YAYIN DAĞ. ve
TİC. LTD ŞTİ.
Anton Kallinger
Cad. No. 2
KURBAN İŞARETİ
Her
yıl Kurban Bayramı’nı titizlikle kutlayan ülkeler arasındayız. Kurban
Bayramları sırasında ülkemizde milyonlarca hayvan boğazlanıp kovalar dolusu kan
akıtılıyor. Hayvan etini süpermarketlerde cicili bicili paketlenmiş şeklinden
ayrı biçimde görmeye alışık olmayan batılı turistler ülkemize geldiklerinde
kesilen kurbanları görünce şok oluyorlar. Biz ise göz aşinalığıyla kılımızı
bile kıpırdatmadan bakıp geçeriz. Ama hiç düşünüyor muyuz? Kurban Bayramı’nda
ya da başka bir nedenle, niçin kurban kesilir? “Fakir fukara da et
yiyebilsin” yanıtı sanırım biraz eksik kalır. Müslüman ülkelerde sadakatle
gerçekleştirilen bu uygulama acaba ne zaman başladı? Bu konuda yaptığım
araştırmalar sonucunda bazı ilginç şeyler öğrendim. Bunları sizinle de
paylaşmak isterim:
Şimdi
size “Kurban, insanlık tarihi boyunca çeşitli kültürlerde uygulanan bir
ibadet şeklidir” desem şaşırır mısınız? Araştırmalarıma göre insan
yeryüzünde var olalıberi kurban kesmiştir. Günümüzde kurban, Tanrı’nın
birliğine inanan, Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman dinlerine bağlı her bireyin
temel inanç öğelerinden başta gelenidir. Yahudiler’in bu konudaki inançlarına göre
insan, günahlılığından dolayı kurban sunar. Yahudi inancında kurban, günahların
örtülmesini sağlamak için Tapınakta uygulanırdı. Şu anda, Yahudiler’in Tapınağı
yoktur ve kurban kesmiyorlar. Hıristiyanlar’ın ise kurban kesme uygulamaları
yoktur, ama Yahudiliğin bu konudaki inanç temeline dayanan bir kurban anlayışı
vardır. Yahudiler, ‘Fısıh’ denilen bir bayramlarında, günahların bağışlanması
için kurban keserlerdi. Hristiyanlar, İsa Mesih’in gelişiyle kurban kesmenin
sona erdiğini kabul ederler. Müslüman inancında kurban, fakir fukaraya et
dağıtmaktan ayrı, dini bir gereğin yerine getirilmesi olarak da görülebilir.
Ülkemizde kurban kesen kişilerin çoğu farkında olmasa bile kesilen hayvanda
beklenilen özellikler, hayvanın boğazlanma biçimi ve uyandırdığı dini duygular
ister istemez bu olayı Tanrı ile insan arasında yapılan bir iş olarak gösterir.
Kurban
olayında en önemli unsur akıtılan kandır. ‘Kan’, ölüm kalım konusunda mecazi
anlamlarla yüklü bir sözcüktür. İki aile arasında süregelen adam öldürme olaylarına
‘Kan davası’ deriz. Dilimizde buna benzer bir sürü deyim vardır. “Birinin
kanına susamak”, “birinin kanına ekmek doğramak” gibi deyimler hep
ölümden, can kaybından söz eder. Can her zaman kandadır. Tanrı’nın Kutsal
Sözü’ne göre kurban, ölüm ve yaşam ile bağlantılı bir simgedir. Bir canın
kurtuluşu için başka bir canın feda edilişi en canlı biçimde önümüze serilir.
Araştırmalarımda gördüm ki, ilk kurban Tanrı tarafından kesilmiştir. Kutsal
Kitap’a göre atalarımız Adem ile Havva günah işleyince birden çıplak
olduklarını gördüler. Bu çıplaklık, günahın beraberinde getirdiği güvensizlik
ve utanç duygularıydı. Tanrı Sözü şöyle yazar: “Rab Allah Adem ile karısı
için deriden kaftan yaptı ve onlara giydirdi..” Deriden kaftan yapılması
için bir hayvan kesilmesi gerekiyordu. Tanrı böylece Adem ile Havva’nın
fiziksel çıplaklığından ziyade onların günahını, ruhsal çıplaklığını örtmek
için bir hayvanın kanını akıttı. Onlara giydirdiği deriden kaftan simgesel
biçimde günahın nasıl örtüleceğine işaret ediyordu. Bu olayda ileriyi gösteren
bir işaret vardı. Biraz daha araştırdım! Gördüm ki kurban günahların
bağışlanması konusunda sadece bir simgedir. Hayvanın kesilmesi ve akıtılan kan
günahlar için bir canın verilmesi gerektiğini simgeler. Bu simge, kendi başına
günahların bağışını sağlayamaz. Ancak başka bir şeye işaret eder.
