Tiranus.Org  

 


 ANA SAYFA     KAYIT FORMU   DERSLER     RADYO KUMRU    KÜTÜPHANE  SANAT   

 
  Tiranus.ORG - Açık Öğretim Kütüphanesi
 

Conviction

 

 

 

DOPDOLU

BİR YAŞAM

 

 

Yazar

Kamil MUSA

 

 

 

 

 

 

 

 


DOPDOLU BİR YAŞAM

 


1. DERS: KUTSAL RUH’UN ELEŞTİRİSİ

(Okunması gereken ayetler:Yu.16:1-11)

 

Sık sık kullandığımız “Kurtuluş” sözcüğünün derin bir anlamı vardır. Bunun yanısıra “Kurtuluş” Tanrı’nın, günahlı kadın ve erkeği tekrar kendisine bağlamak için geçmişte, şu anda ve gelecekte yapacağı her şeyi içine almaktadır.

Unutmamalıyız ki kurtuluşumuz, İsa Mesih’in çarmıhta akan kanı aracılığı ile tamamen sağlanmıştır. Ama yine de Tanrı, kurtarma işini Kutsal Ruh’u aracılığı ile hayatımızda sürdür­mektedir.

 Yine Rabbin sağlamış olduğu ve kurtuluş olgusuna “refa­kat” eden bazı şeyler vardır. Bunları bilmemiz gerekir. Kutsal Ruh’un eleştirisi de bunlardan birisidir.

Yu.16:7-11 ayetlerinden görebiliriz ki, kurtuluşumuz Kutsal Ruh’un yüreklerimizi eleştirmesiyle başladı ve hayatlarımızda hala eleştiriye devam etmektedir. Anlamalıyız ki, İsa’nın sö­zünü ettiği bu eleştiri, bir kişinin yaşamında yer almadan hiç kimse, Mesih’teki kurtuluşa sahip olamaz.

Yine de birçokları kendi isteklerine göre, “Mesih imanlısı” olmaya kendilerinin karar verdikleri bir zamanda, bu işin ola­cağını sanıyorlar. Hatta “Sevindirici Haberi” duyuranlar bile, bir kişinin yaşamında, Tanrı’nın isteği doğrultusunda, ruhsal sonuçların elde edilebilmesi için, Kutsal Ruh’un yürekleri eleş­tiren işinin, kesin olarak gerekli olduğunu bazen unutuyorlar. Bu konu, çok önemle vurgulanması gereken muhteşem bir ger­çektir: Herhangi bir canın kurtuluşunda, önayak olan her zaman Tanrı’dır. İsa öğrencilerine bunu açıklarken, “Siz beni seçme­diniz, ben sizi seçtim” demişti (Yu.15:16).

Yine bu konuda, Rab İsa şöyle dedi: “Beni gönderen Baba bir kimseyi bana çekmezse, o kimse bana gelemez(Yu.6:44).

Tanrı kalkıp da insanı aramasaydı, insan hiçbir zaman Tanrı’yı aramazdı. “Tanrı’yı arayan yok. Tümü yolu sapıttı, hepsi yararsız oldu(Rom.3:11) diye yazar Söz.

İsa diyor ki, “Yol da, gerçek de, yaşam da Ben’im. Ben aracı olmadıkça kimse Baba’ya gelemez”(Yu.14:6).

Aynı zamanda, “Baba onu bana doğru çekmedikçe, kimse bana gelemez(Yu.6:44) diyor.

O zaman sormalıyız: Tanrı insanları Mesih’e nasıl çeker? Buna yanıt olarak, tabii ki “Kutsal Ruh aracılığıyla” demeliyiz. Bu ilişkide, Kutsal Ruh’un insanların hayatında devreye sok­tuğu ilk şey, kişilerin günahlı yüreğini eleştirmektir. Bu “eleş­tirmek” sözcüğünün, tam olarak anlaşılması gerekmektedir. İn­san eleştirmesine hiç de benzemeyen, “Kutsal Ruh’un eleştir­mesi” basitçe şudur: Bizim çaresizlik içinde bulunduğumuz ve bir kurtarıcıya çok ama çok ihtiyacımız olduğu konusunda bizi ikna eder.

