Tiranus.Org  

 


 ANA SAYFA     KAYIT FORMU   DERSLER     RADYO KUMRU    KÜTÜPHANE  SANAT   

 
  Tiranus.ORG - Açık Öğretim 9. Dersin Notları
 

Text Box: Ders Çalışma Süresi:   En Az: Bir hafta
 En Çok: Bir Ay
Not: Özel durumlarda gecikebilir
 

 

 

Text Box: 9. DERS  -   İBRAHİM’İN ÇAĞRISI    ve
                      LUT’UN YANLIŞ KARARI         
 
 

 

 

 

 

 


 

Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. “Ek Bilgiler” sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve bereketli bilgiye sahip olacaksınız.

 

İbrahim’in Çağrılması ve Lut’un Yanlış Kararı

(Yaratılış kitabının 11.-19. bölümleri)

 

1. Şimdi Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma kısmındaki tarih değişiyor.

 

A.     (Yar.11:1-9) ayetlerinde kaydedilen Babil Kulesi olayından sonra Kutsal Kitap artık dünyanın halkları ile değil, sadece Sam’ın soyu ile ilgileniyor (Yarat 11:10-32). Neden? Çünkü Avram (yani İbrahim) ve Kurtarıcı bu soydan gelecektir.

 

a.       Artık Eski Antlaşma tek bir adamın (Avram’ın) ve tek özel bir ulusun (İsrail ulusunun) tarihçesini takip edecektir.  

b.      İnsanlar kendi yücelikleri için ün salmaya çalışıyorlardı ama Tanrı Kendi yüceliği ve Kendi ismi için Avram ve onun soyu aracılığıyla ün salacaktır.

                                   

B.     Tanrı, yeni bir halk oluşturacak ama aynı zamanda diğer halkların da kendi yollarında gitmelerine izin verecektir.

a.       Dünyanın insanları Tufan’dan itibaren bozuluyor, Tanrı’ya karşı gelip O’ndan uzaklaşıyorlar.

b.      Pavlus, Romalılara yazdığı Mektup’ta bu isyandan ve Tanrı’nın onları kendi günahlarına teslim etmesinden bahsediyor.

c.        

(Romalılar 1:18-32) “Haksızlıkla gerçeğe engel olan insanların bütün tanrısızlığına ve haksızlığına karşı Tanrı'nın gazabı gökten açıkça gösterilmektedir. Çünkü Tanrı'ya ilişkin bilinen ne varsa, gözlerinin önündedir; Tanrı hepsini gözlerinin önüne sermiştir. Tanrı'nın görünmeyen nitelikleri -sonsuz gücü ve Tanrılığı- dünya yaratılalı beri O'nun yaptıklarıyla anlaşılmakta, açıkça görülmektedir. Bu nedenle özürleri yoktur. Tanrı'yı bildikleri halde O'nu Tanrı olarak yüceltmediler, O'na şükretmediler. Tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar. Ölümsüz Tanrı'nın yüceliği yerine ölümlü insana, kuşlara, dört ayaklılara, sürüngenlere benzeyen putları yeğlediler. Bu yüzden Tanrı, birbirlerinin bedenlerini aşağılasınlar diye, onları yüreklerinin tutkuları içinde ahlaksızlığa teslim etti. Tanrı'yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan'ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin. İşte böylece Tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. Kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler.  Aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar.

Tanrı'yı tanımakta yarar görmedikleri için Tanrı onları yararsız düşüncelere, yakışıksız davranışlara teslim etti.  Her türlü haksızlık, kötülük, açgözlülük ve kinle doldular. Kıskançlık, öldürme hırsı, çekişme, hile, kötü niyetle doludurlar.  Dedikoducu, yerici, Tanrı'dan nefret eden, küstah, kibirli, övüngen, kötülük üreten, anne baba sözü dinlemeyen, anlayışsız, sözünde durmaz, sevgiden yoksun, acımasız insanlardır. Böyle davrananların ölümü hak ettiğine ilişkin Tanrı buyruğunu bildikleri halde, bunları yalnız yapmakla kalmaz, yapanları da onaylarlar.

                                   

C.     Bu andan itibaren Rab sadece bir ulusla ilgilenmek aracılığıyla diğer tüm uluslara kurtuluş yolunu sağlayacaktır.

 

2. Tanrı’nın Kurtuluş Planı açıklanmaya devam ediyor.

 

A.     Tanrı, Kurtuluş planını İbrahim ile daha açık bir şekilde oluşturmaya başlıyor.

a)      Tanrı, İbrahim ile bir antlaşma yaptı ve bu E.A.’in en önemli olayıdır.

b)      2000 yıllık dünya tarihi için 11 bölüm yazıldı ama İbrahim’in hayatı için 14 bölüm yazıldı.

                                   

B.     İbrahim’in çağrısı ve antlaşması Eski Antlaşma’yı anlamak için bir anahtardır.

a)      E.A.’da her zaman görüyoruz ki: “İbrahim’in, Yakub’un, İshak’ın Tanrı’sıyım”

b)      Çünkü Tanrı İbrahim’le ve onun çocuklarıyla antlaşma yaptı, onlara söz verdi.

