16. DERS -
YASA ve ANTLAŞMA

Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir
Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen
ayetleri dikkatle okuyunuz. Ek Bilgiler sayfasının başında önerilen kitap
listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız
daha zengin ve berek etli bilgiye sahip olacaksınız.
Yasa ve Antlaşma
(Mısırdan Çıkış 20.-24. bölümler)
1. Tanrı, İsrail halkıyla bir Antlaşma
yapıyor.
Tanrı bu
Antlaşma aracılığıyla İsrail Ulusunu farklı ve özel bir halk yapacak.
A.
Basitçe Tanrı şöyle diyor: Sözlerimi dinlerseniz sizin Tanrınız
olacağım, yani size bakacağım, bereketleyeceğim, koruyacağım ve sizi bütün
uluslar için bir ışık, bir bereket kaynağı yapacağım.
(M.Çıkış 19:5-6) Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız,
bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir. Siz
benim için bir kâhinler krallığı, kutsal bir ulus olacaksınız..
B.
İsrail halkı, gerçekten Tanrının yasalarını yerine getirebileceğine
inanıyordu.
(M.Çıkış 19,7-8)
Musa gidip halkın ileri gelenlerini çağırdı ve
RABbin kendisine buyurduğu her şeyi onlara anlattı. Bütün halk bir ağızdan,
"RABbin söylediği her şeyi yapacağız" diye yanıt verdiler. Musa halkın
yanıtını RABbe iletti.
1.
İsrail halkı Rabbe
her konuda itaat edeceği konusunda söz verdi.
2.
Daha önce Kızıldeniz
olayında Tanrının onları kurtarabilecek güçte olduğu konusunda Ona
güvenmediklerini unutmuşlardı.
3.
Su ve yiyecek
olmadığı zaman nasıl şikayet ettiklerini unutmuşlardı.
4.
Tanrının Yasasına
bağlı kalacakları konusunda kendi kendilerine çok güvendiler.
5.
Kalplerinin günahla
dolu olduğunu ve Tanrıya kendi güçleriyle itaat edemeyeceklerinin farkında
değillerdiler.
6.
İsrailliler kendi
işleriyle Rabbi hoşnut edebileceklerini düşündüler, tıpkı Kayin gibi idi.
C.
Fakat Tanrının onlardan istediği itaat tam olmalı. İtaat konusunda RAB
hiç bir eksiği kabul edemiyor.
Tanrının yasalarının her biri tam olarak
yerine getirilmelidir. Tek bir yasanın çiğnenmesi tüm Yasanın çiğnenmiş
olması demektir.
·
Zaten Eski Antlaşmada
Tanrı bunu göstermeye çalışıyor. İnsan, kendi gücüyle Tanrıyı hoşnut edemez.
D.
Bu halk aracılığıyla Tanrı bütün dünyada kendi öz planını
gerçekleştirmek istiyordu.
1.
Fakat tüm dünyanın bereketleneceği vaadi bu halkın Tanrı Yasasına
itaat edip edemeyeceğine bağlı kalamazdı.
2.
Bu bereket Tanrının sonsuz lütfundan ve merhametinden
kaynaklanmalıydı. Ters durumda bu kurtuluş riske girilmiş olacaktır.
3.
RAB Tanrı, İbrahim ile yaptığı antlaşmasına sadık kalacaktır.
(Yaratılış1 2:1)Yeryüzündeki
bütün halklar senin aracılığınla kutsanacak.
4.
İsrail halkının Tanrının vaat etmiş olduğu diyara girip orada
bereketlenmesi ve o diyarda kalması onların itaatine bağlıdır.
