Tiranus.Org  

 


 ANA SAYFA     KAYIT FORMU   DERSLER     RADYO KUMRU    KÜTÜPHANE  SANAT   

 
  Tiranus.ORG - Açık Öğretim 8. Dersin Notları
 

Text Box:  8. DERS  -  TUFAN VE BABİL KULESİ

 

 

 

Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. “Ek Bilgiler” sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve bereketli bilgiye sahip olacaksınız.

 

Tufan ve Babil Kulesi  (Yaratılış kitabının 4.-11. bölümleri)

 

  1. Kayin’in soyu. 4:17-24

 

A.     Kayin’in soyu Kayin’in örneğini izledi.

v     Tanrı’yı düşünmediler, hatırlamadılar ve Onunla ilgilenmediler.

 

    1. Maddi ve bedensel şeylerle ilgilendiler. Kentler kurdular ve yoğun şekilde çalıştılar ve icat ettiler.

(i)                 Bu tür şeylerle uğraşmakta yanlış bir şey yoktur. Yanlış olan şudur: Bu tür şeylerle ilgilenirken Yaratıcılarını unuttular. Onların yaşamında Tanrı için yer bırakmadılar.

(ii)               Bütün zamanlarını kendileri için harcadılar.

(iii)             Kendi yaptıklarına değer verdiler. Yaratıcı’ya değil, yaratılışa tapındılar.

 

  1. Tanrı Habil’in yerine Şit’i verdi.

 

(Yar.4:25 “Adem karısıyla yine yattı. Havva bir oğlan doğurdu. "Tanrı Kayinin öldürdüğü Habilin yerine bana başka bir oğul bağışladı" diyerek çocuğa Şit adını verdi.”

           

    1. Tanrı Adem ve Havva’ya Habil’in yerine başka bir çocuk verdi: Şit.

v     Havva bu sefer “bir oğul dünyaya getirdim” yerine “Tanrı bir oğul bağışladı diyerek Rabbin bağışını kabul etti.

 

    1. Aden Bahçesinde Tanrı, Şeytan’a karşı galip gelecek olan bir çocuğu olacağı konusunda söz verdi.

(i)                 Bu kişi Habil’in soyundan gelecekti.

(ii)               Fakat Şeytan Habil’i öldürmesi için Kayin’i yönlendirdi.

(iii)             Şeytan, Tanrı’nın bir kurtarıcı gönderme planını her fırsatta mahvetmeye çalıştı.

 

    1. Şit de Adem’in soyundan gelen herkese olduğu gibi Tanrı’dan uzak doğdu, fakat Habil gibi Tanrı’ya güvendi.

v     Tanrı, dünyanın kurtarıcısını artık Şit’in soyundan getirecektir.

 

  1. Günah dünyaya egemen oluyor

 

A.     Adem’den Nuh’a kadar on nesil vardır.  (5.bölüm)

 

    1. Tufan olayı Ade m’in yaratılışından aşağı yukarı 1500 yıl sonra gerçekleşti.

 

    1. Nuh ve oğulları Sam, Ham ve Yafet’in zamanında dünyada aşağı yukarı üç milyon kişi vardı. 

 

    1. Yaratılış Kitabının altıncı bölümüne geldiğimizde Şit’in iyi soyu bitmek üzeredir. 

(i)                 Bu günahkarlık bir kuşaktan sonraki kuşağa geçiyor.

 

(ii)               “RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte.” (Yarat 6:5

 

 

(iii)             İnsanlar, Tanrı’nın mesajına inanmadılar ve O’na ve O’nun merhametine sığınmadılar.

(iv)             Tanrı’nın var olduğunu bilmelerine rağmen Tanrı’yı yüceltmediler. (Romalılar 1)

 

    1. Tanrı insanların günahlarını gördü ve insanları tövbe etmesini istiyordu.

 

5.      (Yarat.6:3)  RAB, "Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür" dedi, "İnsanın   ömrü yüz yirmi yıl olacak." 