 

   I-------------2000 Yıl (?)-------------I----------------1600 Yıl-------------I------400 Yıl----I

İ.Ö. ????                                                                İ.Ö. 2000                                                                 İ.Ö. 400                          †

   I----------I---------I-----------I-----------I-------------------------------------------I------------------- İSA

Yaratılış   Günah    Tufan     Babil Kulesi   İbrahim                                                   Malaki                           

 

 

3. Tanrı, Avram’ı çağırıp kendi ülkesini terk etmesini ve başka bir ülkeye gitmesini emretti. (12:1-9)

 

A.     (Yar.12:1 RAB Avrama, "Ülkeni, halkını, babanın evini bırak, sana göstereceğim topraklara git" dedi.

 

B.     Tanrı direk Avram’a hitap etti ve ne yapmasını direkt söyledi.

v     Çünkü o zamanlarda Kutsal Kitap daha yazılmamıştı.

C.     Tanrı, Avram’ı çağırdı ve Avram Tanrı’ya güvenip yola çıktı.

(Yar.12:4-5) “Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yaşındaydı. Karısı Saray'ı, yeğeni Lut'u, Harran'da  kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar.”

 

4. Tanrı insanı kurtarma planından vazgeçmiyor. 

A.     Nuh’un soyu, yani bizim atalarımız, isteyerek ve kasten Tanrı’dan uzaklaştılar.

v     Yaratıcı’nın yerine, yaratılışa tapındılar.

B. Günahlarına rağmen Tanrı insanları Şeytan’ın egemenliğinden ve günahın sonsuz cezasından kurtarmak için planından vazgeçmiyor.

     

a)      Hiç bir şey ve hiç kimse Tanrı’nın planlarından vazgeçmesine neden olamaz.

 

(Yeşaya 46:8-10)  “Bunu anımsayın, ey başkaldıranlar, Adam olun, aklınızdan çıkarmayın! Çok önceden beri olup bitenleri anımsayın. Çünkü Tanrı benim, başkası yok. Tanrı benim, benzerim yok. Sonu ta başlangıçtan, Henüz olmamış olayları çok önceden bildiren, ‘Tasarım gerçekleşecek, İstediğim her şeyi yapacağım’ diyen benim.

     

b)      Tanrı, Avram’ı seçtiği zaman, kendi planının içerisinde insanları günahın köleliğinden kurtarmak için bir sonraki adımı atmış oldu.

 

5. İbrahim’in Geçmişi

 

A.     Avram günahkâr mıydı? Evet, günahkardı çünkü o da Adem’in soyundan geldi.

 

(Yar.6:5 ) “RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte

                       

(Rom. 3:10-12) “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse yok, Tanrı'yı arayan yok. Hepsi saptı, Tümü yararsız oldu. İyilik eden yok, tek kişi bile!”

 

B.     Avram’ın ailesi içinde yaşadıkları toplumdaki kişiler gibi putperestti.

Ur ve Haran, Mezopotamya’nın ay ilahlarına tapınış merkezleriydi

 

C.     (Yeşu 24:2-4) Yeşu bütün halka, "İsrail'in Tanrısı RAB şöyle diyor" diye söze başladı, "'İbrahim'in ve Nahor'un babası Terah ve öbür atalarınız eski çağlarda Fırat Irmağı'nın ötesinde yaşar, başka ilahlara kulluk ederlerdi.  Ama ben atanız İbrahim'i ırmağın öte yakasından alıp bütün Kenan topraklarında dolaştırdım; soyunu çoğalttım, ona İshak'ı verdim.

 

D.     Avram putperest miydi? Emin değiliz ama ailesi putperestti.

v     Belki kendi Yaratıcısı’ndan korkuyordu. Ve Hanok ve Nuh gibi Tanrı’ya Rabbin buyurduğu şekilde yaklaşıyordu ve O’nun vaatlerine güveniyordu.

E.      Avram Nuh’un zamanında olduğu gibi Tanrı’ya söven ve kötü iştahlarının peşinden giden insanların arasında yaşadı. 

a.       Kötü bir ortam ve şartlar olmasına rağmen  Avram Tanrı’nın vaatlerine inandı.

b.      Tanrı’nın bir kurtarıcı göndereceğine ve bu kurtarıcının kendi soyundan geleceğine inandı.

c.       Avram, Habil, Hanok ve Nuh gibi Tanrı’nın Sözüne inandı ve Tanrı’ya itaat etti.

d.      Bunu nasıl yaptı Avram? Kendi yeteneği veya yumuşak yüreği sayesinde mi? Hayır, Tanrı’nın lütfu sayesinde oldu. 

 

6. İbrahim’in İmanı

 A.     Avram doğru sayıldı.

 

(Yarat 15:6“Avram RAB'be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.”

 

B.     Yaratılış 15:6 belki de tüm Kutsal Kitap’ın en önemli ayetidir. 

a)      Çünkü en önemli sorunun cevabını veriyor: Bir insan Tanrı önünde nasıl doğru sayılabilir?

b)      İnsan, günahkârdır, doğru değil ve Tanrı’nın yargısı altındadır.

c)      Burada ilk defa açık bir şekilde iman, doğruluk ve aklanma konularından söz edilerek aklanma öğretisi veriliyor.  

 

C.     Avram, kendi doğruluğuna dayanarak Tanrı önünde doğru sayılamaz.

a)      Avram’ın imanı, ne kadar çok olsa bile, bu ona yeteri kadar doğruluk sağlayamaz.

b)      Avram, kendi iyi işleriyle, hatta kendi imanıyla bile övünmez.

c)      Avram, bu imanından dolayı değil, iman yoluyla doğru sayıldı.

