenmiş
olmayı istiyor musun?
DAHA KESİN BİR SÖZ
“...Peygamberlerin sözleri bizim için
daha da büyük kesinlik kazanmıştır...” (2. Petrus
1:16-19)
Ölüm
Petrus’un önünde dururken o, mektubunun okuyucularına, kesin gerçekleri bir kez
daha hatırlatabildiği için mutlu olduğunu söylüyor. Kendisi gittikten sonra
daha yakın ilgi gösterebilmeleri için İncil’in temel gerçekleri hakkında
düşünmelerine yardımcı olmayı görevi olarak görüyor. Bu gerçekleri açıklarken anlattıklarının,
sadece peri masalı olmayıp Mesih’in görkemini gören bir şahidin raporu olduğunu
okuyucularına hatırlatmak Petrus için önemliydi. Rab İsa’nın dağda şekil
değiştirip yücelikteki görkemini gördüğünü hatırlatıyor. Petrus ayrıca esinleme
şeklinde kendisiyle doğrudan konuşan Tanrı’nın Sesi’ni duydu.
Tanrı’nın
Sesi’ni esinleme şeklinde doğrudan duymuş olmasına rağmen Petrus, “daha kesin” veya “daha emin” bir sözün olduğunu söylemektedir. Söz nasıl “daha emin” olabilir? Petrus’un dağda
duyduğu sesin yanlış olması mümkün olabilir mi? Tabii ki değil. Konuşan Tanrı’nın
Kendisi’ydi. O zaman söz nasıl daha emin olabilir? Petrus okuyucularının daha
emin olan sözü daha fazla önemsemesini ya da yakın ilgi göstermesini istiyor.
Bu kelimeyi “Kutsal Yazılar
Peygamberliği” olarak tanımlayarak devam ediyor ve Kutsal Yazılar’ın nasıl
yazıldığı konusundan bahsediyor. Yani, yazılı söz ile İsa’nın görkemine
tanıklık etmiş olanların sözlü tanıklıklarını karşılaştırıyor. Petrus elçilerin
tecrübeleriyle elçilerin yazdıklarını karşılaştırıyor. Elçilerin tecrübeleri
belki gerçekten çok doğrudur ama bu deneyimlere bizim önem vermemiz bizim için
gereken konu değildi. Petrus, dikkat etmemiz gereken şeyin Tanrı Sözü’nün
olduğunu bize anlatıyor.
Yazılı
olan Tanrı Sözü elçilerin tecrübelerinden nasıl daha emin olur? “Daha emin”dir; çünkü Tanrı tarafından
esinlenmiştir. Elçilerin tecrübelerini öğrenmemizin tek yolu Tanrı Sözü’dür.
Sırf bu gerçek bize hangisinin daha emin olduğunu anlatabilir. Üstelik,
elçilerin tecrübelerinin yanılmaz olduğunu gösteren hiç bir güvence yoktur.
İncil’de elçilerin Mesih’i ne kadar az anladıklarını gösteren bir çok olay
okuyoruz. Eğer onların tecrübesinden başka bir şeyimiz olmasaydı onların
bildikleri kadar az bilecektik! Dahası, Rab İsa, Kutsal Ruh geldikten sonra
Kendisi hakkında daha çok şey öğreneceklerine dair söz verdi. Söz edilen bu
şeyleri, Tanrı Sözü’nün bir parçası olan mektuplarına yazmaları için esinlendiler.
Bazı
ülkelerdeki insanlar elektriklerin birdenbire kesilmesine alışmışlardır. Bu
yüzden karanlıkta hiç bir yere çarpmadan mumları sakladıkları yere
gidebilirler. Tekrarlarla doğrudan ışığın bulunduğu yere gitmeye kendilerini
eğitmişlerdir. Bizde Kutsal Kitap’a doğrudan gidebilir miyiz? Karanlık bir
dünyada yaşıyoruz. Birçokları deneyimlerine ve öğretişlerine inanmamız için
bizi çağırmaktadır. Olağan olmayan tecrübeler ve “yeni” gerçekler bize anlatıldığında tepkimiz nasıl oluyor?
Dediklerinin doğru olup olmadığını anlamak için doğrudan ışığa gidebilir miyiz?
Bu konuda kendimizi eğitmemiz için Tanrı yardımcımız olsun.
Bizim çok daha emin bir sözümüz vardır.
YENİDEN DOĞDUK
“Tanrı’nın diri ve kalıcı olan Söz’ü
aracılığıyla yeniden doğdunuz.”
(1. Petrus 1:23)
22.
ayette Elçi Petrus bir insanın yapması gerçekten imkânsız olan bir emir vermeye
Kutsal Ruh tarafından esinlendi: “birbirinizi
katıksız, coşkulu bir kalple sevin.” Düşmüş, bencil bir kişi başkalarını
kendisini sevdiği gibi sevemez ve sevmek istemez de. Günahın kölesi olduğu için
kendi günahlı doğasını inkâr edemez. Bu yüzden başkalarını Tanrı tarafından
kabul gören bir şekilde sevemez. Düşmüş kişi bencil olmaktan vazgeçemez.
Bununla
birlikte Petrus inananlara birbirlerini coşkuyla sevmelerini söyler. Petrus
inanmayanların yapamayacağı bir şeyi neden inanlılara söyler? Sebebini 23.
ayette açıklıyor: “yeniden doğdun.” Bizim düşmüş doğamıza karşı hareket
edebilmemizi ne sağlıyor? Petrus bunu ‘yeniden doğma’ olarak adlandırıyor. Bu
deyiş Yeni Antlaşma’nın diğer parçalarında kurtulan kişilerin hayatlarında
Tanrı’nın yaptığı değişiklikleri açıklamak için kullanılıyor.
Yuhanna
3. Bölümde İsa Nikodim’e yeni doğuş hakkında bahseder. İsa, Nikodim’in yeni
doğuş aracılığıyla yeni yaşamı almadığı için İsa’ya inanmadığını söylüyor. (Yuhanna 3:3-5, 11-12). Petrus “yaşayan ümide doğduk”
diyor. (1. Petrus 1:3). Bize
Mesih’te yeni yaşam verildiği için gerçek ve kesin olan ümide ve beklentiye
sahibiz. Hâlâ günah içinde olanların ümidi yoktur ve bu dünyada Tanrısızdırlar.
Yakup’un mektubunda şöyle yazıyor: Tanrı “...gerçeğin bildirisiyle (bizi) yaşama kavuşturdu.” (Yakup 1:18).
Bu ayet Petrus’un açtığı konuyu göstermektedir. Tanrı bize Söz’ü aracılığıyla
yeni yaşamı vermiştir.
Yeniden
doğmanın başkalarını sevmekle ne ilgisi var? Düşmüş insanın düşmüş doğasına
karşı hareket edemeyeceğine göre Tanrı’ya boyun eğmesi için yeni bir doğaya
ihtiyacı vardır. Düşmüş doğası kendisini inkâr edip başkalarını sevmek istemez.