 

6.      Tanrı’ya karşı isyana devam ederseler, sonunda Tanrı onları cezalandıracaktı.

7.      Tanrı Peygamber Hezekiel’in kitabında şöyle dedi:

 

“Varlığım hakkı için diyor Rab Yahve, ben kötü kişinin ölümünden sevinç duymam, ancak kötü kişinin kötü yollarından dönüp yaşamasından sevinç duyarım. Dönün! Kötü yollarınızdan dönün! Niçin ölesiniz ...’ (Hez 33:11)

 

4.  Tanrı günahla dolu dünyayı yargılamaya karar veriyor. (6.-7. bölümler)

 

 (Yar.6:6-7)  “İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı.  ‘Yarattığım insanları, hayvanları,  sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım’ dedi, ‘Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.” 

           

A.     İnsanlar bu kadar bozulmuş ki Tanrı, bir tufan aracılığıyla bütün yaşamı dünyadan silecek.

 

B.     Daha önce bir damla yağmur yağmamasına rağmen Tanrı yeryüzüne yağmur yağdıracak.

Tanrı’nın yasasına karşı suç işleyen ölmesi gerekiyor.

 

C.     Fakat merhametli Tanrı, insanlara bir kurtuluş yolu hazırladı. Artık bu yolu kullanarak insanlar Tanrı’ya tekrar kavuşabilirler.

 

5.      Tanrı Nuh’a lütuf gösterdi.

 

(Yar.6:8-10) “Ama Nuh RABbin gözünde lütuf buldu. Nuhun öyküsü şuydu: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü. Üç oğlu vardı: Sam, Ham ve Yafet. 

           

A.     Bütün Adem soyu gibi Nuh günahkar olarak Şeytan’ın egemenliğinin altında doğdu.

 

B.     Bu ayetlerden Nuh Tanrı’nın isteği hakkında Hanok gibi bir çok şey anladığını görüyoruz.

                       

a)      Nuh, ataları gibi Tanrı’dan genel vahiy alıyordu.

 

(Rom. 2:12-15)  Kutsal Yasa'yı bilmeden günah işleyenler Yasa olmadan da mahvolacaklar. Yasa'yı bilerek günah işleyenlerse Yasa'yla yargılanacaklar. Çünkü Tanrı katında aklanacak olanlar Yasa'yı işitenler değil, yerine getirenlerdir. Kutsal Yasa'dan yoksun uluslar Yasa'nın gereklerini kendiliklerinden yaptıkça, Yasa'dan habersiz olsalar bile kendi yasalarını koymuş olurlar.Böylelikle Kutsal Yasa'nın gerektirdiklerinin yüreklerinde yazılı olduğunu gösterirler. Vicdanları buna tanıklık eder. Düşünceleriyse onları ya suçlar ya da savunur.

 

b)      Ancak Nuh, Tanrı’nın kurtuluş yolu ile ilgili olan özel vahiyi de almıştır.

(i)     Nuh, kurban konusunda Tanrı’nın talimatını anlamıştır.

 

    (Yarat 7:2-3) [Tanrı dedi ki] “Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al.”

 

(ii)           Nuh, Habil, Şit ve Hanok’un yaptığı gibi Tanrı’ya yaklaşırken kurban kanıyla yaklaştı.

 

(Yarat 8:20) “Nuh RAB'be bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular sundu.”

                 

(iii)         İlerde bu prensip resmi bir şekilde Yasa’da verilecek.

                                       

(Levililer 17:11)  “kan dökülmeden bağışlama olmaz.”

           

C.     Nuh, bu yolu da başkalarına bildirdi.

 

(2.Petrus 2:5) “Tanrı eski dünyayı da esirgemedi. Ama tanrısızların dünyasına tufanı gönderdiğinde, doğruluk yolunu bildiren Nuh'u ve yedi kişiyi daha korudu

           

D.     Nuh, Tanrı’nın kurtarışını hak etmedi; cezayı hak etti.

v     Zaten lütuf, bir kişi bir şeyi hak etmediği halde ona iyilik gösterilmek anlamına geliyor.

           

 

E.      Nuh Tanrı’ya  ve O’nun yoluna güvendi.

(i)     Nuh, Tanrı’nın vaat ettiği kurtarıcının geleceğine inandı.

(ii)       Tanrı, lütfundan dolayı Nuh’u bağışladı ve onu kabul etti.

