Tiranus.Org  

 


 ANA SAYFA     KAYIT FORMU   DERSLER     RADYO KUMRU    KÜTÜPHANE  SANAT   

 
  Tiranus.ORG - Açık Öğretim 16. Dersin Notları
 

 

16. DERS  -  YASA ve  ANTLAŞMA

 


 

Text Box: Ders Çalışma Süresi:   En Az: Bir hafta
 En Çok: Bir Ay
Not: Özel durumlarda gecikebilir

 

 

 

Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. “Ek Bilgiler” sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve berek etli bilgiye sahip olacaksınız.

 

 

 

Yasa ve Antlaşma

(Mısırdan Çıkış 20.-24. bölümler)

 

1. Tanrı, İsrail halkıyla bir Antlaşma yapıyor.

           

Tanrı bu Antlaşma aracılığıyla İsrail Ulusu’nu farklı ve özel bir halk yapacak.

 

A.     Basitçe Tanrı şöyle diyor: Sözlerimi dinlerseniz sizin Tanrı’nız olacağım, yani size bakacağım, bereketleyeceğim, koruyacağım ve sizi bütün uluslar için bir ışık, bir bereket kaynağı yapacağım.

 

(M.Çıkış 19:5-6) Şimdi sözümü dikkatle dinler, antlaşmama uyarsanız, bütün uluslar içinde öz halkım olursunuz. Çünkü yeryüzünün tümü benimdir. Siz benim için bir kâhinler krallığı, kutsal bir ulus  olacaksınız.”.

 

 

B.     İsrail halkı, gerçekten Tanrı’nın yasalarını yerine getirebileceğine inanıyordu. 

 

(M.Çıkış 19,7-8) Musa gidip halkın ileri gelenlerini çağırdı ve RABbin kendisine buyurduğu her şeyi onlara anlattı.  Bütün halk bir ağızdan, "RABbin söylediği her şeyi yapacağız" diye yanıt verdiler. Musa halkın yanıtını RABbe iletti.   

 

1.      İsrail halkı Rab’be her konuda itaat edeceği konusunda söz verdi.

2.      Daha önce Kızıldeniz olayında Tanrı’nın onları kurtarabilecek güçte olduğu konusunda Ona güvenmediklerini unutmuşlardı.

3.      Su ve yiyecek olmadığı zaman nasıl şikayet ettiklerini unutmuşlardı.

4.      Tanrı’nın Yasasına bağlı kalacakları konusunda kendi kendilerine çok güvendiler.

5.      Kalplerinin günahla dolu olduğunu ve Tanrı’ya kendi güçleriyle itaat edemeyeceklerinin  farkında değillerdiler.

6.      İsrailliler kendi işleriyle Rab’bi hoşnut edebileceklerini düşündüler, tıpkı Kayin gibi idi.

 

C.     Fakat Tanrı’nın onlardan istediği itaat tam olmalı. İtaat konusunda RAB hiç bir eksiği kabul edemiyor.

             

Tanrı’nın yasalarının her biri tam olarak yerine getirilmelidir. Tek bir yasanın çiğnenmesi tüm Yasa’nın çiğnenmiş olması demektir.

·        Zaten Eski Antlaşma’da Tanrı bunu göstermeye çalışıyor. İnsan, kendi gücüyle Tanrı’yı hoşnut edemez.

 

D.     Bu halk aracılığıyla Tanrı bütün dünyada kendi öz planını gerçekleştirmek istiyordu.

 

1.      Fakat tüm dünyanın bereketleneceği vaadi  bu halkın Tanrı Yasasına itaat edip edemeyeceğine bağlı kalamazdı.

2.      Bu bereket Tanrı’nın sonsuz lütfundan ve merhametinden kaynaklanmalıydı.  Ters durumda bu kurtuluş riske girilmiş olacaktır. 

3.      RAB Tanrı, İbrahim ile yaptığı antlaşmasına sadık kalacaktır.

 

(Yaratılış1 2:1)“Yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığınla kutsanacak.”

 

4.      İsrail halkının Tanrı’nın vaat etmiş olduğu  diyara girip orada bereketlenmesi ve o diyarda kalması onların itaatine bağlıdır.