 

v Örn: Elinizdeki 10 Yeni Türk Lirasını harcayabilmek için satın alma gücüne inanmanız gerekiyor. Satın almanın gücü senin inancında değil; paranın değeri ve gücündedir.

 

D.     Musa bu olayları kaleme alırken kullandığı “saymak” kelimesi muhasebede kullanılan ‘hesaplamak’ kelimesidir. (İbranicesi:hashab)

 

E.      Ayrıca aklanma kavramında hukuki bir anlam da var.

a)      Tanrı, Yargıç olarak Avram’ın suçlarını saymayarak onu beraat ettiriyor.

 

(Mezmur. 32:2)  “Suçu RAB tarafından sayılmayan ...insana ne mutlu!”

 

b)      Avram’ın suçu kesindir. Bu suçun cezası var ve Yargıç adil ise cezayı infaz etmesi gerekiyor. Ama Yargıç suçu onun hesabına saymıyor çünkü bu suçu Başkasına aktarıyor ve O bu cezayı çekiyor.

c)     Şimdi, Avram’ın yasal açıdan bir suçu yoktur ama aynı zamanda kendi doğruluğu da yok. Aynı Yargıç Başkası’nın mutlak doğruluğunu Avram’a aktarıyor ve Avram doğru sayılıyor.

 

7. Lut’un yanlış kararı  (Yar. 13)

 

A.     Avram’ın ve Lut’un çobanları arasında çıkan kavgadan dolayı birbirinden ayrılıyorlar.

a)      Lut etrafına bakarak karar verdi. Kendisine en uygun yeri düşünerek yeşil ovayı seçti.

b)      Lut Tanrı’ya güvenmesine ve inanmasına rağmen bu kararın kendisini ve ailesini nasıl etkileyeceğini düşünmedi. Bu karar daha sonra korkunç sonuçları ortaya çıkardı.

c)      Avram kırsal, taşlı, az verimli olan tepelerde ve dağlarda kaldı. - Lut ise verimli toprakları olan ovaya indi.  Ama hangi karar daha doğruydu?

           

B.     (Yar.13:12-13“Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti. Sodom’a yakın bir yere çadır kurdu. Sodom halkı çok kötüydü. RABbe karşı büyük günahlar işliyorlardı  

a)      Ovada iki şehir vardı: Sodom ve Gomora ve bu şehirler çok kötüydü.

b)      Sadece kendi kendilerini ve kendi arzularını düşünüyorlardı. 

c)      İnsanların Tanrı’yı görmezlikten gelmelerine rağmen ve O’nun sözünü dinlememelerine rağmen Tanrı onlar hakkında her şeyi biliyor.

d)      Onların Tanrı’ya dönüp tövbe etmeleri için yeterince zaman geçtikten sonra artık ceza çekecekler.

C.     Sonuç olarak Lut bencil tutkularıyla karar verdi. Fakat Avram Tanrı’ya itaat etti ve Tanrı’nın bütün vaatlerini yerine getireceğine güvendi.

D.     Lut’un batması adım adım oldu.

(Yarat 13:10) “Lut çevresine baktı. Şeria Ovası'nın tümü RAB'bin bahçesi gibi” Her yerde bol su vardı. RAB  Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi.

(Yarat 13:12) “Sodom'a yakın bir yere çadır kurdu.”

 

(Yarat 14:12) “ Avram'ın yeğeni Lut'la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom'da yaşıyordu

(Yarat 19:1) “İki melek akşamleyin Sodom'a vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu

v     Sodom’a doğru baktı. Oraya yakın bir yerde yerleşti. Sonra oraya taşındı ve sonunda şehir ihtiyarı oldu.

 

8. Tanrı’nın Adaleti ve Merhameti (18. böl.)

 

A.     Avram ve ondan çıkacak olan torunlar, Tanrı’nın halkı olacaksa ilk olarak Avram ve ailesinin Tanrı’nın kim olduğunu  ve karakterini anlamaları gerekiyordu.

(Yarat 18:16-33) Adamlar oradan ayrılırken Sodom'a doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu. RAB, “Yapacağım şeyi İbrahim'den mi gizleyeceğim?” dedi, “Kuşkusuz İbrahim'den büyük ve güçlü bir ulus türeyecek, yeryüzündeki bütün uluslar onun aracılığıyla kutsanacak. Doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye İbrahim'i seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.” Sonra İbrahim'e, “Sodom ve Gomora büyük suçlama altında” dedi, “Günahları çok ağır. Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Bunları yapıp yapmadıklarını anlayacağım.” Adamlar oradan ayrılıp Sodom'a doğru gittiler. Ama İbrahim RAB'bin huzurunda kaldı. RAB'be yaklaşarak, “Haksızla birlikte haklıyı da mı yok edeceksin?” diye sordu,  “Kentte elli doğru kişi var diyelim. Orayı gerçekten yok edecek misin? İçindeki elli doğru kişinin hatırı için kenti bağışlamayacak mısın? Senden uzak olsun bu. Haklıyı, haksızı aynı kefeye koyarak haksızın yanında haklıyı da öldürmek senden uzak olsun. Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı.” RAB, “Eğer Sodom'da elli doğru kişi bulursam, onların hatırına bütün kenti bağışlayacağım” diye karşılık verdi. İbrahim, “Ben toz ve külüm, bir hiçim” dedi, “Ama seninle konuşma yürekliliğini göstereceğim. Kırk beş doğru kişi var diyelim, beş kişi için bütün kenti yok mu edeceksin?” RAB, “Eğer kentte kırk beş doğru kişi bulursam, orayı yok etmeyeceğim” dedi.  İbrahim yine sordu: “Ya kırk kişi bulursan?” RAB, “O kırk kişinin hatırı için hiçbir şey yapmayacağım” diye yanıtladı. İbrahim, “Ya Rab, öfkelenme ama, otuz kişi var diyelim?” dedi. RAB, “Otuz kişi bulursam, kente dokunmayacağım” diye yanıtladı. İbrahim, “Ya Rab, lütfen konuşma yürekliliğimi bağışla” dedi, “Eğer yirmi kişi bulursan?” RAB, “Yirmi kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı. İbrahim, “Ya Rab, öfkelenme ama, bir kez daha konuşacağım” dedi, “Eğer on kişi bulursan?” RAB, “On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı. RAB İbrahim'le konuşmasını bitirince oradan ayrıldı, İbrahim de çadırına döndü.