 

(1)-Kutsal Ruh, insanların çaresizlik içinde bir kurtarıcıya ihtiyaç duydukları konusunda onları nasıl ikna eder?

Yu.16:7-11 ayetlerinden görebiliriz ki, Rabbimiz İsa Me­sih’in sözüne göre, Kutsal Ruh, günahlı insanı üç ayrı ve önemli konuda eleştirir:

 

(a)-GÜNAH konusunda onu eleştirir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. İsa, “günahlar konusunda” demiyor da, “günah” diyor. Günahlar, günahlı oluşumuzun meydana getirdiği üründür. “GÜNAH” ise, özel olarak İsa Mesih’e iman etmemek oluyor ki, “tüm günahla­rın kökünde aslında bu imansızlık günahı yatmaktadır” (Yu.16:9). Vicdanımız, eğer tümüyle nasırlaşmamışsa, bizi hır­sızlık, yalancılık, kıskançlık gibi konularda eleştirecektir. Ama ancak, Kutsal Ruh gözlerimizi açtığı zaman, Tanrı’nın gönder­miş olduğu Kurtarıcıyı reddetmenin, oluşturduğu GÜNAH’ımızın ne kadar büyük olduğunu göreceğiz. Aslında bu, insanın işleyebileceği en büyük günah ki, sonsuz yargı bu günah yüzünden gelir. Mesih’i reddetmekten kaynaklanan gü­nahtır. “O’na iman eden yargılanmaz. İman etmeyense nasıl olsa yargılanmıştır. Çünkü Tanrı’nın biricik Oğlu’nun adına iman etmemiştir(Yu.3:18)

 

(b) DOĞRULUK konusunda eleştirir.

Kutsal Kitap, iki çeşit doğruluktan söz eder. Birincisi Rabbin bizden talep ettiği doğruluktur. Yeşaya peygambere göre, bizim doğruluğumuz, Tanrı katında kirli (kokmuş) paçav­ralar gibidir.

Bir de, Tanrı’nın sağladığı ve İsa Mesih’te insana sunduğu doğruluk vardır ki, (2.Kor.5:21)[1]bu ancak, iman ile elde edilebi­lir (Rom.3:21-22)[2].

Kutsal Ruh’tan gelen aydınlatma olmadan, insan ne kendi doğruluğunun, ne de Tanrı doğruluğunun niteliğini algılayabi­lir.

 

(c) YARGI konusunda eleştirir.

Bunun ne demek olduğunu şu şekilde açıklayabiliriz. Şöyle ki, Şeytan ve ona ait olanların tümünün, yok olmaya mahkum oldukları konusunda insanları ikna eder. Mesih çar­mıhta günahlarımız için öldü. Bunun için Şeytan, artık yenil­giye uğramış bir düşmandır.

Yönetimlerin ve hükümranlıkların elindeki silahları alıp onları çarmıhta yenerek açıkça gözler önüne serdi(Kol.2:15).

“Çocuklar et ve kandan oldukları için İsa da, ölüm gücüne sahip olanı, yani İblis’i, ölüm aracılığıyla etkisiz hale getirmek üzere onlarla aynı insan yapısını aldı. Bunu, yaşamları bo­yunca ölüm korkusu yüzünden köle olmuş olanların hepsini öz­gür kılmak için yaptı” (İbr.2:14-15).

Onları saptıran İblis ise, canavarla sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atıldı. Gece gündüz, sonsuzlara dek kendilerine işkence edilecektir(Esi.20:10).

 

(2)   Kutsal Ruh, insanlar çaresizlik içindeyken, bir kurtarıcıya ihtiyaç duydukları konusunda onları ikna etmek için ne gibi araçlar kullanır?

Herşeyden önce bu işini, Sevindirici Haber’in vaaz edilmesini sağlamakla yapar.