 

6.  Nuh’un Gemisi (6:13-22)

 

A.     Bu yargıdan kurtarılmak için Tanrı Kendi planını Nuh’a açıkladı ve Nuh Tanrı’ya tam itaat etti.

B.     Tanrı Nuh’a bütün dünyayı kapsayacak bir tufan göndereceğini söyledi.

C.     Tanrı Nuh’a Tanrı’ya güvenenler için bir gemi yapması ve bu gemi sayesinde kurtulacaklarına dair talimat verdi.

D.     Bu geminin özenle ve tam Tanrı’nın isteğine göre yapılması gerekiyordu. (Boyutu 40.000 m3 olacaktı)

a)      Geminin görünüşünün tam olarak nasıl olduğunu bilemiyoruz. Fakat geminin ö lçüleri bugünkü okyanusta dolaşan büyük yük gemilerinin ölçüleridir.

b)      Uzunluğu: 140 metre Genişliği: 22 metre     Yüksekliği: 14 metre

E.      Tanrı, Nuh’a geminin yan tarafında sadece tek bir kapı yapmasını söyledi

v     Her insan ve her hayvan için Tanrı’nın gazabından kurtuluş tek bir gemi sayesinde olacaktı ve kurtulacak olan herkes bu tek kapıdan girmek zorunda kaldı.

F.      (Yar. 6:22)  “Nuh Tanrının bütün buyruklarını yerine getirdi

a)      İnsanın Tanrı’yı hoşnut edebilmesi ve günahlarının yaraştırdığı yargıdan kurtulabilmesi için imana ihtiyacı var.

b)      O ana kadar yeryüzüne bir damla bile yağmur yağmamıştı ama Nuh yine de Tanrı’ya güvendi.

c)      O ana dek dünyanın toprağı, toprağın altından yukarıya doğru çıkan çiy ile sulanırdı.

d)      Buna rağmen Nuh yağmur yağacağı konusunda Tanrı’ya inandı ve Ona itaat edip gemiyi tam Tanrı’nın istediği şekilde yaptı. - Ailesini, hayvanları ve kuşları gemiye koyması için Nuh’a buyruk verdi.

e)      Nuh insanları gelecek yargı konusunda uyardı. Fakat insanlar Tanrı’nın Sözünü kabul etmediler.

 

8.      Tufan 

           

A.     Tanrı bu tek kapıyı kapattı ve gemide olmayanların hepsi ölecekti.

                       

(Yar.7:16 ) “Gemiye giren hayvanlar Tanrının Nuha buyurduğu gibi erkek ve dişiydi. RAB Nuhun ardından kapıyı kapadı.” 

           

B.     Tanrı’nın Kendisi Nuh’u, onun ailesini ve hayvanları geminin güvenliği içinde sakladı.

 

C.         (Yar.7:17-23) “Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.  RAB insanlardan evcil hayvanlara, sürüngenlerden kuşlara dek bütün canlıları yok etti, yeryüzündeki her şey silinip gitti. Yalnız Nuhla gemidekiler kaldı. 

 

D.     Yer altı kaynaklarından da sular fışkırdı ve belki de depremle ya da volkanik hareketlerle dünyanın kabuğu kırıldı ve bu büyük hacimde sular yeryüzüne fışkırdı.

a)      (Yar.8:2)  “Enginlerin kaynakları ve göklerin kapakları kapandı. Yağmur dindi.”

 

b)      Tanrı 40 gün durmadan yağmur yağdırdı. Böylece sular en yüksek dağları bile örttü.

v     Nuh ve ailesi gemide 371 gün kaldı.

           

E.      Bütün insanlık Tanrı’ya güvenmeyi reddetti ve Tanrı herkesi sildi.

a)      Sadece Nuh ve ailesi kurtulabildi. Çünkü onlar Tanrı’ya inandılar ve gemiye bindiler.

b)      Tanrı onlara Kendi gazabından kurtuluş sağladı.

 

9.      Tanrı’nın Nuh ile yaptığı antlaşması:

 

A.     Tanrı’nın Antlaşmaları her zaman Tanrı’nın lütfundan kaynaklanıyor.

           

B.     Bu antlaşmanın farklı kısımları var:

 

                Tufan’dan önceki kısmı

 

(Yarat 6:17-18)  Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek.  Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.

 

v     Tanrı gazabını gönderecek ama aynı zamanda yineTanrı bir kurtuluş yolu sağlayacaktı. Nuh ve ailesini kurtarılacak idiyseler Nuh’un bunu imanla ve bu imanı sergileyen itaat ile bir gemi yapması gerekiyor.

 

Tufan’dan sonraki kısmı

 

(Yarat 8:20-21 Nuh RAB'be bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular sundu. Güzel kokudan hoşnut olan RAB içinden şöyle dedi: “İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim.

