Tiranus.Org
13. DERS - MUSA TANRI’NIN KENDİSİNİ TANITMASI
Ders Çalışma Süresi: En Az: Bir hafta
En Çok: Bir Ay
Not: Özel durumlarda gecikebilir
Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. “Ek Bilgiler” sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve berek etli bilgiye sahip olacaksınız.
1. Şimdi Musa’nın ikinci kitabına başlıyoruz: “Mısır’dan Çıkış” kitabı.
Bu kitap, Tanrı’nın Kendi halkını Mısır’daki kölelikten nasıl kurtardığını anlatıyor.
Bu ilginç kitabı (Çıkış Kitabını) okurken şu gerçekleri unutmayalım:
a) Kutsal Kitap, gerçekleri anlatan bir kitaptır ve kitabın kendisi “Gerçektir”.
b) “Yaratılış” ve “Mısır’dan Çıkış” kitaplarındaki olaylar Kutsal Kitap’ın başka birçok yerinde de ele alınmaktadır.
c) Bu kitapların detayları birçok arkeolojik buluşlarda doğrulanmıştır.
Tanrı’nın nasıl hareket ettiğini iyice inceleyelim.
a) Bu kitapta Tanrı hakkında birçok gerçeği öğreneceğiz.
b) Bizim hareketlerimiz, karakterimiz hakkında nasıl bilgi verirse aynı şekilde Tanrı’nın hareketleri de O’nun karakteri hakkında da bize bilgi vermektedir.
c) Tanrı değişmezdir. Tanrı kutsaldır, gücü her şeye yetendir, her şeyi bilendir, sadıktır hükümdardır.
2. İsrail halkı sayıca çoğaldı ve refah içindeydi.
A. Yusuf ve onun çağdaşları Mısır’da öldüler.
B. Kıtlık dönemi geçtikten sonra Yusuf, onun kardeşleri ve onların aileleri Mısır’da kaldılar.
C. Onlar, Tanrı’nın İbrahim’e, İshak’a ve Yakup’a vaat etmiş olduğu ülkeye dönmediler.
D. Mısır’dan Çıkış kitabının kayıtlarına göre aradan yaklaşık 350 yıl geçti.
E. (Mısır’dan Çıkış 1:6-7) “Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü. Ama soyları arttı; üreyip çoğaldılar, gittikçe büyüdüler, ülke onlarla dolup taştı”.
F. İsrail oğulları Mısır’da büyüdüler ve çok hızlı bir şekilde çoğaldılar. Çok zengin oldular.
G. Firavun onlara iyi davrandı. Fakat bu ortam yakında değişecekti.
3. Yeni Firavun’un kötü planları.
(Çıkış 1:8-11) “Sonra Yusuf hakkında bilgisi olmayan yeni bir kral Mısır'da tahta çıktı. Halkına, “Bakın, İsrailliler sayıca bizden daha çok” dedi, “Gelin, onlara karşı aklımızı kullanalım, yoksa daha da çoğalırlar; bir savaş çıkarsa, düşmanlarımıza katılıp bize karşı savaşır, ülkeyi terk ederler.” Böylece Mısırlılar İsrailliler'in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar.
A. Yusuf hakkında bilgisi olmayan biri Mısır Kralı oldu.
B. Mısırlılar İsraillilerin başına, onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar.
C. Firavun’un kötü planlarının arkasında kim vardı? Şeytan
a) Şeytan Tanrı’dan ve insanlardan nefret ediyor.
b) Şeytan’ın İsrail oğullarını yok etme hırsı vardı çünkü Tanrı’nın İsrail soyundan bir kurtarıcı göndereceğini ve o kurtarıcının insanları Şeytan’ın egemenliğinden koparabileceğini biliyordu.
c) Bu kurtarıcının İbrahim’in soyundan vaat edildiğini ve onlardan geleceğini de biliyordu.
d) Şeytan, Tanrı’nın kendi planlarını gerçekleştirmesi için uygun gördüğü halk olan İsrail Oğullarını yok etmek istedi.
e) Şeytan, hiç kimsenin kendi egemenliğinden kopmasını ve Tanrı’nın adil cezasından kurtulmasını istemiyor.
4. Musa
A. Musa’nın doğuşu
(Çıkış 2:1-4) “Levili bir adam kendi oymağından bir kızla evlendi. Kadın gebe kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Güzel bir çocuk olduğunu görünce, onu üç ay gizledi. Daha fazla gizleyemeyeceğini anlayınca, hasır bir sepet alıp katran ve ziftle sıvadı. İçine çocuğu yerleştirip Nil kıyısındaki sazlığa bıraktı. Çocuğun ablası kardeşine ne olacağını görmek için uzaktan gözlüyordu”