“Tanrı’nın Sözü, Sevindirici Haber ve Kutsal Ruh’un kılıcı” Rabbin kullandığı etkin araçlardır. (Ef.6:17)[3], (İbr.4:12)[4]. Şunu bilmeliyiz ki, “Sevindirici Haber” ancak sadık bir şekilde vaaz edildiği zaman, insanların hayatında Kutsal Ruh’un yapıcı eleştirisel işini, açıkça görebileceğiz (Rom.10:14)[5]. Pentikost gününde, Petrus Sevindirici Haber’i duyurduğu zaman, onu dinleyen insanlar günah, doğruluk ve gelecek yargı konusunda yüreklerinde ki, Kutsal Ruh eleştirisini duymuşlardı.

 

(a) İmanlının kişisel tanıklığını kullanarak işler.

İncil’den bir örnek vermek gerekirse, Filipus’un Etiyopyalı hadımağasına verdiği, kişisel tanıklığı ele alabiliriz. (Elç.8:26-39). Sonra Pavlus’un, Feliks ile kral Agrippa önünde verdiği tanıklık vardır.

 

(b) Bazen özel durumlarda Tanrı’nın Göksel müdahalesi ile Kutsal Ruh iş yapar.

Tarsuslu Saul, (yani Pavlus) Şam yolunda böyle bir tecrübe yaşadı. (Elç.9:1-6) Ama yine de, daha önce, öldürülmesini onayladığı Stefan’ın tanıklığı, Pavlus’u etkilemiş olmalıydı. Sonra Yafa’da, Dorkas adında ki, imanlının ölümü ve mucizevi şekilde dirilişinin etkisiyle, Kutsal Ruh çalıştı. (Elç.9:36-42). Filipi kentindeki zindancı, sadece Pavlus’un tanıklığı ile değil, Rabbin yarattığı bir deprem sonucu, günah konusunda ikna edildi. (Elç.16:25,26).

 

(c) İmanlıların dualarını araç olarak kullanır.

Dua, Kutsal Ruh’un kullandığı en güçlü araçlardan biridir. Bir yakınınızın, ya da dostunuzun, Rabbe gelip kurtuluş bulmasını mı istiyorsunuz? Onun için dua edin. Bir toplantıda, “Sevindirici Haber” duyurulmaktayken, sen ne yaparsın? Orada kurtuluşa sahip olmayanlar için dua et!

 

(d) Kutsal Ruh, insanları eleştirme işini, Mesih’in kanıyla yıkanmış, kendisini tümüyle Rabbe teslim etmiş, Kutsal Ruh ile dolmuş, Mesih imanlısı insanları kullanarak başarır.

Taşlanarak öldürülen Stefan, Kutsal Ruh ile dolu bir imanlıydı. Pavlus onun ölümüne tanık oldu ve hatta o ölümü onayladı. Bu arada Stefan’ın tanıklığını duydu ve taşlanırken onun melek gibi parlayan yüzünü gördü. Pavlus herhalde, Stefan’ın şahsında Mesih’in karakterini görmüş olmalıydı. Yu.16:7’ de diyor ki, “O’nu size göndereceğim”. O geldi, ama sana geldi mi? O, dünyayı günah, doğruluk ve yargı konusunda eleştirmeye geldi. Bunu senin aracılığınla da yapabilir.

Ancak şu var ki, Kutsal Ruh senin aracılığınla insanları eleştirecekse, o eleştirme gücü ancak, senin kendi yaşamında Kutsal Ruhun çalışmasına izin vereceğin oranda olacaktır.


 

 

KUTSAL RUH’UN ELEŞTİRİSİ

 

Aşağıdaki soruları yanıtlayınız. Ek kağıt kullanabilirsiniz:

 

1-Kurtuluşumuz önce neyle başlar? (Yu.16:7-11)

 

 


2-Biz kendimiz Tanrı’yı izlemeyi seçebilir miyiz? Yu.15:16 ve Rom.3:11 ayetlerine göre bizim özgür isteğimize ne olur?

 

 

 


3-Tanrı insanları kendine ne şekilde çeker?

 

 


4-Kutsal Ruh insanları üç yönden eleştirir. Bunları sıralayıp her biri hakkında kısa bir açıklama yap.

 

 

 


5-Tanrı’nın Sözü iki ağızlı kılıca benzetilir. İnsan yüreğindeki işleyişi konusunda bu benzeyişi açıkla. (İbr.4:12)

 

 


6-Bazı durumlarda Tanrı, insan hayatını değiştirmek için özel biçimde müdahale eder. (Elç.9:1-6). Buna göre bazı durumlarda Müjdeyi nasıl duyurmalıyız?