Kurban
olayındaki simgelere bakarken, kurban edilecek hayvanın neden kusursuz olması
gerektiğini hiç düşündünüz mü? Bu da bir simgedir. Tanrı’nın adaletine göre
insan günahının getirdiği ceza sonsuz ölümdür.
Bu
ceza verilmeden insanın günahı bağışlanamaz. Tanrı Sözü diyor ki “Kutsal
Yasa’ya göre, hemen her şey kanla temiz kılınır, ve kan dökülmeksizin bağışlama
olmaz” (İbr 9:22). Tanrı’nın günahları bağışlayabilmesi için ya günah
işleyen kişi ölecek ya da günahlının yerine bir başkası ölecektir. Kan
kesinlikle dökülmelidir. “Bir başkası” derken, herhangi bir insanın, başka bir
insanın günahları için ölebileceği anlamı çıkarılamaz. İnsan kendisi günahlıdır
ve kendi günahları için ölmek zorundadır. “Çünkü herkes günah işledi ve
Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom 3:23). Ancak hiç günahı
olmayan, yani kusursuz bir kişi, başkasının günahları için ölürse, kanını
akıtırsa o kişinin günahları bağışlanabilir. Kurbanlık hayvandaki kusursuzluk
simgesi işte böyle günahsız ve kusursuz bir Kişi’yi işaret eder. Kimdir o Kişi?
O sadece bir peygamber ya da üstün ruhsal meziyetlere sahip birisi olamaz.
Yeryüzünde ancak tek bir kişi günahsız yaşadı. Tanrı’nın özünden, sonsuzluktan
çıkan, insan bedeni alıp dünyamıza gelen, tümüyle günahsız yaşayan İsa Mesih!
Tüm kurbanların işaret ederek gösterdiği Sonsuz Kurban, bu eşsiz Mesih’tir.
Tanrı Sözü diyor ki "Mesih’in kanı bizi her günahtan temizler".
İnsanın günahı Tanrı katında öyle ciddi bir sorundur ki ne iyi işler yapmakla,
ne oruç tutmakla ne de adak olarak kurban kesmekle ortadan kalkar. Tanrı diyor
ki; günahımızın karşılığı ölümdür. Günahlarımız için ya biz ölmeliyiz ya da
kusursuz bir kişi bizim yerimize ölmelidir. Kan ile günahların temizlenmesi
konusu Tanrı’nın görüşünde o kadar önemlidir ki çağlar boyunca her kültürde
buna işaret eden bir çeşit levha bırakmıştır. Bizim kültürümüzde de Kurban
Bayramı’nda ya da başka nedenlerle kesilen kurbanların kanı günahların
bağışlanabildiğine işaret eder. Aslında bu işarete ‘Sevgi İşareti’ demeliyiz.
SEVGİ İŞARETİ
İnsanlık
tarihinin birçok noktasında bu ‘Kan İşareti’ni görebiliriz. Kusursuz
kurban simgesi, Tanrı’nın verdiği göksel açıklama ile konuşan eski zaman
peygamberleri tarafından insanlığa duyuruldu. İbrahim peygamberin hayatına
bakalım; İbrahim, biricik oğlunu, Tanrı’nın verdiği buyruğa uyarak kurban
olarak sunmaya girişti. Bunu yaparken Tanrı ona bir işaret veriyordu.
Bildiğimiz gibi İbrahim oğlunu kurban etmedi, çünkü Tanrı buna engel oldu.
