Tiranus.Org
Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. Ek Bilgiler sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve bereketli bilgiye sahip olacaksınız.
1. Giriş
A. Bizler, Tanrının son yaratma işi ve yaratılışın zirve noktası olduk.
B. Egemen ve hükümdar olan Tanrı, bu güzel evreni kendi yüceliği için şaşırtıcı derecede yarattı.
C. Aynı zamanda Tanrı bize karşı beslediği sevgisinden dolayı bu dünyayı insanlar için yarattı.
2. Tanrı, yeryüzünde bulunan her şeyi bizim için mükemmel bir şekilde hazırladı.
(Yeşaya 45:18) Çünkü gökleri yaratan RAB, Dünyayı yaratıp biçimlendiren, pekiştiren, üzerinde yaşanmasın diye değil, yaşansın diye biçimlendiren RAB -Tanrı O'dur- şöyle diyor: RAB benim, başkası yok.
v İnsanın ihtiyaçlarını karşılamak için her şey mevcuttu
3. Tanrı Ademi yarattı.
A. Tanrı ilk insana erkek anlamına gelen Adem ismi verdi.
B. Ancak Tanrı insanın bedenini yarattıktan sonra o beden hâlâ cansızdı, içinde yaşam soluğu yoktu.
v Ancak Tanrı insan bedenine yaşam soluğunu üfledikten sonra insan yaşayan bir varlık oldu. Ancak o zaman Tanrıyı tanıyabilen, Onu sevebilen ve Ona itaat edebilen bir varlık oluştu.
v Sadece Tanrı insanlara yaşamı verebilir.
v Bütün varlıklar yaşamlarını Tanrıdan aldılar. Kendi yaşamını Tanrıdan almış olan bir yaratık başka varlıklara bu yaşamı veremez.
C. Bir Örnek: Artık hayatımız elektrik enerjisine bağlıdır. Sadece özel yaşamımız değil, dükkanlar ve bütün sanayi dünyası elektriksiz edemez. Elektrik kesildiğinde günlük yaşantımızda çok alışmış olduğumuz araç gereçler çalışamaz durumda kalıyor. Bunlar elektrik olmaksızın hiçbir işe yaramıyorlar.
v Nasıl ki elektrik santralleri elektriğin kaynağıdır Tanrı da bütün yaşamın kaynağıdır.
4. Adem ilk insandı ve aynı zamanda yeryüzünün toprağından yaratılmış tek insandır.
A. Tanrı sadece bir insanı, Ademi topraktan yarattı. Onun eşi olan Havvayı ise Ademden yarattı. Sonra Tanrı insanlara çocuk yapsınlar ve bütün dünyayı doldursunlar diye buyruk verdi.
B. Adem senin, benim atamızdır, bütün ulusların atasıdır.
5. Tanrı insanları Kendine benzer yarattı.
(Yaratılış 1:26 )Tanrı, "İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım" dedi, "Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun."
A. İnsan, diğer yaratıklardan farklıdır ve ayrıdır. (1:26-31)
v Evrim (Evolüsyon) teorisine inananlar yanlış düşünüyor çünkü diğer hayvanlar bizim gibi değiller.
B. Tanrının yaratışının zirve noktası insandır.
v Tanrı diğer yaratılışı, Kendi sözüyle yarattı, ama insana Kendisi şekil verdi, Kendi elleriyle onu oluşturdu (çömlekçinin yaptığı gibi) ve onun burnuna yaşam soluğunu üfledi. (Yarat 2:7)
C. Tanrı Kendi yarattıkları tarafından tanınmak istiyor.
v Tanrı, insan ile iletişim kurup bir ilişki sürdürmek istiyor.
v Ayrıca Tanrı insana yetki veriyor ve insanın tüm yaratılışa hükmetmesini istiyor.
v Bu görevi yerine getirebilmek için insan Tanrının suretinde yaratıldı.
6. Tanrının suretinde ifadesi ne anlama geliyor?
A. Genel Bilgi
a) suret sözüyle Tanrı bizim maddi bedenimizi kastetmiyor. Çünkü Tanrı Ruhtur.
v Bundan dolayı insan Tanrıya tapınmak amacıyla heykel yaparsa bütük bir yanılgı içine girmiş oluyor.
v suret sözüyle Tanrı insanın görünmeyen tabiatını kastediyor.
v İnsanın bu gözle görülemeyen tabiatına Kutsal Kitapta can ve insan ruhu diye değiniliyor.
v İnsanın gözle görülebilen bedeni, bu görünmeyen can ve ruh için bir konut olarak yaratıldı.
b) İnsanın ruhu vardır ve Tanrıdan ona verilmiş olan bir ebediyet bilinci ve sonsuz yaşamı düşünebilme yeteneği vardır.
v Varlığımızın derinlerinde biliyoruz ki bizden çok daha farklı ve daha kutsal bir Varlık vardır ve
v bu yüzden dinler oluşturmaya çalışıyoruz.
v Sadece insan onu yaratmış olan Kişiyle ilişki kurma ihtiyacını duyar ve bu ilişkiyi kurabilme yeteneğine sahiptir.
c) Önemli bir Soru: Neden Tanrıya benzer şekilde yaratıldık? Tanrının hayvanlarla böyle özel bir ilişkisi yoktur ama;
i) bizim ile ilişki kurabilmek için
ii) ve sınırlı bir şekilde Onun niteliklerini ve yüceliğini yansıtabilmemiz için bizi Kendi suretinde yarattı.
Tanrı ile ilişki kurabilmek ve Onun niteliklerini yansıtabilmek için Tanrı ile ne gibi özel benzerliklerimiz var?