2. Yasanın Özü.
(Çıkış 10:12-22)
Şimdi, ey İsrail halkı, Tanrınız RAB sizden ne istiyor? Yalnız şunu
istiyor: Tanrınız RAB'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu sevin; bütün
yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin; üzerinize iyilik gelsin diye
bugün size bildirdiğim buyruklarına, kurallarına uyun. Gökler de, göklerin
gökleri de, yeryüzü ve içindeki her şey Tanrınız RAB'bindir. Öyleyken RAB
atalarınızı sevdi, onlara bağlandı. Bugün olduğu gibi, onların soyu olan
sizleri bütün halkların arasından seçti. Yüreklerinizi RAB'be adayın, bundan
böyle dikbaşlı olmayın. Çünkü Tanrınız RAB, tanrıların Tanrısı, rablerin
Rabbi'dir. O kimseyi kayırmayan, rüşvet almayan, ulu, güçlü, heybetli
Tanrı'dır. Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever,
onlara yiyecek, giyecek sağlar. Siz de yabancıları seveceksiniz. Çünkü
Mısır'da siz de yabancıydınız. Tanrınız RAB'den korkun, O'na kulluk edin. O'na
bağlı kalın ve O'nun adıyla ant için. O övgünüzdür. Gözlerinizle gördüğünüz o
büyük, heybetli belirtileri sizin için gerçekleştiren Tanrınız'dır. Mısır'a
giden atalarınız yetmiş kişiydi. Şimdiyse Tanrınız RAB sizi göklerdeki
yıldızlar kadar çoğalttı.
3. Rab, İsrail
halkının yakında itaatsizlik edeceğini ve Yasaya göre günahlarından dolayı
onları cezalandırması gerektiğini biliyordu.
A.
O zaman sormalıyız: Madem ki Tanrı, İsraillilerin bu anlaşma konusunda
onlara düşeni yapamaycaklarını bildiği halde, onlarla bu anlaşmaya neden
girdi?
B.
Çünkü Tanrı, onların günahkar olduklarını onlara kanıtlamak istedi.
1.
Onu hoşnut etmeye kabiliyetleri yoktu.
2.
Rab, onlara göstermek istiyordu ki kendi güçleriyle Onun dostluğunu
kazanamayacaklar, Onun katında kabul edilemeyeceklerdi.
C.
Bir örneği düşünelim: Bir adam nehirde yüzerken yoruluyor ve güçlü bir
akım onu götürmeye başlıyor. Birkaç kişi nehrin kenarında olaya tanık
oluyorlar. Aralarından tek bir kişi bile boğulmak üzere olan adama yardım
edemiyor. Ancak orada bulunan antrenmanlı bir sporcu ve iyi bir yüzücü olan
bir adam bunu yapabilirdi. Nehrin kenarındaki kişiler boğulan adama yardım
etmesi için ona yalvarıyor. Fakat o hiç hareket etmiyor. Sadece bekliyor.
Gittikçe yorulan ve boğulmaktaolan adamı yakından izliyor. Sonunda nehirdeki
kişi artık ölüm mücadelesinden vazgeçiyor. Boğulacağından emindi artık. Tam o
anda güçlü yüzücü kendisini suya atıp onu kurtarıyor. Nehrin kenarındaki tüm
seyirciler can kurtaranı eleştiriyor. Neden bu kadar beklemişti? Neden daha
erken müdahale etmemişti? Fakat can kurtaran onlara: Boğulan adam çırpınma
gücüne sahipken onu kurtarmama izin vermezdi. Can havlıyla kendi kendisini
kurtarmak için elinden geleni yapıyorduç Sonunda halsiz düşüp artık hiçbir şey
yapamayacağını anlayınca kendisini akıntıya bıraktı. İşte ancak o zaman ben
ona yardım edebildim dedi.
D.
İsrailliler kendi çabalarıyla Tanrıyı hoşnut
edemeyeceklerini ve Tanrının kabulünü kazanmak için hiç bir şey
yapamayacaklarını anlasınlar diye Tanrı onlara bu yasayı verdi.
1.