 

 


7-Stefan’ın öldürülmesi, Pavlus’un hayatını nasıl etkilemiş olabilir? (Elç.7:54-60)

 


2.DERS: TÖVBE

(Okunacak ayetler: Luk.15:3-24)

 

Eğer bir kişi, “Kurtuluş” konusunda tövbe etmenin önemli olmadığına inanıyorsa, Luka.13:3’te[6] Rab İsa Mesih’in sözlerine dikkat etsin. Kutsal Kitap hep “tövbe” sözüyle doludur. “Tövbe” sözcüğü tüm Kutsal Kitap’ta, yüz defadan fazla geçmektedir. Yeni Antlaşma kesiminde ise, 58 defa geçer. Tanrı Sözünde bu kadar sık geçtiğine göre, bu konunun ne kadar önemli olduğunu tahmin edebiliriz. Ne yazık ki, bu önemli gerçek, hem Sevindirici Haber’in duyurulmasında, hem de iman hayatının sürdürülmesinde ihmal edilmektedir.

İncil’e bakarsak göreceğiz ki, ‘tövbe’ Yeni Antlaşma döneminin kilit noktasıdır.

 

(i)-Vaftizci Yahya, insanları tövbeye çağırmakla ruhsal hizmetine başladı. (Mat.3:2)[7]

(ii)-Rabbimiz Sözü yaymaya başlarken, ilkin tövbeden söz etti. (Mat.4:17)[8]

(iii)-Rab 70 kişiyi “Sevindirici Haberi” yaymak için görevlendirdiği zaman, “tövbe”yi duyurmaları konusunda onlara buyruk verdi. (Luk.24:47; Mar.6:12[9])

(iv)-Kutsal Söze göre, yeryüzünde tövbe eden bir can yüzünden Cennet’te sevinç vardır. (Luk.15:10)[10]

(v)-İsa’nın öğrencilerinden Resul Petrus, “tövbe” edilmesi gerektiğini duyurdu. (Elç.2:37,38)[11]

(vi)-Resul Pavlus da, “tövbe” edilmesini duyurdu. (Elç.17:30,31)[12]

(vii)-Kutsal Kitab’ın her yerinde, “imana götüren tövbe”, günah yargısından kurtulmanın koşulu olarak belirtilmektedir.

 

“Gerçek Tövbe” olmayan bazı şeylere bakalım. Günahlı olduğumuzun bilincine varmak ‘tövbe’ değildir.

Tabii ki, günahlı olduğumuzun bilinci gerçek tövbenin bir parçasıdır. Ancak, bir kişi bazen, derin bir şekilde günahlılığını hissedebilir, ama yine de tövbe etmiyor olabilir. Kutsal Kitap’ta Feliks böyle bir örnektir. (Elç.24:24-25).

 

(i)-Günahlarımızdan dolayı üzüntü duymak ‘tövbe’ değildir.

İmana götüren tövbe içinde, günahlarımızdan dolayı derin bir üzüntü ve pişmanlık duyabiliriz, ama yine de, o günahlardan dönmek istemiyor olabiliriz. 2.Kor.7:9’a bakarsak[13] göreceğiz ki, insanların günahtan dönmelerini sağlayan bir üzüntü vardır.

 

(ii)-Günahtan nefret etmek ‘tövbe’ değildir.

Bu unsur da, diğerleri gibi gerçek tövbe içinde vardır. İmana götüren tövbe sırasında, kişi işlemiş olduğu günahlarından tiksinebilir, ama yine de aynı günahları, pervasızca işlemeye devam ederse bu gerçek tövbe değildir.

(iii)-Daha iyi olmaya karar vermek ‘tövbe’ değildir.

Her yeni yılda birçokları, daha iyi olmak için karar alırlar. Bazıları bu kararlarını her yıl, hayatları boyunca tekrarlayıp insan gözünde iyi olanı yapmaya gayret gösterirler, ama kalıcı ve eyleme dökülen bir değişim olmazsa tövbe olamaz.