Bu yüzden, yeni şeyler yapabilmesi için yeni bir doğaya sahip olmak gerekir.
Düşmüş kişi için imkânsız olan şey yeniden doğmuş kişi için mümkündür. Kutsal
Ruh bizlere Tanrı’ya itaat etmek isteyen yeni bir doğa verir. Ayrıca bize yeni
doğamızın isteklerini yerine getirebilmek için lütuf verir. Bu şekilde, Kutsal
Ruh’un yardımıyla bizim için daha önceleri imkânsız olan şeyleri yapabiliriz.
Petrus,
Tanrı’nın bize yeni yaşamı vermek için Söz’ünü kullandığını söylüyor. Bunu
nasıl yapıyor? Bu bir gizem. Bütün inanlılar Tanrı’nın Kendisi’ni Söz’ü
aracılığıyla gösterdiği konusunda tanıklık edebilirler. Ruhsal sağlığımız için
Tanrı Sözü’nü bereketlemeye devam ettiğini hepimiz söyleyebiliriz. Tam olarak
bunu nasıl yaptığını bilmiyoruz. Petrus bu ayette Tanrı Sözü’nü bir “tohum” olarak nitelendiriyor. Bu tohum
filizlenmeye başladığında yerin altında gizli olarak duruyor. Hiç kimse bitkiyi
topraktan çıkana kadar görmüyor. Yeni yaşam verdiği zaman Tanrı Sözü kalbe
konmuştur. Bunu da kimse göremez, ama ortaya çıkan yaşamı herkese görünür.
Tanrı’nın tohumuyla bitki tohumları arasındaki fark şudur: Tanrı’nın tohumları
hiçbir zaman yaşamı oluşturmada başarısızlığa uğramaz. Çiftçiler böyle
tohumlara sahip olmayı çok isterlerdi! Bizde var.
Yeniden doğdun mu?
BOZULMAYAN SÖZ
“...Rabb’in Sözü sonsuza dek kalıcıdır.” (1. Petrus 1:25)
Petrus,
Tanrı Sözü’nün bozulmaz olduğunu bize hatırlatmak için Peygamber İşaya’dan (İşaya 40:6-8) alıntı yaptı. İnsanın
bütün görkemi kısa bir süre içinde çürüyüp yok olan bir kır çiçeğine benzetilebilir.
Bilindiği gibi ot ve çiçekler solar. Filistin’de çölden gelen kuru rüzgârlar
havanın nemini alıp otları kurutuyor. Çiçekler için gerçek olan insanlar için
de gerçektir. Çiçek ve çimenin olduğu gibi, insanın ve fikirlerin ömrü kısa ve
güçsüzdür. Bu gerçek Tanrı Sözü ile keskin bir tezat oluşturmaktadır. İnsanın
fikirleri her zaman değişmektedir ve zamanla eskimektedir. Ancak Tanrı Sözü hiç
bir zaman değişmez ve eskimez.
Tanrı
konuştuğu zaman Söz’ü gerçeği ifade eder. Gerçek iptal edilemez ve
değiştirilemez. Tanrı’nın gerçeği hiç bir zaman değişmediğine göre, o gerçeğin
ifadesi de hiç bir zaman değişmez. Tanrı’nın fikirleri hiçbir zaman
kullanılamaz ya da anlamsız hale gelmez. Fikirleri sonsuzdur; sözleri de
sonsuzdur. Bu yüzden Kendisi, insan, günah veya kurtuluş hakkında ne derse
desin, Tanrı’nın bu sözlerinin kesin, gerçek ve değişmez olduğunu bilebiliriz.
Önemli olan şeyler hiç bir zaman değişmez; değişen “gerçekler” gerçekten o kadar önemli değildir.
Petrus’a
göre İşaya Müjde hakkında konuşuyor. Bizim bu bozulmaz Söz aracılığıyla yeniden
doğduğumuzu söylüyor. Tanrı Sözü’nün canlı olmasından dolayı, suçluluk ve
günahlarda ölü olan insanlara yaşam vermek için Tanrı Sözü’nü kullanıyor.
İnsanların fikirleri ve sözleri belki başka bir insanın fikri ve hareketlerini
değiştirebilir ama yaşam veremez. Sadece yaşayan Tanrı yaşam verebilir. Tanrı,
Söz’ünü kullanarak bunu yapıyor. Söz’ün canlı ve bozulmaz olmasından dolayı
Tanrı’nın bize verdiği mesajın değişebileceği ya da bozulabileceğini merak
etmemeliyiz. O Söz her zaman Tanrı’nın düşüncelerini bize yansıtacak ve O’nun
isteğini bize bildirecektir.
İbraniler’e
yazılan mektup buna benzer bir şey yazmaktadır: “Tanrı Sözü diri ve etkilidir,
iki ağızlı her kılıçtan keskindir.... yüreğin düşüncelerini ve amaçlarını da
yargılar.” (İbraniler 4:12)
Tanrı Sözü olduğu için Tanrı’nın işini de yapabilir, yani Tanrı Kendi işlerini
yapmak için Söz’ünü kullanıyor. Tanrı Kendi Sözü’yle insan yüreğini en derin
noktasına kadar inceliyor, yani insanın düşüncelerini kendisine açıyor. Tanrı
bize onun aracılığıyla konuşuyor. Tanrı onun aracılığıyla bizde etkili bir
şekilde çalışıyor. O’nun aracılığıyla yaşamımızı değiştiriyor. Tanrı günahlı
düşüncelerimizi ve planlarımızı açığa çıkararak bizde kılıç gibi keskin bir
işlem yapar. Tanrı bizim kendimizi tanıdığımızdan çok daha iyi tanır. Biz kendi
kendimizi kandırırız ama Tanrı bu yalanları yok eder ve bizim ne olduğumuzu
bize gösterir.
Kutsal
Kitap’ın Tanrı’sı Yaşayan ve Gerçek Tanrı’dır. Düşmüş insanlar tarafından
yapılmış ve kendi düşündüklerine uygun bir kimseden bahsetmiyoruz. O gerçek
Tanrı’dır. O’nun Sözü, Kendisi gibidir, bozulmaz. Bize Söz’ünde konuşmuştur.
O’nu nasıl karşılayacağız?
Tanrı Sözü sağlam bir kayadır!
MÜJDELENMİŞ SÖZ
“İşte size müjdelenmiş olan Söz budur.” (1. Petrus 1:25)
“Yeni
Doğduk” bölümünde okuduğumuz gibi Petrus Tanrı Söz’ü aracılığıyla tekrar
doğduğumuzu bize anlatmıştı. Şimdi Tanrı’nın bize bu Söz’ü nasıl ulaştırdığı
anlatılıyor: Müjdelenerek! Müjde bize, Yeni Antlaşma’da görüldüğü gibi,
elçilerin müjdecilikleri aracılığıyla gelmiştir. Tanrı bizde inanç oluşturmak
için elçilerin müjdelediği bu Söz’ü kullandı. Bazılarımıza Kutsal Yazıları’nı
okurken Müjde ulaştırıldı, bazılarımıza ise Müjde’nin başkası tarafından
anlatılması aracılığıyla gelmiş oldu. Her neyse, Pavlus bize şunu söylüyor: “iman,
haberi işitmekle, işitmek de Mesih’le ilgili Söz’ün yayılmasıyla olur”
(Romalılar 10:17). İman olmadan
kurtulmuş olmayız. Tanrı Sözü olmadan inanamayız.
