Tiranus.Org  

 


 ANA SAYFA     KAYIT FORMU   DERSLER     RADYO KUMRU    KÜTÜPHANE  SANAT   

 
  Tiranus.ORG - Açık Öğretim 6. Dersin Notları
 

Text Box:  6. DERS  -  ADEN BAHÇESİNDE GÜNAH

 

 

 


 

Text Box: Ders Çalışma Süresi:   En Az: Bir hafta
 En Çok: Bir Ay
Not: Özel durumlarda gecikebilir

  

Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. “Ek Bilgiler” sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve bereketli bilgiye sahip olacaksınız.

 

1.      Aden Bahçesinde Günaha Düşüş (Yaratılış 2. ve 3. bölümler)

 

1. Eski Antlaşma’nın yazılarının kaleme alınışının nedenlerinden birisi de Tanrı’nın, Kendi kurtuluş planını açıklamasıdır. Bu nedenle, bazı kavramlar çok önemli olduğundan dolayı bunlar Kutsal Kitap’ta sürekli tekrarlanıyor.  Bu kavramlardan birisi: Günahın gerçekliği ve doğasıdır.

* Bu derste bu konuyu ele alacağız.

 

2. Şeytan (İblis) ne yapmak istiyor?

 

  (Yuhanna 10:9-10)  [İsa dedi ki] “Kapı ben'im. Bir kimse benim aracılığımla içeri girerse kurtulur. Girer, çıkar ve otlak bulur. Hırsız ancak çalıp öldürmek ve yok etmek için gelir. Bense insanlar yaşama, bol yaşama sahip olsunlar diye geldim.

           

A. Çalmak:

* İnsana bütün dünyaya hâkim olması için yetki verildi.

·        Şeytan insana verilen bu yetkiyi kıskanıyordu ve bunu insandan çalarsa dünyaya hâkim olacaktı.

 

B. Öldürmek: Şeytan, insanın o yasaklanan ağacın meyvesinden yemesini istiyordu çünkü yerse insanın öleceğini biliyordu.

                        (Şeytan’ın isimlerinden birisi: Katil.)

           

C. Yok etmek: Şeytan, insanda bulunan Tanrı’nın suretini (benzerliğini)  bozarak insanı yok etmek istedi.

* Şeytan insanı hayvana dönüştürmek istiyor.

* İnsan, ancak Tanrı’nın isteğine uyduğu zaman insani niteliklerine sahip olabiliyor.

 

3. Tanrı bir bahçe dikiyor ve Adem’i oraya koyuyor.

           

(Yar. 2:7-8 )RAB Tanrı Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.  RAB Tanrı doğuda, Adende bir bahçe dikti. Yarattığı Ademi oraya koydu.

           

A. Tanrı Adem’i o kadar çok sevdi ki ona muhteşem bir bahçe hazırladı. Adem’in sağlıklı bir yaşam sürmesi için gereken bütün bitkiler bu bahçede mevcuttu.

B. Tanrı, bahçeyle ilgilensin diye Adem’e bir emir verdi. Fakat Adem’in işi zor değildi çünkü her şey mükemmeldi.

 

4. “Yaşam” Ağacı ve “İyiyle kötüyü bilme” Ağacı

           

(Yar.2:9)  “Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacı ile iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı.

           

A. Tanrı bahçenin ortasına iki özel ağaç dikti: “Yaşam” ağacı ve “İyiyle kötüyü bilme” ağacı.

 

B. Tanrı Adem’in yaşam kaynağıydı ve Tanrı Adem için en iyi şeyleri sağlamak istedi.

1. Adem her konuda Tanrı’ya bağlıydı.

2. Tanrı Adem’e her seçiminde, her kararında yardımcı olmak ve onu yönlendirmek istedi.

3. (Yar. 2:16-17 Ve ona, "Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin" diye buyurdu,  "Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün."

 

C. Tanrı Adem’i bahçeye yerleştirirken onu bilgisiz bırakmadı. Adem, yapması ve yapmaması gereken şeyler hakkında da habersiz değildi.

 

D. Tanrı Adem’e bir buyruk verdi. Tanrı sayısız ağaç dikti, ama Adem’in sadece tek bir ağaçtan yemesini yasakladı. Bu yasağı koyduğu zaman

             

1. Tanrı Adem için en iyisini biliyordu.

2. Adem’in Tanrı’ya itaat edip etmeyeceği konusunda bir karar noktası oluştu.

 

E. Adem kendi özgür kararıyla Tanrı’ya itaat edebilirdi. Tanrı’nın iyi olduğunu ve kendisi için en iyi olanı istediğine güvenerek doğru karar verebilirdi.

             

1. Ancak Adem, Tanrı’ya itaatsizlik ederek, “İyiyle kötüyü bilme” ağacından yiyecek olursa, Adem’in bu tavrı onun Tanrı’dan bağımsız olmak istediğini gösterecekti.

2. Meyveyi yediği andan sonra sadece iyi olanı değil, kötü olanı da bilecekti.

3. Tanrı’ya itaat etmezse, Tanrı’dan bağımsız olmak isterse bunun sonucunda ölüm ve Tanrı’dan ayrı kalma durumu oluşacaktı.