B. İnsanın özel bir akılla, zihinle yaratıldı.
a) Tanrının aklı olduğu için insanlara da bir akıl vermek istedi çünkü ancak bu şekilde Onun varlığının farkına varabilirler ve Onunla bir ilişkiye girebilirler.
b) Tanrı insanlarla konuşmak istedi ve insan Tanrı ile konuşabilsin diye yaratıldı.
c) İnsan bu dünyada büyük görevler için hazır olacaktı.
d) Bir hayvanın aklı ile bir insanın aklı asla kıyaslayamayız.
v Bazı hayvanlar insana iyi bir arkadaş olabilirler. Fakat bir hayvan bizimle konuşamaz, bizim düşüncelerimizi paylaşmaz, insan gibi ölçemez, karar veremez, yazılı olarak irtibat kurmaz.
e) Sınırlı bir aşamaya kadar Tanrı gibi düşünebilmemiz ve karar verebilmemiz için bize akıl verildi.
v Bu örneği düşünelim: Çocuklarımız bizim kadar bilmiyorlar ama akılları var ve bizden öğrenebilirler.
f) Dünyanın en akıllı kişisi Tanrıyla kıyaslanacak olursa sadece küçücük bir çocuk gibi kalıyor.
v Tanrı insana akıl verdiği için Onun sözünü duyupbuyruğunu yerine getirebilir.
g) Tanrı insanlarla güzel bir ilişki içinde olmak ve insanın Ondan hoşlanmasını ister.
h) Adem çok akıllıydı ve Tanrının temsilcisi olarak yaratılışa hakim olmak için yaratıldı.
i) Evrim teorisi yanlıştır. Teknoloji gelişiyor ama insanın kavrama gücü gelişmiyor.
j) İnsan akılsızlık yüzünden günah işlemedi.
C. İnsan özel duygularla ve hislerle yaratıldı.
a) Kutsal Kitap bize Tanrının duygularını gösteriyor.
(Mısırdan Çıkış 34:6) Ben RAB'bim dedi, RAB, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Tanrı.
v Bazen çok yumuşak, ince duygulu ve nazik davranıyor.
v Ama bazen de Tanrı, haksızlıklar karşısında öfke duyuyor.
b) Tanrıyı örnek aldığımızda duyguların iyi olduğunu görebiliyoruz.
v Tanrı üzülmeyi ve coşkuyu hissedebiliyor.
v Tanrının kendisi duygulara sahip olduğu için bunları insana da vermek istedi.
c) Örnek: Çocuklarımızı seviyoruz ve onların da bize karşı sevgi beslemelerini istiyorsunuz.
v Tanrı insanı seviyor ve insanın da Onu sevebilmesi için duyguları yarattı.
D. Tanrı bize karar verme imkanını verdi.
a) Tanrı akıl ve duygulara sahip olduğu gibi iradeye de sahiptir
v Tanrı bir şeye karşı ya da bir şey için karar verebilir.
v Bundan dolayı Tanrı insanı da aynı seçebilme özelliğiyle yaratmak istedi.
b) Örnek: Sabahleyin uyandıktan sonra ne giyinmek istediğimiz konusunda karar veriyoruz. Kahvaltıda ne yiyeceğimize ve iş yerine giderken dolmuşa mı yoksa otobüse mi bineceğiz diye karar veririz.
c) Tanrı isteseydi insanları Kendi buyruklarına uymaya zorunlu birer robot gibi yaratabilirdi.
v Güneş, ay ve yıldızlar tam böyle yaratıldılar. Her gün, her ay ve her yıl tam aynı şeyleri yapmak zorundalar. Tanrı, kendisinde olduğu gibi karar verme kabiliyetini insanlara da vermek istedi.
d) Tanrı insanlara Onu sevme ve itaat etme kabiliyeti de verdi.
v İnsan, Tanrının onu sevdiğini ve Tanrının güvenilir ve kudretli olduğunu bilebilir.
v Örnek: Çocuklar anne-babaların sevgisini ve onların doğru karar verdiklerini biliyorlarsa onlara daha kolay itaat ederler ve güvenirler.
e) İnsanda sevme, sadık kalma ve diğer duygusal nitelikler var. İlişkiye ihtiyacımız vardır.
v Biz başka insanlarla ve Tanrı ile iletişim kurabiliyoruz ve özel kişiliklerimiz var.
f) İnsanın irâdesi var ve bununla ahlâki kararlar verebiliyor.
v İnsan yaptığı yanlışları görmesi için vicdanı var.
v Yaratılışta tek ahlâksal değerleri olan biziz.
v Yeryüzünde sadece bizde ahlâksal sorumluluk vardır.
v Örnek: İnek, Tanrı onu nasıl yaratmışsa o şekilde davranma zorundadır. Doğru veya yanlış kavramı yoktur onda.
g) Sadece biz doğruyu ve yanlışı ayırt edip ya birini ya da öbürünü seçeriz.
v Örnek: Köpek cinsel ilişkide bulunmamaya karar vermez, veremez. Hayvan aç ise yemek çalar, her şeyi yapar; kendisine hâkim olamaz. Bazen Kendimi kontrol edemiyorum cümlesini duyuyoruz. Ne yazık ki böyle konuşan kişi kendini hayvana benzetmiş oluyor.
E. Sonuçta: Tanrı, insanın görünmeyen varlığını Tanrıya benzer bir akıl, Ona benzer bir irade ve yine Ona benzer duygularla yarattı.
a) Tanrının planı şuydu: Tanrıya güvenebilen, Onunla güzel bir ilişki kurabilen, Ona itaat edebilen, Onun gücüne ve kudretine hayran kalabilen insanlar yaratmak
b) .Aynı zamanda sınırlı bir şekilde olsa bile Tanrı Kendi bazı niteliklerini yansıtabilmemiz için Kendi suretinde bizi yarattı.
c) Tanrının sınırsız gücü, bilgisi, Onun değişmezliği ve bağımsızlığı Kendi yaratıklarından farklı olduğunu gösteriyor.
d) Ama biz yeniden doğmuş imanlılar olarak Onun bazı niteliklerini sınırlı bir şekilde yansıtabiliriz: Kutsallık, Sevgi, Bilgelik, Lütuf, Merhamet, İyilik, Sabır, Doğruluk, Adalet, Gerçeklik, Sadakat
7. İnsan dünyanın yöneticisi olarak atandı.