Tanrı Sözü Tanrı’nın bize yeni yaşam
vermek için kullandığı araçtır. Müjde vaaz edildiğinde ya da bir kişinin
Müjde’yi Kutsal Yazılar’da okuduğunda, Kutsal Ruh yenileyebilir. Kutsal Ruh bizde
bu yeni yaşamı oluşturmak için başka hiç bir şeyi kullanmayacaktır. Bir
müjdecinin söylediği gibi: “Kutsal Ruh en
iyi Kendi arabasında yolculuk eder.” Kutsal Ruh bize günahımızı göstermek
için Tanrı Sözü’nü kullanmaktadır. Ayrıca bize Kurtarıcımızı, Rab İsa Mesih’i
göstermek için de onu kullanmaktadır. Günahlarımızdan gelen suçluluğumuzu ve
Tanrı’nın gazabını anlamamız gerekir. Bu sorun sadece Kutsal Kitap’ta
gösterilmektedir.
Buna
benzer başka hiç bir sorun yoktur. Bu sorunu bize gösterecek başka hiçbir kitap
yoktur. Ayrıca bu sorun için Kutsal Yazılar’da bulunan çözümden başka hiçbir
çözüm yoktur. İnsan belki bir çok başka problemi Müjde’yi okumadan çözebilir;
ama Kutsal Yazılar’da bulunan Müjde’ye bakmadıkça Tanrı’nın onun günahları
hakkında ne düşündüğünü öğrenemeyecektir. Tanrı Sözü’nü okuyana kadar Tanrı’nın
onun günahları için ne yaptığını da asla bilemeyecektir. Bu yüzden Kutsal Ruh
bize yeni yaşamı vermek için Tanrı Sözü’nü kullanır. Neyi öğrenmeye ihtiyacımız
olduğu bizlere gösteren tek kitap Tanrı Sözü’dür. Aslında Kutsal Ruh Kitap’ın
yazarlarını bu amaçtan dolayı yönlendirdi. Kutsal Kitap, Kutsal Ruh’un
Kitap’ıdır ve bu dünyadaki görevini yerine getirmek için bu Kitap’ı kullanır.
Galatyalılar’a
mektubundaki ilginç bir ayetinde Elçi Pavlus dönüşümle Kutsal Ruh’u almayı eşit
görmektedir. “Sizden yalnız şunu öğrenmek istiyorum: Kutsal Ruh’u, Yasa’nın
gereklerini yapmakla mı, yoksa işittiklerinize iman etmekle mi aldınız?”
(Galatyalılar 3:2) Bu “işittiklerinize iman” yukarda Romalılar
10:17’de bahsedilen kavram ile aynıdır. Kutsal Ruh’u almamızın tek yolu
Müjde’yi “işitmek”tir. Bize yeni
yaşam vermek için Tanrı’nın kullandığı tek yol budur. Gerçekten değiştiğimizde
Tanrı olan Kutsal Ruh bize gelir. Bu “işittiklerinize
iman” ile ilgilidir. Bu “işitme”
sadece Tanrı Sözü aracılığıyla olur.
Belki aynı şeyi tekrar ve tekrar yazdık.
Önemli nokta bu: Tanrı Sözü’nün yerini başka bir şey alamaz. Tanrı insanlarını
kurtarmak ve bereketlemek için onu kullanmaktadır. Bu konuda aynı fikirde
misin? Peki, Tanrı Sözü’nü okuyor musun?
İman,
haberi işitmekle, işitmek de Mesih’le ilgili Söz’ün yayılmasıyla olur.
YENİ DOĞMUŞ BEBEKLER GİBİ
“Yeni doğmuş bebekler gibi, hilesiz sütü
andıran Tanrı Sözü’nü özleyin ki, bununla beslenip büyüyerek kurtuluşa
erişesiniz.”
(1. Petrus 2:2)
Kimse bebek gibi görülmek istemez. Küçük
çocuklar bile olduklarından daha büyük olduklarında ısrar ederler. Bununla birlikte
Tanrı’nın karşısındaki yerimizi gerçekten anlarsak Petrus’un bize bebek gibi
olmayı neden tavsiye ettiğini kolayca görebiliriz. Bu karşılaştırmadaki önemli
nokta bebeklerin ihtiyaç duydukları süte olan kuvvetli arzularıdır. Onu çok
istemektedirler. Ebeveynlerin, özellikle yeni ebeveynlerin bebeğin
ihtiyaçlarını mümkün olduğu kadar çabuk karşılama istekleri bu yüzdendir.
Biliyorlar ki, aç bir bebek sütünü alana kadar ağlamayı bırakmayacaktır.
Petrus, Tanrı Sözü’ne olan arzumuzun, bebeğin süte karşı olan doymak bilmez
arzusu gibi olması gerektiğini anlatıyor. Tanrı Sözü’nde iyice doyana kadar
memnun olmamalıyız. Midemiz için yiyecek
yemeği o kadar kolay buluyoruz ki! Bu yemek arzusu Tanrı Sözü’ne olan
isteğimizin nasıl olması gerektiğini bize gösteriyor.
Arzu edeceğimiz Söz “katıksız”dır. Eğer Tanrı’nın katıksız Sözü’nün zevkini tadarsak
daha fazlasını isteyeceğiz. “Katıksız”
kelimesi Tanrı Sözü’nün sulandırılmamış, başka bir şeyle karıştırılmamış
olduğunu anlatmaktadır. Eğer bir bebeğin sütüne acı ya da biberli bir yiyecek
katarsan büyük ihtimalle onu sevmeyecektir. Aynı şekilde Tanrı Sözü insanın
fikirleriyle ya da felsefesiyle karıştırılmamıştır. İnsanların dünya hakkında
düşündükleri ya da nasıl işlemesi gerektiği hakkında bize bahseden bir kitap
değildir. Tanrı Sözü bize Tanrı’nın Kral olduğunu ve Krallığı’nın ruhsal
olduğunu anlatmaktadır. “Beden” ile
karışmamıştır. (Yuhanna 3:6)
Bu süte olan arzumuzun amacı; onu
içmemiz ve böylece kurtuluş yönünde büyümemiz içindir. Mesih’e ilk
inandığımızda başladığımız yaşamda günahta gittikçe ölüp doğrulukta gittikçe
büyüyoruz. Kutsal Kitap bu gerçeği açıkça yazıyor. Yaşam ilk değişimle durmaz.