 

F. Yaşam ağacı”: En güçlü ve derin dolgunluğuyla yaşam temsil ediyor.

 

G. “İyiyle kötüyü bilme ağacı”: Bu ağaçtan yemek, Tanrı’ya danışmadan tüm bilgiye sahip olma girişimi olarak nitelendirilmelidir.  İnsan kendi kendine yeter bir ortamda değil, Tanrı’nın sözlerine inanarak yaşayabileceği bir şekilde yaratıldı.

 


 

H. Tanrı’nın Mevkisi ve Adem Üzerindeki Yetkisi

             

1. Tanrı egemendir. Tanrı Adem’i yarattı ve Adem’e ne emretmek isterse Adem onu yapmalıydı.

2. Tanrı Adem’e ne yapması gerektiğini söyledi, çünkü Tanrı insanı seviyor ve insan için en iyisini istiyor.

3. Tanrı bugün de insan için iyi olanı biliyor. O gerçeği biliyor. Tanrı bize Kutsal Kitap’ı verdi. Böylece biz de gerçeği öğrenebiliriz. Tanrı’nın sözünü iyice dinlersek iyi etmiş olacağız, çünkü O bizim hakkımızda her şeyi bilen Yaratıcımız’dır.

   

5. Tanrı ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün. dediğinde ne demek istiyordu?

           

A. Tanrı’dan ayrılma: Bir ilişkinin ölümle sonuçlanması anlamına geliyor.

 

1. Şeytan ve onun melekleri günah işledikten sonra Tanrı’dan uzaklaştırıldılar.

2. Tanrı’nın sevgisinden ve dostluğundan uzaklaştırıldılar.

3. Şeytan ve onu izleyen melekler Tanrı’ya isyan ettikleri için artık Tanrı’nın dostları değildiler. (Yeşaya 14:13-15; Hezekiel 28:14-17; 2 Petrus 2:4)

4. Gökteki yerlerinden kovuldular ve Tanrı onlar için korkunç bir yer hazırladı. Bir gün oraya atılacaklar. (Vahiy 20:10)

5. Tanrı Adem’i önceden uyardı. İtaatsizlik ederse artık tıpkı Şeytan’a olduğu gibi Adem de Tanrı’nın düşmanı olacaktı.  İtaatsizlik ederse Adem Tanrı’nın sevgisinden ve dostluğundan uzaklaştırılacaktı.

 

B. Bedenden ayrılma: Fiziksel bir ölümdür.

 

1. Tanrı demedi ki, Adem meyveden yer yemez fiziksel bir ölüme gidecekti.

2. Tanrı dedi ki Adem meyveden yediği anda Tanrı’dan ve yaşam kaynağından ayrılacaktı.

3. Yaşam kaynağından ayrı kaldığı zaman  fiziksel olarak da ölmeye başlayacaktı.

4. Örneğin: Bir dalı ağaçtan koparırsam anında kuruyup ölmüyor, ama yaşam kaynağından koptuğu için zamanla kuruyup ölecektir.

 

C. Ateş gölünde: Sonsuz ayrılma. Bu ne demektir?

 

1. Tanrı’nın, Adem için planladığı o parlak gelecek ölecekti.

2. Bu itaatsizliğin sonucu olarak insan sadece fiziksel bir ölüme gitmekle kalmayacak, sonunda o korkunç ateş gölüne de atılacaktır.

3. Ateş gölü, Şeytan ve onu izleyen ruhsal varlıklar için Tanrı’nın hazırlamış olduğu, onların korkunç cezalara uğrayacakları yerdir.

4. İnsan Tanrı’ya itaatsizlik ederse, Şeytan’a olduğu gibi ona da aynı ceza verilecekti.

5. Kaçış yolu olmayacaktır. Kimse Tanrı’dan kaçamaz.

6. İtaatsizliğinden dolayı Adem’e verilecek ceza sonsuz bir ceza olacaktı. (yani geçici bir cehennem, Araf değildir).

 


6. İnsanı ayartmak için Şeytanın en çok kullandığı taktikler: Tanrı’nın Sözü’nün güvenirliğine saldırmak ve Tanrı’nın iyiliğini ve lütfunu küçümsemektir.

           

(Yar.3:1)RAB Tanrının yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, "Tanrı gerçekten, bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin dedi mi?" diye sordu.  

 

A. İlk günah Tanrı’nın Sözü’nden şüphelenip ona güvenmemekti.

B. Adem ve Havva’nın esas çatışması şudur:

  “Tanrı’nın isteği mi yoksa kendi isteğimiz mi olsun?”  

  “Bu dünya kime ait? Kimin sözü hüküm sürecektir?”

  * Bu savaş, bağımsizlık ve egemenlik ile ilgilidir.

C.  İlk insanlar Tanrı’nın Sözü’nden, iyiliğinden ve yargısından şüphelendiler.

 

7. İnsan Tanrı’nın değil, kendi isteğini seçip günaha düşüyor

 

A. Adem tam berekete sahipti :

1. Her gün, 24 saat Tanrı’yla direkt, açık iletişim fırsatı vardı.

2. Tüm ihtiyaçları bol bol karşılanıyordu.

3. Ölüm, acı, hastalık, yaşlanma yoktu. Bol bol yaşam alıp hayatı tam yaşıyordu!

           

B. Bir sınav verildi.

1. “Sınavı geçseydi ne olurdu?” diye düşünmek yanlıştır çünkü ne olacağını  bilemeyiz.

2. Çok zor bir sınav değildi ve bu sınav yine Tanrı’nın iyiliğini ve lütfunu gösteriyor.