Tanrı bütün insanlarla bu şekilde çalışıyor. Tanrı, ancak günahkar
olduğunu ve Şeytanın, yani günahın ve ölümün kötü egemenliği altında olduğunu
kabul eden kişileri kurtarır.
2.
Tanrı, durumumuzun böyle olduğunun farkında olmamızı istiyor.
3.
Çaresiz ve günahkarız. Kendi kendimizi günahtan, Şeytandan ve ölümden
kurtaramayız.
4. Bu Antlaşma bir Yasa içeriyor.
(20.-24. böl.)
A.
Önemli:
Bu Yasa Tanrı, İBRAHİMi ve onun soyunu seçip İsrail halkını kurtardıktan sonra
verildi.
B.
Yasa, iki gruba bölünebilir:
1.Grup: On Buyruk: Bütün Yasanın temeli ve özeti (20.böl.)
v
1-4. Buyruklar Tanrı ile
insan arasındaki ilişkiyle ilgilidir.
v
6-10. Buyruklar insanlar
arasındaki ilişkiler ile ilgilidir.
2. Grup: Diğer yasaları içeren antlaşma
kitabı On Emirin detaylı
açıklamalarını ve hayatta nasıl uygulandığını ele alıyor. (24:7)
C. Aslında Eski Antlaşmadaki Yasanın 3
ana parçası var:
1. Tanrının Ahlak Yasası
(10 Buyruk)
2. Medeni Hukuk (Halk için
kurallar)
3. Törensel Yasa (Tapınma
Çadırı ve kurban sistemi)
5. Tanrının Ahlak Yasasında 10
Buyruk vardır. (20:1-17)
Özsöz: Tanrı şöyle konuştu:Seni Mısır'dan, köle olduğun ülkeden çıkaran
Tanrın RAB benim. (20:1-2)
v
RAB Tanrı, İsrail halkını kölelikten kurtararak satın aldığı için emir verme
hakkına sahiptir.
v
Halk RABbin lütfuna karşı olan minnettarlıktan dolayı antlaşma şartlarını
yerine getirmeli.
1.Buyruk:
Benden başka tanrın olmayacak.
(M.Çıkış 20:3)
A. Bu yasada
evlilik örneğini görüyoruz. Yasa sadakat ve bağımlılıktan söz eder. İsrail
halkı tek bir Tanrıya sadık ve bağımlı kalacaktır.
B.
Her insanın sadece bu Tanrıya tapınması gerekiyor.
C.
O yaşamlarımızın en üstünde olmalı ve yaşamımızın en yüksek yerini
alması gerekiyor diğer şeylerden ve insanlardan daha üstündür.
D.
Yeryüzündeki ve mezarötesi yaşamı konusunda insanın sadece Tanrıya
güvenmesi gerekiyor.
E.
Düşüncelerinde bileinsan en yüksek yeri Tanrıya ayırmalıdır. Ona her
şey için teşekkür etmeli ve övgü sunmalıdır.
F.
Tanrıya ait olan bu özel yeri başka bir şeye verirsek günah işleyip
putperestlik yapmış oluyoruz.
G.
Bu sadakat sadece dudaklarımızla değil yüreklerimiz ve
davranışlarımızla sergilenmelidir.
H.
Adem ve Havvanın günahı Yaratıcılarını değil kendilerini tanrı
konumuna koymaya girişmiş olmalarıydı.
I.
Herhangi bir alanda başarı kazandığımızda onuru ve övgüyü kendimize
değil Tanrıya vermeliyiz.
J.
Kararlarımız konusunda batıl inançlara bağlı şeylere başvurursak bu
buyruğu çiğnemiş oluyoruz.
K.
Sonuçta hiç kimse Tanrıya her zaman her konuda ilk yeri ayıramıyor.
v
Bu ilk buyruğu
çiğnemelerinin cezası Tanrıdan uzaklaştırılmalarıdır.
v
Demek ki hepimiz
suçluyuz.