B. Çocuğun annesi ve babası küçük oğlunun korunması için Tanrı’ya güvendiler.
C. Musa Firavun’un kızı tarafından evlatlık edilir.
(Çıkış 2:5-10) “O sırada firavunun kızı yıkanmak için ırmağa indi. Hizmetçileri ırmak kıyısında yürüyorlardı. Sazların arasındaki sepeti görünce, firavunun kızı onu getirmesi için hizmetçisini gönderdi. Sepeti açınca ağlayan çocuğu gördü. Ona acıyarak, “Bu bir İbrani çocuğu” dedi. Çocuğun ablası firavunun kızına, “Gidip bir İbrani sütnine çağırayım mı?” diye sordu, “Senin için bebeği emzirsin.” Firavunun kızı, “Olur” diye yanıtladı. Kız gidip bebeğin annesini çağırdı. Firavunun kızı kadına, “Bu bebeği al, benim için emzir, ücretin neyse veririm” dedi. Kadın bebeği alıp emzirdi. Çocuk büyüyünce, onu geri getirdi. Firavunun kızı çocuğu evlat edindi. “Onu sudan çıkardım” diyerek adını Musa koydu”
D. Tanrı, Musa’yı korumak için onun cesaretli ablasını ve Firavun’un kızını bile kullandı!
E. Tanrı, Musa’ya bakılması için onu tekrar kendi annesine teslim ettirdi. Büyüyünce Firavun’un kızına tekrar verilecekti.
F. Tanrı, İsraillileri kölelikten kurtarmak için Musa’yı seçti.
G. Tanrı biliyordu ki Musa’nın bulunabileceği en güvenli yer Firavun’un eviydi. Oradan daha güvenli bir yer olamazdı
H. Tanrı, Yusuf’un yaşamında olduğu gibi, burada da olumsuz bir durumu kullanarak kendi hedeflerine ulaşabiliyor ve olumsuz şeyleri kendi halkının yararı için kullanabiliyor.
I. Tanrı Şeytan’dan daha güçlüdür. O her şeyden üstündür.
a) Hiç kimse ve hiçbir şey Tanrı’nın planlarını gerçekleştirmesi konusunda O’na karşı koyamaz.
b) Olumsuz görünen ortamlar da Tanrı’yı engelleyemez. Tanrı bu durumları kullanarak O’na güvenenlere iyilik yapmak amacıyla zafer kazanıyor.
c) Tanrı bütün hikmetin sahibidir ve O’na güvenebiliriz.
5. Musa’nın Mısır’da büyümesi
(Çıkış 2:11-22) “Musa büyüdükten sonra bir gün soydaşlarının yanına gitti. Yaptıkları ağır işleri seyrederken bir Mısırlı'nın bir İbrani'yi dövdüğünü gördü. Çevresine göz gezdirdi; kimse olmadığını anlayınca, Mısırlı'yı öldürüp kuma gizledi. Ertesi gün gittiğinde, iki İbrani'nin kavga ettiğini gördü. Haksız olana, “Niçin kardeşini dövüyorsun?” diye sordu. Adam, “Kim seni başımıza yönetici ve yargıç atadı?” diye yanıtladı, “Mısırlı'yı öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun?” O zaman Musa korkarak, “Bu iş ortaya çıkmış!” diye düşündü. Firavun olayı duyunca Musa'yı öldürtmek istedi. Ancak Musa ondan kaçıp Midyan yöresine gitti. Bir kuyunun başında otururken Midyanlı bir kâhinin yedi kızı su çekmeye geldi. Babalarının sürüsünü suvarmak için yalakları dolduruyorlardı. Ama bazı çobanlar gelip onları kovmak istedi. Musa kızların yardımına koşup hayvanlarını suvardı. Sonra kızlar babaları Reuel'in yanına döndüler. Reuel, “Nasıl oldu da bugün böyle tez geldiniz?” diye sordu. Kızlar, “Mısırlı bir adam bizi çobanların elinden kurtardı” diye yanıtladılar, “Üstelik bizim için su çekip hayvanlara verdi.” Babaları, “Nerede o?” diye sordu, “Niçin adamı dışarıda bıraktınız? Gidin onu yemeğe çağırın.” Musa Reuel'in yanında kalmayı kabul etti. Reuel de kızı Sippora'yı onunla evlendirdi. Sippora bir erkek çocuk doğurdu. Musa, “Garibim bu yabancı ülkede” diyerek çocuğa Gerşom adını verdi”.
A. Firavun İsraillileri kölelik boyunduruğu altında inletti. Kaçamadılar.
B. Musa onlara kendi düşüncesine göre yardım etmeye çalıştı, fakat başarısız kaldı.
C. Bu halkı Tanrı’dan başka hiç kimse Mısır’dan kurtaramazdı.
D. Kıyaslayalım: Tıpkı İsrailliler Mısır’da tutsak oldukları gibi biz de şeytana tutsağız. Onların çocukları tutsaklık içinde doğdukları gibi biz, anne babalarımız ve çocuklarımız da Şeytan’a tutsaklık içinde doğduk. Kendi gücümüzle kendimizi Şeytanın elinden kurtaramayız. Sadece Tanrı bizi Şeytan’ın boyunduruğundan kurtarabiliyor.