3. Tek Şart: Aden bahçesinde, yani insanın dünyası içinde bir sürü güzel ağaç vardı; sadece bir tanesinden yememeliydi. 

           

C. Şeytan bu kadar iyi durumdaki bir adamı ne ile ve nasıl ayartabilirdi?

1. Şeytan’ın hedefi her zaman aynıdır: Tanrı’nın isteğini yapmamamız, O’nun yetkisinin altından çıkmamız ve sonuçta O’nu yüceltmememizdir.

2. Adem’in durumunda, sadece bir ayartılma noktası vardı:

o       Şeytan dünyadaki şeylerle ayartmaya çalışacaktı: Aden Bahçesinde bu bir ağaç ve meyvesiydi.

3. Şeytan diyor ki yaşam Tanrı’nın Sözünden değil de dünyadaki şeylerden geliyor.

o       Ama Şeytan yalancıdır ve hep yalan söylüyor. Sözü boş; verdiği şeyler boştur.

o       * Tanrı şöyle diyor: “Yaşam demek, Ben’i tanımak ve yaşamı Ben’de bulmak demektir.

           

D. Yılanın (Şeytan’ın) ayartma planı:

1. Şeytan, Havva’yı denerken kuralı çiğnemesini söylemiyor. Kuralı çiğnemenin eşiğine kadar getiriyor onu..

o       Biz de her zaman kuralları çiğnemenin eşiğine kadar gitmek istiyoruz.

o       Bu kocaman bahçede Havva’yı nerede buluyoruz? Kuralı çiğnemeye yol açabilecek durumun eşiğinde.(Keçi Örneğini düşünebiliriz. Keçi her zaman uçurumun kenarında dolaşır)

o       Ne yapmalıyız? Geniş imkânlarımız içinde yaşamalıyız; Kenarlardan, uçurumlardan uzak durmalıyız.

2. Şeytan Havva’yı neden oraya götürmek istiyor?  Havva’nın yüreğinde tatminsizlik ve şüphe yaratmak istiyor.

o       Havva’nın her şeyi vardı. Şeytan onu ayartabildiyse bizi daha kolayca ayartabilir!

o       Havva, Şeytan’ın yalanını hemen kabul etmedi ama diyalog devam ettikçe  Havva, Tanrı’nın Sözü’nden ve O’nun iyiliğinden şüphelenmeye başladı. (3:1)

o       Şeytan, Havva Tanrı’nın iyiliğini unutsun diye uğraşıyor.  “Eğer Tanrı o kadar iyi ise neden bana bunu şunu vermiyor?

o       Şeytan, sınırlarımızı, eksiklerimizi büyüteç altına getirmek ister ve aynı zamanda Tnrı’dan gelen bereketlerimizi ve Tanrı’nın lütfunu küçümsemeye çalışır?

        * Şeytan bizde olmayan şeylere dikkatimizi çevirmek istiyor.

                       

3. Şeytan, Tanrı’nın iyiliğinden ve güvenirliğinden şüphelenmemizi istiyor. Aynı zamanda Şeytan, Tanrı’nın yargısının gerçekliğini küçümsüyor. 

            * Havva’ya “Merak etme, ölmeyeceksin” diyor.  (Yar. 3:4)

 

8. Soru: Bu olaydan sonra Kutsal Kitap’ın ana konusu neyle ilgilidir?

    Cevap: Tanrı’nın peşinde koşan ve O’nu arayan insan değil, Tanrı’nın Kendi yarattığı İnsanın peşinde oluşu ve onları yeniden Kendi benzeyişine dönüştürmesi ile ilgilidir.

     

A. Tanrı Adem’i çağırdı.  “RAB Tanrı Ademe, "Neredesin?" diye seslendi.  3:9  

1. Tanrı onların nerede saklandıklarını bilmiyordu ama günah işlediklerine rağmen Adem’i ve Havva’yı hala seviyordu.

2. Tanrı, kendisine değil de Şeytan’a uymuş olmalarının yanlış ve Tanrı’nın haklı olduğunu görmeleri için onlara bir fırsat vermek istiyordu.

     

B. Adem ve Havva Tanrı’dan saklanmaya çalışıyorlar.

 

(Yarat 3:10)Adem, "Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim" dedi.”  

                       

1. Adem ve Havva Tanrı’nın emrine uymadıkları için O’ndan korktular.

2. Tıpkı çocuklarda olduğu gibi Adem ve Havva da Tanrı’dan utandıkları için Ondan saklanıyorlardı.

3. Adem ve Havva’nın korkmalarının sebebi vardı. Ne yaptıklarını biliyorlardı.

   

                C. Tanrı Adem’i sorguladı.

 

(Yarat 3:11)  “RAB Tanrı, "Çıplak olduğunu sana kim söyledi?" diye sordu, "Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?  

     

1. Adem ve Havva yaptıkları için O’na hesap vermek zorunda kaldılar.

 

( İbraniler 4:13) Tanrı'nın görmediği hiçbir yaratık yoktur. Kendisine hesap vereceğimiz Tanrı'nın gözü önünde her şey çıplak ve açıktır.“

 

D. Adem ve Havva günah suçlarını başkalarının üstüne atmaya çalışıyorlar.

(Yarat 3:12-13)  Adem, "Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim" diye  yanıtladı. RAB Tanrı kadına, "Nedir bu yaptığın?" diye sordu.  Kadın, "Yılan beni aldattı, o    yüzden yedim" diye karşılık verdi.  