(Yar.1:28-30) Onları kutsadı ve, "Verimli olun, çoğalın" dedi, "Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. İşte yeryüzünde tohum veren her otu ve tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere - soluk alıp veren bütün hayvanlara - yiyecek olarak yeşil otları veriyorum." Ve öyle oldu.
A. Tanrı insanlara dünyanın ve dünyada var olan her şeyin sorumluluğunu verdi.
B. Tanrı dünyanın sorumluğunu istediği varlığa verdi çünkü Kendisi her şeyi yarattı.
C. Dünyanın sorumluluğunu meleklere, Şeytana ve onu izleyen ruhsal varlıklara, cinlere vermedi.
(1.Tarihler 29:11) Ya RAB, büyüklük, güç, yücelik, zafer ve görkem senindir. Gökte ve yerde olan her şey senindir. Egemenlik senindir, ya RAB! Sen her şeyden yücesin.
(Mezmurlar 8:4-9) Soruyorum kendi kendime: "İnsan ne ki, onu göz önüne alasın, İnsan soyu ne ki, ona ilgi duyasın?" Nerdeyse bir tanrı yaptın onu, Başına şan şeref tacı koydun. Ellerinin eserlerine onu egemen kıldın, her şeyi ayaklarının altına serdin davarları, sığırları, yabanıl hayvanları, gökteki kuşları, denizdeki balıkları, denizde kıpırdaşan bütün canlıları. Ya Rab Yahve, Ne yüce adın var yeryüzünün tümünde!
8. Şabat Gününün Kutsallığı:
(Yaratılış. 2:2-3) Tanrı yapmakta olduğu işi yedinci gün bitirdi. O gün işi bırakıp dinlendi. Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak ayırdı. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, yarattığı bütün işi bitirip dinlendi.
A. Tanrı yorgunluktan dolayı dinlenmedi çünkü yorgunluğu ve bitkinliği bilmiyor.
v Onun dinlenmeye ve uykuya ihtiyaç duyan maddi bir bedeni yoktur. Tanrı Ruhtur.
(Yeşaya 40:28) Bilmiyor musun, duymadın mı? Ebedi Tanrı, RAB, bütün dünyayı yaratan, ne yorulur ne de zayıflar, Onun bilgisi kavranamaz.
B. Tanrı yaratma işinden sonra dinlendi, çünkü yapacak bir iş kalmadı. Her şey mükemmeldi ve ekleyecek ya da düzeltecek hiç bir şey yoktu.
C. Şabat Günü, insanın hem fiziksel hem de ruhsal açıdan dinlenmesi için kuruldu.
9. Emek Kutsallığı: İnsan keyif sürmek için değil çalışmak için bahçeye kondu.
A. (Yaratılış 2:15) Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem'i oraya koydu.
v (Özdeyişler 14:23) Her emek kazanç getirir, Ama boş lakırdı yoksulluğa götürür.
v (Özdeyişler 19:15) Tembellik insanı uyuşukluğa iter, Haylaz kişi de aç kalır.
B. İnsanın iş yapması günahın dünyaya girmesinden kaynaklanmıyor.
v Bu işlerin zor olması günahın cezasından geliyor.
10. Evlilik Kutsallığı (Yaratılış 2:18-25)
i) Dünyaya göre evlilik nedir?
i) Evlilik sadece iki kişinin beraber yaşaması için bir test mi? Anlaşamazlarsa ayrılabilirler mi?
ii) Bazı kişiler, evliliğin artık eski bir tören olduğunu düşünüyorlar ve onu istemiyorlar.
iii) Fakat Evlilik Tanrının kurduğu bir kuruluşudur.
b) Tanrı, Ademe ona yardım edebilen bir eşin gerektiğine karar veriyor.
(Yaratılış.2:18) Sonra, "Ademin yalnız kalması iyi değil"dedi, "Ona uygun bir yardımcı yaratacağım."
i) Tanrı, Ademin tek başına yaşamasını istemedi.
ii) Tanrı Ademi yarattı ve ona danışmadan neyin iyi olduğunu biliyordu.
iii) Tanrı Ademi sevdiği için ve onun hayatı konusunda en iyisini istediği için ona bir kadın yapmaya karar verdi.
iv) Tanrı, ihtiyacımızı çok önceden biliyor ve sıkıntılara karşı durabilmemiz için en iyi yolu biliyor.
v) Tanrı, Ademin karısını, Ademin yaratıldığı anda yaratmadı ve aynı şekilde de yaratmadı. Havvayı tam zamanında ve Ademin ihtiyaçlarını karşılamak için gereken şekilde yarattı.
c) Adem için uygun bir yardımcı bulunmadı.
(Yaratılış.2:20) Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir yardımcı bulunmadı.
i) İnsan hayvanlar gibi değil, Tanrının benzeyişine göre yaratıldı.
ii) Ademin birisiyle konuşması gerekiyordu ve kendisi gibi kabiliyetleri olan birisiyle irtibat kurması gerekiyordu. Hiç bir hayvan Adem için bunu sağlayamazdı.
iii) Yardımcı kelimesi kadının aşağı bir nitelikte olduğunu değil, erkeğin eksikliğini belirtiyor ve kadın o eksikliği tamamlıyor.
d) Evlilik Tanrının bir kuruluşudur.