Tam tersine, o sadece bir başlangıçtır. Bu inanç yaşamımızda büyümek için
yemeğe ihtiyacımız var. Yiyeceğimiz Tanrı Sözü’ndedir. Söz’ü anlamakta
büyümezsek, iman ve itaatte de büyüyemeyeceğiz. Tanrı’nın amacı bizi gittikçe Oğlu’na benzetmektir. Bu yüzden
Tanrı’nın isteği bu katıksız sütten her gün ve düzenli olarak içmemizdir.
Petrus’a göre gerçekten “Rabb’in şefkatini tatmamız”, Tanrı
Sözü’ne olan kuvvetli arzumuzu yarattı. Aç bir insan yemeğin tadına baktığı
zaman daha çok yemek yemeyi isteyecektir. Tanrı Sözü’ne olan arzumuz kuvvetli
olduğu zaman bizi düzenli bir şekilde Söz’ünden “içmeye” ve “yemeye”
götürecektir. Tadına baktığımız bu Söz Rabb’in şefkatiyle tatlandırılmıştır.
Söz’ünden beslendiğimiz sürece Rabb’in şefkatinden ve lütfundan daha fazla
nasipleniriz. Büyümek için ihtiyacımız olan şey kesinlikle budur. O’nun Oğlu
gibi düşünüp hareket edebilmemiz için her adımda Tanrı’nın lütfuna ihtiyacımız
vardır. Bu lütuf Tanrı Sözü aracılığıyla verilir.
Tam
bir daire çizdik. Eğer Tanrı’nın şefkatinden tattıysak daha fazlasını
arzularız. O’nun katıksız sütünü daha fazla arzularsak ondan daha derinden
içeriz. Ondan içtikçe Oğlu’nun görünümüne daha fazla dönüştürüleceğiz ve O’nun
şefkatine daha fazla susayacağız. Tanrı’nın çocuğu bebeğin sütünü arzuladığı
gibi Tanrı Sözü’nü arzulayacaktır. Susuzluğunu kaybettin mi? Tanrı’ya bu arzuyu
sana geri vermesi için dua et. O’nun isteği budur:
Saf sütü andıran Tanrı
Sözü’nü özleyin.
GERÇEK ZEVK
“Buyrukların
doğrultusunda yol göster bana, çünkü yolundan zevk alırım.” (Mezmur 119:35)
Mezmur 119 Tanrı Sözü’nü kutluyor.
Mezmur yazarı çok sevinçliydi ve Tanrı Sözü’nden o kadar zevk aldı ki konuyu
176 ayet boyunca devam ettirdi! Bir bölümündeki tüm ayetlerinin aynı harfle
başladığı bu Mezmur’un 22 bölümü vardır. Mezmur İbrani alfabesinin 22 harfini
baştan sona kadar geçmektedir. Diyebiliriz ki; Mezmur yazarı Tanrı Sözü’nün
A’dan Z’ye kadar tamamlanmış ve yeterli olduğunu ifade ediyor. Ayrıca Tanrı
Sözü’nün tam ve tatmin edici bir yaşam için gereken ve ihtiyaç duyulan her şey
olduğunu kastediyor. Başından sonuna kadar, Tanrı Sözü mükemmeldir. Son olarak,
Tanrı Sözü’nün onun en büyük zevki olduğunu söylüyor.
Nelerin bize zevk verdiği hakkında
düşünürsek aklımıza birçok şey gelir: ailemiz, arkadaşlarımız, eğlencelerimiz,
evimiz, sahip olduğumuz her şey... Rab’deki kardeşlerimiz, işimiz bile bazı
anlarda zevk verebilir. Ama bunlardan hiç biri bize sürekli zevk veremez. Hiç
bir şey bizi tamamıyla tatmin edemez. Bunlardan hiç biri mükemmel değildir. Bu
dünyadaki hiç bir şey Tanrı Sözü kadar tam ve tatmin edici değildir. Mezmur’un
yazarı şunu bile söyleyebiliyor: “Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, sanki
benim oluyor bütün hazineler” (Mezmur 119:14). Bir kralın hazinesi bile
bu yazara Tanrı Sözü kadar kıymetli gelemez. Büyük ihtimalle bunun yazarı Kral
Davut idi ve yazar sebepsiz yere bunu yazmıyor. Kralın bütün zevkleri ve gücü
onun için Tanrı Sözü’nden çok uzaktaydı.
Gerçi zevk verici bulduğu şey sadece
Tanrı Sözü değildi. Bu Mezmur’da Tanrı Sözü’nü birçok kez “emirler” olarak nitelendiriyor. Tanrı bilgisi harika ve tatmin edici olsa bile, Tanrı’ya itaat etmek en büyük
berekettir. Bu doğru. Tanrı’ya itaat etmek her şeyden çok daha iyidir. Rab İsa
bunu şöyle söylüyor: “Beni seven sözüme uyar, Babam da onu sever.
Biz de ona gelir, onunla birlikte yaşarız.” (Yuhanna 14:23) Tanrı’ya itaat etmek en harika şey çünkü Tanrı
Kendisi’ne itaat edenle birlikte yaşar. Bu nedenle Tanrı’nın emirleri Mezmur
yazarı için zevkti. Emirler, yazarın Tanrı’yla yakın bir ilişkiye girmesine
neden olmuştu. Emirler, Tanrı’nın nelerden hoşnut olduğunu ona gösterdi. İtaat
ettiğinde Tanrı memnun oluyordu ve memnunluğunu kuluna gösteriyordu. Tanrı sert
bir efendi değildir, seven bir Baba’dır.
Yeryüzündeki yaşamın değerleriyle çok
kolayca tatmin olabiliyoruz. Bencil ve günahın yollarında bulunmaya ya da
onunla tatmin olmaya alışmışız. Bırakılması zor bir alışkanlık bu, ama Tanrı’nın
yardımıyla O’nun emirlerinden daha derin zevk almaya adım adım
yönlendirilebiliriz. Tanrı’yı neler memnun ediyor diye öğrenmek için O’nun
Sözü’nü çalışacağız. Sonra bu emirleri dualarımıza konu yapacağız. Tanrı’ya
itaat etmemiz için Tanrı bize yardım etmekten memnun olacak. Ayrıca O’nun
emirlerinden zevk almamızı sağlamaya da memnun olacak. Bunu Tanrı’dan duayla
isteyip her gün arayalım.
Buyrukların
doğrultusunda...zevk alırım.
TANRI HAKKINDA DÜŞÜNMEK
“Ancak zevkini Rabb’in yasasından alır ve gece gündüz onun
üzerinde derin derin düşünür.” (Mezmur 1:2)
Bu Mezmur’da tarif edilen “kötü”, “günahkâr” ve “alaycı”
insanlar (1.ayet), günahlı şeyler hakkında düşünüp de düşündüğü şeyleri yapan
insanlardır. Kutsal Kitap onları “yatak üzerinde fesat düzenlerin ve kötülük
tasarlayanlar...” (Mika 2:1)
olarak niteliyor. Eğer insanları durdurup ne hakkında düşündüklerini sorarsanız
çoğunlukla alacağınız cevap günahtan etkilenen istek ya da planlarla ilgili
olacaktır. Düşüncelerinin hepsinin günahtan etkilendiği için yaptıkları da
günahla doludur. Üzerinde düşündükleri şeyleri yaparlar.