1. Adem kendi suçunu kadının üstüne attı. Havva ise yılanın (İblisin) üstüne attı.

2. Fakat Tanrı neler olduğunu zaten biliyordu. O’nun bilmediği bir şey yoktur.

 

9. Tanrı’nın verdiği  ilk Kurtuluş vaadi

           

A. Adem ve Havva Tanrı’ya karşı olan itaatsizliklerinden sonra Tanrı’dan koptular ve Şeytan’ın egemenliğine girdiler.

1. Artık Tanrı’nın çocukları değil Şeytan’ın çocukları olmuşlardı.

2. Bu noktada Şeytan Tanrı’yı yendiğini ve tüm dünyanın artık kendi kontrolünde olduğunu ve bütün insanlar üzerinde egemenlik süreceğini düşünmüş olabilir.  Zaten de hedefi bu değil miydi?

3. Fakat Tanrı’yı yenebilecek kimse yoktur. .

                   

B. “Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, "Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En  lanetlisi sen olacaksın" dedi, "Karnın üzerinde sürünecek  ve yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.  Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek,  Sen onun topuğuna saldıracaksın."(Yarat  3:14-15 )

1. Bu “kadının soyu” terimi çoğul değil, tekildir. Çünkü kadının soyu ilerde gelecek olan Kurtarıcı’dır.

2. Tanrı, kurtarıcının bir kadının çocuğu olacağını vaat verdi.

3. Bu ezilecek “baş” Şeytan’ın gücünün ve egemenliğinin ezilmesidir.

 

C. Bu kurtarıcı, dünyanın yöneticisi olan ve bütün kötü güçlerin üzerinde hakimiyeti sürmekte olan Şeytan’a karşı savaşacak ve onu yenecektir.

1. Şeytan, bu Kurtarıcı’ya karşı savaşacak ve O’nu yaralayacak, fakat O’na galip gelemeyecektir.

2. Bu vaat edilen kişi Şeytan’ı mahvedecek ve bütün insanları Şeytan’ın kuvvetinden kurtaracaktır.                      

* Sonunda bu insanlar Tanrı’yla uyumlu bir ortama dönebileceklerdir.

 


 

10. Adem ve Havva bütün insanların babası ve annesidir.

                             

(Yarat 3:20)  “Adem karısına Havva adını verdi. Çünkü o bütün insanların anasıydı”.  

                             

A. İnsanların çok değişik ten ve cilt renkleri olmasına rağmen hepsi bir anne-babadan geliyorlar.

              * Elçilerin İşleri’nde 17:25Tanrı, tüm ulusları bir tek insandan türetti

B. Havva ilk kadındır ve bütün insanlığın anasıdır. Adem ise hepimizin babasıdır.

   

C. Adem, Tanrı’ya itaat etmediği için Tanrı’dan koptu.

1. Adem’in günahı Tanrı’yla olan mükemmel ilişkisini bozdu ve mükemmel dünyayı da bozdu.

2. Onun günahı bir dert zincirlemesini başlattı.

3. Adem’in günahından dolayı ölecek ve onun çocukları da ölecek.

4. (Rom 5:12) Günah bir insan aracılığıyla, ölüm de günah  aracılığıyla dünyaya girdi. Böylece ölüm bütün insanlara yayıldı. Çünkü hepsi günah işledi.“

5. Bu dünyadaki bütün insanların ölmesi gerekiyor, çünkü onlar Adem’in çocuklarıdır.

 

11. Tanrı, Adem ve Havva’nın kendi kendileri için hazırladıkları kıyafeti kabul etmiyor.

 

(Yar.3:7)  “İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.”  

         

A. Kendilerine yapraklardan önlük yaptılar.

o       Tanrı’ya itaat etmedikleri için çıplak olduklarını gördüler ve Tanrı’dan utandılar.

         

B. Fakat Tanrı onların kendi kendilerine hazırladıkları kıyafeti kabul etmedi.

o       Tanrı onlara şunu göstermek istedi: Kendilerini, Tanrı’nın gözünde kabul ettirmek için kendi güçleriyle hiç bir şeyi yapamayacaklardı.

         

C. Tanrı, Kendi yoluna göre uygun olanı kabul eder.

o       Hiç bir insan kendi yaptıkları, yani işlediği sevapları sayesinde Tanrı tarafından kabul edilmeyecektir.

o       Günümüzün insanı da  tıpkı Adem ve Havva’nın durumunda olduğu gibi günahlarını kendi çabalarıyla örtmek istiyor.

o       Kendi gücümüzle başardığımız iş ne olursa olsun bu günahlarımızın örtülmesi konusunda  kesinlikle reddedilecektir.

o       Ne kadar gayret göstersek de günahlarımızı asla kendimiz örtemeyiz.

o       İnsanın günahlarının yaraştırdığı ölüm cezası yine insanın çabalarıyla ortadan kaldırılamaz.

         


 

D. (Yar.3:21)  “RAB Tanrı Ademle karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.” 

 

1. İlk ölüm, günahtan dolayı dünyaya girdi – iki hayvan öldürüldü

2. Tanrı hayvanları öldürdü, onların kanını akıttı.

3. Hayvanları öldüren Adem ve Havva değildi. Tanrı’nın kendisi hayvanları öldürüp derilerini yüzdü.

4.  Tanrı Adem ve Havva’ya bu deri kıyafetlerini giydirdi.

o       Onlara kıyafet verip giymelerini emretmedi.

o       Tanrı’nın Kendisi onlara kendi eliyle hazırlamış olduğu kıyafetleri giydirdi.