 

B.     Tanrı, Lut’un yerleştiği şehirin, yani Sodom’un ve ona yakın olan Gomora kentinin yargılanması olayında Kendi kutsallığını, adaletini ve merhametini gösteriyor.  

(Yarat 18:25) “Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı.”. 

 

v     Bazı insanlar, “Tanrı varsa neden adil davranmıyor?” diye soruyorlar. Aslında şunu demek istiyorlar: “Neden Tanrı insanların günahlarına göz yummuyor?” İyi ki Tanrı her zaman adaletini göstermiyor, göstermiş olsaydı hiç kimse kurtulamazdı!

(Yarat 18:32 RAB, “On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim” diye yanıtladı.”

C.     Bir insan Tanrı önündeki gerçek durumunu bir saniye görebilirse, kavrayabilirse, kesinlikle hemen diz çöküp merhamet için Tanrı’ya yalvarıp yakarırdı. Bu yüzden Pavlus şöyle yazdı:

v     Ciddi hastalığı olan kişi kendi durumunu anlayınca ilaç alabilmek için her şeyi yapar. 

9. Sodom ve Gomora’nın Yok Edilişi (19.böl.)

A.     Sodom ve Gomora’daki insanların günahları çoktu ama bu günahları hakkında sadece ipuçları veriliyor.

 

(Yarat 19:4-5) “Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodom'un her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.Lut'a seslenerek, “Bu gece sana gelen adamlar nerede?” diye sordular, “Getir onları da yatalım.”

                       

a)      Dünyaya göre eşcinsellik sadece bir farklılık veya tercihtir fakat Tanrı’ya göre günahtır. Çünkü Kendi yaratılışına aykırıdır. Şeytan’ın, Tanrı’nın kutsal düzenini bozmak istediğini gösteriyor.

b)      Tanrı, ilerde Yasa’yı verecektir. Bu olunca bu konuda Kendi düşüncelerini açıklayacaktır.

 

(Levililer 20:13“Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle  öldürülecekler. Ölümü hak etmişlerdir.”

 

B.     Hiç bir şey Tanrı’nın gözünden kaçmıyor ve Kendisine ait olanların hiçbirini kaybetmez.

a)      Tanrı, meleklerini Lut ve ailesini yakında yer alacak olan olaylar konusunda uyarmak için gönderdi.

b)      Tanrı, her insanın yüreğini biliyor ve dünyadaki insanların her birini tanıyor. Onun bilgisi sınırsızdır.

c)      Tanrı, Lut’un Sodom ve Gomora halkının arasında yaşamasına rağmen Tanrı’ya inandığını biliyordu ve onu koruyacaktır.

 

(2.Petrus 2:4-10“Tanrı günah işleyen melekleri esirgemedi; onları cehenneme atıp karanlıkta zincire vurdu. Yargılanıncaya dek orada tutulacaklar. Tanrı eski dünyayı da esirgemedi. Ama tanrısızların dünyasına tufanı gönderdiğinde, doğruluk yolunu bildiren Nuh'u ve yedi kişiyi daha korudu. Sodom ve Gomora kentlerini yakıp yıkarak yargıladı. Böylece tanrısızların başına geleceklere bir örnek verdi. Ama ilke tanımayan kişilerin sefih yaşayışından azap duyan doğru adam Lut'u kurtardı.Çünkü onların arasında yaşayan bu doğru adam, görüp işittiği yasa tanımaz davranışlar yüzünden doğru yüreğinde her gün ıstırap çekerdi. Görülüyor ki Rab kendi yolunda yürüyenleri karşılaştıkları denemelerden nasıl kurtaracağını bilir. Doğru olmayanları, özellikle benliğin yozlaşmış tutkuları ardından giden ve yetkisini hor görenleri cezalandırarak yargı gününe dek nasıl alıkoyacağını da bilir.”

C.     Tanrı, Lut ve ailesine merhamet göstererek onları uyarıyor.

(Yarat 19:15-17) “Tan ağarırken melekler Lut'a, “Karınla iki kızını al, hemen buradan uzaklaş” diye üstelediler, “Yoksa          kent cezasını bulurken sen de canından olursun.” Lut ağır davrandı, ama RAB ona acıdı. Adamlar Lut'la           karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar. Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Lut'a, “Kaç, canını kurtar, arkana bakma” dedi, “Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.”

 

a)      Lut’un karsı Sodom’daki yaşamını özlediğinden dolayı geriye baktı. (Yarat 19:26)

b)      (Luka 17:32-33) “Lut'un karısını hatırlayın! Canını esirgemek isteyen onu yitirecek. Canını yitiren  ise onu yaşatacaktır.”