Kaybolan oğul babasına dönmeye karar vermişti, ama o sadece kararda kalıp geri dönmeseydi, gerçekten tövbe etmiş olmayacaktı. (Luk.15:18)[14]. Cehenneme doğru, dolu dizgin gitmekte olan, bir sürü iyi niyetli insan vardır.

(iv)-Belli bir günahı işlemekten vazgeçmek ‘tövbe’ değildir.

Diyelim ki, iş yerinden bazı şeyler aşırıyorsun. Bundan vazgeçmekle tövbe etmiş olamazsın. İmana götüren tövbe, belli bir ya da, iki günahla değil, günahın kökü ile bağlantılıdır.

 

O zaman gerçek Tövbe Nedir?

 

(i) DÜŞÜNCEDE değişmektir. Aklımızla, yani zihni ve idraki bir tecrübedir.

 

(ii) DUYGULARIN değişmesidir. Duygusal bir tecrübedir.

 

(iii) AMACIN değişmesidir. İsteği harekete geçiren bir tecrübedir.

 

(iv) DAVRANIŞLARIN değişmesidir. Ahlaki bir tecrübedir.

İmana götüren tövbe, yukarda sayılanlardan herhangi biri değil, tümünün toplamıdır.

Şimdi bunlara ayrı ayrı bakalım.

 

(i)-Tövbe DÜŞÜNCE tarzının değişmesidir. ‘Tövbe’ için kullanılan Grekçe sözcük “metonia” oluyor ki, bunun anlamı “bir kez daha yeniden düşünmek” olarak açıklanır. Yani, eski düşüncelerimizi düzeltip fikrimizi değiştirmek için, bir başka düşünceye kafamızda izin vermektir.

Tövbe olayında günahlının fikrinde, öyle köklü bir değişim oluyor ki, kişinin Tanrı’ya, günaha, Rab İsa Mesih’e ve kendi şahsına karşı, tümüyle değişik ve yepyeni bir yaklaşımı olur. Rabbimizin, Mat.21:28,29’da[15] verdiği örneğe bakalım.

 

(ii)-Tövbe DUYGULARIN değişmesidir. Tarsuslu Saul, Rab İsa ile karşılaşıp, yeniden doğuşa sahip olduktan sonra, daha önce Mesih imanlılarına karşı uyguladığı baskılardan dolayı, pişmanlık ve acılık duyguları içinde kıvranmış olmalıydı.

Bu konuda, Mez.38:18[16] bize yardımcı olabilir. Luka 18’de, vergi görevlisi ile Ferisinin durumunda, derin bir üzüntüyü gösteren Vergi görevlisiydi.[17]. Vergi görevlisi, göğsünü yumruklamakla günahlarından tövbe ettiği konusunda, yoğun bir tövbe duygusu sergiledi. (Luk.18:13).

Kaybolan oğul da, babasına döndüğü zaman, duygularında bir değişim yaşadı. “Göğün katında ve senin önünde günah işledim, baba” dedi, “Bundan böyle oğlun diye tanınmak bana yaraşmaz.(Luk.15:21) diye, eski duygularından değişik duygular ifade etti.

 

(iii)-Tövbe, AMAÇLARIN değişmesidir. Burada irade devreye girmektedir. Kaybolan oğul, babasına dönmek için kendi özgür isteğini, iradesini kullandı. (Luka.15:18) “Kalkıp babama gideyim” dedi ve “Kalkıp babasının yanına vardı.” (Luk.15:20). Yu.5:6’da[18] Rabbin adama ne dediğine bir bak ve Mez.119:59[19] ve Yşa.55:7 ile karşılaştır. Yani tövbe, düşüncelerin, amaçların tümüyle değişmesidir. Bu demek oluyor ki, Tövbe DAVRANIŞLARIN değişmesidir.

Zakkay adındaki gümrük görevlisinin değişen hayatı, bu konuda iyi bir örnek teşkil eder. (Luk.19:1-10). Aynı zamanda Tarsuslu Saul’un (Elç.9:1-6) ve Filipi’de ki, zindancının (Elç.16:30-34) değişen yaşamları çok iyi örneklerdir.

 

TÖVBE NEDİR?