(Yar. 2:23-24) Adem, "İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir" dedi, "Ona kadın denilecek, çünkü o adamdan alındı." Bu nedenle adam anasını babasını bırakıp karısına bağlanacak ve ikisi tek beden olacak.
i) Tanrı adam için kadını yarattı. Onunla evlenecek, yaşayacak ve çocukları olacak.
ii) Evlilik, Adem ve Havva için Tanrının mükemmel planıydı.
iii) Havva, Adem için Tanrının armağanıydı ve onun bütün ihtiyaçlarını karşılayacaktı.
v Tanrı ne düşünürse, ne yaparsa mükemmeldir. Onun işleri kesinlikle kötü olamaz.
iv) Tek beden oldular ve bu yüzden zina işlemek yani başka bir kadınla cinsel ilişkiye girmek büyük bir günahtır.
v) Evlilik kişinin önceliklerini değiştiriyor. Evlilikte yeni bir aile, yeni bir düzen kuruluyor.
v Artık eşi ve çocukları, kendi anne babası ve kardeşlerinden daha önemlidir.
e) Sadece iki cins yaratıldı: Erkek ve dişi.
i) Başlangıçta eşcinsellik gibi bir şey yoktu.
ii) Şeytan her zaman Tanrının güzel düzenini bozmaya çalışıyor.
(Rom. 1:25-27) Tanrı'yla ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaradan'ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler. Oysa Tanrı sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin. İşte böylece Tanrı onları utanç verici tutkulara teslim etti. Kadınları bile doğal ilişki yerine doğal olmayanı yeğlediler.Aynı şekilde erkekler de kadınla doğal ilişkilerini bırakıp birbirleri için şehvetle yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanç verici ilişkilere girdiler ve kendi bedenlerinde sapıklıklarına yaraşan karşılığı aldılar.
iii) Bir kişinin eşcinsel arzuları ne kadar derin olsa ve kendisinin değişmesi ne kadar zor görünse bile bu arzular Tanrının yaratılış düzenine aykırıdır. Bu kişinin bu günahkâr tutkulardan dönüp tövbe etmesi gerekiyor.
11. Tanrı insana neden özellikle bu Yaratılışın ilk bölümlerini yazılmasını istedi? Neden bizim için çok önemlidir?
a) Her Kişi, kabul etmese bile hayatta 3 temel soruya cevap arıyor:
i) Nereden geldim? (Dünyanın başlangıcı nasıldı?)
ii) Niçin buradayım? (Hayatın anlamı nedir?)
iii) Nereye gideceğim? (Ölümden sonra ne var?)
b) Tanrı, Kutsal Kitapın ilk bölümlerinde bu sorulara cevap veriyor:
i) Her şeyi yaratan egemen bir Tanrı vardır.
ii) Tanrının yarattığı her şey için Kendi bir amacı vardır.
iii) Bu Tanrı beni yarattı ve Onun amacına göre yaşamalıyım.
iv) Sonuçta bu hayat benim isteğim değil, benim Yaratıcımın isteği ilgilidir.
c) Tanrıya ve Onun sözlerine başvurmadan bu hayatın anlamını aramaya çalışırsam gerçek cevabı bulamam. Var olan her şeye anlam veren Tanrının Kendisidir.
12. Özet olarak
Kutsal Kitapa göre insan kendi yüceliği için değil, kendi memnuniyeti için değil, Yaratıcısının yüceliği için ve Onu hoş etmek için yaratıldı. İnsan Tanrıya hizmet etmek, Onu yüceltmek ve Onun isteğini yerine getirmek için yaratıldı. İnsan sadece bir hayvan değil çünkü insan Tanrıyla ilişki kurabilir ve sınırlı bir şekilde Onun yüce niteliklerini yansıtabilir.
Kendinize sorun:
Kendin için ve kendi hedeflerin için mi yaratıldın?
Yoksa Yaratıcın için ve Onun hedefleri için mi yaratıldın?
Önemli: Bu dünyadaki hayat senin isteğinle mi yoksa Tanrının isteğiyile ilgilidir?
Yaratıldığının amacını bilmek istiyor musun? Bunu arıyor musun?
Sadece Tanrının senini hayatına anlam verebileceğine inanıyor musun?
Yaratıcınla kişisel bir ilişki istiyor musun?
Yaratıcının niteliklerini kendi hayatınla yansıtmak istiyor musun?
Amacımız bu dersler aracılığıyla gerçek Tanrıyı tanıyıp Onunla kişisel bir ilişki kurmamız ve Tanrının isteğini yerine getirmekle Onun niteliklerini yansıtmamızdır. Sonuç olarak Tanrının yaratığı insanlardan biri olarak kendi hayatınla sonsuza dek Yaratıcını yücelteceksin.
Okumanız Gereken Kitaplar:
Kutsal Kitap Tanrı
Nihai Sorular John Blanchard
Bağlandım Sana Dr. Walter
Kaset/CD Üzerinde:
İnsanın Karakteri/İnsanın Günahı...........Kamil Musa
İNSANIN YARATILIŞI
Yorumcu: Kamil Musa
Tanrı, "İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım" dedi, "Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun." (1:26)
Bu ayeti okurken herhalde aklımıza gelen ilk soru şu olacaktır: İnsan nasıl yaratıldı? Yani teknik açıklamalar isteriz. Aslında bir sonraki bölüm bizim anlayacağımız kadarıyla teknik açıklama yapacaktır. Biliyor musunuz?Bu gün insan ile hayvanlar arasındaki bağlantıya baktığımızda hiç de insanın hayvanlar üzerinde egemen olduğunu söyleyemeyiz. Rab Allah insana yeryüzü üzerinde tam bir yetki vermişti. Bu egemenlik gücü insanın elinde bir ezici güç olarak kullanılmayacaktı. Ama ne yazık ki hemcinsine baskı yapmaktan, onu boş yere harcamaktan çekinmeyen ademoğlu kendi cinsinden olmayan ve hatta kendi koruması altına verilen hayvanlara da çirkince davranmaktan çekinmemektedir. Yine günahın bariz etkisidir bu. Rab insan için, yeryüzünün tümüne egemen olsun derken onu Aden bahçesine bir bahçıvan olarak atamamıştı. Ne de onun kaba güçle her ülkeyi fethetmesini buyurmuştu. Tanrı benzeyişinde yaratıldığı için, Yaradanının adalet ve doğruluk kapsamında egemenlik sürdüğü gibi yeryüzü üzerinde egemen olacaktı. Daha sonra göreceğiz ki Rab Allah insana yeryüzüyle ilgili bazı görevler verecektir.
Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı (1:27)
Burada insanın nasıl yaratıldığını basit bir cümlede okuyabiliyoruz. Everende en karmaşık bir yaratık. Nasıl çalıştığı konusunda hala bilim dünyasında düğüm üstüne düğümler yaratan bu insan denen yaratık Tanrı suretinde yaratıldı. Ne basit bir şey! Tabii Rab için her şey kolaydır. Burada yine orijinal dile değinmek gerekiyor. Rab Allah, yaratma işini yaparken her şeyi hiçten yaratmıştı. Bu hiçten yaratma işi için söz olarak bara sözcüğünü kullanılır. Unutmayalım ki Rab insanı hiçten yarattı. Kendimizi olduğumuzdan üstün görmeye başladığımız zaman bunu aklımıza getirelim: Biz bir hiçten yaratıldık. Evet, önce evrendeki madde hiçten yaratıldı sonra da hayat hiçten yaratıldı.
İnsan birçok konularda ve özellikle yaratılış konusunda çok kez soruyor: Allah neden bize biraz daha detaylı bilgi vermedi? Ben şahsen inanıyorum ki bize gereken tüm bilgiyi Kutsal Yazılarda vermiştir. Verilmeyen bilgi varsa gerekmeyen bilgi olsa gerek. Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı. Evet basit, ama yine de yeterli bilgi. Bu basit cümlede bile insanların çoğu bocalıyor. Bu kadar basit bir ifadeye bile inanamayan insana detaylı bilginin ne yararı olabilirdi ki? Bir sonraki bölümde biraz daha detay ekleyecektir. Bu detaylar insanın yaratılışı konusundadır. Acaba neden insanın yaratılışı konusunda detay veriyor da öbür yaratıklar hakkında vermiyor? Çünkü bu yazılar insan için kaleme alındı. Rab Allah, insanın nereden geldiğini insana bildirmek istiyor. İnsanın bu konuda bir sürü soruları olacağını biliyordu. Küçük yaştan sorulan sorular arasında Nereden geldim? sorusu en çok sorulanıdır. Sen durup düşündün mü? Nereden geliyorum? Neden buradayım? Varlığım bir rastlantı sonucu mu? Değilse, amaçlı bir atama mı?Tanrı Sözü'nde çok ilginç bir soru vardır: "Yaşamınız nedir ki? Çünkü bir süre görünen, az sonra görünmez olan buharsınız"(Yakub 4:14). Davut Peygamber Tanrı'ya seslenir: "Göklerine, parmaklarının işlerine, yerine koyduğun ayla yıldızlara bakınca, 'İnsan nedir ki onu ansın?'dedim. Ademoğlu nedir ki onunla İlgilensin?'" (Mezmur 8:3,4).
İnsan evrenin sırlarını çözmeye girişmekte, ama Rab sanki ona diyor: Bak, senin kendi varlığın hakkında bilmen gereken o kadar çok şey var ki. Önce bunları öğren. Nereden geldiğini, ne amaçla yaratıldığını bil de ondan sonra evrenin sırlarını çözmeye kalk. Her yapıtın bir yapıcısı olduğu gibi, insanın da çok üstün bir Yaradan'ı vardır. Kimileri evrim yoluyla dünyaya geldiklerine inanıyorlar. Kimileri de kader ya da ruh sıçraması, yani yeni bir bedene girme yoluyla ortaya çıktıklarına inanıyorlar. Başkaları ise azıcık bir kan pıhtısıyla varlığının başladığını savunur. Pek çok kişiyse konuyla hiç ilgilenmez. Unutmayalım ki bizi yaratan Tanrıdır. Yarattığı İnsana yaşam soluğunu üfleyen Tanrı onu kendi suretinde, yani kendi benzerliğinde yarattığına göre insana başka Tanrısal özellikler de vermiştir: Sonsuzluk boyunca kalıcılık, yaratıcılık, yapıcılık, yararlılık, iyilik, sevecenlik, ve buna benzer birçok özellikler. İnsanı neden yarattığını şu sözlerle anlatır: "Yüceliğim için yarattığım, kendisine biçim verdiğim, evet, onu vücuda getirdiğim, adımla çağrılan her insan!" (Yeşaya 43:7).
Sınırsız gücüyle seni yaratan Tanrı kendisini yüceltmeni ister. Kendini anlamsız, amaçsız, önemsiz bir yaşam ortamında görmekteysen ya da kader kısmet varsayımlarıyla oyalanmaktaysan, Tanrı esiniyle verilen bilgiyi değerlendir, nereden ve niçin geldiğini, önemini, yolculuğunun şaka kaldırır yanı olmadığını bil. Bu gerçeği anlamaktan daha üstün yarar düşünülmez.