 

2. Yasa’nın Özü.

 

(Çıkış 10:12-22)  “Şimdi, ey İsrail halkı, Tanrınız RAB sizden ne istiyor? Yalnız şunu istiyor: Tanrınız RAB'den korkun, O'nun yollarında yürüyün, O'nu sevin; bütün yüreğinizle, bütün canınızla O'na kulluk edin; üzerinize iyilik gelsin diye bugün size bildirdiğim buyruklarına, kurallarına uyun. Gökler de, göklerin gökleri de, yeryüzü ve içindeki her şey Tanrınız RAB'bindir. Öyleyken RAB atalarınızı sevdi, onlara bağlandı. Bugün olduğu gibi, onların soyu olan sizleri bütün halkların arasından seçti. Yüreklerinizi RAB'be adayın, bundan böyle dikbaşlı olmayın. Çünkü Tanrınız RAB, tanrıların Tanrısı, rablerin Rabbi'dir. O kimseyi kayırmayan, rüşvet almayan, ulu, güçlü, heybetli Tanrı'dır. Öksüzlerin, dul kadınların hakkını gözetir. Yabancıları sever, onlara yiyecek, giyecek sağlar. Siz de yabancıları seveceksiniz. Çünkü Mısır'da siz de yabancıydınız. Tanrınız RAB'den korkun, O'na kulluk edin. O'na bağlı kalın ve O'nun adıyla ant için. O övgünüzdür. Gözlerinizle gördüğünüz o büyük, heybetli belirtileri sizin için gerçekleştiren Tanrınız'dır. Mısır'a giden atalarınız yetmiş kişiydi. Şimdiyse Tanrınız RAB sizi göklerdeki yıldızlar kadar çoğalttı.”

 

3. Rab, İsrail halkının yakında itaatsizlik edeceğini ve Yasaya göre günahlarından dolayı onları cezalandırması gerektiğini biliyordu.

 

A.     O zaman sormalıyız: Madem ki Tanrı, İsrailliler’in bu anlaşma konusunda onlara düşeni yapamaycaklarını bildiği halde, onlarla bu anlaşmaya neden girdi?

 

B.     Çünkü Tanrı, onların günahkar olduklarını onlara kanıtlamak istedi.

1.      O’nu hoşnut etmeye kabiliyetleri yoktu.

2.      Rab, onlara göstermek istiyordu ki kendi güçleriyle O’nun dostluğunu kazanamayacaklar, Onun katında kabul edilemeyeceklerdi.

 

C.     Bir örneği düşünelim: Bir adam nehirde yüzerken  yoruluyor ve güçlü bir akım onu götürmeye başlıyor. Birkaç kişi nehrin kenarında olaya tanık oluyorlar. Aralarından tek bir kişi bile boğulmak üzere olan adama yardım edemiyor. Ancak orada bulunan antrenmanlı bir sporcu ve iyi bir yüzücü olan bir adam bunu yapabilirdi. Nehrin kenarındaki kişiler boğulan adama yardım etmesi için ona yalvarıyor. Fakat o hiç hareket etmiyor. Sadece bekliyor. Gittikçe yorulan ve boğulmaktaolan adamı yakından izliyor. Sonunda nehirdeki kişi artık ölüm mücadelesinden vazgeçiyor. Boğulacağından emindi artık. Tam o anda güçlü yüzücü kendisini suya atıp onu kurtarıyor. Nehrin kenarındaki tüm seyirciler can kurtaranı eleştiriyor. Neden bu kadar beklemişti? Neden daha erken müdahale etmemişti? Fakat can kurtaran onlara: ‘Boğulan adam çırpınma gücüne sahipken onu kurtarmama izin vermezdi. Can havlıyla kendi kendisini kurtarmak için elinden geleni yapıyorduç Sonunda halsiz düşüp artık hiçbir şey yapamayacağını anlayınca kendisini akıntıya bıraktı. İşte ancak o zaman ben ona yardım edebildim’ dedi.

 

D.     İsrailliler kendi çabalarıyla Tanrı’yı hoşnut edemeyeceklerini ve Tanrı’nın kabulünü kazanmak için hiç bir şey yapamayacaklarını anlasınlar diye Tanrı onlara bu yasayı verdi.

 

1.      Tanrı bütün insanlarla bu şekilde çalışıyor. Tanrı, ancak günahkar olduğunu ve Şeytan’ın, yani günahın ve ölümün kötü egemenliği altında olduğunu kabul eden kişileri kurtarır.

2.      Tanrı, durumumuzun böyle olduğunun farkında olmamızı istiyor.

3.      Çaresiz ve günahkarız. Kendi kendimizi günahtan, Şeytan’dan ve ölümden kurtaramayız.

 

4. Bu Antlaşma bir Yasa içeriyor. (20.-24. böl.)

 

A.     Önemli: Bu Yasa Tanrı, İBRAHİMi ve onun soyunu seçip İsrail halkını kurtardıktan sonra verildi.  

 

B.     Yasa, iki gruba bölünebilir:

1.Grup: On Buyruk: Bütün Yasa’nın temeli ve özeti  (20.böl.)

v     1-4. Buyruklar Tanrı ile insan arasındaki ilişkiyle ilgilidir.

v     6-10. Buyruklar insanlar arasındaki ilişkiler ile ilgilidir.