 

D.     Sodom ve Gomora’nın yok edilmesi Kutsal Kitap’ta Tanrı’nın günahı yargılamasının büyük bir örneğiydi ve başka yerlerde de bu olaydan bahsediliyor. (Yeş.1:9; Hez. 16:46-49; Amos 4:11; Rom. 9:29; 2.Petr.2:5-6)

 

(Yarat 19:24-25)  “RAB Sodom ve Gomora'nın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı. Bu kentleri, bütün ovayı,  oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti.”

 

a)      Tanrı bugün aynı Tanrı’dır, hiç değişmiyor.

b)      Günahları görüyor ve onlardan nefret ediyor.

c)      İnsanlar tövbe edip Tanrı’nın kurtuluş yoluna sığınmazlarsa, O’nun yargısından kurtulamazlar.

 

10. Tanrı’nın sağladığı kurtuluş yoluna sığınmazsak, neyi bekleyebiliriz? 

 

A.     Tüm Kutsal Kitap’ta bu konuda kesin bir cevap veriyor.

 

(Yeşaya 66:15-16) “Bakın, RAB ateşle geliyor, Savaş arabaları kasırga gibi. Şiddetli öfkesini, Azarını alev     alev dökmek üzere.  Çünkü O bütün insanlığı ateş ve kılıçla yargılayacak, Pek çok kişiyi öldürecek”

(2. Krallar 22:13,17“Gidin, bulunan bu kitabın sözleri hakkında benim için de, bütün Yahuda halkı için de RAB'be danışın. RAB'bin bize karşı alevlenen öfkesi büyüktür. Çünkü atalarımız bu kitabın sözlerine kulak asmadılar, bizler için yazılan bu sözlere uymadılar.” … Beni terk ettikleri, elleriyle yaptıkları başka ilahlara buhur yakıp beni kızdırdıkları için buraya karşı öfkem alevlenecek ve sönmeyecek.’

                                   

B.     RAB Tanrı, Kendisine karşı olan kişiler, milletler, güçler hakkında neyi düşünüyor?

 

(Mezmur 21:8-9 “Elin bütün düşmanlarına erişecek, Sağ elin senden nefret edenlere uzanacak. Öfkelendiğin an, ya RAB, Kızgın fırına döndüreceksin onları; Gazapla yutacak, Ateşle tüketeceksin.”

 

(Mezmur 2:9-12) “Demir çomakla kıracaksın onları, çömlek gibi parçalayacaksın.” Ey krallar, akıllı olun! Ey dünya önderleri, ders alın! RAB'be korkuyla hizmet edin, titreyerek sevinin. Oğulu öpün ki öfkelenmesin, yoksa izlediğiniz yolda mahvolursunuz. Çünkü öfkesi bir anda alevleniverir.  Ne mutlu O'na sığınanlara!

Düşünmemiz Gereken Şeyler:

 

  • Kutsal Kitap’a göre Tanrı istediği şekilde davranır, istediği kişi veya ulusu seçer.

  •  Tanrı, Kendi kurtuluş yolunu sağlamak için tek bir adamdan Kendine göre bir ulus yapmaya karar verdi. Bu ulus İsrail halkıydı ve bu Tanrı’nın egemen kararıydı.

  •  Fakat bu ulus aracılığıyla sevgi ve lütufla dolu olan Tanrı her ırktan, her ulustan insanlara kurtuluş getirecek.

  •  Kutsal Kitap’a göre Tanrı’nın kurtuluş planı İsrail halkıyla değil, Aden Bahçesinde verilen bir vaat ile başladı, çünkü her insanın günahtan kurtuluşa ihtiyacı vardır.  

  •  Tanrı, isteseydi başka bir ulusu da  kullanabilirdi ama bu Tanrı’nın isteğiydi.

  •  Tanrı’ya yaklaşmak ve O’nunla ilişki kurmak için ilk şart O’nu Her Şeye Egemen Olan Tanrı olarak ve O’nun yollarını kabul etmektir. 

  •  Tanrı’nın bu İsrail ulusunu bu yolda  kullanma kararını kabul edebiliyor musun?

  •  Bu derste yine önemli gerçekler vurgulandı: İnsan kendi günahkâr yolunu seçiyor ve Tanrı’nın yollarına karşı direniyor.  Fakat kutsal ve adil Tanrı Kendi egemen isteğine ve planına göre günahı yargılıyor. Günahın cezası ölümdür ama merhamet ile dolu olan Tanrı insanlara merhamet gösterir ve bir kurtuluş yolu sağlar.

  •  Her şey ve her insan Tanrı’nın egemen eli altındadır ve sonunda O’na hesap vermesi gerekecek. Bunu anlıyor musunuz? 

  •  Her kişinin ister istemez Tanrı’nın adil yargısını hakketme zorunda olduğunu anlıyor musun?

  •  İnsanın tek çaresi, tek kurtuluş yolu Tanrı’nın merhametinden gelir.

 

Şimdi kendinize sorunuz:

  • İnsan Tanrı’nın yargısını hakketti mi dersiniz?

  • Tanrı’nın merhametine ihtiyacınız olduğuna inanıyor musunuz?