 

12. Tanrı Adem ve Havva’yı Aden bahçesinden kovdu ve bunu yapmakla onları hayat ağacından mahrum etti.

           

(Yar.3:22-23 Sonra şöyle dedi: "Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu. Şimdi yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli."  Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Adem’i Aden bahçesinden çıkardı

           

A. Tanrı’ya itaat etmedikleri için yaşam ağacından yemelerini engelledi.

1. Aslında Tanrı merhametli olduğu için bunu yaptı çünkü insanların sonsuza dek günahlı olmalarını istemedi. 

2. Tanrı insanları Aden bahçesinden kovdu. Böylece insan yaşam ağacına artık yaklaşamadı.

     

B. Tanrı, yaşam ağacının yolunu engellemek için oraya Keruvlar ve alevli bir kılıç yerleştirdi.

1. (Yar.3:24)  “Onu kovdu yaşam ağacının yolunu denetlemek için Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.

2. İnsan günahkâr ve çaresizdir. Günahlarının yaraştırdığı yargıdan kurtulmak  için Tanrı’ya ihtiyacı var.

     

C. Tanrı’dan uzaklaştırıldıkları için de bedenlerinde fiziksel ölüm artık işini görmeye başladı.

 

13. Toprak: Yaratıldığında insana toprağa hakim olmak için yetki verildi. 

           

A. Ama insan günah işledikten sonra rolleri değişti. 

B. Artık toprak insana karşı koyuyor ve sonunda toprak insanı gömüyor.  Toprak bu uyumsuzluktan dolayı Yaratıcı’nın durumu düzeltmesini bekliyor.

     

(Rom. 8:20-22“Çünkü yaratılış amaçsızlığa teslim edildi. Bu da yaratılışın isteğiyle değil, onu amaçsızlığa teslim eden Tanrı'nın isteğiyle oldu. Çünkü yaratılışın, yozlaşmaya köle olmaktan kurtarılıp Tanrı çocuklarının yüce özgürlüğüne kavuşturulması umudu vardı. Bütün yaratılışın şu ana dek birlikte inleyip doğum ağrısı çektiğini biliyoruz.”

 
 

14. Dünyanın baş belası günahtır.

           

A. Günahın Doğası

1. Günah şartların en kusursuz olduğu bir ortamda dünyaya girdi. Bu yüzden günah şartlara bağlı değildir.    

2. Bugün insan hayat şartlarından dolayı değil, yüreği günahkâr olduğu için günah işliyor

3. Yaşam şartları günah işlemeyi teşvik edebilir, buna yol açabilir.  Fakat esas problem yaşam koşulları değil insanın yüreğidir.

       

B. Günahın Ciddiliği: 

1. İnsan sadece yasak bir meyve yedi ve tüm insanlar günahkâr oldu!  Neden?

2. Tanrı’ya göre Adem’in yaptığı çok ciddi bir şeydir - Adem Kendi mutluluğunun Tanrı’nın isteğinden daha iyi olduğunu düşünerek kendi çıkarını daha önemli saydı,.  

3. Adem kendisini yargıç, hükümdar yapmaya girişti ve böylece Tanrı’nın yerine almaya çalıştı.

4. Adem ilkin kendini düşündü ve artık bencil bir kişi oldu. (ben merkezci) Bencil kişi yalnız kendini düşünen, kendi çıkarlarını herkesinkinden üstün tutan birisidir.

 

C. Günahın Sonucu:

 

1. Adem meyveyi yediğinde 3 açıdan öldü:

o       Ruhsal Ölüm: Tanrı ve insan arasında ruhsal bir ayrılık, bir bölünme, bir boşluk oluştu.

o       Fiziksel ölüm: Biz doğduğumuzdan itibaren hep ölüyoruz.

o       Sonsuz Ölüm: Cehennem Tanrı’dan sonsuz bir ayrılmadır.

2. Adem günaha düştükten sonra insan iradesi artık günahla etkilendi. Doğduğu andan itibaren yüreği hep günaha meyillidir. Artık “özgür iradesi” yok ve hep kendini düşünen, bencilliğe tutsak bir kişi olarak yaşıyor. 

3. Adem ve Havva günah işledikten sonra onlar yaşam ağacından yiyip de sonsuza kadar günah içinde ve acı bir durumda kalmasınlar diye Rab bahçenin girişine bekçi melekler koydu.

 

15. Önemli Not: Tanrı ve Kötülük

           

1. İnsanın belki de en çok sorduğu sorulardan birisi, “Kötülük nereden geliyor?” sorusudur.

2. Bazı insanlar şöyle cevap veriyorlar: “Eğer her şey Tanrı’nın elindeyse ve Kendisi her şeyi  yapabiliyorsa o zaman İblis’in günah işleyip işlemeyeceği de Tanrı’nın elindeydi ve günahı engelleyebilirdi.”

3. Tanrı, hata yapar mı? Tanrı, her zaman adil davranır mı?

      (Mezmurlar 18:30“Tanrının yolu kusursuzdur. Tanrı her şeyi mükemmel ve sevgiyle yapar. Doğruyu ve gerekeni yaptığına güvenebiliriz.”

      (Mezmurlar 145:17)  “RAB bütün davranışlarında adil,  Yaptığı bütün işlerde sevecendir.”