Evet, Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Burada şunu belirtmek isterim ki bu söz Kutsal Kitabın en önemli ifadelerinden biridir. Tanrı insanı kendi suretinde, kendi karakter benzerliğinde yarattı. Bundan daha şahane bir şey olabilir mi? Bu sevgi Tanrısı insanı o kadar çok seviyor ki onu yaratırken ona kendi benzerliğini atfediyor. Anlamalıyız ki bu fiziksel bir benzerlik olamaz. Neden? Çünkü insan hem fiziksel hem de ruhsal bir varlıktır. Allah ise Ruhtur ve Ona ruhta ve gerçekte tapınılır. İşte insanı kendi benzerinde yaratmasının baş amacı insanın Allaha ruhta ve gerçekte tapınabilmesidir. Allah insana bir şey verdi ki bu ne bitkilerde ne de hayvanlarda vardır. Nedir verdiği bu özel şey, biliyor musunuz? Ruhtur! İnsanda bir ruh vardır. hayvanlarda ruh yoktur. Pavlus Selanikteki imanlı topluluğuna yazarken onlara selamlarını şu şekilde iletti: Esenlik kaynağı Tanrı sizi tümden kutsasın. Rabbimiz İsa Mesih'in gelişinde tüm ruhunuz, canınız, bedeniniz kusursuz saklansın (1 Sel 5:23). Acaba Pavlus neden ruhtan, candan ve bedenden söz etti? Çünkü insanın varlığı üç unsurdan oluşur. Onun fiziksel bedeni olduğu gibi ona bir de ruh verilmiştir. Sadece fiziksel güdülerle yönlendirilen bir varlık olarak yaratılmadı. Yaratıcısının benzerinde yaratıldığına göre onda sevgi, merhamet, adalet, yargılama gibi özellikler de vardır. Buna Kutsal Kitap can diyor. Duyguların ve iradenin birleştiği yerdir can.
İnsan sadece fiziksel bir yaratık değildir. Biliyorum, çok kez fiziksel yaratıklar gibi davranırız, ama insan kişiliğe sahiptir. Kişiliği içinde kendini bilebilme özelliği vardır. Karar verebilme, seçme özellikleri ona verildi. Yani özgür bir iradeye sahiptir. İçgüdüleri ile bağlanmış bir yaratık değil, tümüyle özgür bir kişidir.
Ancak bu özgürlüğünü kullanırken kötünün tutsağı olmaktan kendini koruyamıyor. Yine de insan özgür iradeye sahiptir. İşte onu Tanrı benzeri yapan baş özellik bu özgür iradesidir.
Sonra Kutsal Yazılar diyor ki İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı. Tabii bu ayetlerden erkeğin ve kadının nasıl ve ne gibi amaçlara dayanılarak farklı yaratıldıklarını öğrenemiyoruz. Bu farklılığın teferruatına yine Yaratılış kitabının ikinci bölümünde rastlayacağız. Yine söylemeliyim, Rab evrenin yaratılışı konusunda bize fazla teferruat vermiyor, ama insan hakkında ayrıntılara girecektir. Neden? Çünkü insanın, senin ve benim gibi ademoğullarının iman yoluyla gerçeğe ulaşmalarını ister. Ruh imanla çalışır. Mantıkla değil. Tanrı Sözü diyor ki, Tüm gök varlıklarının Tanrı Sözü'yle düzenlendiğini, görülen şeylerin görülmeyenlerce oluşturulduğunu imanla anlamaktayız (İbraniler 11:3). Evet, bugün gözlerimizle görebildiğimiz evren başlangıçta hiçten, görülmeyenlerden yaratıldı. Mantık bunu kavrayamaz. Bilim bunu açıklayamaz. Çünkü bunları imanla anlayabiliriz ve imanla açıklayabiliriz. Bugün gördüğümüz şeyler başlangıçta yoktu. Başlangıçta kocaman bir HİÇ vardı. Şimdi gel de bunu açıkla! Açıklanabilir mi? Ben açıklayamam, ama imanla anlamaktayım. Evrim teorileri bunu açıklayamaz. Başka hiçbir insansal açıklayış yeterli değildir çünkü iman olmadan açıklanamaz, anlaşılamaz türden bir olaydır bu. Bakın, aklımızın çalışabilmesi için az da olsa bir şeyle başlaması gerekir, ama Rab Allah hiç ama hiçbir şey ile başladı ve her şeyi hiçten yarattı. İşte bu bölümün göksel açıklayışı bu kadar şaşırtıcıdır.
Onları kutsadı ve, "Verimli olun, çoğalın" dedi, "Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlı şeylere hakim olun (1:28)
Görüyoruz ki Rab Allah, yarattığı insana ilginç bir özellik verdi. Ne demişti onlara? "Verimli olun, çoğalın" dedi, "Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın. İlerideki bölümlerde kadını nasıl yarattığını okurken yine bu aynı buyruğu onlara verdiğini göreceğiz. Verimli olun, çoğalın derken Rab cinsellikten söz eder, değil mi? Madem ki cinselliği yaratan Rabdır iyi bir şey olsa gerek. Rab cinselliği insana belli bir amaçla hediye etti. Bugün gazetelerimize, televizyon ekranlarımıza baktığımız zaman cinselliğin en kötü bir şekilde istismar edildiğini görmezlikten gelemeyiz. Rabbimizin iyi ve güzel bir armağan olarak, evlilik bağları içinde kullanılması için verdiği cinsel arzular ne yazık insanca en kötü amaçlar için kullanılıyor. Geçenlerde televizyonda bir reklam izledim. Cinsellik hakkında yazılan bir kitabın reklamıydı, ama hiç sormayın. Reklam öyle bir ustalıkla yapılmış ki doksanlık dedeleri bile tahrik edebilir! Amaç nedir? Cinselliği istismar ederek satış yapmak. Bununla birlikte Rabbin insana verdiği güzel armağanı en çirkin şekilde teşhir etmiş oluyor. Çok kez cinsellik yeni keşfedilmiş bir şeymiş gibi insanlara yutturuluyor. Kardeşim bunlar hep Şeytanın oyunlarıdır. Daha sonra göreceğiz. İnsan Şeytanın ayartması ile günah işlediği anda ne yapacak? Hemen çıplak olduğunu görecektir. Şeytanın en çok kullandığı silah insanın cinselliğidir. Oysa cinselliğin baş amacı insanların çoğalmasıdır. Bunun yanı sıra seks, evlilik içinde çiftleri birbirine sevgi bağlarıyla bağlar. Dikkat edelim, sevgi bağlarıyla dedim, şehvet bağlarıyla demedim. Evet, cinselliğin baş amacı çocuk yapmak, çoğalmaktır. İlginç şey ama Allah insanı yeryüzüne dört ayrı yoldan getirdi. Açıklayım mı? Şöyle. İlkin doğrudan yaratılış yoluyla. Adem bu şekilde dünyaya geldi. İkinci yöntem, dolaylı yoldan, yani Ademin kaburga kemiğinden Havva yaratıldı. Üçüncüsü eşsiz bir yaratılıştır. Bu, İsa Mesihin dünyaya bir bebek olarak gelişinde tek bir kez kullanıldı. Kız Meryem Kutsal Ruhun gücüyle gebe kaldı ve dünyevi babası olmadan İsa dünyaya geldi. Dördüncü yöntem ise senin ve benim gibi insanların cinsel ilişki sonucu dünyaya gelmemizdir.