Oğlunun yerine, kesilmesi için bir koç sağladı. Tanrı onun imanını deniyordu,
ama aynı zamanda ileriye işaret ediyor, insanların günahını ortadan kaldırmak
için kendi özünden gelecek olan Kişi’nin kendi kusursuz canını feda edeceğini
belirtiyordu. Tanrı tüm insanlık için sonsuz bir kurban sağladı. İbrahim,
Tanrı’yı sevdiği için kendi özünden dünyaya gelen biricik öz oğlunu feda etmeye
hazırdı. Tanrı ise dünyadaki insanları, seni ve beni çok sevdiği için kendi
özünden gelen Mesih İsa’yı bizim yerimize sadece feda etmeye hazır olmakla
yetinmedi O’nu gerçekten feda etti. İbrahim oğlunu feda etmek zorunda kalmadı
çünkü bir iman denemesinden geçiyordu ve Tanrı’nın meleği ona engel oldu. Tanrı
ise insanların günah yargısından kurtulabilmeleri için biricik Mesih’ini feda
etmekten başka bir çare olmadığını bilerek O’nu günahları bağışlatan Kurban
olarak sundu. İbrahim’in tecrübe ettiği kurban olayı, ancak ileride yer alacak
olan çok daha önemli bir başka olayın, çarmıh üzerinde senin ve benim
günahlarım için kendisini sonsuz kurban olarak sunan İsa’nın kurban oluşuna
işaret ediyordu.
Bizim
bildiğimiz kurban, dini vecibeleri ya da bir adağı yerine getirmek için
kesilir. Ama Türk Dil Kurumu, kurbanın mecazi anlamını şöyle açıklar: "Bir
ülkü uğruna feda edilen ya da kendisini feda eden kimse". Bu
açıklamada bile ‘Sevgi İşareti’ önümüze çıkar. Kurban, bir sevgi işaretidir.
İnsanın günahlarının bağışlanışını sağlamaktan daha yüce bir amaç, daha üstün
bir sevgi gösterisi olabilir mi? Kurbanın kanı akıtılırken o kanın işaret
ettiği Kişi’nin ne kadar değerli olduğunu göremez miyiz?
Diyelim
ki bir kişi günahlarımız uğruna ölüyor ve onun ölümü sayesinde tüm günahlarımız
ortadan tümüyle kalkıyor. O kişinin ölümü değerli olmaz mı? Ben bundan daha
değerli bir şeyi hayal bile edemem.
Rab da
kendi sözünde bunu bildiriyor: “Biliyorsunuz ki, atalarınızdan kalma boş
yaşayışınızdan gümüş ya da altın gibi geçici şeylerle değil, Mesih’in kusursuz
ve lekesiz bir kuzunun kanına benzer değerli kanı fidyesiyle kurtuldunuz”
(1 Pet. 1:19).
‘Kurtuldunuz’
derken acaba nasıl bir kurtuluş söz konusudur? Günahlarınızın getirdiği
yargıdan ve bunun sonucu olan sonsuz ölümden! Günahlı insan, günahlarından
arınmadan Tanrı’nın huzuruna giremez. Tanrı’dan sonsuza dek ayrı kalmak
zorundadır. Kutsal Yazılar bunu ‘Sonsuz ölüm’ diye betimler. İsa Mesih’in kanı
günahlardan arınmayı sağlayabilen tek şeydir. Eski çağlardan günümüze dek
sürekli kesilen kurbanların kanı insanı günahlarından temizleyemez. Yani
günahlarımızdan tövbe etmekle bağış bulamaz mıyız? Açık konuşmalıyım, Tanrı
merhametlidir ve kendisine dönüp tövbe etmek isteyen her günahlıyı duyar. O’na
samimi bir yürekle yaklaşanlara merhamet eder ve günahlarını bağışlamak ister.
Fakat günahların bağışlanabilmesi için Tanrı adaletinin talep ettiği ceza
verilmelidir. Çarmıh üzerinde kendisini Kurban olarak sunan İsa, Tanrı
adaletinin talep ettiği bu cezayı O’na iman edecek olan her insan için çekti.