İsa Mesih’e inananlar da bu konuda
farklı değildir. Onlar da düşündükleri şeyleri yaparlar. Bundan kaçmak
imkânsızdır. “Her şeyden önce de yüreğini koru, çünkü yaşam ondan kaynaklanır.”
(Sül. Mes. 4:23) “Yaşam ondan kaynaklanır” kavramı ile
kastedilen şeyler kalbinden çıkan hareketler ve sözlerdir. Bu fikir basittir
ama sık sık bunun farkında olmuyoruz. Zihnimizin ara sıra günaha sürüklenmesine
izin vermek ne kadar kolaydır. Sonra bir günahla karşı karşıya kalıp şaşkınlığa
uğradığımızda buna nasıl düştüğümüzü merak ederiz. Nasıl oldu? Zihnimiz onunla
karşılaşmadan çok daha önce böyle bir fırsat düşünüyordu. Günah işlemeden önce
kendimizi memnun etmeyi ya da Tanrı’yı memnun etme yolundan sapmayı
düşünüyorduk. Ne düşünürsek onu yaparız.
Peki ne hakkında düşünmeliyiz? Bu
Mezmur’un netleştirdiği fikir budur: Mesih İnanlısı Tanrı hakkında düşünen
birisi olacaktır. Tanrı’yı tanımamız için Tanrı Kendisi’ni Söz’ünde
açıklamıştır. Bir çok insan Tanrı hakkında düşünür ama fikirleri Tanrı hakkındaki
gerçekle uyuşmaz. Ya Tanrı’nın Kendisi’nin söyledikleri hakkında bilgisiz
davranırlar ya da gerçeğe direnmeyi seçerler. Bununla birlikte Mesih İnanlısı,
Göksel Baba’sı hakkındaki gerçeği biliyor ve bunu seviyor. İmanlı kişi Tanrı
hakkında düşünmeyi seven bir kişidir. Sonuç olarak, Tanrı hakkında düşündükçe
O’nu memnun etmeye ve O’nun gibi hareket etmeye başlarız.
Tam
anlamıyla Tanrı hakkında düşünmek için Kendisi hakkında ne bildirmiş olduğunu
bilmemiz gerekir. Buna göre düşüncelerimize yön verecek ihtiyacımız olan
bilgiyi bulmak için O’nun Sözü’nü okumalı ve çalışmalıyız. Eğer Tanrı
hakkındaki gerçekleri bilmezsek, O’nun hakkında doğru bir şekilde düşünemeyiz.
Eğer O’nun hakkında doğru bir şekilde düşünmezsek O’na itaat edemez ve O’nu
memnun edemeyiz. Ama Tanrı’nın, Kendisi ve istedikleri hakkında açıkladıklarını
düşünürsek şöyle olabiliriz: “Böylesi akarsu kıyılarına dikilmiş ağaca
benzer, meyvesini mevsiminde verir, yaprağı hiç solmaz, yaptığı her işi
başarır.” (Mezmur 1:3) Anlamak
bu kadar kolay.
Bu çalışmaların amacı şudur: Tanrı
hakkında Tanrı Sözü’nden bir şeyler öğrenip öğrendiğimiz şeyler üzerinde derin
derin düşünmek. Çünkü O, Tanrı’yı tanımamızı ve memnun etmek amacıyla Kendisi
hakkında düşünmemizi istiyor. Gerçek bir imanlı için böyle bir hareket zevk
verecektir çünkü…
Mesih İnanlısı Tanrı hakkında düşünen kişidir.
TANRI’NIN YOLU
“Yasa Kitap’ında yazılanları dilinden
düşürme. Tümünü özenle yerine getirmek için gece gündüz onu düşün…başarılı
olacak ve amacına ulaşacaksın.” (Yeşu 1:8)
Eğer Yeşu Musa’yla beraber geçirdiği 40
yıllık yoldaşlığından bir şey öğrenmişse, o da Tanrı’nın bereketleyeceği tek
şeyin O’nun isteğinin O’nun istediği şeklinde yapılmış olmasıdır. İsrail
halkını Kenan diyarına götürmek üzereyken, Tanrı Yeşu’ya bir şey hatırlattı.
Ancak Tanrı’nın isteğini yerine getirmekle Kenan diyarını fethedeceklerdi.
Tanrı’nın isteğinin ne olduğunu anlatmak için artık Musa yanında yoktu, bu
yüzden Yeşu Tanrı’nın isteğini öğrenmesi için başka bir yol bulmak zorunda
kaldı. Tanrı Yeşu’ya özel ve araçsız esinleme şeklinde konuşabilirdi ama bu
nadiren olmuştu. Yeşu Tanrı’nın ondan ne istediğini düzenli bir şekilde nasıl
bilecekti ve nasıl yapacaktı? Tanrı ile O’nun isteğini bilmek için tek kaynak
bu “Yasa Kitabı” idi.
Bu “Yasa Kitabı” Musa tarafından çöldeki
gezide yazılmıştı. Tanrı’nın Musa’ya ve insanlara söylediği ile onlar için
yaptığı her şey kitapta kayıtlıydı. Ayrıca dünyanın yaratılışından Musa’nın
doğumuna kadar Tanrı’nın Musa’ya açıkladığı kurtarma planı da kayıtlıydı.
Tanrı’nın neler yaptığı hakkındaki hikayeler Tanrı’nın açıklamalarıyla beraber
yazıldı. Kitap böylece Yeşu’ya rehberlik edip Tanrı hakkında neye inanması
gerektiğini öğretecektir. Bundan başka kitaptaki emirler Tanrı’nın Yeşu ile
halkından neler beklediğini gösterecektir. Bu “Yasa Kitabı”ndan Yeşu, Tanrı’nın İbrahim ve çocuklarına verdiği
lütuf vaatlerini öğrenecektir. Tanrı’nın yolu budur: Tanrı’ya ve vaatlerine
inanmak ve emirlerine itaat etmektir. İman ve itaat yürümek için kullandığımız
iki ayaktır. Vaatler ve emirler nereye gideceğimizi gösteren iki ışıktır.
İman
ve itaatte yürüyebilmek için bu “Yasa
Kitabı”ndaki Tanrı Sözü üzerine derin derin düşünmesi gerektiği yazılmıştı.
Tanrı’ya inanmak ve itaat etmek kolay değildir. Bize yardım etmesi için O’nun
lütfuna ihtiyacımız var ama Tanrı’nın lütfu bize Tanrı Sözü aracılığıyla gelir.
Aslında Söz’ü, “seni tekrar oluşturan
O’nun lütfunun Sözü” olarak nitelenir. Eğer Tanrı Sözü’nü ağızlarımızda ve
aklımızda tutmazsak Tanrı’ya neler için güveneceğimizi ve bizden neler
istediğini bilemeyiz. Sıkıntılarda Tanrı’ya inanmak ya da O’na itaat etmekte
zorluk çekeceğiz. Sonuç olarak ne “yolumuzu
zengin” yapabiliriz ne de “iyi bir
başarı” elde edebiliriz.