2. Grup: Diğer yasaları içeren “antlaşma kitabı” On Emir’in detaylı açıklamalarını ve hayatta nasıl uygulandığını ele alıyor. (24:7)

 

C. Aslında Eski Antlaşma’daki Yasa’nın 3 ana parçası var:

              1. Tanrı’nın Ahlak Yasası (10 Buyruk) 

              2. Medeni Hukuk (Halk için kurallar)

              3. Törensel Yasa (Tapınma Çadırı ve kurban sistemi)

 

5. Tanrı’nın Ahlak Yasası’nda 10 Buyruk vardır. (20:1-17)

 

Özsöz: Tanrı şöyle konuştu:“Seni Mısır'dan, köle olduğun ülkeden çıkaran Tanrın RAB benim. (20:1-2)

v     RAB Tanrı, İsrail halkını kölelikten kurtararak satın aldığı için emir verme hakkına sahiptir.

v     Halk RAB’bin lütfuna karşı olan minnettarlıktan dolayı antlaşma şartlarını yerine getirmeli.           

 

1.Buyruk: “Benden başka tanrın olmayacak. (M.Çıkış 20:3)

             

A.     Bu yasada evlilik örneğini görüyoruz.  Yasa sadakat ve bağımlılıktan söz eder. İsrail halkı tek bir Tanrı’ya sadık ve bağımlı kalacaktır.

B.     Her insanın sadece bu Tanrı’ya tapınması gerekiyor.

C.     O yaşamlarımızın en üstünde olmalı ve yaşamımızın en yüksek yerini alması gerekiyor – diğer şeylerden ve insanlardan daha üstündür.

D.     Yeryüzündeki ve mezarötesi yaşamı konusunda insanın sadece Tanrı’ya güvenmesi gerekiyor.

E.      Düşüncelerinde bileinsan  en yüksek yeri Tanrı’ya ayırmalıdır. O’na her şey için teşekkür etmeli ve övgü sunmalıdır.

F.      Tanrı’ya ait olan bu özel yeri başka bir şeye verirsek günah işleyip putperestlik yapmış oluyoruz.

G.     Bu sadakat sadece dudaklarımızla değil yüreklerimiz ve davranışlarımızla sergilenmelidir.

H.     Adem ve Havva’nın günahı Yaratıcılarını değil kendilerini tanrı konumuna koymaya girişmiş olmalarıydı.

I.        Herhangi bir alanda başarı kazandığımızda onuru ve övgüyü kendimize değil Tanrı’ya vermeliyiz.

J.       Kararlarımız konusunda batıl inançlara bağlı şeylere başvurursak bu buyruğu çiğnemiş oluyoruz.

K.    Sonuçta hiç kimse Tanrı’ya her zaman her konuda ilk yeri ayıramıyor.

             

v     Bu ilk buyruğu çiğnemelerinin cezası Tanrı’dan uzaklaştırılmalarıdır.

v     Demek ki hepimiz suçluyuz.

 

2. Buyruk:  “Kendine yukarıda gökyüzünde, aşağıda yeryüzünde ya da yer altındaki sularda yaşayan herhangi bir canlıya benzer put yapmayacaksın. Putların önünde eğilmeyecek, onlara tapmayacaksın. Çünkü ben Tanrın RAB, kıskanç bir Tanrı'yım. (M.Çıkış 20:3)

             

A.     RAB Tanrı’yı  kendi düşüncelerimize göre şekillendirmemeliyiz çünkü her zaman yanılmış olacağız.

 

B.     Tanrı ruhtur ve maddi bir bedeni yoktur. Başlangıcı ve sonu olmayan, her zaman her yerde var olan, her şeyi bilen, her şeye gücü yeten, mükemmel ve tamamen kutsal olandır. Tanrı evrenin bir parçası değildir. Hiçbir put tapınmamıza layık değildir. Sadece Tanrı’ya tapınılır.

 

C.     Hiç kimse Tanrı’nın neye benzediğini bilmez. Bundan dolayı Tanrı’nın, bir resmini çizmemeliyiz. Çünkü kesinlikle yanlış olur, eksik kalır. Sadece Kutsal Kitap Tanrı’yı doğru şekilde açıklıyor.

 

D.     Şeytan dünyanın her yerinde insanları gerçek Tanrı bilgisinden uzaklaştırmaya çalışır.  

 

E.      Bugün de insanlar kendi yarattıkları düşüncelerine ve dinlerine göre bir tanrıya tapıyorlar.

 

F.      İnsanlar tarafından yaratılmış olan Tanrı’yı simgelenen şeylere tapınanlar bu buyruğu çiğnemiş oluyorlar ve Tanrı onları yargılaycaktır (Rom 1:18-23).