2. Buyruk:
Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki
sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde
eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben Tanrın RAB, kıskanç bir
Tanrı'yım. (M.Çıkış 20:3)
A. RAB
Tanrıyı kendi düşüncelerimize göre şekillendirmemeliyiz çünkü her zaman
yanılmış olacağız.
B.
Tanrı ruhtur ve maddi bir bedeni yoktur. Başlangıcı ve sonu olmayan,
her zaman her yerde var olan, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, mükemmel ve
tamamen kutsal olandır. Tanrı evrenin bir parçası değildir. Hiçbir put
tapınmamıza layık değildir. Sadece Tanrıya tapınılır.
C.
Hiç kimse Tanrının neye benzediğini bilmez. Bundan dolayı Tanrının,
bir resmini çizmemeliyiz. Çünkü kesinlikle yanlış olur, eksik kalır. Sadece
Kutsal Kitap Tanrıyı doğru şekilde açıklıyor.
D.
Şeytan dünyanın her yerinde insanları gerçek Tanrı bilgisinden
uzaklaştırmaya çalışır.
E.
Bugün de insanlar kendi yarattıkları düşüncelerine ve dinlerine göre
bir tanrıya tapıyorlar.
F.
İnsanlar tarafından yaratılmış olan Tanrıyı simgelenen şeylere
tapınanlar bu buyruğu çiğnemiş oluyorlar ve Tanrı onları yargılaycaktır (Rom
1:18-23).
G.
Tanrı peygamber Yeşaya aracılığıyla bize şöyle hitap ediyor:
Ben
RAB'bim, adım budur. Onurumu bir başkasına, Övgülerimi putlara bırakmam.
(Yeşaya 42:8)
3. Buyruk:
Tanrın RAB'bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü RAB, adını boş
yere ağzına alanları cezasız bırakmayacaktır. (20:7)
A.
Bu buyrukta Tanrı insanlara diyor ki Onu tek Yaratıcı ve insanların
tek sahibi olarak saymalılar. Onun adını hiçbir zaman hafife alıp yanlış
kullanmayacaklar.
B.
Tanrı her şeyden daha üstündür ve her şey üzerinde egemendir. Herkes bu
Tanrıdan korksun ve Onu saysın, çünkü O, her an yaşamlarımızı elimizden
alabiliyor ve hepimizi sonsuz bir cezayla mahvedebiliyor.
C.
Düşünelim: İnsanlar hakkında kötü ve doğru olmayan şeyleri söylemek
yanlıştır. Onlara hak ettikleri saygıyı vermemek bir hakaret sayılır. Bir
çocuk annesine ve babasına karşı saygılı davranmalıdır. Evli bir adam eşine ve
eşi de kocasına saygı göstermelidir. Gençler yaşlılara karşı saygılı
olmalılar. Başka bir insana hakaret etmek yeterince kötüdür, fakat gerçek ve
yaşayan tek Tanrıya karşı saygısızca davranmak, Onun adını yanlış
bir şekilde kullanmak ne kadar daha kötüdür.
D.
Yaraşan saygıyı Tanrıya vermeyenlerin suçu çok büyüktür.
E. RABbin
ismi kutsaldır ve isminnin Onu yüceltir şekilde kullanılması gerekiyor.
4. Buyruk:
Şabat Günü'nü kutsal sayarak anımsa. Altı gün çalışacak, bütün
işlerini yapacaksın. Ama yedinci gün bana, Tanrın RAB'be Şabat Günü
olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, hayvanların,
aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü ben, RAB yeri
göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu
yüzden Şabat Günü'nü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledim.
(M.Çıkış 20:8-11)
A. Kutsal bir
gün, özel, farklı bir gün olmalı. Şabat sözcüğü emekten dinlenmek,iş
kesmek veya mola vermek anlamına geliyor. Ama aynı zamanda bu zamanı RABbe
ayırmak anlamına geliyor.
B.