 


 

Text Box: EK BİLGİLER

 

 

 

 

Text Box: Aşağıda verilen ek bilgiler Kutsal Kitap çalışmanıza yardımcı olsun diye size sunuluyor. Tavsiye edilen kitapları okumadan dersleri tam anlamıyla kavrayamayacaksınız. Aşağıda “Tanrı’nın Öznitelikleri“ başlıklı çalışma ve sorular daha ileri aşamaya gitmek isteyen öğrencilerimiz içindir.

 

Okumanız Gereken Kitaplar:

 

Tanrı Öğretisi                                                     Bruce Milne

İncil’in Özü                                                         F.F.Bruce

Hristianlığın Temelleri                                     John Stott

Vaat                                                                    George Bristow

 

Kaset/CD ÜzerindeDinlemeniz gereken Kayıtlar:

Kayin ile Habil’in Sunusu / Kayin Habil’i Öldürüyor...........Kamil Musa

 

İMANIN TALEP ETTİĞİ İTAAT - İBRAHİM

(Okunacak ayetler: Yaratılış 12:1-9; Rom 4:21-22; İbr 11:8-19)

 

Kutsal Kitabı okurken, baştan görebiliriz ki önümüze çıkan karakterler arasında en büyük olanı İbrahim’in karakteridir. İbrahim hakkında “İmanın Kolombusu” denilmiştir, çünkü bu adamın imanı çok geniş bir alanı kapsıyor. O kadar geniş bir alan ki Tanrı’nın kendisi onu “iman edenlerin babası” olarak adlandırdı (Rom 4:16-17)[1]. İbraniler mektubunun 11. bölümünde, Habil, Hanok ve Nuh’a sadece birer ayet ayrılmıştır. İbrahim’e gelince onun hakkında yazılan 12 bölümü özetleyen tam on iki ayet ayrılmıştır. Kutsal Kitabı çalışırken dikkat etmeliyiz; ancak Kutsal Ruh’un önemle vurguladığı noktaları vurgulamalıyız ve Onun önem verdiği noktalara önem vermeliyiz.

 

İbrahim, Adem ile İsa Mesih arasındaki zamanın tam ortasında önümüze çıkıyor.  Biz şimdi İsa’dan Sonra hangi zaman noktasında isek İbrahim de İsa’dan Önce aynı zaman noktasındaydı. İbrahim, antik çağın ataları arasında, insan kitlelerinin büyük bir kısmı tarafından en çok ruhsal onay alan kişidir. Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar tarafından en derin saygıyla anılan kişi olmakla kalmıyor aynı zamanda bütün Kutsal Kitap ve özellikle Yeni Antlaşma kesimi ona verilen referanslarla doludur.

 

İbrahim insanlık tarihinde gerçekten yaşamış olan bir şahıstır.  Bazıları Yaratılış Kitabının doğruluğu konusunda yüzde yüz emin olamayacağımızı ima ederken bazı kişiler ise bu kitabın hiçbir tarihsel dayanağı olmadığını ileri sürmekteler. Bu varsayımlara inanacak olursak o zaman ele aldığımız bu karakter tamamıyla uydurmaca olsa gerek. O zaman Yuh 8:56-58[2] ayetlerine ne diyeceğiz? Son zamanlarda arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan bazı deliller Kutsal Kitabın ilk bölümlerinin tarihsel açıdan doğru olduğunu onaylamaktadır. Bu kazıların ışığında İbrahim’in yaşadığı dönemin Kildani uygarlığı önümüze bayağı ilerlemiş bir uygarlık olarak dikilmekte. Sözü edilen dönemde ticaret ve tarım şaşılacak şekilde gelişmiş bir aşamadaydı. Bunların yanı sıra kültürel ve eğitimsel açıdan da doruklara erişilmişti. Tüm bunlara rağmen Kildani halkı putperest bir halktı. Yani imansızdılar. Güneş, ay ve yıldızlar dahil bir sürü  sahte tanrıcıklara, putlara taparlardı. Tanrı’nın şahsen bilinmediği ve sevilmediği her yerde olduğu gibi Kildani halkı ahlaki açıdan düşkün ve kötü bir hayat içindeydi.

 

Bir gün, Ur kentinde yaşamakta olan İbrahim Tanrı’nın ona konuştuğunu duydu (Yar.12:1)[3]. Tanrı konuşmasını bitirir bitirmez İbrahim hemen itaat etti (Yar.12:4[4]). Onun bu itaatini aynı zamanda İbr 11:8 ayetinde de okuyabiliriz “İman sayesinde İbrahim, miras olarak alacağı ülkeye gitmek üzere çağrıldığı zaman Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı” İbrahim, Tanrı’nın ona konuşmuş olduğunu biliyordu ve nereye gideceğini bilmediği halde yine de yola çıktı. İbr 11’de böyle yazar: “nereye gideceğini bilmeden yola çıktı”. İşte Kutsal Kitap buna “İmanoın talep ettiği itaat” der. (Rom 4:21-22[5]). İbrahim’in dilindeki ezgi şu olabilirdi:

Güveneceğim Rab sana, göremediğim yerde

Güveneceğim, göremediğim yerde

Yol kapkaranlık olsa bile

Güveneceğim göremediğim yerde

İşte burada itaat eden imanı görmekteyiz. Bilinmeyen yere doğru adım atan ve Tanrı’nın kadir olduğuna, sözüne sadık kalacağına güvenerek Tanrı’nın istemini yerine getiren imandır bu.