Üzülerek söylemeliyim ki Rabbin bu kutsal armağanını çirkefler içine sokmuş durumdayız. Cinsellik en karlı piyasa malı durumuna gelmiş. Cinsimizi sürdürmek için bize verilen güzel bir şeyi adileştirdik. Beş on yıl önce ülkemize sokulmayan porno filimler şimdi çocukların bile izleyebilecği saatte TV ekranlarımızı kirletmekte. Kadın statüsünü en düşük seviyelere indiren çıplak ve tahrik edici gösteriler ailelerimizi yozlaştırmakta.
Pis pis videolar! Pis kitaplar ve dergiler hep cinselliği istismar etmekte. Rab cinselliğin bu aşağılık yöntemlerle kullanılmasını asla amaçlamadı.
Tabii dikkat etmeliyiz, çünkü evlilik dışında cinsellik yoktur diyemeyiz! Yani tüm cinsel duygulara 'günah' damgasını vuramayız çünkü bu duyguları Tanrı insanın yapısına işlemiştir. Ama evlilik dışı ilişkilerde uyanan cinsel duygulara izin verilmesi yanlıştır ve günahtır. Burada özellikle gençlerimize hitap etmek isterim. Evlilik içinde cinsel isteklerin sağlıklı bir yeri vardır. Karı kocanın birbirine karşı duyduğu sevgiyi somutlaştıran, onları duygusal yönden birbirine kenetleyen ve tabii olarak yuvanın çocuk sesleriyle şenlenmesini sağlayan, cinsel bağlantıdır bu. Ama yine de gençlik yılları bu duygulardan ayrı yaşanılamaz. Bu duyguları belli bir çerçeve içinde söndürüp ancak evlilikte canlanmasına izin verebilecek şekilde özdenetim kullanılmalı.
Bazen diyorlar: Resmen evlenmektense sevdiğim kişiyle yaşayayım. O zaman resmen evlilik damgasını taşıyan bir birleşme ile sevgi ve istek direkleri üzerine kurulmuş, yani evlilik damgasını taşımayan birleşme arasında ne fark vardır? Aradaki farkı veren resmi damga değil, çiftin yaşamlarının birleştiğinin toplum tarafından onaylanıp onaylanmadığıdır. Bu onaylama pek önemlidir, çünkü iki kişi evlilik çemberi içinde yaşamlarını birleştirmeye karar verdikleri zaman, birbirlerine her yönden sadık kalacaklarını, toplumun tanık olduğu resmi bir toplantıda duyurmuş olurlar. Karşılıklı verilen sadakat vaatleri bozulduğu anda, yani evli çiftten biri evlilik dışı cinsel ilişkide bulunduğu anda resmi evliliğin hiçbir değeri kalmaz. Evlilik, insan yüreğinin kaprisleriyle hareket etmeye başladığı anda yıkılmaya mahkumdur. Bu nedenle, sadece sevginin ve aşkın zoruyla evlilik dışında kurulan cinsel ilişkiler sağlıklı değil, tersine sağlıksızdır. Evlilik dışında da çocuklar oluyor. Yani üreme işi, evlilik içinde ya da dışında olsun devam eder. Rabbin isteği, çocuklar emin ve güvenilir bir aile ortamı içinde doğup büyüsünler.
Tanrı insanı kendi suretinde, kendine benzer biçimde, ilahi öznitelikleri yansıtacak şekilde yarattı. Allah kişisel varlık olduğu gibi insan da Allahtan aldığı yaşam nefesi sayesinde kişisel, sonsuzlukta yaşayabilecek bir varlık oldu. İnsan kendi şahsını bilme yeteneğine sahiptir. Aynı zamanda özgür bir iradeye de sahip olduğu için karar noktasında istediği yolu seçebilir. Onu içten zorlayan hiçbir güç yoktur. Ancak bu özgür iradeyle birlikte ahlaki bir sorumluluğu da şahsında taşımaktadır. Verdiği kararlardan kendisi sorumlu tutulacaktır. İnsan bu özgür iradesinden dolayı Tanrı suretinde yaratıldı diyebiliriz.