Bu buyrukta Tanrı, insanlara diyor ki, Tanrıya karşı saygı
göstermeliler, çünkü O var olan her şeyi altı gün içinde yarattı ve yedinci
günü özel bir gün olarak tanımalılar.
C.
Tanrı yaratılıi işini bitirdikten sonra, yani yedinci gün dinlendi.
D.
Düşünelim: Rab İsraillilere yedinci gün dinlenmelerini emretti. Bugün
de Tanrının bütün evrenin, hayvanların ve insanların tek yaratıcısı olduğunu
hatırlamalıyız. Sadece Tanrı bu dünyanın gerçek sahibidir. Şeytan ve onun
cinleri kendi çıkarları için bu dünyayı ele geçirdiler. Fakat yasal olarak
dünya onların mülkü değildir.
E.
Tanrı bütün yaşamın kaynağıdır. Tanrı dünyaya bitkilerin yetişebilmesi
için yeterli yağmuru ve güneşi veriyor. Sadece O yaratıcıdır, sahibidir ve her
şeyle ilgileniyor. Şeytan bu dünyada çoğu insanı yönetiyor, fakat dünya hala
Tanrıya aittir.
(Mezmur 24:1.2)
RABbindir yeryüzü ve içindekiler, Dünya ve üzerinde
yaşayanlar Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde
durduran.
(Mezmur 33:8,9) Bütün
yeryüzü RABden korksun, Dünyada yaşayan herkes Ona saygı duysun. Çünkü O
söyleyince, her şey var oldu O buyurunca, her şey belirdi.
F.
Tek yaratıcı olan ve her şeyin kaynağı olan Tanrıyı unutan herkes
dördüncü buyruğa karşı gelmiş oluyor. Bu korkutucu günah gerçek yaratıcı
tarafından cezalandırılacaktır.
5. Buyruk:
Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede
ömrün uzun olsun.(M.Çıkış 20:12)
A.
Beşinci emrinde Tanrı, çocukların anne babalarına saygılı olmaları ve
itaat etmeleri gerektiğini söylüyor (Efesliler 6:1-4). Bunu yapmazlarsa
Yaratıcıya karşı günah işlemiş oluyorlar. Bu buyruğa karşı gelenlerin hepsi
Tanrıya karşı gelmiş oluyorlar. Hiç kimse babasına ve annesine eksiksizce
itaat etmedi.
B.
Birkaç örnek: Anne babaya karşı gelmek, onları görmezlikten gelmek,
onlarla kavga etmek, onlara itaat etmemek, bağırarak ya da ağlayarak kendi
isteğini gerçekleştirmek, mırıldanmak, konuşmamak, küsmek, eleştirmek ya da
Siz hiçbir şeyi zaten anlamıyorsunuz! şeklinde düşünmek.
C.
Hepimiz diğer buyruklarda olduğu gibi bu buyruğu de çiğnedik.
D.
Unutmayalım: Tek bir buyruğa karşı gelip de dokuz tanesini yerine
getirebilsek bile Tanrının önünde suçlu oluyoruz. Tanrı doğuşumuzdan
ölümümüze dek bu emirlere itaat etmemizi bekliyor. Tek bir itaatsizlik bizi
Tanrıdan uzak sonsuz ayrılmanın nedeni olur.
6. Buyruk:
Adam öldürmeyeceksin. (M.Çıkış 20:13)
A.
Altıncı buyrukta Tanrı İsraillilere diyor ki herhangi bir adamı
öldürmek günahtır.
B.
Tanrı bütün insanların yaratıcısıdır. O herkese yaşam veriyor.
C.
Tanrı kendi Sözünde diyor ki, bir insan yüreğinde başka bir insandan
nefret ettiği zaman katil oluyor. Başka bir insanı öldürme isteğimiz varsa
katil olduğumuzu ve Tanrının önünde suç işlemiş olduğumuzu söylüyor. (Matta
5:21-22)
D.