 

v Tanrı, insan ne yaparsa yapsın bu şekilde bir daha dünyayı mahvetmeyecek diye vaat ediyor.

 

(Yarat 9:4-6) “Yalnız kanlı et yemeyeceksiniz, çünkü kan canı içerir. Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı          kesinlikle arayacağım. Her hayvandan hesabını soracağım. Her insandan, kardeşinin canına kıyan herkesten hakkınızı arayacağım.  “Kim insan kanı dökerse, Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.

 

v Tanrı, dünyayı mahvetmektense günahın artışını yavaşlatmak için idam cezasını kuruyor. Bunu uygulamak için Tanrı insana yetki veriyor. 

 

v Tanrı bu hukuki yetki vermesiyle insan dünyada Tanrı’nın yerinde yargıç oluyor ve hükümetin kurulmasının temeli atılıyor.

v     Aslında bu da bir testtir.  Hükümet, günah sorunu çözecek mi? Dünyaya barış getirecek mi?

 

(Yarat 9:12-15) Tanrı şöyle sürdürdü konuşmasını: "Sizinle ve bütün canlılarla kuşaklar boyu sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak:  Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.  Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, yayım bulutların arasında ne   zaman görünse,  sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.  

 

v     Bu antlaşmanın belirtisi olarak gökkuşağı veriliyor. Bu belirti itaat veya imana bağlı değil.

v     Bu antlaşma tek taraflıdır çünkü insanın yapacağı herhangi bir şarta bağlı değildir.

v     Bu antlaşma aslında Tanrı’nın inayetine bağlı, lütufkâr bir vaattir ve sonsuzdur.

v     Bu antlaşma tamamen Tanrı’nın sadakatine bağlıdır.

 

10.  Günahın sorunu çözülmedi.

           

A.     Tufan ve idam cezası çözüm değildi.

v     Çünkü Tufan’dan sonra insanlar yine çoğaldı ve gururlanıp bozuldu.

           

B.     İnsanların Tufan’dan haberleri varmıştır ve Tanrı’nın onların yaratıcısı olduğunu biliyorlardı.

a)      Tanrı’nın gücü her sabah ve her akşam yaradılışta görebiliyorlardı.

b)      Tanrı, dünyayı tekrar bir tufanla silmeyeceğinin sözünü tuttu. Gökkuşağı görünüyordu.

c)      Tanrı’ya inanmamakta hiç bir özürleri yoktu.

d)      Onlar yaşam, sağlık, güneş, yağmur ve yiyecek için Tanrı’ya şükretmediler (Rom. 1:18-32).

           

C.     Tanrı dünyayı yargılayıp yeniden başlattı ama “insanın yüreğindeki eğilimler çocukluğundan itibaren kötüdür.” (8:21)

a)      Tanrı yargısının tehdidi insanın günah işlemesini engellemek için yeterli değildir.

b)      Nuh’un ailesi Tanrı’nın yargısını gördü, tüm tanıdıklarının öldürüldüğünü gördüler.

c)      Fakat tufan olayından sonra ilk günahı işleyen yine Nuh oldu!

d)      Prensip: Günah insanın yüreğinden kaynaklanıyor ve Tufan bu problemi çözemedi. 

 

11.  Nuh Oğullarının Soyu  (10.bölüm)

           

A.     Adem bizim babamız olduğu gibi bizim neslimiz de Nuh’un oğullarından geliyor.

 

B.     Genellikle biz bir insanın ırkını onun teniyle ayırt ediyoruz ama Kutsal Kitap’a göre hepimiz tek bir soydan geldik ve cilt renkleri sonra başladı. Yani, aynı aileden geldik!

 

C.     Yar.10. bölüm ‘Milletlerin Listesi’ diye bilinir ve hepimiz kendi neslimizin kaynağını bu listede bulabiliriz.

 

(Yar. 10:32) “Tufandan sonra kayda geçen, ulus ulus, boy boy yeryüzüne yayılan            bütün bu insanlar Nuh'un soyundan gelmedir

                       

v     Yafet: Orta Asyalı, Hint, Uzak Doğulu ve Avrupalı insanların kökeni

o       (Grek, Romalı, İspanyalı, Kelt, Med, İngiliz, Alman, Afganistanlı, İranlı, Türk insanlar)

 

v     Ham: Afrikalı, Mısırlı, Kenanlı, Hitit, Mezopotamyalı, ve bazı doğulu insanların kökeni

o       (Japon, Çinli, Moğol, Avustralyalı insanlar)

 

v     Sam: Arap, Persli, Asurlu, Kildaniler ve Yahudi insanların kökeni

o       (Sam’ın soyunun çoğu Orta Doğu’da kaldı.)