Yeşu,
İsrail halkına Kenan diyarını başarılı bir şekilde fethetmeye nasıl götürecek?
Ancak işlerini Tanrı’nın yoluyla yaparak başarılı olacak. Tanrı’nın yolu, Kendi
Kitabında açıklanmıştır. Bu yüzden Yeşu, Tanrı Sözü’nü çalışmak ve üzerinde
derin derin düşünmek için zaman harcayacaktır. İmanı Tanrı Sözü’yle beslenecek
ve itaat edebilmek için Tanrı Sözü tarafından yönlendirilip güçlendirilecektir.
Böylece karşılaştığı her durumda sadece Yeşu değil onu takip eden İsrailliler
de Tanrı’nın lütfunu görecektir. Bu kitap sadece insanların bereketlenmesi için
değil; Tanrı’yı bilen ve O’na itaat edenler tarafından Tanrı’nın yüceltilmesi
için yazıldı. Şimdi bu ayetin önemini görebiliyor musun? Bir şeyler yaparken bu…
Tanrı’nın yoluyla
yapılacak.
TANRI SÖZÜ’NDEN YARARLANMA (1)
“Kutsal
Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak, yola getirmek ve doğruluk
konusunda eğitmek için yararlıdır.” (2. Timoteyus 3:16)
Kutsal Kitap’ı nasıl okuyabilir ve ondan
devamlı olarak nasıl yararlanabilirim? Bu sorunun cevabı oldukça uzun olabilir.
Tanrı Sözü’nü anlamak için bize yardımcı olabilecek birçok şey vardır. Şimdi
İncil’in kendi hakkında söylediği bir şey ile başlayalım.
Yukarıda bahsedilen ayette, Kutsal Kitap
bilgisinin teorik bölümlerini toplayan iki unsur; öğretmek ve azarlamaktır.
Öğretme ilk önce gelir, çünkü bütün ruhsal deneyimler Tanrı’nın Kutsal
Yazılar’daki esinlemesi üzerine olan gerçek bilgiye bağımlıdır. Dünya Tanrı’yı,
kendi bilgeliği aracılığıyla tanıyamaz. Yaratılış aracılığıyla Tanrı’nın
isteğini bilmek için yeterli esinleme elde edemiyoruz. Tanrı’yı doğru
tanıyabileceğimiz tek yol O’nun bizim öğretmenimiz olmaya lütfetmesidir. Tanrı
bunu “peygamberler aracılığıyla bir çok
bölümlerle ve bir çok yolla” ve son olarak “Oğlu aracılığıyla” konuşarak yapmıştır. Son açıklaması İsa Mesih’te
ve öğretişi elçisel hizmet (Elç. İşl.
1:1-2) aracılığıyla olduğuna göre, Tanrı’yla ilgili konular hakkında
tamamıyla ve tam anlamıyla bilgilendirilmek için ihtiyacımız olan her şeye
sahibiz.
Bu ayete göre öğretilmeye ihtiyacımız
vardır. Bu ayet bize böyle bir yardım olmaksızın öğrenemeyeceğimiz şeylerin
olduğunu anlatıyor. Öyle şeyler var ki, Kutsal Yazılar aracılığıyla bize açıklanmasaydı
öğrenilemezdi. Bundan başka Kutsal Yazılar’da hâlâ öğrenmediğimiz şeyler de
vardır. Hiç birimiz Tanrı’nın açıklamasının bütünlüğünü tam olarak anladığını
söyleyemez. Kimisi çok olsun kimisi daha çok olsun her birimizin Kutsal
Yazılar’dan gelen bilgiyle dolması gereken bilgisiz alanlar vardır. Son olarak
bu Söz -eğer Tanrı’yı tanımak istiyorsak-
bilinmesi gereken şeylerin olduğunu bize anlatıyor. Bilgi kurtuluş için
önemlidir. Kutsal Kitap “bilge kılıp kurtuluşa kavuşturacak güçte olan Kutsal Yazılar”
olarak niteleniyor. Bilgi ayrıca lütufta büyümek için de
gereklidir. İsa öğrencileri için, “Onları gerçekle kutsal
kıl. Senin Söz’ün gerçektir”
diye dua etti.
Bu yüzden Kutsal Yazılar’ı okurken “Bu bölüm bana Tanrı, İsa, Kilise, kendim,
görevim v.b hakkında ne öğretiyor?” diye dua etmeliyiz. Dualarımız ve
sorularımız cevaplandığında Kutsal Yazılar’ın yararlı olduğu ikinci yolla
karşılaşacağız: Azarlama. Sadece bazı şeyler hakkında bilgisiz değiliz, başka
konularda yanlışlığımız da vardır. Bazı şeyleri yanlış biliyoruz ve bazı
şeyleri yanlış yapıyoruz. Ama bu sadece yanlışların sorunu değildir. Günah hakkında
konuşuyoruz. Yanlış şeyler yapıyoruz çünkü istiyoruz. Kaza ile günah
işlemiyoruz, içimizdeki isteğin harekete dönüşmesi sonucunda kendimizi günahın
içinde buluyoruz. Bunların içimizde tekrar denetlenmesi gerekir, böylece
onların yanlış olduğunu anlayabiliriz. Bu bizi şaşırtmamalı, yanlış yaptığımız
bize söylenmeli. “Dost acı söyler”
sözü doğrudur, bizim de Tanrı Sözü’nden daha iyi bir dostumuz yoktur. Tanrı
Sözü’nü her okuduğumuzda bu soruyu sormamız için Tanrı yardımcımız olsun:
Bu
yazı benim ve itaatim hakkında ne söylüyor?
TANRI SÖZÜ’NDEN YARARLANMA (2)
“Kutsal Yazıların tümü Tanrı esinidir ve öğretmek, azarlamak,
yola getirmek ve doğruluk konusunda eğitmek için yararlıdır.” (2. Timoteyus 3:16)
Öğretmek ve azarlamak nasıl Tanrı’yla
kutsal yürüyüşte gerekli bir kaynaksa, öğrendiklerimiz hakkında da pratik bir
çalışmaya ihtiyacımız var. Bu bizi “yola
getirmeye” götürür. Bunun anlamı “birini
doğru yola sokmak”tır. Yani, azarlama ile yanlış olan fikirlerimiz ve
davranışlarımız bize anlatıldı. Şimdi yola getirme ile doğru olan şeyler bize
anlatılıyor. Kutsal Kitap neye inanmamız ve ne yapmamız gerektiğini bize
çekinmeden anlatmaktadır. Tanrı Sözü’ne göre yapılan vaazlar da bunu
yansıtacaktır. Kutsal Kitap’ın böyle vaaz edilmesi herkesin hoşuna
gitmeyebilir, ama Tanrı Sözü’nde gerçek bir hizmet Tanrı’nın düşüncelerini
yansıtacaktır. Tanrı’nın Kilisesindeki modern akımlar ile çok eski sorulara verilen
modern “cevaplar” hakkındaki görüşü
ancak Kendi Sözü’nde bulunur. Bugünkü eğilim; istediğin sonucu getirene inanmak
ve öğretmek. Modern insan “eğer iyi
hissediliyorsa yap” demekte. Bu dünyevi fikir bugünkü Kilisede bulunan bazı
öğretişlerden çok farklı değil. Sorulması gereken soru “Bu işe yarar mı?” ya da “Çoğunluk
neye inanıyor?” değil, “Tanrı bu
konuda ne diyor?” olmalı. Eğer Tanrı’nın öğretmelerini göz ardı edersek
O’ndan bereket bekleyemeyiz. Tanrı seçeneklerden oluşan bir liste sunmuyor,
itaat etmemizi beklediği bir inanç ve davranış standardını buyuruyor. Benden
neye inanıp uygulamam bekleniyor?