4. Tanrı’nın yaptıklarının hepsini anlayabilir miyiz? Tanrının bize hesap vermesi gerekiyor mu? 

(Yeşaya 55:8-9)Çünkü benim düşüncelerim Sizin düşünceleriniz değil, Sizin yollarınız benim yollarım değil” diyor RAB. “Çünkü gökler nasıl yeryüzünden yüksekse, Yollarım da sizin yollarınızdan, Düşüncelerim düşüncelerinizden yüksektir.

     

5. “Ben Tanrı olsaydım, böyle yapmazdım, böyle bir ağacı yaratmazdım, Şeytan’ın isyan etmesine ve bahçeye girmesine izin vermezdim” diye düşünmek yanlıştır ve bu konuda Tanrı’ya soru sorma hakkımız yoktur. 

(Romalılar 9:20-21)  “ey insan, sen kimsin ki Tanrı'ya karşılık veriyorsun? Kendisine biçim verilen, biçim verene, ‘Beni niçin böyle yaptın' der mi?”  Ya da çömlekçinin aynı kil yığınından bir kabı onurlu iş için, ötekini bayağı iş için yapmaya hakkı yok mu?

6. Tanrı, her şeyi Kendi amacına göre ve Kendi yüceliği için yapıyor.

(Romalılar 11:33-36) Tanrı'nın zenginliği ne büyük, bilgeliği ve bilgisi ne derindir! O'nun yargıları ne denli akıl ermez, yolları ne denli anlaşılmazdır! “Rab'bin düşüncesini kim bilebildi? Ya da kim O'nun öğütçüsü olabildi?” “Kim Tanrı'ya bir şey verdi ki, Karşılığını O'ndan isteyebilsin?” Her şeyin kaynağı O'dur; her şey O'nun aracılığıyla ve O'nun için var oldu. O'na sonsuza dek yücelik olsun! Amin.

 

16. Özet olarak       

Ø     Tanrı Adem’in yaşam kaynağıydı ve Adem için en iyi şeyleri vermek istedi.

Ø     Tanrı Adem’i bahçeye koyarken Adem’i bilgisiz bırakmayarak ona bir buyruk verdi.

Ø     Adem kendi özgür kararıyla Tanrı’ya itaat edebilirdi fakat onun itaatsizliğinin sonucunda sadece fiziksel ölüm gelmedi, aynı zamanda insanın Tanrı’yla olan ilişkisi koptu ve sonunda tövbe ve kurtuluş olmazsa ateş gölüne de atılacaktır.

Ø     Şeytan, Tanrı’nın Sözü’nün güvenirliğine saldırdı ve bunu yapmakla O’nun iyiliğini ve lütfunu küçümsedi ve bu şekilde insanı ayartabildi.

Ø     İnsan Tanrı’nın isteği yerine kendi isteğini seçip günaha düştükten sonra Kutsal Kitap’ın ana konusu değişti. Artık Tanrı’nın peşinde koşan ve O’nu arayan insanı değil, Tanrı’nın Kendi yaratmış olduğu insanı aramakta olduğunu ve insanı yeniden Tanrı benzeyişine dönüştürmekle ilgilendiğini görüyoruz.

Ø     Tanrı, bir Kurtarıcı gönderecek. Bu Kurtarıcı, şu anda dünyanın yöneticisi olan ve bütün kötü güçlerin üzerinde hakimiyet süren Şeytan’a karşı savaşacak ve onu yenecektir.

Ø     Adem bütün insanların babasıdır ve onun Aden Bahçesinde işlediği günah bir dert zincirlemesi başlattı.

Ø     Artık dünyanın baş belası günahtır ve Tanrı, Adem ve Havva’nın kendi kendileri için kendi elleriyle hazırladıkları kıyafeti kabul etmiyor. Tanrı onların kendilerini, Tanrı’nın gözünde kabul ettirmek için hiç bir şeyi yapamayacaklarını göstermek istedi.

Ø     Tanrı, Kendi yoluna göre uygun olanı kabul eder.


 

Text Box: EK BİLGİLER

 

 

Text Box: Aşağıda verilen ek bilgiler Kutsal Kitap çalışmanıza yardımcı olsun diye size sunuluyor. Tavsiye edilen kitapları okumadan dersleri tam anlamıyla kavrayamayacaksınız. Aşağıda “Tanrı’nın Öznitelikleri“ başlıklı çalışma ve sorular daha ileri aşamaya gitmek isteyen öğrencilerimiz içindir.

 

 

Okumanız Gereken Kitaplar:

 

Tanrı Öğretisi                                                     Bruce Milne

İncil’in Özü                                                         F.F.Bruce

Hristianlığın Temelleri                                     John Stott

 

Kaset/CD ÜzerindeDinlemeniz gereken Kayıtlar:

Ademden Miras / Gurur...........Kamil Musa

 

AKLANMA (TANRI KATINDA DOĞRU SAYILMA)

 İMANLA MI YOKSA İŞLERLE Mİ?

(Rom 5:1-11)

 

Eyub 25:4'de önemli bir soru sorulmaktadır: "Öyle ise insan Allah'ın önünd nasıl salih (doğru) olabilir? Kadından doğan nasıl temiz olabilir?" Yaşamda en önemli sayılması gereken bu sorunun yanıtını Pavlus, Kutsal Ruh'tan gelen esinle Romalılar ve Galatyalılar mektuplarında vermektedir.