Başka bir kişiyi lanetlersek katil olduk demektir.
E.
Tanrı bizi sadece yaptığımıza göre değil yapmak istediğimize göre de
yargılayacaktır.
F.
Tanrı bizi hareket ettiren düşünceleri de biliyor, çünkü yüreklerimize
bakabiliyor.
(İbraniler
4,12.13)
Tanrı'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla
ruhu, ilikle eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin
düşüncelerini, amaçlarını yargılar. Tanrı'nın görmediği hiçbir yaratık
yoktur. Kendisine hesap vereceğimiz Tanrı'nın gözü önünde her şey çıplak ve
açıktır.
7. Buyruk:
Zina etmeyeceksin. (M.Çıkış 20:14)
A.
Bu buyrukta Tanrı insanlara buyuruyor: kendi karısı ya da kendi
kocasının dışında hiç kimseyle cinsel bir ilişkiye girmeyeceklerdir.
B.
Her cinsel günahın cezası ise Tanrıdan sonsuza dek ayrı kalmaktır.
C.
Düşünün: Tanrı Ademi yarattıktan sonra ona Havvayı eş olarak verdi.
Tanrının kurduğu bu evlilik bağından sonra onlar artık iki kişi değillerdi;
bir oldular. Koca ve eşi birbirlerine bağlıdırlar ve bütün yaşamlarını
birbirleriyle paylaşacaklardı.
D.
Birçok kişi bu buyruğun eski günlere ait olduğunu ve artık geçerli
olmadığını söylüyor. Fakat Tanrı hiç değişmedi. Günah hala günahtır. Tanrının
zina hakkındaki düşüncesi de değişmedi.
E.
Zina ve diğer cinsel günahlar sadece eylemde değil aynı zamanda
düşüncede de işleniyor.
(Matta
5:27-28
27)
Zina etmeyeceksin' dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, bir
kadına şehvetle bakan her adam, yüreğinde o kadınla zina etmiş olur.
F.
Kendi düşüncelerimizde eşimizin dışında bir kişiye bakarak onunla
cinsel bir ilişkiyi hayal edersek yedinci emri çiğnemiş oluyoruz ve Tanrıya
karşı günah işlemiş oluyoruz.
v
Tanrı geçmiş ve şu
andaki olan bütün düşüncelerimizi biliyor.
v
Her günah
yargılanacak, düşüncelerimiz de yargılanacaktır.
8. Buyruk:
Çalmayacaksın. (M.Çıkış 20:15)
A.
Sekizinci buyrukta Tanrı başkalarının malını çalmamamızı söylüyor.
B.
Tanrı her kişinin bir mal sahibi olmasına izin veriyor.
C.
Bir insan başkasına ait olan bir şeyi onun izni olmadan alırsa Tanrıya
karşı günah işlemiş oluyor.
D.
Düşünelim: Bir hırsız çaldığı malı geri verse ya da asıl sahibine
tazminat verirse dahi hala Tanrıya tazminat vermemiş oluyor.
E.
Hırsızlık suçu durumunda Tanrı ölümden başka bir kefaret kabul
etmeyecektir. Tanrı, ölüm cezası ödenmedikçe günahı affetmeyecektir.
F.
Bir çalma isteği ya da planı bile Tanrının gözünde günahtır ve Tanrı
bu planın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmıyor ama cezalandırıyor. Günahın
bedeli ödenmedikçe Tanrı hiçbir zaman bağışlamayacaktır. Tanrı, kötü
planlarını gerçekleştiren veya gerçekleştirmeyen bütün günahkarları
cezalandıracaktır (Luka 12:2; 1.Kor. 4:5; İbraniler 4:12-13).
9. Buyruk:
Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.
(M.Çıkış 20:16)
A.
Bu buyrukta Tanrı insanlara her zaman her yerde doğruyu söylemelerini
buyurdu. Tanrı hiçbir zaman yalan söylemez ve bizim de hiçbir zaman yalan
söylememizi istemiyor.