En sonunda “doğruluk konusunda eğitilmek” vardır. Bu sözler çocuğunu disiplin
eden bir babayı aklımıza getiriyor. Ne kadar sevgi dolu bir düşünce! Bütün
eğitim ve kendini keşfetme işlemlerinin arkasında seven bir Baba vardır. Kutsal
Yazılar’da karşılaştığım her şey bana Göksel Babam’ın elinden geliyor. Amacı
bana dünyalı bir babanın yapabileceği gibi zalimlik ya da işkence yapmak değil.
Bu işlemin şimdiki amacı O’nun adı uğruna doğruluk yollarında yürümemizi
sağlamaktır. Tanrı’nın en son amacı beni daha fazla Kendi Oğlu’na benzetmektir.
Bu bağlamda beni öğretişler, uyarılar, örnekler, şefkat, vaatler ve disiplin
ile yetiştirir. Tanrı’nın öğrenmem ve itaat etmem için çok şeyi vardır
Neden
bu kadar uzun ve zor bir işlem gerekir? Yetiştirilmek gerekiyor çünkü Tanrı’nın
bizden ne yapmamızı istediğini ilk anda anlayamayız. Hatalarımızın ve
düşüşlerimizin düzeltilmesi sonucunda elde ettiğimiz deneyimlere ihtiyacımız
vardır. Ayrıca Tanrı’ya tekrar itaat etme fırsatına ihtiyacımız da vardır. Daha
derin bir alçakgönüllülükle olmamız ve boyun eğmeyi tekrar etmemizi sağlayan bu
pratiklerin getirdiği çalışmaya ihtiyacımız vardır. Ayrıca biz gördüğümüz
dersleri kolayca unuturuz. Üstelik gelişmek için her zaman yer vardır. Hiçbir
zaman bu yaşamda mükemmel bir şekilde itaat etmeyeceğiz. Hiçbir zaman Tanrı’ya
mükemmel bir iş sunmayacağız. İnancımız her zaman eksik ve kusurlu olacak ama gelişmenin
olanakları çok iyi ve geleceğimiz şu anda deneyim ettiğimizden çok daha parlak
olacaktır.
Bütün
bunlarda Tanrı’nın amacı; bizim bu dünyada yaşamaya hazır olmamızdır. Günlük
yaşamda karşılaştığımız durumlara doğru karşılık verebilmemizi istiyor. O’nun
amacı; bizim kutsallaşmamızdır. O’nun Oğlu olan vücut almış Söz’üne benzememiz
için yazılı Söz’ünü kullanıyor.
Her iyi iş için donatılmış olarak yetkin oluruz.
TANRI KONUŞTU
“Tanrı eski zamanlarda peygamberler
aracılığıyla birçok kez ve çeşitli yollardan
atalarımıza seslendi.” (İbraniler
1:1)
Kutsal Yazılar başlıca insanın Tanrı hakkında inanması gerekenler
ile Tanrı’nın insandan istediği görevler hakkında bilgi verip öğretmektedir. Bu
bilgiyi kendi başımıza keşfedemeyiz. Kendi aklımızla ya da anlayışımızla bunu
bulamayız. Bu bilginin bize Tanrı tarafından açıklanması gerekiyor. Şükrolsun
ki Tanrı Kendi kişiliği ile isteği hakkındaki bilgisini bize iletmiştir.
Tanrı bazı bilgileri yarattığı dünya aracılığıyla iletiyor.
Bu O’nun “görünmeyen nitelikleri”, “sonsuzluğu ve Tanrılığı” (Romalılar 1:20) hakkındaki
bilgilerdir. Bununla birlikte günahın dünyaya girmesinden dolayı bu açıklama
bozulmaya başlamış ve okunması zorlaşmıştır. Dahası zihinlerimiz karardı ve
Tanrı’nın doğadaki el yazısını doğru bir şekilde yorumlayamaz olduk. Bazı
mesajlar hâlâ duruyor ama biz net olarak okuyamıyoruz.
Günaha düşmemizin bir sonucu olarak, Tanrı’nın mesajını
doğaüstü bir yolla “tekrar yazması”
gerekti. Doğamızın bozulmasından dolayı ihtiyacımız olan bilgi sadece doğaüstü
bir açıklama yoluyla bize verilebilir. Sadece bilginin tekrarlanması değil, Tanrı’nın
ayrıca bu bilgiyi bizim için açıklamasına ve O’nun hakkındaki yanlış
düşüncelerimizi düzeltmesine ihtiyacımız vardır. Bundan başka günahından ve
Tanrı’nın gazabından kurtarılmasına ihtiyacı olan günahkâr insana Tanrı lütuflu
bir şekilde konuşuyor. Değişmeye ihtiyacımız olmakla beraber Tanrı’nın
esinlemesi şimdi merhameti ve bağışlayıcılığı hakkındadır. Ayrıca bu
değişiklikleri sağlayan, Tanrı’nın kullandığı araç oluyor. Bu yüzden Tanrı’nın
konuşmuş olması bizim için çok önemlidir.
Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın sözlerine
sahibiz. Tanrı’nın ne söylediğini bilmemizin tek yolu sözlerini yazdırmış
olmasıdır. Yukarıdaki ayet Tanrı’nın bunu “eski
zamanlarda ve çeşitli yollarla” yaptığını yazıyor. Sözlerini basitçe
yazması için bir makine gibi kullandığı birisine dikte etmedi. Mesajı insanlar
için; Tanrı yazma işleminde anlayışları ile deneyimleriyle beraber insanlar
kullandı. Onları yapmalarını istediği iş için hazırladı. Onlara ayrıca Kutsal
Ruh’un yardımını vererek O’nun istediği şeyleri yazmalarını garanti altına
aldı. Tanrı makinelere değil, insanlara konuştu.
Tanrı “konuşmak”
için değişik durumları kullanmıştır. Kutsal Kitap Tanrı’nın insanlar için
yaptığı birçok şeyi kaydetmiştir. Bu başarılar Tanrı ile isteğinin
açıklamasıdır. Ama Tanrı kendimiz için bu hareketlerin ne anlama geldiğini
anlamakta bizi yalnız bırakmadı. Bize ayrıca bunların yorumlarını verdi. Tanrı
yaptıkları aracılığıyla konuştu ve bize onları yorumluyor. Tanrı Kendisi
hakkında anlamamız gereken şeyleri bize anlatıyor.