 

Şimdi İbrahim’in yaşamında resimlenen bu itaat eden imanın beş ayrı yönünü ele almak isterim:

 

  1. İbrahim’in İtaatı ANINDA Yapılan İtaat idi. Bak Yarat 12:1 ve ondan sonra 4. ayeti oku. “RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı” diye yazar, buna dikkat edelim. Şimdi İbr.11:8[6] ayetine bakalım. Tanrı’nın ona nasıl konuştuğunu bilmiyoruz, ama konuştuğu kesindir. İbrahim Tanrı’nın buyruğunu duyar duymaz hemen iman ile harekete geçti. Tanrı bazen bize de konuştuğunda Onun nasıl konuşmuş olabileceği konusunda açıklama yapmamız çok zor oluyor. Onun konuştuğuna emin olduğumuz süre bu bizim için yeter. Bize düşen hemen onun buyruğunu yerine getirmektir. Yeni Antlaşma’da imanın bu “anında” itaatini resimlendiren iki örnek vardır. Bak Elç 8:26-27 ve 29-30 (Filipus). İkinci örnek Elç 9:10-17 (Hananya). Şu anda Tanrı sana konuşuyor mu? (1 Samuel 15:22[7]; Yuh 2:5[8]).

 

  1. İbrahim’in İtaatı PRATİK bir İtaat idi. Tanrı İbrahim’e konuştuğu zaman “RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı”. İbrahim’in imanı öyle silik, puslu bir iman değil tersine hemen eyleme geçen bir imandı. İbr 11:8 ayetini tekrar oku. İman, Tanrı’nın verdiği vaade dayanarak hemen yerinden fırlayıp Tanrı’ya itaat ederek Onun istediğini yerine getirir. İman eyleme geçmezse ölü imandır (Yak 2:17,20)[9]. Son günlerde Tanrı sana herhangi bir şey hakkında konuştu mu? Konuşmuşsa o zaman Ona itaat ederek pratik bir şekilde Ona olan imanını sergilemen gerekir (Elç 9:6).

 

  1. İbrahim’in İtaatı İLERLEYEN, GELİŞEN bir İtaat idi. Ur kentinden yola çıkışı imanın sadece ilk adımıydı. İman alanında bir adım attığımız zaman bu başka adımların da atılmasını gerektirir. Yaratılış kitabının 12. bölümünde İbrahimin imanının sadece bu bölümde kaç adımla geliştiğine bakalım:

 
  •  Ayet 4  “İbrahim yola çıktı”
  • Ayet 5  “İbrahim Haran’dan yola çıktı”

  • Ayet 6  “ülke boyunca Şekem'deki More meşesine kadar ilerledi”

  • Ayet 8  “Oradan Beyt-El'in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti”

  • Ayet 9  “Sonra kona göçe Negev'e doğru ilerledi”

Tanrı’nın isteği şudur: İman prensibi yaşamımızın her alanında aktif şekilde çalışıyor olmalı. Sadece ruhsal ihtiyaçlarımız konusunda ona güvenmemizi istemiyor aynı zamanda fiziksel ihtiyaçlarımız için de ona bel bağlamamızı ister (Matta 11:7[10] ile Luka.11:13[11] ayetlerini karşılaştır).

 

  1. İbrahim’in İtaatı ACAYİP bir İtaat idi. Gerçekten ne kadar garip bir şeydi İbrahim’in yaptığı. Birden pılısını pırtısını, ailesini toplayıp yola çıktı. Evini yurdunu terk etti! Akrabalarını dostlarını tanıdıkları bırakıp hiç bilmediği bir ülkeye doğru yola çıktı. Evet, iman etmeyenlerin gözünde İbrahim’in yaptığı çok garip bir şeydi. “O güzelim işini, maaşını neden bırakıp da Tanrı Sözünü duyurmaya gitti?” Ya da “Şu yeni iman eden kız acaba neden iman etmeyen nişanlısından ayrıldı?” “Bu genç adam İsa’ya iman ettiğini söylüyor, ama neden daha önce birlikte partilere giderken şimdi gelmek istemiyor?” Evet, dünyanın gözünde aptallık, manyaklık, en azından acayip bir şey! Ama Tanrı’nın gözünde Onu hoşnut eden bir eylem! (Matta 5:10-12[12]).

 

  1. İbrahim’in İtaatı VERİMLİ bir İtaat idi. Evet, Tanrı’ya yücelik veren ve ürün veren bir imandı. Bak Yarat 22:18[13] ve bu ayetin son kesimini incele. Bunu Yarat.26:3-5[14] ayetleriyle karşılaştır (İshak) . Biz de çok basit şekilde Tanrı’ya güvenerek ona itaat edersek ne kadar verimli olacağız! (Tesniye 11:26-28[15])

İMANIN SINANMASI - İBRAHİM

(Okunacak ayetler: Yarat 22:1-19; İbr 11:17-19)

 

Bu Kutsal Kitap çalışmamız İbrahim’in hayatında görebildiğimiz iman ile ilgili incelemelerin sonuncusu olacaktır. İbrahim’in imanının en yüksek noktası, kendi oğlu İshak’ı Rab'be yakmalık sunu olarak getirdiği zaman erişildi. İbrahim iman sayesinde Rab'be itaat edip yurdundan ve akrabalarından ayrıldı (Yarat 12:1 - aynı zamanda Mat.10:34-39 ve 2.Kor 6:14-18 ayetleriyle karşılaştır). Yine iman sayesinde kardeşi oğlu Lut’tan ayrıldı (Yarat.13:1-18; 2 Pet 2:7-8); iman sayesinde İshakın doğacağı vadini Rab'den aldı ve bu vaadin gerçekleştiğine tanık oldu (yarat 17: 15-19; 21:1-5; Rom 4:18-21). Şimdi “Tanrı İbrahim'i SINADI” (Yarat 22:1-2)[16]. “İbrahim sınandığı zaman, imanla İshak'ı kurban olarak sundu. Vaatleri almış olan, biricik oğlunu kurban etmek üzereydi” (İbr 11:17).