 

G.     Tanrı peygamber Yeşaya aracılığıyla bize şöyle hitap ediyor: “Ben RAB'bim, adım budur. Onurumu bir başkasına, Övgülerimi putlara bırakmam.” (Yeşaya 42:8)

 

3. Buyruk: “Tanrın RAB'bin adını boş yere ağzına almayacaksın. Çünkü RAB, adını boş yere ağzına alanları             cezasız bırakmayacaktır. (20:7)

 

A.     Bu buyrukta Tanrı insanlara diyor ki O’nu tek Yaratıcı ve insanların tek sahibi olarak saymalılar. O’nun adını hiçbir zaman hafife alıp yanlış kullanmayacaklar.

 

B.     Tanrı her şeyden daha üstündür ve her şey üzerinde egemendir. Herkes bu Tanrı’dan korksun ve O’nu saysın, çünkü O, her an yaşamlarımızı elimizden alabiliyor ve hepimizi sonsuz bir cezayla mahvedebiliyor.

 

C.     Düşünelim: İnsanlar hakkında kötü ve doğru olmayan şeyleri söylemek yanlıştır. Onlara hak ettikleri saygıyı vermemek bir hakaret sayılır. Bir çocuk annesine ve babasına karşı saygılı davranmalıdır. Evli bir adam eşine ve eşi de kocasına saygı göstermelidir. Gençler yaşlılara karşı saygılı olmalılar. Başka bir insana hakaret etmek yeterince kötüdür, fakat gerçek ve yaşayan tek Tanrı’ya karşı           saygısızca davranmak, O’nun adını yanlış bir şekilde kullanmak ne kadar daha kötüdür.

 

D.     Yaraşan saygıyı Tanrı’ya vermeyenlerin suçu çok büyüktür.

 

E.      RAB’bin ismi kutsaldır ve isminnin O’nu yüceltir şekilde kullanılması gerekiyor.

 

4. Buyruk: “Şabat Günü'nü kutsal sayarak anımsa. Altı gün çalışacak, bütün işlerini yapacaksın. Ama yedinci           gün bana, Tanrın RAB'be Şabat Günü olarak adanmıştır. O gün sen, oğlun, kızın, erkek ve kadın kölen, hayvanların, aranızdaki yabancılar dahil, hiçbir iş yapmayacaksınız. Çünkü ben, RAB yeri göğü, denizi ve bütün canlıları altı günde yarattım, yedinci gün dinlendim. Bu yüzden Şabat Günü'nü kutsadım ve kutsal bir gün olarak belirledim. (M.Çıkış 20:8-11)

             

A.     Kutsal bir gün, özel, farklı bir gün olmalı. “Şabat” sözcüğü “emekten dinlenmek”,“iş kesmek” veya “mola vermek” anlamına geliyor. Ama aynı zamanda bu zamanı RAB’be ayırmak anlamına geliyor. 

 

B.     Bu buyrukta Tanrı, insanlara diyor ki, Tanrı’ya karşı saygı göstermeliler, çünkü O var olan her şeyi altı gün içinde yarattı ve yedinci günü özel bir gün olarak tanımalılar.

 

C.     Tanrı yaratılıi işini bitirdikten sonra, yani yedinci gün dinlendi.

 

D.     Düşünelim: Rab İsraillilere yedinci gün dinlenmelerini emretti. Bugün de Tanrı’nın bütün evrenin, hayvanların ve insanların tek yaratıcısı olduğunu hatırlamalıyız. Sadece Tanrı bu dünyanın gerçek sahibidir. Şeytan ve onun cinleri kendi çıkarları için bu dünyayı ele geçirdiler.  Fakat yasal olarak dünya onların mülkü değildir.

 

E.      Tanrı bütün yaşamın kaynağıdır. Tanrı dünyaya bitkilerin yetişebilmesi için yeterli yağmuru ve güneşi veriyor. Sadece O yaratıcıdır, sahibidir ve her şeyle ilgileniyor. Şeytan bu dünyada çoğu insanı yönetiyor, fakat dünya hala Tanrı’ya aittir.

             

(Mezmur 24:1.2) “RABbindir yeryüzü ve içindekiler,  Dünya ve üzerinde yaşayanlar  Çünkü O’dur denizler üzerinde onu kuran,  Sular üzerinde durduran.”