Lütuflu Tanrı’nın Kutsal Kitap’ta
söylediği her şey bizim günahlı insanlar için yazıldı. Tanrı bizi kurtarmak
için neler yaptığını anlamamız ile bu kurtarıcı Tanrı’ya inanmamız için Kutsal
Kitap’ı yazdırdı. Tanrı bu Kitap’ta sana konuşmuştur. O’nu duydun mu? O’na iman
ettin mi? O’nu duymaya devam ediyor musun?
Tanrı konuşmuştur!
TANRI’NIN SESİ
“…sesini
duyarsanız,” (Mezmur 95:7)
Tarihin başından günümüze kadar insanlar
“Tanrı’nın Sesi’ni” farklı zamanlarda
işitmişlerdir. Adem Tanrı’nın Sesi’ni Aden Bahçesi’nde, İbrahim Kildaniler’in
Ur Kenti’nde, Musa ise yanan çalıda ve Sina Dağı’nda duydu. Peygamberler
Tanrı’nın halkına yaptıkları hizmetlerde çeşitli zamanlarda O’nun sesini
duydular. Petrus İsa şekil değiştirdiğinde dağda, Pavlus Şam yolunda, Yuhanna
cennet düşünde Tanrı’nın Sesi’ni duydu. Günümüzde insanlar Tanrı’nın Sesi’ni
kendilerinin de duyduklarını iddia ediyorlar. Gerçekten duydular mı?
Kutsal Kitap’takilerin kişisel
deneyimleri hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Tanrı’nın Sesi’nin nasıl
bir şey olduğunu tam olarak bilemiyoruz. Her zaman başka kişilerin onu
duyduğuna ya da anladığına emin değiliz. Ama önemli olan şu: Tanrı’nın bu şahıslara
ne dediğini biliyoruz. Nasıl biliyoruz? Tanrı bize aynı şeyi söylediği ya da
aynı şeyi deneyim ettirdiği için değil, Tanrı’nın onlara söylediklerini Kutsal
Yazılar’a yazdırdığı için biliyoruz. Tanrı’nın ne dediğini biliyoruz; çünkü
söylediği sözleri Kutsal Kitap’ta okuyabiliyoruz. Tanrı’nın onlara söyledikleri
Kendisi ile kurtarma işi hakkındaki bu esinlemenin bir parçasıdır. Onlara söyledikleri
Tanrı’yı tanımamız ve O’nun tarafından kurtarılmamızı gerçekleştirip
ihtiyacımız olan sonsuz gerçeğin bir kısmıdır. Tanrı’nın Sesi’ni duydular, biz
de Tanrı’nın onlara söylediklerini okuduğumuzda Tanrı’nın Sesi’ni duyuyoruz.
Tanrı’nın Sesi’ni Kutsal Yazılar’da duyuyoruz.
“Tanrı’nın Sesi’ni” Kutsal Yazılar
dışında da duyabilir miyiz? Tanrı’nın bizimle olan ilişkisinin kişisel ve sübjektif
taraflarının olduğu yalanlanamaz. Tanrı her kişide aynı şeyleri yapmaz.
Tanrı’nın Mesih’e benzetmek için her çocuğunda çalışmasıyla birlikte bu
çalışmanın detaylarında sonsuz değişiklikler vardır. Birçok ortak
deneyimlerimiz var ama ayrıca çok çeşitli ihtiyaçlarımız, problemlerimiz ve
fırsatlarımız vardır. Bu yüzden belirli durumlarda Tanrı’nın isteğini anlama
konusunda her birimiz, Tanrı’nın bizim o durumda ne yapmamızı istediğini
anladığımıza yüreğimizde emin olmamız gerekiyor. Bize bu güveni verirken Tanrı
çeşitli yolları kullanır. Çalışmasının bir sonucu olarak “Tanrı’nın benim bunu yapmamı istediğine inanıyorum” diye
söyleyebiliriz. Bazı insanlar da “Tanrı
bana bunu yapmamı söyledi” diye söyler.
“Tanrı’nın Sesi’ni” gerçekten duydular
mı? Kutsal Yazılar’daki Tanrı’nın Sesi Tanrı tarafından herkesin bilmesi için
yaptığı bir esinlemeyi göstermektedir. Verilen esinleme okuyabilmemiz için
Kutsal Yazılar’a kaydedilmiştir. İmanlıların birey olarak bugünlerde aldığı
sübjektif yönlendirme herkes için geçerli değildir. Eğer Tanrı’nın başka
kişilere verdiği yönlendirme herkes için geçerli olursa onu da Kutsal Kitap’a
eklemek zorunda kalırız. Yoksa “Tanrı’nın
Sesi’ni” Kutsal Kitap’taki anlamda duymadıkları sonucuna varmamız
gerekiyor. Tanrı’nın kendilerine bir şey söylediğini iddia eden herkesi
dinlemektense, Kendi Sözü’nde konuşan “Tanrı
Sesi’nin” Kendisi’ni dinleyelim. Çünkü O’nun Sözleri…
ruhtur, yaşamdır.
(Yuhanna 6:63)
TANRI’NIN AĞZI
“İnsan yalnız ekmekle değil, Tanrı’nın
ağzından çıkan her bir Söz ile yaşar.” (Matta 4:4)
Çölde taşları ekmeğe çevirmesi için Rab
İsa, Şeytan tarafından ayartılmayı çalışıldığında, Kutsal Yazılar’dan şu ayeti
alıntı yaparak cevap vermişti: “İnsan yalnız ekmekle değil, Tanrı’nın
ağzından çıkan her bir Söz ile yaşar” (Tesniye 8:3). Rab İsa ayartıcısına
ihtiyaçlarını karşılaması için Tanrı’ya güvendiğini ve Kendi ihtiyaçlarını
karşılamaya çalışmayacağını söyledi. İsa, doğal arzularımızı takip etmektense
Tanrı’nın emirlerine göre hareket etmenin çok daha önemli olduğunu bize
gösterdi.
Aynı zamanda Rab İsa Kutsal Yazılar
hakkında bize önemli bir şeyi anlattı. Diyor ki “Tanrı’nın ağzından” geldiler. Elçi Pavlus 2. Timoteyus 3:16’da bize Kutsal Yazılar’ın yaşama geçirilmesinin
nedeni olarak Tanrı’nın esini olduğunu anlatır. Yani kökleri O’nda
bulunmaktadır. Kutsal Yazılar sadece insanın yapabileceği yazılar değil,
Tanrı’nın yazılarıdır. Kutsal Kitap’taki sözler Tanrı’nın Kendi Sözleri’dir.
Kutsal Kitap’taki düşünceler Tanrı’nın Kendi düşünceleridir. Kutsal Kitap ne d |