 

Bu gerçekten yüce bir olaydır. Bu olayda Tanrı'nın Sevindirici Haberi en güzel şekilde tüm ayrıntısıyla resimlenmektedir. Olayda İbrahim bir tip olarak “Öz Oğlunu bile esirgemeyen, O'nu hepimizin uğruna ölüme teslim eden” Baba Tanrı'yı simgeler (Yuh 3:16; Rom 8:32)[17]. İshak  Rab İsa Mesih'i resimler ki bu “Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. Ama yüceliğinden soyunarak) kul özünü aldı ve insan benzeyişinde doğdu. İnsan biçimine bürünmüş olarak ölüme, çarmıh üzerinde ölüme bile boyun eğip kendini alçalttı” (Filip 2:5-8). Çalılıkta boynuzlarından yakalanan koç tip olarak Mesih'in bizim yerimizi nasıl aldığını simgeler. Rab İsa bizim yerimize yakmalık adak olarak sunuldu, bizim günahlarımız için kurban oldu (İbr 10:5-10). İbr.11:19[18] ayetinde okuyoruz ki İbrahim, Tanrı'nın İshak’ı ölümden dirilteceğine inanıyordu. Burada aynı zamanda İsa Mesih'in ölümden dirileceği konusunda bir peygamberlik görebiliriz (1.Kor 15:1-4)[19].

 

Tüm bu simgeler ruhsal duygularımızı harekete geçirebilir, ama bunun yanısıra bu olayda İbrahim’in imanının müthiş şekilde DENENDİĞİNE tanık oluyoruz. (Yarat 22:1 ile İbr.11:17 ayetlerini iyice okuyup kıyasla)

Gerçek iman her zaman sınanacaktır. Bir Mesih imanlısının bu iman sınanmasından geçmemesi imkansızdır (1 Pet 1:7)[20]. Tanrı'nın gözünde imanlının imanının sınanması çok değerlidir. Aynı zamanda bu sınama Tanrı çocuğu için o kadar yararlıdır ki sınanmanın rahatsız edici beklentisi içinde olmakla birlikte (İbr 12:6)[21] sınanmadan dolayı seviniriz (Yakup 1:2,3)[22]. Neden? Çünkü imanımızın sınanmasını yönlendiren bizim sevecen Rabbimizdir. Bu sınanmanın hayatımızda gerçekleşmesi için çeşitli araçlar ve yöntemler kullanabilir. Ancak biliriz ki Babamızın eli altında O'nun çocuğu sebepsiz şekilde acı çekmeyecektir. Yarat 22:1 ayetinde “Tanrı İbrahim’i sınadı” ifadesini dikkate almamız çok önemlidir. O’nu sınayan Tanrıydı. Her sınanma zamanında her şey üzerine egemen olan Rabbimiz bize diyor: “Bu durumu Ben oluşturdum” (1 Kral 12:24)[23].

 

Şimdi imanın sınanmasında kendini gösteren üç özelliğe bakmak isterim:

 

(1) İMANIN SINANMASINDA ERİŞİLEN AŞAMA. İman ne dereceye kadar sınanır? Kendi izlenimlerimizden bile görebiliriz ki bazıları diğerlerinden daha fazla denenirler. Örneğin, herkes İbrahim, Eyub ve Pavlus gibilerin sınandığı şekilde ve derecede sınanmıyor. Acaba bazı ruhsal kurallara dayanarak ne dereceye kadar denendiğimiz konusunda bize açıklama yapabilen bazı etkenler var mı? Evet vardır: İman, imanımızın ölçüsüne göre sınanır!  Evet, imanımız ne kadar çok olursa o kadar daha yoğun bir sınanmaya tabi kalır. Aynı kurala dayanarak imanımız ne kadar az ise o kadar az sınanır. İmanın dereceleri vardır (Mat 16:8;[24] 15:28[25]; Elç 6:5; 9:24; Rom 4:20[26]). İshakı kurban olarak sunmak İbrahim’in imanının ilk sınanması değildi. Bu hemen hemen son sınanmaydı.

 

1 Kor 10:13 bize harika bir vaatte bulunur. “Her insanın karşılaştığı denemelerden başka türlü denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır”

 

(2) İMANIN SINANMASINDA KULLANILAN YÖNTEM. İman nasıl sınanır? İmanları sınanan bir sürü insanın hayatında bu sınanmaların nasıl gerçekleştiği konusunda Kutsal Kitap örneklerle doludur. Bazen imanımız sınandığında İbrahim’e olduğu gibi (Yarat 22:1-9) duygularımız denenme merceğinin altına girer. Böyle durumlarda Rab'bin seslenişini duyarız: “Çocuğum, sana vermiş olduğum her şeyi tekrar benim ellerime teslim et”. Bazen de bu sınanma , Pavlus’un durumunda olduğu gibi (2.Kor.12:7-9)[27] fiziksel bedenlerimizle bağlantılı &