Önceleri sevdiğim günahlardan ayrılmak ve onları bir daha yapmamak!

 

Tövbe nasıl olur ve bunu oluşturan nedir?

 

(i)-Göksel bir armağandır. Bak Elç.5:30:31[20]; ve 2 Tim.2:25[21].

(ii)-Tövbe armağanı Sevindirici Haberin duyurulmasıyla sağlanır. Bak Mat.12:41[22]

 

(iii)-Rabbin iyiliği bizi tövbeye götürür. Rom.2:4’de[23] bunu okuyabiliriz. Rabbin sevgisini ve özellikle çarmıh ölümüne giden İsa Mesih’te, bize verdiği üstün armağanı düşündükçe, (Yu.3:16) bu bizi tövbeye yönlendirir.

 

(vi)-Yaşamın sıkıntıları ve üzüntüleri insanı tövbeye yönlendirir. Sevdiğimiz birinin ölümü, yaşam sorunları, mal ve can kaybı, insanları tövbeye getirmek için, Rabbin elinde birer alet olarak kullanılabilir. Bak Mez.78:4 ve Tek.42:2[24]1; Çık.9:27[25]; Eyu.42:5-6; Mez.119:67 ve Esi.3:19.

(v)-Yaşamda hissedilen boşluk ve amaçsızlık bazı kişileri tövbeye sevkeder. Kaybolan oğul’un durumunda böyle oldu. (Luk.15:17)

 

Ne zaman tövbe edilir?

 

ŞİMDİ !! -Elç.17:30,31. Şimdi, Kutsal Kitap’ta en önemli ayetlerden birine bakalım: “Bazılarının sandığı gibi, Rab vaadinde gecikmez. Ama sizlere karşı sabır gösterir. Hiç kimsenin mahvolmasını istemez. Tersine, herkesin günahtan dönmesini özler”(2.Pet.3:9)

 


TÖVBE NEDİR ?- SORULAR

 

Aşağıdaki soruları yanıtlayınız. Ek kağıt kullanabilirsiniz:

 

1-Vaftizci Yahya, ruhsal hizmetine ne zaman başladı? (Mat.3:2)

 

 


2-Günahlı olduğumuzu görmek, neden “tövbe” olarak kabul edilmiyor? (Elç.24:24-25)

 

 


3-Günahlarımızdan nefret edersek tövbe etmiş olur muyuz? Cevabınız “Evet” ya da “hayır” olsun açıklayınız.

 

 


4-Hayatınızda, bildiğiniz belli bir günah var. Bundan vazgeçebildiniz. Bu gerçek tövbe mi? Açıklayınız.

 

 


5-”Bir kez daha yeniden düşünmek” kavramının, Kutsal Kitaba göre açıklanan tövbe eylemindeki yeri nedir? (Mat.21:28,29)

 

 


6-Ferisi ile vergi görevlisi benzetmesinde, anlayabildiğiniz kadar iki adamın duygularını açıklayınız. (Luk.18:9-14).

 

 


7-Zakay adındaki vergi görevlisi İsa ile karşılaşınca, onun hayatı değişti. Bu değişimin özelliklerini ve Zakay’ın davranışındaki hareket noktasını açıklayınız. (Luk.9:1-10).

 

 



3.DERS: İMAN NEDİR?

(Okumanız gereken ayetler: Mark.5:25-34)

 

Genel bir ifadeyle diyebiliriz ki, Adem’in günahından bu yana tüm insanlık ailesi iki gruba ayrılabilir: İman edenler ve iman etmeyenler.

Tanrı’nın halkı, iman edenlerdir. Bu insanların özelliği, “iman” denilen şeye sahip olmalarıdır. Onlar, iman ile yaşarlar. (Rom.1:17). Bu ne demek oluyor? Şu; Mesih imanlısının yaşamında, yani yeni yaşamda, iş gören etken, iman prensibine dayanır.

Tabii ki, İbraniler kitabının onbirinci bölümünde belirtildiği gibi, imanın birçok yönü vardır. Ancak bu çalışmamızda, düşüncelerimizi imanın kurtarıcı özelliğiyle sınırlayacağız. Bu bizi, Rabbin kurtarışını almaya uygun duruma getiren imandır.