                                   

(Mezmur 33:8,9) “Bütün yeryüzü RAB’den korksun,  Dünyada yaşayan herkes O’na saygı duysun. Çünkü O söyleyince, her şey var oldu  O buyurunca, her şey belirdi

 

F.      Tek yaratıcı olan ve her şeyin kaynağı olan Tanrı’yı unutan herkes dördüncü buyruğa karşı gelmiş oluyor. Bu korkutucu günah gerçek yaratıcı tarafından cezalandırılacaktır.

 

5. Buyruk: “Annene babana saygı göster. Öyle ki, Tanrın RAB'bin sana vereceği ülkede ömrün uzun olsun.(M.Çıkış 20:12)

 

A.     Beşinci emrinde Tanrı, çocukların anne babalarına saygılı olmaları ve itaat etmeleri gerektiğini söylüyor (Efesliler 6:1-4). Bunu yapmazlarsa Yaratıcıya karşı günah işlemiş oluyorlar. Bu buyruğa karşı gelenlerin hepsi Tanrı’ya karşı gelmiş oluyorlar. Hiç kimse babasına ve annesine eksiksizce itaat etmedi.

 

B.     Birkaç örnek: Anne babaya karşı gelmek, onları görmezlikten gelmek, onlarla kavga etmek, onlara itaat etmemek, bağırarak ya da ağlayarak kendi isteğini gerçekleştirmek, mırıldanmak, konuşmamak, küsmek, eleştirmek ya da ‘Siz hiçbir şeyi zaten anlamıyorsunuz!’ şeklinde düşünmek.

 

C.     Hepimiz diğer buyruklarda olduğu gibi bu buyruğu de çiğnedik.

 

D.     Unutmayalım: Tek bir buyruğa karşı gelip de dokuz tanesini yerine getirebilsek bile Tanrı’nın önünde suçlu oluyoruz. Tanrı doğuşumuzdan ölümümüze dek bu emirlere itaat etmemizi bekliyor. Tek bir itaatsizlik bizi Tanrı’dan uzak sonsuz ayrılmanın nedeni olur.

 

6. Buyruk: “Adam öldürmeyeceksin. (M.Çıkış 20:13)

 

A.     Altıncı buyrukta Tanrı İsrailliler’e diyor ki herhangi bir adamı öldürmek günahtır.

 

B.     Tanrı bütün insanların yaratıcısıdır. O herkese yaşam veriyor.

 

C.     Tanrı kendi Sözünde diyor ki, bir insan yüreğinde başka bir insandan nefret ettiği zaman katil oluyor. Başka bir insanı öldürme isteğimiz varsa katil olduğumuzu ve Tanrı’nın önünde suç işlemiş olduğumuzu söylüyor. (Matta 5:21-22)

 

D.     Başka bir kişiyi lanetlersek katil olduk demektir.

 

E.      Tanrı bizi sadece yaptığımıza göre değil yapmak istediğimize göre de yargılayacaktır.

 

F.      Tanrı bizi hareket ettiren düşünceleri de biliyor, çünkü yüreklerimize bakabiliyor.

 

(İbraniler 4,12.13) Tanrı'nın sözü diri ve etkilidir, iki ağızlı kılıçtan daha keskindir. Canla ruhu, ilikle  eklemleri birbirinden ayıracak kadar derinlere işler; yüreğin düşüncelerini, amaçlarını yargılar. Tanrı'nın  görmediği hiçbir yaratık yoktur. Kendisine hesap vereceğimiz Tanrı'nın gözü önünde her şey çıplak ve açıktır.

 

7. Buyruk: “Zina etmeyeceksin. (M.Çıkış 20:14)

 

A.     Bu buyrukta Tanrı insanlara buyuruyor: kendi karısı ya da kendi kocasının dışında hiç kimseyle cinsel bir ilişkiye girmeyeceklerdir.

 

B.     Her cinsel günahın cezası ise Tanrı’dan sonsuza dek ayrı kalmaktır.

 

C.     Düşünün: Tanrı Adem’i yarattıktan sonra ona Havva’yı eş olarak verdi. Tanrı’nın kurduğu  bu evlilik bağından sonra onlar artık iki kişi değillerdi; bir oldular. Koca ve eşi birbirlerine bağlıdırlar ve bütün yaşamlarını birbirleriyle paylaşacaklardı.

 

D.     Birçok kişi bu buyruğun eski günlere ait olduğunu ve artık geçerli olmadığını söylüyor. Fakat Tanrı hiç değişmedi. Günah hala günahtır. Tanrı’nın zina hakkındaki düşüncesi de değişmedi.

 

E.      Zina ve diğer cinsel günahlar sadece eylemde değil aynı zamanda düşüncede de işleniyor.

 

(Matta 5:27-28 27“‘Zina etmeyeceksin' dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, bir kadına şehvetle  bakan her adam, yüreğinde o kadınla zina etmiş olur.