           

D.     Aslında Yaratılış 10. bölüm, 11. bölümde olan olaydan sonraki durumu anlatıyor. 

v     Bu “Milletlerin Listesi”, Babil Kulesi ve dillerin karıştırılmasından sonra Nuh’un oğullarının farklı dillerle bölünüp farklı yerlere giderek yerleşmelerini anlatıyor.

 

12.  Babil Kulesi  (Yar.11)

           

A.     (Yarat 11:1-4“Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova buldular ve oraya yerleştiler. Birbirlerine, "Gelin tuğla yapıp iyice pişirelim" dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız." 

                       

a)      İnsanın bir yol seçmesi gerekirse kendi yolunu seçer. 

v     İnsan iyi olmaya çalışır; hayaını değiştirmeye çaba gösterir ama sonuçta kendi isteği, Tanrı’nın isteğiyle çelişirse Tanrı’nın Sözü’ne uymak istemez.

                       

b)      (Yarat1:28)’de Rab demişti ki “Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın”. Ama ne yapmak istediler? 

(Yarat 11:4) Sonra, "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız."

 

v     İnsanların milliyetçi, ırkçı ve birleşip güç sağlama istekleri bundan kaynaklanıyor ve bu gibi düşünce akımarı her zaman tehlikelidir.

                       

c)      Kule, Tanrı’nın yüceliği için değil, Ona karşı ve insan gururunu tatmin etmek, insana yüselik vermek için yapılıyordu

.

B. Bu kule bir tapınma merkezi olacaktı.

a)      Bu kulenin zirvesi göğe kadar yükselmekteydi. Bu yapay dağın en üst noktasına  bir tapınak yapacaklardı.

v     Bu tapınak şehrin tapınma merkezi olacaktı.

b)  Kutsal Kitap’ta Babil şehri tanrısız bir toplumu, ahlaksızlığı, putperestliği, sefahati simgeler.

c)  Tarihçilere göre astroloji (yıldız falcılığı) bu bölgede başladı ve büyük bir ihtimalle bu kulenin yıldız falcılığı ile bir bağlantısı vardı. 

d)  İleride Babil İmparatorluğu burada kurulacak ve bu putperestlik, o kötü imparatorluğa ve daha sonra Mısırlılar’a, Grekler’e ve Romalılar’a da geçecektir.

           

B.      (Yar.11:5-9) “RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi. “Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar” dedi,  “Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.”Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. Bu nedenle kente Babil  adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.”

 

1.  Mezopotamya kulelerinde, kendi ilahlarının inebilmeleri için merdiven inşa edilirdi. RAB Tanrı ise insan gururunu beslemek amacıyla yapılan bu kuleyi yargılamak için göklerden ‘merdivensiz’ iniyor.

2.  Tanrı her şey üzerinde tümüyle egemendir ve sadece Kendi sözüyle tüm insanların dillerini karıştırdı. 

a.       Babil dilinde “Babil” sözcüğü “tanrının kapısı” anlamına geliyor, ama İbranice’de “karışıklık” veya “kargaşa” anlamına geliyor.

b.      Dillerini karıştırmakta Rab’bin amacı neydi?

i)    Günah çabuk çoğalmasın. (Tek bir dil ile günah çabuk çoğalabiliyordu.)

v     Günümüzde günah eylemleri internet ve uluslararası ortak bir dil aracılığıyla çabuk yayılıyor.

ii)   2.) Tanrı lütfunu gösteriyor çünkü uluslar yalnızlık içinde Tanrı’yı aramaktalar.

 

(Elç.İş. 17:26-27 “Ulusların sürelerini ve yerleşecekleri bölgelerin sınırlarını önceden saptadı. Bunu, kendisini arasınlar ve el yordamıyla da olsa bulabilsinler diye yaptı.”