 

(1) Elç İş 16:30’u oku

Evet, kurtulmak için ne yapmalıyız? Hayatımızı ilgilendiren ne kadar önemli bir soru, değil mi? Bu soruya “soruların anası” diyebiliriz. Kurtuluş meselesinde, insana ne gibi bir sorumluluk düştüğünü dile getiren bir sorudur. Günahlarımızdan dolayı oluşan, sonsuz yargıdan kurtuluş, değeri biçilemeyen bir paha karşılığında, her günahlı için sağlanmıştır. (1.Yu.2:2)[26].

Günümüzden yaklaşık iki bin yıl önce, Tanrı kendi özünden olan biricik ruhsal Oğlunu, Cennetten dünyamıza gönderdi. Bu kusursuz ve eşsiz Kişi, Rab İsa Mesih, Golgota denilen bir tepe üzerine dikilen bir çarmıhta, kusursuz canını verdi ve böylece kurtuluşumuzu sağladı.(Yşa.53:5-6; Yu.1:29; 2.ko.5:21). Baba Tanrı, biricik Oğlunun çarmıh üzerinde tamamladığı işi kabul etti. O’nu ölümden diriltti ve Cennette sağında, O’na en üstün yeri vermekle O’nu yüceltti. (Elç.2:32-33).

Şimdi, günahlarımızdan dolayı oluşan yargıdan kurtuluş, herkese sunulmaktadır (Yşa.45:22). Ama hangi koşul altında sunuluyor? “Kurtulmak için ne yapmalıyım?” Elç.16. bölüme bakarsak, orada yanıtımızı bulabiliriz. İlginç şekilde değerli okuyucum, sınırsız boyutlarına rağmen bu kurtuluş, insana düşen sorumluluk açısından bakıldığı zaman, basitçe Rab İsa Mesih’e Kurtarıcımız olarak inanmakla elde edilebilir. “Rab İsa’ya iman et, kurtulacaksın” diye verilir cevap.

Yeni Antlaşma kesiminde, günahın getirdiği yargıdan kurtuluşu, imana bağlayan en azından 150 çeşitli pasaj vardır. Örnek ayetler: Yu. 3:16; Elç.13:38,39; Rom 1:16; 3:26; 4:5; 10:9,10; Ef.2:8;1.Yu.5:1 vs.

 

(2) O zaman bu İMAN nedir? Rab İsa Mesih’e İMAN ETMEK ne demektir?

Beni, günahlarımdan kaynaklanan sonsuz ölüm yargısından, kişisel olarak kurtarabilen İsa Mesih’e Tüm güvenimi bağlamak demektir.

 

(3) Kişisel Kurtarıcımız olarak İsa Mesih’e iman, üç belirli aşamada gerçekleşir:

(a) İlk aşamaya DUYMAKLA ulaşılır. Rom.10:17’yi oku. “Sevindirici Haber”e inanabilmem için, önce onu duymalıyım. Mesih’in beni kurtarmak istediğine ve kurtarmak için gerekli işi yaptığına inanabilmem için, önce beni kurtarmak istediğini ve kurtarabilecek yeterliliğe sahip olduğunu duymalıyım! Bak Yu.5:24

 

(b) İkinci aşamaya İNANMAKLA ulaşılır. İsa Mesih’in gerçekten kim olduğunu ve benim kurtuluşum için ne yaptığını duyduktan sonra, duyduklarıma inanırım ve kendi hayatım için kabul ederim. Mesih hakkında duyduklarıma inanırım. Benim yerime çarmıhta öldüğüne, (Yşa.53:5) beni, günahlarımın oluşturduğu sonsuz ölüm yargısından kurtaracak yeterliliğe ve güce sahip olduğuna, (İbr.7:25)[27] ve aslında beni kurtarmak istediğine (Yu.5:40)[28] inanırım. Burada vurgulamak istediğim bir nokta var: Anlayışımızla, zekamızla bu duyduklarımıza ‘evet’ demekle “kurtarıcı iman”a sahibiz diyemeyiz. Kurtarıcı imana doğru atılan, gerekli adımlardan biridir, ama her şeyin oldu bittisi değildir.