Tanrı, insanların kurtuluşu için açtığı bu tek yoldan yararlanmak istemeyenleri
bağışlayamaz. Kurban bayramı’nda kesilen kurbanlar, yüzyıllar boyunca tapınakta
kesilen kurbanlar hep Mesih’in, o Sonsuz Kuzu’nun günahlarımız için kurban
edileceğine işaret ediyordu. Tanrı’nın Sözü yine baştan sona kadar Mesih’in
kanından söz eder. Mesih “Erkeçlerin ve buzağıların kanıyla değil, sonsuz
kurtuluşu sağlayarak kendi kanıyla kutsal yere ilk ve son kez girdi” diye
yazar. Kutsal Yer, Tanrı’nın bulunduğu yerdir. Günahlarına bağış bulup
sonsuzluk boyunca mutluluk ve huzur içinde orada kalacak olanların gideceği
yerdir.
Dini
törenlerde kesilen kurbanlar, bizim bu yere girebilmemize yardım edebilir mi?
Hayır, yardım edemez, ama bizi oraya götürebilecek Olan Kişi’ye işaret eder.
Akıtılan Kurbanın kanı bir ‘sevgi işareti’dir. Mesih’in çarmıhının dibine akan
kusursuz kana işaret eder. “Sonsuz Ruh aracılığıyla kendini lekesiz
olarak Tanrı’ya sunmuş olan Mesih’in kanının, diri Tanrı’ya kulluk edebilmeniz
için vicdanınızı ölü işlerden temizleyeceği ne kadar daha kesindir!”
(İbr. 9:13-14). Tanrı’nın verdiği yasalara bağlı kalmak iyi bir şeydir, ama
bunu yapmakla Tanrı katında aklanamayız. Tanrı eskiden insanlarla bir antlaşma
yapmıştı. Bu antlaşmaya göre insan Tanrı’nın verdiği Şeriata bağlı kalırsa Rab
onu bereketleyecekti. Ancak bu “Birinci antlaşma bile kan akıtılmadan
yürürlüğe girmedi. Musa, Kutsal Yasa’nın her bir buyruğunu bütün halka
bildirdikten sonra al yapağı, zufa otu ve su ile buzağıların ve erkeçlerin
kanını alıp hem kitabın hem de bütün halkın üzerine serpti. “Tanrı’nın uymanızı
buyurduğu antlaşmanın kanı budur” dedi. Aynı şekilde çadırın ve tapınmada
kullanılan bütün araçların üzerine kan serpti. Nitekim Kutsal Yasa’ya göre,
hemen her şey kanla temiz kılınır, ve kan dökülmeksizin bağışlama olmaz.”
(İbr. 9:18-22)
KAN İŞARETİ
Şeriatın
yapraklarında bile kan lekeleri görebiliriz. Tanrı ‘Sevgi İşareti’ni oraya da
koydu. Şeriat, bize günahlarımızı gösterir. Onun üzerine serpilen kan ise o
günahların nasıl temizleneceğine işaret eder. İsa Mesih’in çarmıhta akıttığı
kan, O’na iman edenlerin tüm günahlarını temizler. Bunu nerden biliyoruz? Tanrı’nın
kendisi diyor ki, “Mesih’in kanı bizi her günahtan temizler”. Yalnız
söylemekle kalmadı, çarmıhta sunulan kurbanın, akıtılan kanın günahları
bağışlama, ölümü yenme gücüne sahip olduğunu kanıtladı. O’nu ölümden diriltti
ve “Mesih, asıl kutsal yerin örneği olup elle yapılmış kutsal yere değil,
ama şimdi bizim için Tanrı’nın önünde görünmek üzere asıl göğe girdi”.
Değerli
okuyucum, şimdi kurban kesilirken “bir kurban daha” deyip de geçmeyiniz.
Mesih ölümden dirildi ve şu anda Tanrı’nın sağında yücelik içinde oturmaktadır.
O, Tanrı’nın huzurunda görünmek üzere Cennet’e girdi.
O’na
iman edenler için her an şefaat etmektedir. Bu ‘şefaat’ sözcüğünün tam anlamı
şudur; İsa Mesih şu anda Tanrı’nın Kutsal huzurunda görünür biçimde durup O’na
iman edenlerin suçlarının bağışlanması için döktüğü kanı Tanrı’ya göstermekte, “Ben
bu kişi için kanımı akıttım, o suçlu sayılamaz” demektedir.