B.
Düşünelim: Şeytan en büyük yalancıdır. O Adema ve Havvaya yalan
söyleyerek bizim atalarımızı aldattı ve bugün de bütün insanlara yalan
söylüyor. Şeytan yalanın babasıdır.
C.
Bazı insanlar dedikodu üretiyorlar ve iftira atıyor. Başka insanlar
duyduklarını başka kişilere iletiyorlar ve buna birkaç şeyi de ekliyorlar.
Birçokları dedikoduyu sever. Belki kötü niyetle başlamıyor, fakat doğru
olmayan bir şekilde aktarılıyor. Bu yalancılıktan başka bir şey olamaz ve
Tanrıya karşı günahtır.
D.
Başka insanlar hata yapıyorlar ve yalanla hatalarını örtmeye
çalışıyorlar. Mahkemenin önünde bile yalan söylüyorlar. Bu dünyada birçok kişi
ceza almamıştır, çünkü onların yalanı ortaya çıkmamıştır. Fakat Tanrının
önünde bir tane yalanı bile örtemeyiz. Tanrı her zaman gerçeği söylüyor ve
herkes hakkında ver her şey hakkında gerçeği biliyor.
E.
Tanrı yalandan nefret ediyor ve bütün yalancıları cezalandıracaktır.
10. Buyruk:
Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir
şeyine göz dikmeyeceksin.
(M.Çıkış 20:17)
A.
Bu buyruk insanların kendilerine ait olmayan şeylere göz dikmemelerini
söyler. Başkalarına ait herhangi bir şeyi kıskanmamalıyız.
B.
Bu zaten Şeytanın günahıydı. O kibirle ve kıskanarak Tanrının
mevkisine göz dikti.
C.
Düşünelim: Birçok insan başkalarının mallarını şiddetle arzu ediyorlar
ve kıskanıyorlar. Mal sahibinden nefret ediyorlar ve onun mülkünü istiyorlar.
Sahip oldukları şeylerle yetinmeyi bilmiyorlar. Düşünceleri kinle doludur,
çünkü başkalarının malını istiyorlar.
D.
Bu birçok kişi için çok küçük bir günahmış gibi gözükebilir. Başkaları
gibi olmak başkasının sahip olduğuna göz dikmenin başka bir ismidir.
E.
Günümüzde özellikle reklamlar insanları bu günaha sürüklüyor. Sabahtan
akşama kadar televizyonda, radyoda, reklam panolarında, mektupla gelen reklam
ya da Internet reklamları bizi daha çok mal satın almaya teşvik ediyor. İşte
bu yüzden insanların çok borçları oluyor.
F.
Belki kültürümüzde göz dikmek çok normal bir şey sayılabilir, hatta
dünyada yükselmek için gereken bir şeymiş gibi görülebilir, ama Tanrı hırs ve
aç gözlülük konusunda düşüncesini hiç değiştirmedi. Her kötü arzu
cezalandırılacaktır, çünkü bu günahtır.
6. Önemli
prensipler:
Bu On Buyruku anlamak ve yorumlamak için
iki prensip uygulamalıyız:
1. Prensip: Buyruğun amacı ilk olarak
yürekte içsel ve ruhsal bir doğruluk sağlamaktır.
2. Prensip: Buyruklar ve yasaklamalar,
belirtilen sözler daha kapsamlı anlamları içerir.
a.) Örneğin: 6. Buyruk: Adam
öldürmeyeceksin.
v
Yeni Antlaşmanın
öğretişlerine göre bu buyruk ilk olarak yürek ile ilgilidir.
(Matta 5:21-22) Atalarımıza, Adam öldürmeyeceksin.
Öldüren yargılanacak' dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kardeşine
öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse,
Yüksek Kurul'da* yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini
hak edecektir.