(c) Üçüncü ve son aşamaya GÜVENLE ulaşılır. Sevindirici Haberi duyarım, duyduklarıma inanırım, ama şimdi inandıklarımı hayatımda uygulamak için, O’na güvenirim. Ne demek oluyor bu güven? Benim için yapabileceğini duyduğum, yapabileceğine inandığım şeyleri, benim hayatımda yapması için O’na güven bağlarım. Artık hayatımı O’nun ellerine teslim edip, beni kurtardığına güvenirim. Güvenmek, kendi çabamızı kapıdışı edip, tümüyle güvendiğimiz Kişi’ye dayanmaktır.

 

(4) Şimdi Yeni Antlaşma’da Kurtaran İmanı tasvir eden üç olayı inceleyelim:

Mark.5:25-34’i yeniden oku ve bu pasajda, KADININ önce İsa hakkında söylenenleri nasıl duyduğunu, (ayet 27), duyduklarına inandığı için İsa’nın bulunduğu yere geldiğini, (ayet 28) ve İsa’nın giysisine dokunmakla O’na güvendiğini ,(ayet 27,29) not et. Şimdi, Elç.8:29-37’deki ayetleri oku. Etiyopyalı HADIMAĞASI Mesih’e iman ederken, önce İsa Mesih hakkında söylenenleri duydu, (ayet 30-35) sonra O’na inandı, (ayet 36) ve son olarak Mesih’e Kurtarıcısı olarak güven bağladı.. (ayet 37).

Elç.16:30,31 ayetlerini oku. GARDİYAN da, sözü edilen üç aşamadan geçerek iman etti. “Kurtulmak için ne yapmalıyım?” diye sorduğuna göre, Sevindirici Haberi duymuş olmalıydı. Çünkü, Pavlus ve Silas ona “Rab İsa’ya iman et” (ayet 31) derken, onun İsa hakkında gereken gerçekleri, bildiğini varsaymışlardı. Sonra inandı ve vaftiz olmakla iman ettiğini açıkça belirtti. Bunun yanısıra, hayatında olumlu bir değişim oldu ve bu değişim, onun kurtuluş bulmak için, Rab İsa’ya tümüyle güvendiğini sergiledi.

 

(5) Kurtaran İmanı çok basit şekilde tasvir eden üç örneğe bakalım:

 

(a)-BANKAYA olan güvenimiz. Diyelim ki, size büyük bir servet bırakıldı. Bu serveti emin bir yerde saklamak istiyorsunuz, ama nerede saklayacağınızı bilmiyorsunuz. Bir dostunuz size, “Güven Bankası”ndan söz eder. Dostunuzun söylediklerini duyarsınız, onun verdiği garanti sözlerine inanırsınız ve “Güven Bankası”nın servetinizi koruyacak yeterlikte olduğuna güvenip, tüm servetinizi o bankaya yatırırsınız.

 

(b)-DOKTORA olan güveniniz. Diyelim ki, birden böğrünüzde bir sızı başlar ve kör bağırsak iltihaplanması olduğu teşhis edilir. Yine bir dostunuz, onu kör bağırsaktan ameliyat edip iyileştiren güvenilir bir cerrahtan söz edip, tavsiyede bulunur. Dostunuzun, bu cerrah hakkında söylediklerini duyarsınız, söylediklerine inanırsınız ve gidip bu cerrahın bıçağı altında ameliyat olup iyileşmek için, hayatınızı onun eline teslim edersiniz. Tümüyle güveninizi bu cerraha bağlarsınız.

(c)-CAMBAZA olan güveniniz. İp üzerinde cambazlık yapan usta bir cambazı düşünelim. Bu cambaz bir gün, dünyanın en yüksek şelalelerinden biri üzerine ip gerdirir. Azgın suların hızla aktığı yerde, tam şelalenin döküldüğü yerin üzerine gerilen bu ip üzerinde, kolaylıkla yürüyerek karşıya geçer. Sonra marifetleriyle şok yaratmak için, bir el arabasına gönüllü bir seyirciyi bindirip, arabacığı ip üzerinde iterek karşıya geçer. Diyelim ki, bu cambaz hakkında söylenenleri duydunuz<