 

F.      Kendi düşüncelerimizde eşimizin dışında bir kişiye bakarak onunla cinsel bir ilişkiyi hayal edersek  yedinci emri çiğnemiş oluyoruz ve Tanrı’ya karşı günah işlemiş oluyoruz.

                         

v     Tanrı geçmiş ve şu andaki olan bütün düşüncelerimizi biliyor.

v     Her günah yargılanacak, düşüncelerimiz de yargılanacaktır.

 

8. Buyruk: “Çalmayacaksın. (M.Çıkış 20:15)

 

A.     Sekizinci buyrukta Tanrı başkalarının malını çalmamamızı söylüyor.

 

B.     Tanrı her kişinin bir mal sahibi olmasına izin veriyor.

 

C.     Bir insan başkasına ait olan bir şeyi onun izni olmadan alırsa Tanrı’ya karşı günah işlemiş oluyor.

 

D.     Düşünelim: Bir hırsız çaldığı malı geri verse ya da asıl sahibine tazminat verirse dahi hala Tanrı’ya tazminat vermemiş oluyor.

 

E.      Hırsızlık suçu durumunda Tanrı ölümden başka bir kefaret kabul etmeyecektir. Tanrı, ölüm cezası ödenmedikçe günahı affetmeyecektir.

 

F.      Bir çalma isteği ya da planı bile Tanrı’nın gözünde günahtır ve Tanrı bu planın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmıyor ama cezalandırıyor. Günahın bedeli ödenmedikçe Tanrı hiçbir zaman bağışlamayacaktır. Tanrı, kötü planlarını gerçekleştiren veya gerçekleştirmeyen bütün günahkarları cezalandıracaktır (Luka 12:2; 1.Kor. 4:5; İbraniler 4:12-13).

 

9. Buyruk: “Komşuna karşı yalan yere tanıklık etmeyeceksin.” (M.Çıkış 20:16)

 

A.     Bu buyrukta Tanrı insanlara her zaman her yerde doğruyu söylemelerini buyurdu. Tanrı hiçbir zaman yalan söylemez ve bizim de hiçbir zaman yalan söylememizi istemiyor.

 

B.     Düşünelim: Şeytan en büyük yalancıdır. O Adem’a ve Havva’ya yalan söyleyerek bizim atalarımızı aldattı ve bugün de bütün insanlara yalan söylüyor. Şeytan yalanın babasıdır.

 

C.     Bazı insanlar dedikodu üretiyorlar ve iftira atıyor. Başka insanlar duyduklarını başka kişilere iletiyorlar ve buna birkaç şeyi de ekliyorlar. Birçokları dedikoduyu sever. Belki kötü niyetle başlamıyor, fakat doğru olmayan bir şekilde aktarılıyor. Bu yalancılıktan başka bir şey olamaz ve Tanrı’ya karşı günahtır.

 

D.     Başka insanlar hata yapıyorlar ve yalanla hatalarını örtmeye çalışıyorlar. Mahkemenin önünde bile yalan söylüyorlar. Bu dünyada birçok kişi ceza almamıştır, çünkü onların yalanı ortaya çıkmamıştır. Fakat Tanrı’nın önünde bir tane yalanı bile örtemeyiz. Tanrı her zaman gerçeği söylüyor ve herkes hakkında ver her şey hakkında gerçeği biliyor.

 

E.      Tanrı yalandan nefret ediyor ve bütün yalancıları cezalandıracaktır.

 

10. Buyruk: “Komşunun evine, karısına, erkek ve kadın kölesine, öküzüne, eşeğine, hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.”  (M.Çıkış 20:17)

 

A.     Bu buyruk insanların kendilerine ait olmayan şeylere göz dikmemelerini söyler. Başkalarına ait herhangi bir şeyi kıskanmamalıyız.

 

B.     Bu zaten Şeytan’ın günahıydı. O kibirle ve kıskanarak Tanrı’nın mevkisine göz dikti.

 

C.     Düşünelim: Birçok insan başkalarının mallarını şiddetle arzu ediyorlar ve kıskanıyorlar. Mal sahibinden nefret ediyorlar ve onun mülkünü istiyorlar. Sahip oldukları şeylerle yetinmeyi bilmiyorlar. Düşünceleri kinle doludur, çünkü başkalarının malını istiyorlar.

 

D.     Bu birçok kişi için çok küçük bir günahmış gibi gözükebilir. “Başkaları gibi olmak” başkasının sahip olduğuna göz dikmenin başka bir ismidir.

 

E.      Günümüzde özellikle reklamlar insanları bu günaha sürüklüyor. Sabahtan akşama kadar televizyonda, radyoda, reklam panolarında, mektupla gelen reklam ya da Internet reklamları bizi daha çok mal satın almaya teşvik ediyor. İşte bu yüzden insanların çok borçları oluyor.