İsa
Mesih’in çarmıh üzerinde günahlı insanlar uğruna ölmesi tarihsel bir olay
olarak geçmişte kalıyor. Dirilişi ve göğe çıkışı da aynı biçimde geçmişte yer
almış olaylardır. Bunlar bu gün, şimdi bizim yaşamımızı nasıl etkileyebilir?
Ayet diyor ki; "Çünkü Mesih, asıl yerin örneği olan, insan eliyle
yapılmış kutsal yere değil de şimdi bizi temsil etmek için Tanrı’nın huzurunda
görünmek üzere Cennet’e girdi" Evet, Mesih, Tanrı’nın kutsal huzurunda
O’na iman edenleri şimdi temsil etmek için Cennet’e girdi. İsa Mesih’in
şu anda Tanrı huzurunda yaptığı iş geçmişte kalmıyor, şimdiki zamanda
devam etmektedir. Mesih yeryüzünde ortaya çıktığı zaman amacı günahları
kaldırmaktı. Şimdi, O’nun Cennet’te Tanrı Katında oturuyor olması,
yaptığı işin tam olduğunu ve günahlı insanı temsil etmeye hakkı olduğunu
kanıtlar. Mesih, günahları kaldırmak için önce yeryüzünde göründü. Günahlar
için ölüp dirildikten sonra Tanrı katında günahları bağışlanmış insanı temsil
etmek üzere görünmektedir. Bir gün de O’na iman edenleri kendi yanına almak
için yine görünecektir. Mesih’in gelişine dek kesilen kurbanlar ileriye doğru
O’nun çarmıhına işaret ediyordu. O’nun ölümü ve dirilişinden sonra kesilen
kurbanlar da geriye, geçmişe, yine O’nun çarmıhına işaret eder.
Değerli
okuyucum, bundan sonra kurban kesilirken Tanrı Sözünde yazılanları
hatırlamanızı isterim. İsterseniz siz de araştırınız. Göreceksiniz ki insanlık
ailesinin benimseyebildiği her din içinde Tanrı kendi işaretini bıraktı. Bu
O’nun ‘Sevgi İşareti’, ‘Kan işareti’dir. Hemen hemen her dinde bir çeşit kurban
olayına değinildiğini söyleyebilirim. İlkel kabilelerin ve putperestlerin
tapınışlarında, yanlış biçimde uygulansa bile bir canın başka bir canın yerine
feda edildiği kavramı görülebilir. Tanrı neden bu işareti bıraktı? En derin
sevgiyle sevdiği insanın, insanlık tarihinde gerçekleştirilen en önemli olaya,
çarmıhta akıtılan kusursuz kana bakıp sonsuz ölümden, günahlarının yaraştırdığı
sonsuz yargıdan kurtulabilmesi için! Kutsal Kitap günahların bağışlanması için
başka bir yol göstermiyor. Olsaydı gösterirdi. Tanrı sevgidir, sevgiyle
doludur. Kendi özünden biricik Mesih’ini sizin ve benim gibi günahlı kişiler
uğruna feda etmiş olması O’nun bu sonsuz sevgisini sergiler.
Belki
de bu noktada soruyorsunuz: “Bu konuda ne yapabilirim?” Tanrı’nın sizden
beklediği çok basit bir eylem vardır: “Bak ve yaşa!” diyor size. Bugün
kesilen kurbanlara baktığınız zaman bunların işaret ettiği gerçek ve Sonsuz
Kuzu’yu görmenizi ister. Sizin günahlarınız için öldüğüne iman ederseniz sonsuz
ölüm yargısından kurtulup yaşayacaksınız, hem de sonsuza dek! Tanrı Sözü diyor
ki “Bir kez ölmek ve ondan sonra yargılanmak nasıl insanların kaderiyse,
böylece Mesih de birçoklarının günahlarını yüklenmek için bir kez kurban
edildi. İkinci kez, günah yüklenmek için değil, kendisini bekleyenleri
kurtarmak için kendilerine görünecektir” (İbr. 9:27-28)
Atalarınızdan kalma boş yaşayışınızdan gümüş ya da
altın gibi geçici şeylerle değil, Mesih’in kusursuz ve lekesiz bir kuzunun
kanına benzer değerli kanı fidyesiyle kurtuldunuz”
1 Petrus 1:19
|
|
.