                                   

c.       Şimdi Tanrı dünyayı tümüyle yok etmeyecektir. Rab, dünyayı uluslar ile idare edecek ve daha sonra tek bir adam aracılığıyla Kendisi için bir ulus yapacaktır.

v     Tanrı, bu ulus aracılığıyla dünyanın Kurtarıcısını yeryüzüne getirecektir.

                       

3.      İnsanlar artık birbirleriyle anlaşamadıkları için aileler birbirinden ayrıldılar ve değişik yörelere göç ettiler.

v     Yüzyıllar boyunca dünyanın diğer kıtalarına kadar gittiler.

v     Zaten Tanrı’nın asıl planı insanların sadece tek bir bölgeye yerleşmesi değil, bütün dünyaya yayılmalarıydı.

                       

4.      Kentleşme olayı ancak farklı insan dilleri olduktan sonra başladı.

 


 

13.  Tanrı, günahın artmasını engellemek için bir kaç değişiklik yaptı.

 

            A. Kötü liderler uzun yaşamasın ve en kötülerin günahları gelişmesin diye RAB Tufan’dan sonra insanın ömrü kısalttı

                       

Adem 930     Nuh 950       Sam 600       İbrahim 175     Yakup 147    Yusuf 110

      

B. Tanrı hayatın ne kadar kutsal olduğunu belirtmek için idam cezasını öngördü. 

v     En kötü olan günahkârlar devam etmesin diye.

 

(Yar. 9:5-6) “Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı kesinlikle arayacağım. Her hayvandan hesabını  soracağım. Her insandan, kardeşinin canına kıyan herkesten hakkınızı arayacağım.  "Kim insan kanı  dökerse, Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.”

      

 

C.     Günah eylemleri, bir insandan başka insana hızla geçmesin diye Tanrı dünyadaki insanları bu şekilde  birbirinden ayırdı.

  . 

v     Farklı diller olunca daha yavaşça geçer diye.

           

D.     Yeni yürek olmadan günahtan kurtuluş yoktur. Tanrı ileride bir ulus yaratacak ve Kendi kurtuluş planını açık bir şekilde geliştirecektir. Ancak bu kurtuluş sayesinde insan yeni bir yüreğe sahip olabilecektir

 

 

14.  Bu insanın gururu ve kendisini yüceltmesi konularında Tanrı ne düşünüyor, ne yapacak?

           

A. (Yakup 4:6)“Tanrı kibirlilere karşıdır, Ama alçakgönüllülere lütfeder

 

B.  (1.Petrus 5:5-6) “Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın. Çünkü, “Tanrı kibirlilere karşıdır, Ama alçakgönüllülere lütfeder.”  Uygun zamanda sizi yüceltmesi için, Tanrı'nın kudretli eli altında kendinizi alçaltın

 

 

C.     (1.Yuhanna 2:15-17) “Dünyayı da dünyaya ait şeyleri de sevmeyin. Dünyayı sevenin Baba'ya sevgisi yoktur. Çünkü dünyaya ait olan her şey -benliğin tutkuları, gözün tutkuları, maddi yaşamın verdiği gurur- Baba'dan değil, dünyadandır. Dünya da dünyasal tutkular da geçer, ama Tanrı'nın isteğini yerine getiren sonsuza dek yaşar.”

           

D.     (Özdeyişler16:18“Gururun ardından yıkım, Kibirli ruhun ardından da düşüş gelir.”

 

 


 

15.  Yaratılış kitabının 1-11. bölümlerindeki en dikkat çeken noktalar şudur:      

           

A.     Bu isyankâr insanların üzerine bereket yağdıran Tanrı’nın büyük sabrı ve merhametidir.

           

B.     Aden Bahçesi’nden itibaren Tanrı’nın insan için kurtuluş yolunu sağlamasını, sonsuz sabrını ve büyük lütfunu görüyoruz.   