 

F.      Belki kültürümüzde göz dikmek çok normal bir şey sayılabilir, hatta dünyada yükselmek için gereken bir şeymiş gibi görülebilir, ama Tanrı hırs ve aç gözlülük konusunda düşüncesini hiç değiştirmedi. Her kötü arzu cezalandırılacaktır, çünkü bu günahtır.

 

6. Önemli prensipler:

 

Bu On Buyruk’u anlamak ve yorumlamak için iki prensip uygulamalıyız:

             

1. Prensip: Buyruğun amacı ilk olarak yürekte içsel ve ruhsal bir doğruluk sağlamaktır.

             

2. Prensip: Buyruklar ve yasaklamalar, belirtilen sözler daha kapsamlı anlamları içerir.

                  

a.) Örneğin:  6. Buyruk: “Adam öldürmeyeceksin.”

                  

v     Yeni Antlaşma’nın öğretişlerine göre bu buyruk ilk olarak yürek ile ilgilidir.

 

(Matta 5:21-22) “Atalarımıza, ‘Adam öldürmeyeceksin. Öldüren yargılanacak' dendiğini duydunuz. Ama ben size diyorum ki, kardeşine öfkelenen herkes yargılanacaktır. Kim kardeşine aşağılayıcı bir söz söylerse, Yüksek Kurul'da* yargılanacaktır. Kim kardeşine ahmak derse, cehennem ateşini hak edecektir.

 

(Matta 15:17-20) “Ağza giren her şeyin mideye indiğini, oradan da helaya atıldığını bilmiyor musunuz? Ne var ki ağızdan çıkan, yürekten kaynaklanır. İnsanı kirleten de budur. Çünkü kötü düşünceler, cinayet, zina, fuhuş, hırsızlık, yalan yere tanıklık ve iftira hep yürekten kaynaklanır.İnsanı kirleten bunlardır. Yıkanmamış ellerle yemek yemek insanı kirletmez.”

 

(1.Yuhanna 3:15) “Kardeşinden nefret eden katildir.”

                   

b.) Aynı zamanda 2. prensibi uygularsak bu buyruk sadece olumsuz bir yasaklama değildir.

                      

v     Bir şey RAB’bi hoşnut etmiyorsa, onun karşıtı RAB’bi hoşnut eder.

v     İnsan Tanrı’nın suretinde yaratıldığı için her insan değerlidir ve onu korumalıyız.

 

A.     Bunlar sadece İsrailliler için geçerli değildir. Tanrı’nın Yasası bütün insanlık için her yerde aynıdır.

 

B.     Unutmayın ki, yanlış hareketinizi düzeltmekle Tanrı’nın önünde işlediğiniz suçun karşılığını ödeyemezsiniz. Zina yaptıktan sonra hayırlı bir iş yapmakla asıl günah düzelmiyor. Ya da bir hırsızlıktan dolayı hapse atılsak bile bu günahın cezası daha ödenmemiş durumdadır.

 

C.     Günahın cezası ölümdür. Yani Tanrı’dan uzak ve sonsuza dek, Şeytan ve onun melekleri için hazırlanmış korkunç bir yerde yani Cehennemde kalmak demektir.

 

D.     Tanrı her günahı cezalandıracaktır. Tanrı günah hakkındaki düşüncelerini değiştirmedi ve   değiştirmeyecek. O’nun Sözü bizim günah hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdi mi?

                         

E.      On Buyruk hakkında şimdi ne düşünüyorsunuz?

 

F.      Tanrı bütün insanların O’na göre yeterince iyi olmadıklarını ve hiç kimsenin sonsuz cezadan kurtulmayacağını göstermek istiyor.

 

G.     Tanrı’nın tam istediği biçimde O’nun Yasası’nı kusursuz şekilde tutmamız bizim için mümkün değildir. Bu da günahkar olarak doğduğumuzdan dolayı ve Tanrı’dan ayrıldığımızdan dolayıdır.

 

(Romalılar 3:10-12: 10Yazılmış olduğu gibi: “Doğru kimse yok, tek kişi bile yok. Anlayan kimse yok, Tanrı'yı arayan yok. Hepsi saptı, Tümü yararsız oldu. İyilik eden yok, tek kişi bile!”

 

(Romalılar 3:19-20Kutsal Yasa'da söylenenlerin her ağız kapansın, bütün dünya Tanrı'ya hesap versin diye Yasa'nın yönetimi altındakilere söylendiğini biliyoruz. Bu nedenle Yasa'nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır. Çünkü Yasa sayesinde günahın bilincine varılır.