(Matta 15:17-20) Ağza giren her şeyin mideye indiğini,
oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz? Ne var ki ağızdan çıkan,
yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur. Çünkü kötü düşünceler,
cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan yere tanıklık ve iftira hep yürekten
kaynaklanır.İnsanı kirleten bunlardır. Yıkanmamış ellerle yemek yemek insanı
kirletmez.
(1.Yuhanna 3:15) Kardeşinden
nefret eden katildir.
b.) Aynı zamanda 2. prensibi uygularsak
bu buyruk sadece olumsuz bir yasaklama değildir.
v
Bir şey RABbi hoşnut
etmiyorsa, onun karşıtı RABbi hoşnut eder.
v
İnsan Tanrının suretinde
yaratıldığı için her insan değerlidir ve onu korumalıyız.
A.
Bunlar sadece İsrailliler için geçerli değildir. Tanrının Yasası bütün
insanlık için her yerde aynıdır.
B.
Unutmayın ki, yanlış hareketinizi düzeltmekle Tanrının önünde
işlediğiniz suçun karşılığını ödeyemezsiniz. Zina yaptıktan sonra hayırlı bir
iş yapmakla asıl günah düzelmiyor. Ya da bir hırsızlıktan dolayı hapse atılsak
bile bu günahın cezası daha ödenmemiş durumdadır.
C.
Günahın cezası ölümdür. Yani Tanrıdan uzak ve sonsuza dek, Şeytan ve
onun melekleri için hazırlanmış korkunç bir yerde yani Cehennemde kalmak
demektir.
D.
Tanrı her günahı cezalandıracaktır. Tanrı günah hakkındaki
düşüncelerini değiştirmedi ve değiştirmeyecek. Onun Sözü bizim günah
hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi mi?
E.
On Buyruk hakkında şimdi ne düşünüyorsunuz?
F.
Tanrı bütün insanların Ona göre yeterince iyi olmadıklarını ve hiç
kimsenin sonsuz cezadan kurtulmayacağını göstermek istiyor.
G.
Tanrının tam istediği biçimde Onun Yasasını kusursuz şekilde
tutmamız bizim için mümkün değildir. Bu da günahkar olarak doğduğumuzdan
dolayı ve Tanrıdan ayrıldığımızdan dolayıdır.
(Romalılar
3:10-12:
10)
Yazılmış olduğu gibi: Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse
yok, Tanrı'yı arayan yok. Hepsi saptı, Tümü yararsız oldu. İyilik eden yok,
tek kişi bile!
(Romalılar 3:19-20) Kutsal Yasa'da söylenenlerin her ağız
kapansın, bütün dünya Tanrı'ya hesap versin diye Yasa'nın yönetimi
altındakilere söylendiğini biliyoruz. Bu nedenle Yasa'nın gereklerini yapmakla
hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın
bilincine varılır.
7.
Özet
Ĝ
Tanrının istediği itaat
tam olmalı. RAB itaat konusunda hiç bir eksiği kabul edemiyor.
Ĝ
Tanrının yasalarının her
birisinin tam olarak yerine getirilmesi gerekiyor.
Ĝ
İnsan, kendi gücüyle
Tanrıyı hoşnut edemez.
Ĝ
İsraillilerin kendi güçleriyle Tanrıyı hoşnut
edemeyeceklerini ve Tanrının kabulünü kazanmak için hiç bir şey
yapamayacaklarını öğrensinler diye Tanrı onlara bu yasayı verdi.
Ĝ
Tanrı, ancak
günahkar olduğunu ve Şeytanın, yani günahın ve ölümün kötü egemenliği
altında olduğunu kabul eden kişiyi kurtarıyor.
Ĝ
Tanrı, durumumuzun
farkında olmamızı istiyor. Çaresiz ve günahkarız. Kendi kendimizi günahtan,
Şeytandan ve ölümden kurtaramıyoruz.
Ĝ
Hepimiz Tanrının
merhametine muhtacız.