 

İnsan, yapısal olarak günahlıdır.

 

(Rom 3:10) "Yazılmış olduğu gibi doğru olan kimse yok, bir kişi bile yoktur"

Tanrı Sözü insanın ruhsal durumu konusunda açıkça diyor ki

(Efes 4:18)"Bilgisizlikten ve yüreğinin duygusuzluğundan ötürü Tanrı'nın yaşamına yabancılaşmıştır".

 

Kutsal Kitap aynı zamanda diyor ki günahlı insan Tanrı'ya düşmandır (Rom 5:10)[1]. Tüm bunlar insanı Tanrı'nın gazabı altına getirmektedir. İsa’nın kendisi dedi ki "Oğul'a iman edenin sonsuz yaşamı vardır. Ama Oğul'un sözünü dinlemeyen yaşamı görmeyecektir. Tanrı'nın gazabı böylesinin üzerinde kalır"(Yuh 3:36).

 

İnsan bu durumdayken Tanrı katında nasıl aklanabilir? Nasıl haklı çıkarılabilir? Nasıl doğru sayılır? Aklanma demek, her tür suçlamadan temiz çıkartılıp haklı ve doğru sayılmak demektir. Günahları içinde bocalayan insan için bu nasıl mümkün olabilir? İnsan için imkansız olanı Tanrı'nın kendisi yaptı. Tanrı bir yol açtı. Öyle bir yol ki, bu yolu kabul eden günahlı insan ile Tanrı arasında bağlantı kurulabiliyor, insan Tanrı’yla hesaplaşabiliyor ve Tanrı ona sanki hiç günah işlememiş gibi bakabiliyor.

 

İnsanlık tarihi boyunca insanın Tanrı katında aklanmasını sağlayabilen ancak bir yol olmuştur. Bu yol Tanrı'nın yoludur, ama insan yine tüm tarih boyunca, yanlış bir yolu, kendi yolunu seçmekte diretmiştir. Şimdi bakalım Tanrı önünde doğru çıkabilmek için insanın seçtiği yol ile tanrı’nın amaçladığı yol arasında nasıl bir fark vardır:

 

İNSANIN YOLU - Öncelikle yanlış yoldur. İnsanın iyilik işleriyle, Tanrı'nın gözünde puan kazanma amacıyla, insanın ruhsal saydığı bazı gelenek ve göreneklere yapışmakla çizilen yanlış bir yoldur.

 

TANRI'NIN YOLU - Öncelikle doğru yoldur. Göksel açıklamayla insana bildirilen ve sadece İMAN'a dayanan yoldur. Bu yol, Rab İsa Mesih'in çarmıh üzerinde tamamlamış olduğu işten başka hiçbir işe dayanmaz. Biz ancak ve ancak İsa'nın çarmıh üzerinde günahlarımız için ölüp dirildiğine iman etmekle Tanrı katında doğru sayılabiliriz.

 

Şimdi insanın yolu ile Tanrı'nın yolu arasındaki farkı gösteren iki örneğe bakalım:

 

1.  Tekvin 4:3-7 Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RAB'be sunu getirdi.  Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habil'i ve sunusunu kabul etti.  Kayin'i ve sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı. RAB Kayin'e, "Niçin öfkelendin?" diye sordu, "Niçin surat astın? Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın."

 

Birinci örnek Tekvin 4:1-7'de bulunur. İki kardeş Rabbe sunularını getiriyorlar. Kabil kendi ellerinin işi olan ürünü sunu olarak getirdi. Habil ise, imanla ileriye bakarak sürüsünden bir kuzuyu Rabbe kurban sundu. Habil'in sunusu kabul edildi, ama Kabil'inki reddedildi. Neden? Çünkü Kabil'in seçtiği yol 'İnsan Yolu' idi. İşlerle, sevap, tapınma, iyilik yapmakla doğru sayılamayız. Evet bu ve buna benzer işler doğru bir yaşamın doğal ürünleri olmalı. (Yahuda 11)[2] Kabil'in yolundan söz eder ve bu yoldan gidenleri sert şekilde kınar. Habil'in yolu ise Tanrı tarafından atanan, "Dökülen kan" yoludur. Kutsal yasa bile bunu gösteriyordu: "Kutsal Yasa'ya göre, hemen her şey kanla temiz kılınır, ve kan dökülmeksizin bağışlama olamaz" (İbr 9:22).

 

2. Luka 18:9-14 “Kendi doğruluklarına güvenip başkalarına tepeden bakan bazı kişilere İsa şu benzetmeyi anlattı: "Biri Ferisi, öbürü vergi görevlisi iki kişi dua etmek üzere tapınağa çıkmış. Ferisi ayakta dikilip kendi kendine şöyle dua etmiş: 'Tanrım, diğer insanlar gibi soyguncu, hak yiyici ve zina edici olmadığım için, hatta şu vergi görevlisi gibi olmadığım için sana şükrederim. ¥12Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.' "Vergi görevlisi ise uzakta durmuş, gözlerini göğe doğru kaldırmak bile istemiyor, ancak göğsünü döverek, 'Tanrım, ben günahkâra merhamet et' diyormuş. "Size şunu söyleyeyim, Ferisi'den çok, bu adam aklanmış olarak evine dönmüş. Çünkü kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir."