 

7. Özet

 

Ĝ      Tanrı’nın istediği itaat tam olmalı. RAB itaat konusunda hiç bir eksiği kabul edemiyor.

Ĝ      Tanrı’nın yasalarının her birisinin tam olarak yerine getirilmesi gerekiyor.

Ĝ      İnsan, kendi gücüyle Tanrı’yı hoşnut edemez.

Ĝ      İsraillilerin kendi güçleriyle Tanrı’yı hoşnut edemeyeceklerini ve Tanrı’nın kabulünü kazanmak için hiç bir şey yapamayacaklarını öğrensinler diye Tanrı onlara bu yasayı verdi.

Ĝ      Tanrı, ancak günahkar olduğunu ve Şeytan’ın, yani günahın ve ölümün kötü egemenliği altında olduğunu kabul eden kişiyi kurtarıyor.

Ĝ      Tanrı, durumumuzun farkında olmamızı istiyor. Çaresiz ve günahkarız. Kendi kendimizi günahtan, Şeytan’dan ve ölümden kurtaramıyoruz.

Ĝ      Hepimiz Tanrı’nın merhametine muhtacız.



 

 

Text Box: EK BİLGİLER

 

 

 


 

Text Box: Aşağıda verilen ek bilgiler Kutsal Kitap çalışmanıza yardımcı olsun diye size sunuluyor. Tavsiye edilen kitapları okumadan dersleri tam anlamıyla kavrayamayacaksınız.

 

 

Okumanız Gereken Kitaplar:

 

Tanrı Öğretisi                                                            Bruce Milne

İncil’in Özü                                                                 F.F.Bruce

Hristiyanlığın Temelleri                                           John Stott

Vaat                                                                              George Bristow

  

 

MISIR’DAN ÇIKIŞ - BÖLÜM 20

 

Bu bölümde Rab Ruhsal Yasa’yı İsrail halkına verecektir. Yasada putperestlik, yani yalancı tanrılara tapınmak kesin olarak yasaklanıyor. Bu bölümde aynı zamanda göreceğiz ki Rabbin Sina dağına inişi İsrailoğulları üzerinde derin bir etki yaratacaktır. Bunların yanı sıra Rabbin sunağı konusunda bazı talimatlar da verilecektir.

 

Ruhsal Yasadan söz ettim. Bir de On Emir diye bilinen ve Rabbin taştan levhalar üzerine yazdığı buyruklar vardır. Şimdi bu ikisini karıştırmayalım. On Emir, Ruhsal Yasa’nın bir parçasıdır. On Emrin yanısıra Rab sunakta nasıl davranılacağı konusunda da talimatlar verecektir. Şunu iyice anlamalıyız ki On Buyruk ve Rabbin Sunağı birbirine bağlıdır. On Buyruğu taşıyan levhalar Rabbin sandığına yerleştirilecektir. Hatırlarsanız o sandığa bir ölçek de man denilen göksel ekmek konulmuştu.

 

 Ruhsal Yasa insanın günahlı olduğunu açığa vurur. Man ise Rabbin gökten gönderdiği İsa Mesih’e işaret eder. Sunak, insanın günahlarının bağışlanması için sunulması gereken Kurbandan söz eder. Yani sunak olmadan On Emir, ya da Ruhsal Yasa olamaz. Tanrı sadece ruhsal Yasayı vermiş olsaydı ve başka bir sağlayış olmasaydı, günahlarımız için gereken sunuyu sağlamasaydı O’nun inayetinden, sevgisinden, merhametinden söz edemezdik. Kutsal Söz diyor ki “Ruhsal yasa uyarınca hemen her şey kanla arıtılır. Kan dökülmeden günah bağışlanması yoktur” (İbr 9:22). Yani Ruhsal Yasa sadece On Emirle kalamazdı. Ruhsal Yasanın bünyesinde Sunu ve Sunak da olmalıydı.

 

Günahlarımızın bağışlanması, temizlenmesi konusunda basit bir örnek vermek gerekirse şunu verebilirim. Banyo odanızda bir küvet ve onun üzerinde de bir ayna vardır. Aynanın işlevi yüzümüzü görebilmemiz içindir. Ayna ile yüzümüzü yıkayamayız. Ayna sadece yüzümüzün ne kadar kirli olduğunu gösterir. Küvetteki musluktan ise su akar ve bu su ile yüzümüzü temizleriz. Buna benzer şekilde On Buyruk bizim ruhsal açıdan ne kadar kirli ve günahlı olduğumuzu sergiler. Ama o ruhsal aynanın altında bir havuz var ki kan ile doldurulmuş. Hem de kimin kanı? İmanuel’in damarlarından aka