 

Text Box: EK BİLGİLER

 

 

 

Okumanız Gereken Kitaplar:

 

Tanrı Öğretisi                                                     Bruce Milne

İncil’in Özü                                                         F.F.Bruce

Hristianlığın Temelleri                                     John Stott

 

Kaset/CD ÜzerindeDinlemeniz gereken Kayıtlar:

Kayin ile Habil’in Sunusu / Kayin Habil’i Öldürüyor...........Kamil Musa

 

 

 

İMANIN YAPTIĞI İŞ – NUH

Yorum: Kamil Musa

(Okunacak ayetler: Yaratılış Böl 6,7,8; Yeş 54:9; İbr 11:7; 1Pet 3:20; 2 Pet 2:5)

 

İman konusunda daha önce ele almış olduğum iki örnekte, ‘imanın gerektirdiği ‘tapınma’nın ne olduğunu Habil’den öğrenmiştik. Aynı zamanda Hanok’un hayatını örnek alarak ‘imanın sağladığı paydaşlık’tan söz etmiştim. Bu çalışmamızda Nuh peygamberi örnek olarak ele alacağız ve gerçek imanın ne gibi işler yaptığını öğreneceğiz. Mesih imanlıları olarak sadece Tanrı’ya gerçekte ve ruhta tapınma ve Onunla paydaşlık içinde olmak ayrıcalığına sahip olmakla kalmıyoruz, ama aynı zamanda Tanrıyla birlikte çalışan kişiler oluyoruz (2 Kor 6:1) [1]. Tanrı bizleri hizmet verebilmemiz için kurtardı.

 

Yakup 2:17’de okuyabiliriz ki imanımıza ancak iman işleri refakat ederse gerçek iman olur. İçte Tanrıya karşı iman varsa bu imanın dıştan görülüp onaylanması gerekir. İnancımız imana yaraşır bir iş yapmazsa o zaman imanımız yoktur demektir. Tanrı’ya imanımız var deyip de bu imanı kanıtlayan hiçbir işimiz insanlarca görülemezse o zaman  imanımız boş demektir.

 

Nuh’un yaşamına baktığımız zaman görüyoruz ki onun Tanrı’yı hoşnut eden tek özelliği hayatında gerçek iman oluşuydu. Nuh, bildiğimiz gibi kusursuz birisi değildi, ama imanından dolayı Tanrı’yı hoşnut etti (İbr 11:6)[2]

 

İmanın bu özelliği konusunda Nuh’u kendi hayatımız için örnek almamızın üç nedeni vardır:

(i)     Nuh lütuf döneminde yaşadı – biz de böyleyiz. Nuh’un zamanında 120 yıl boyunca kurtuluş kapısı insanlara açıktı (1 Pet 3:20[3]). Şimdi günümüzde de lütuf döneminde yaşamaktayız (2 Kor 6:2[4]; İbr 3:7[5]).

(ii)   Nuh, insanların korkunç bir sapınç içinde bocaladıkları bir dönemde yaşadı ve iş gördü – biz imanlılar da böyleyiz. Yarat 6:1-7 ayetlerini oku ve gör. Sözü edilen günler gerçekten kara günlerdi. 1 Tim 4:1-3[6]; 2 Tim 3:1-9 ayetlerini karşılaştır.

(iii)      Nuh belii bir çağın sonunda yaşadı ve çalıştı – biz de böyleyiz. Tufandan önceki dönem özel bir dönemdi ve Nuh bu özel çağın kapanışında yaşadığı gibi bizler de İsa Mesih’in sağladığı lütuf günlerine ait çağın sonlarında yaşamaktayız (Mat 24: 37-39[7]). Nuh, yargı altında günlerini saymakta olan bir dünyada yaşadı (Yarat 6:7). Bizler de yargı altında sonu bekleyen bir dünyada yaşamaktayız (Yuh 3:18-19[8]; Rom 3:19[9]).

 

Şimdi bakalım, Nuh’un hayatında ve yaptığı işlerde iman nasıl resimlendirilebilir? İmanın yaptığı ettiği iş nedir?

 

1.      İmanın yaptığı iş, tüm diğer gürültülü sesler arasında Yanrı’nın sesini duyabilmektir. Belki daha önce okumuşsunuzdur, ama 1 Kor 14:10-11[10] ayetini hiç fark ettiniz mi? Hayatımıza konuşan bir sürü insanlar ve diller vardır. Bazen hangisine kulak vereceğimizi bilmiyoruz. Nuh’un günlerinde de böyleydi, ama Nuh imanını kullanarak radyoyu ayarlarmış gibi kulağını Tanrı’nın frekansına ayarladı ve Tanrı’nın ona konuşmakta olduğunu duydu (Yarat 6:13[11]; İbr 11:7[12]). Bizler için de aynı şey geçerlidir. İman işleri yapacaksak Tanrı’nın sesini duymamız gerekir. Bu kolay bir iş değildir çünkü çevremizde bize hitap eden bir sürür sesler ve gürültü vardır. İmanın yaptığı iş, tüm bu gürültü ve karmaşık sesler arasında Tanrı’nın sesini ayırt edip Onu dinleyebilmektir (İbr 3:7[13]; İbr 12:25[14]. Bu ayetleri 1 Kral 19:11-12[15] ayetleriyle karşılaştır)