Evet, Rab Allah insanı yarattıktan sonra verimli olup çoğalmalarını buyurdu. Nasıl çoğalacaklardı. Çocuk yapmakla! Evlilik içinde, güvenilir ortamda, anne ve baba sevgisini tadabilecekleri ortamda çocuk yapmakla. Yeryüzünü dolduracaklardı. Anladığım kadarıyla yeryüzünün boş oluşu Rabbe hoş gelmiyordu. İnsan sesleriyle, Ona yükselen şükürler ve övgülerle dolmasını istiyordu. Bundan başka insanlık ailesinin yeryüzüne hakim olmasını buyurdu. Bence bilimsel araştırma bu kurama dayanarak yürütülmeli. Doğayı sömürmek, çevreyi kirletmek, bir sürü kuş, balık ve hayvan türlerinin kökünü kurutmaya yönelik araştırma değil, yeryüzünü ve yeryüzündeki canlıları en güvenilir ortama getirip onları idare edebilmek! İnsan bu gerçeği bir öğrenebilseydi dünyada ne açlık ve sefalet kalırdı ne de ozon deliklerinin yarattığı tehlikelerle yaşama zorunda kalırdık. Krallara yaraşır soylu bir bilim dünyasına ihtiyacımız var. Kutsal Kitap şöyle yazar:
Elmas ocaklarını düşünün. Rab bu değerli taşları ne kadar derinlere gizlemiş. Ruhsal açıdan da en değerli gerçekler derinlerdedir. Onları kazıp çıkarmak gerek. Elmas ve altın gibi, bir açıdan geçici maddeleri elde etmek için derinlere inmek gerektiğine göre sonsuz gerçekleri, sonsuz değerleri elde etmek için ne kadar derinlere inmeliyiz! En değerli gerçekleri Rab bize Kutsal Yazılarında sunmaktadır. Armut piş ağzıma düş şeklinde değil, bir maden işçisi gibi Sözün derinlerine inerek o değerli elmasları yüze çıkarmakla.
Hiç çekinmeden diyebilirim ki dünya çapında kullanılmış ve hala kullanılmakta olan en yıkıcı silahlar, barışçı niyetle laboratuarlarda araştırma yapan bilim adamlarının çabasından çıkagelmiştir. Ünlü bilim adamı ve filozof Albert Einstein atom bombasını icat etmeden önce, insan yaşamına üstün değerler vereceğini umduğu enerji formülünü keşfetmişti. Japonyanın, Hiroşima ve Nagasaki kentlerinin bu enerji formülü sayesinde yerle bir edileceğini önceden bilseydi belki de kalemini kırar, hesap defterini yırtardı. Einstein gibi nice bilim adamları insanlık ailesine yardım edeyim derken, bilmeden onun yıkımına yol açmıştır. Kaş yapayım derken göz oydu!
Ne yazık ki insan hiçbir şeye hakim olamıyor. Kendi isteklerine hakim olamadığı için çevresine, üzerinde yaşadığı dünyaya da hakim olamıyor. Yine Rab insana buyurdu: Yeryüzünü denetimine al! Adem bir bahçıvan misali yeryüzüne bakmakla yükümlü değildi. hayır, ona gerçekten büyük bir sorumluluk verilmişti. Ama defalarca dediğim gibi günahlılığından dolayı her şeyi yüzüne gözüne bulaştırdı. Ara sıra Einstein gibi dahilere rastlarız. Aslında Adem günaha düşmeseydi insanlığa tahmin edemediğimiz aşamada bir akıl ve mantığı miras bırakacaktı. Rab ona yeryüzünü denetleyebilmesi için yetki verdiğine göre gerçekten üstün bir zekaya sahip olmalıydı. Herhalde hava durumunu kontrol edebilecek aşamada yetkisi vardı. Bu düşünceyi acayip mi buluyorsunuz? Hiç de acayip değildir. İsa Mesihe bazen İkinci Adem diye değinilir. Bu ikinci Adem, yani İsa, birinci ademin beceremediğini becerdi: Şeytanın sınamasına dayandı. Günahsızdı ve günahsız yaşadı. Bir kez tek bir sözüyle hırçın bir fırtınayı dindirdi. Nasıl yaptı bunu? Baba Tanrı ile kurduğu kusursuz bağlantı sayesinde. İsa bir kez şöyle dedi: Ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Buna inanmıyor musun? Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum. Bende kalıcı olan Baba kendi işlerini yapmaktadır. Bana inanın: Ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç olmazsa bu işler nedeniyle iman edin (Yuh 14:10).
Ben inanıyorum ki Adem günah işlemeden önce üstün yetkiye sahipti ve yetkisini icra edebilmesi için Rab Allah ona icra gücü vermişti. Ne yazık ki günah işleyince bu yetkiyi ve gücü yitirdi. Bu nedenle şimdiki durum dünyada hüküm sürmektedir.
Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere - soluk alıp veren bütün hayvanlara - yiyecek olarak yeşil otları veriyorum." Ve öyle oldu. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu (1:30,31)
Burada birinci bölümün sonuna gelmiş bulunuyoruz. Herhalde Allah adının bu bölümde otuz iki defa geçmesi dikkate değer bir şeydir. İlginç şekilde Kutsal Kitap Allahın var olduğunu hiç de kanıtlamaya girişmez. Kutsal Söz diyor ki Yüreğinde Allah yoktur diyen kişi aptaldır. Kutsal Kitap, ruhsal, dini ve kurtarıcı gerçekleri açıklamak için yazılmış olan bir kitaptır. Kutsal Yazıları mantık yoluyla kavrayamayız, ancak iman yoluyla kavranabilir bunlar. Yaradan insan mantığıyla kavranamadığı gibi Onun yarattıkları da ancak iman ile anlaşılır.
Bu bölümde dolaylı şekilde başka gerçekleri de öğrendik. Çoğul tanrılara burada yer verilmiyor. Her şeyi yaratan tek Allah vardır. Bundan başka fiziksel maddenin sonsuz değil geçici olduğunu öğrendik. Fiziksel madde sonsuz olsaydı onun başlangıcı olmazdı. Oysa birinci ayette diyor ki Başlangıçta Tanrı yeri ve göğü yarattı. Evrenin ve maddenin başlangıcı vardır. Başlangıcı olduğu gibi sonu da olacaktır. Bilim dergilerini