 

İkinci örneği İsa Mesih'in kendisi veriyor. (Luk 18:9-14)’de iki adam dua etmek için tapınağa gidiyor. Ferisi ile Vergi memuru. Ferisi tümüyle kendi işlerine güvenerek, hatta Tanrı önünde böbürlenerek sesleniyor. "Rab, senin için ben şöyle yaptım böyle ettim" diyor ama Tanrı katında aklanmış çıkamıyor. Vergi görevlisi ise günahlı olduğunu bilerek ve varlığının derinindeki bu günahlılık bilinci içinde inleyerek Rabbe yalvarıyor. Günahlarından kurtulmak istiyor, ama bunu kendi gücüyle yapamayacağını bilerek bir Başka Kişi'ye iman ile bakıyor.


 

Biliyor musunuz? Bu Kişi vergi görevlisi için de canını verdi, kanını akıttı. (1 Yuh 4:10) "Tanrı'yı biz sevmiş değildik, ama O bizi sevdi ve Oğlunu günahlarımızı bağışlatan kurban olarak dünyaya gönderdi". İşte vergi görevlisi kendi işlerine değil, bir Başka Kişi'nin yapmış olduğu sonsuz işe iman ile bağlanarak aklandı.

 

Bu gün durum değişti mi? Hayır, insanlar halâ kendi iyilik işlerine dayanarak Cennete gideceklerini umarlar. Dinlerin çoğu "İnsan yolu"nu gösterir. Camiye gitmek, kilise topluluğuna katılmak, birlikte dua etmek, ya da Kutsal Kitap'tan çalışmalar yapmak! Tüm bunlar kurtuluşumuzun sağlanması için yapılıyorsa sadece insani işler olarak kalacaktır. Tanrı katında bunların hiçbiri bizi aklayamaz. Aklanmak için yürekten Mesih İsa'ya iman etmek gerektir.

 

Şimdi Romalılara ve Galatyalılara yazılan mektuplardan Tanrı'nın aklanma hakkında ne dediğine bakalım. Aşağıdaki ayetleri iyice okuyup inceleyiniz:

 

(i)                  Rom 3:20-31;

 

(ii)                Efes 2:8-10;  “İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrı'nın armağanıdır. Kimse övünmesin diye iyi işlerin sonucu değildir. Çünkü biz, Tanrı'nın önceden hazırladığı iyi işlerin yolunda yürüyelim diye Mesih İsa'da yaratılmış olarak Tanrı'nın eseriyiz

(iii)               Elç 13:38-39

 

(ii)               Gal 2:16; “Yine de kişinin, Kutsal Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, İsa Mesih'e olan imanla aklandığını biliyoruz. Bunun için biz de, Yasa'nın gereklerini yapmakla değil, Mesih'e imanla aklanalım diye Mesih İsa'ya iman ettik. Çünkü hiç kimse Yasa'nın gereklerini yapmakla aklanmaz

 

(iii)               Gal 3:6-26

 

Aklanma Neden Kendi İyilik İşlerimizle Olamaz?

 

(1) Çünkü hem yapısal olarak hem de yaptığımız işlerde günahlıyız. Bu nedenle Tanrı katında kabul edilebilecek iyi işler yapamayız. Tüm işlerimiz günah bulaşığıdır. (İş.64:6) "Hepimiz bir murdar gibi olduk ve bütün doğruluk işlerimiz kirli yiysiler gibidir".

(Gal 3:10)[3] Bu ayeti oku. Eğer Yasa'nın gereklerini yapmakla kurtulacaksak, Yasa'yı tümüyle yerine getirmeliyiz. Bir tek hata ve kurtuluş gitmiştir.

 

(2) Kendi işlerimizle Tanrı katında aklanabilseydik Mesih'in dünyamıza gelmesinde hiçbir anlam olmazdı. O zaman Onun ölümünün ve döktüğü kanın hiçbir gereği olmazdı.

 

(Gal 2:20) "Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve uğruma kendini feda eden Tanrı Oğluna imanla sürdürüyorum... aklanma Yasa aracılığıyla kazanılabilseydi, o zaman Mesih boş yere ölmüş olurdu". Burada "uğruma" sözcüğü pek önemlidir. İsa Mesih çarmıh üzerinde benim yerimi aldı. Bana yaraşan günah cezasını "Benim Yerime" çarmıh üzerinde çekti. Yasanın gereklerini yapmakla haklı çıkabilseydim Mesih boş yere ölmüş demektir. Bu aynı konu üzerinde Gal 5:2[4] ve 4 karşılaştırılabilir.

 

(3) Çünkü kendi işlerimizle Tanrı katında aklanmış sayılabilseydik adaletsiz bir ortam yaratılmış olur, Tanrı'nın karakter özelliğine uymayan bir uygulama olurdu.

 

İki kişiyi göz önüne getirelim. Biri iyi ve tanrısayar bir ortamda yetişiyor, öbürü ise çok kötü, tanrıtanımaz bir ortamda. Kötü ortamda yetişen yalan söylemeye, hırsızlık yapmaya her türlü pislik içinde yaşamaya alıştırılmış. Yaptıkları işlere göre aklanacaklarsa, bu iki kişiden hangisinin daha büyük avantajı vardır? Herhalde iyi ortamda yetişenin. O zaman bu adaletli bir yöntem olamazdı.

 

Aklanma Neden Yalnız ve Yalnız İman yoluyla olabilir?

 

(1) Çünkü günahlı insanı bağışlayıp onu aklamak için Tanrı'nın seçtiği tek y