2.      İmanın yaptığı iş, insan mantığına ne kadar ters gelse bile Tanrı’nın sesine itaat eder. Yarat 6:14 “Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap” – o günlerde yağmur diye bir olay yoktu. Tufan olacağı kimsenin aklının ucundan bile geçmiyordu. Nuh herhalde bir hata yapmıştı! Hayır Tanrı konuşmuştu ve imanın yaptığı iş bunu olduğu gibi kabul edip harekete geçer. İnsan mantığına ne kadar ters gelirse gelsin Tanrı’ya itaat edilmelidir (Yarat 6:22[16]). Carey adında bir müjdeci Hindistana gideceğini söyleyince onun dostları aklını kaçırdığını sanmışlardı. Ancak Carey iman işi yaparak oraya gitti. Dünyanın gözünde Hudson Taylor gibi yetenekli birisinin her şeyi bırakıp Cin’de Müjdeyi duyurmaya gidişi delilik sayılır, ama Tanrı’nın görüş açısından bu eylem iman eylemiydi.

3.      İmanın yaptığı iş, dünyada bu şekilde davranan tek kişiymişsin gibi gözükse de Tanrı’nın istemini yerine getirmektir. Evinde, iş yerinde, askerde, hastane koğuşlarında ya da fabrikada tek imanlı sen misin? Nuh da ilkin böyle yalnızdı. Tanrı’nın halkı her zaman azınlıkta olacaktır. Şeytan gelip de kulağına fısıldayıp milyonlarca insan arasında tek Mesih imanlısı sen olduğunu söylerse ona “yalancı!” diyebilmek bir iman işidir (1 Kral 19:14[17]; Mat 7:13-14[18]; Luk 13:23; 2.Tim 4:16-17[19])

4.      İmanın yaptığı iş, her türlü karşı koymalara, her türlü hayal kırıklığına rağmen Tanrı’nın işinde devam etmek demektir. Düşünün bir kez, Nuh ne kadar karşı koymalara, alay edilmelere hedef olup hayal kırıklığına uğramış olmalıydı. Acaba kaç kez “gerçekten bu işi sürdürmek değer mi?” diye düşünmüş olmalıydı. Ya da “Acaba br hata mı yaptım? Yanlış mı anladım?” diye sormuş olmalıydı. Çevresini kuşatan tanrı saymaz insanlar onunla  ne kadar alay etmiş olmalılar!  Belki de ona “Nuh sen keçileri kaçırmışsın. Kafayı yedin evlat!” demişler. Acaba bizim karşılaştığımız engeller ve karşı koymalar Nuhunkiyle kıyaslanabilir mi? (1.Kor.10:13[20]; 2 Kor 4:8-9[21]; Gal 6:9[22]).

5.      İmanın yaptığı iş, Tanrı’nın adaletini yargılamadan Onun verdiği yargıyı kabul etmek demektir. Bir gün Tanrı Nuh’a diyor ki tufan gönderip tüm dünyayı ve içinde yaşamakta olan tüm canlıları yok edecektir. Nuh buna karşılık ne diyor? Tanrı İbrahim’e de bir şeyi açıklamıştı. Sodom ve Gomora’yı yok edeceğini ona bildirmişti. Buna karşılık İbrahim kardeşi oğlu Lut’un kurtuluşu için yalvardı ve sonunda şöyle dedi: “Senden uzak olsun bu. Haklıyı, haksızı aynı kefeye koyarak haksızın yanında haklıyı da öldürmek senden uzak olsun. Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı” (Yarat 18:25). Unutmayalım ki Tanrı iyi olduğu kadar günaha karşı çok serttir (Rom 11:22). Bize ne kadar kötü gelse bile İly apeygamber bir kıtlık gelsin diye dua etti (Yakup 5:17). Nuh peygamber de, ilk bakışta ne kadar kötü görünmüş olsa bile dünyaya gelecek tufan yargısı konusunda Tanrı’nın tarafını tuttu. İleride dünyamıza başka bir