6. Tanrı, Musa’yı çağırıyor.
C. Musa yanan bir çalıyı görüyor ve Tanrı ona mesajını veriyor.
(Çıkış 3:1-3) “Musa kayınbabası Midyanlı Kâhin Yitro'nun sürüsünü güdüyordu. Sürüyü çölün batısına sürdü ve Tanrı Dağı'na, Horev'e vardı. RAB'bin meleği bir çalıdan yükselen alevlerin içinde ona göründü. Musa baktı, çalı yanıyor, ama tükenmiyor. “Çok garip” diye düşündü, “Gidip bir bakayım, çalı neden tükenmiyor!”
B. Çok normal bir çalıydı fakat yanmakta olmasına rağmen tükenmiyordu.
a) Ateş onu tüketemedi, çünkü Tanrı o çalılıktaydı.
b) Tanrı her şeye gücü yetendir. O’nun gibi hiç kimse yoktur.
C. Tanrı İsrail halkını kurtarma planını başlatıyor.
D. Tanrı ona sesleyinceye dek Musa, Tanrı’nın o çalıda olduğunu bilmiyordu. Bu bize Tanrı hakkında ne diyor?
E. Tanrı, Musa’dan çarıklarını çıkartmasını istedi çünkü Musa yüce Tanrı önünde durmaktaydı
a) O zamanlarda ayakkabısız olmak bir çeşit alçakgönüllülük ve boyun eğme işaretiydi.
b) Köleler ayakkabısızdılar.
F. Tanrı kendi planını gerçekleştirmek için istediği kişiyi seçebiliyor. Kimse O’nu engelleyemez.
G. Tanrı, İsrail Oğullarını Mısır’daki kölelikten kurtarmakve onları Mısır’dan çıkarmak için Musa’yı seçtiğini Musa’nın kendisine söyledi. O, İsrailoğullarını geri, İbrahim’e vaat edilen ülkeye götürecekti.
(Çıkış 3:7-10) “RAB, “Halkımın Mısır'da çektiği sıkıntıyı yakından gördüm” dedi, “Angaryacılar yüzünden ettikleri feryadı duydum. Acılarını biliyorum. Bu yüzden onları Mısırlılar'ın elinden kurtarmak için geldim. O ülkeden çıkarıp geniş ve verimli topraklara, süt ve bal akan ülkeye, Kenan, Hitit*, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına götüreceğim. İsrailliler'in feryadı bana erişti. Mısırlılar'ın onlara yapmakta olduğu baskıyı görüyorum. Şimdi gel, halkım İsrail'i Mısır'dan çıkarmak için seni firavuna göndereyim.”
H. Musa daha önce halkına yardım etmeyi denedi, ama başarısızlığa uğradı.
I. O artık iyice biliyordu ki kendi gücüyle Firavun’un önüne çıkamayacaktı ve İsrail Oğullarını işkencelerinden kurtaramazdı.
7. ‘Ben Benim’:
(Çıkış 3:11-18) “Musa, “Ben kimim ki firavuna gidip İsrailliler'i Mısır'dan çıkarayım?” diye karşılık verdi. Tanrı, “Kuşkun olmasın, ben seninle olacağım” dedi, “Seni benim gönderdiğimin kanıtı şu olacak: Halkı Mısır'dan çıkardığın zaman bu dağda bana tapınacaksınız.” Musa şöyle karşılık verdi: “İsrailliler'e gidip, ‘Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi’ dersem, ‘Adı nedir?’ diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?” Tanrı, “Ben Ben'im” dedi, “İsrailliler'e de ki, ‘Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi.’ “İsrailliler'e de ki, ‘Beni size atalarınızın Tanrısı, İbrahim'in Tanrısı, İshak'ın Tanrısı ve Yakup'un Tanrısı RAB gönderdi.’ Sonsuza dek adım bu olacak. Kuşaklar boyunca böyle anılacağım. Git, İsrail ileri gelenlerini topla, onlara şöyle de: ‘Atalarınız İbrahim'in, İshak'ın, Yakup'un Tanrısı RAB bana görünerek şunları söyledi: Sizinle ve Mısır'da size yapılanlarla yakından ilgileniyorum. Söz verdim, sizi Mısır'da çektiğiniz sıkıntıdan kurtaracağım; Kenan, Hitit, Amor, Periz, Hiv ve Yevus topraklarına, süt ve bal akan ülkeye götüreceğim.’ “İsrail ileri gelenleri seni dinleyecekler. Sonra birlikte Mısır Kralı'na gidip, ‘İbraniler'in Tanrısı RAB bizimle görüştü’ diyeceksiniz, ‘Şimdi izin ver, Tanrımız RAB'be kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım.’
A. Musa Tanrı’nın planını beğenmedi. Çünkü daha önce İsrail halkına yardım etmeye çalıştığında onu reddettiler.
B. Musa, Mısır’a döndüğünde onlara açıklayacaktı: İbrahim’in, İshak’ın ve Yakup’un Tanrı’sı onları kölelikten kurtarmak için kendisini gönderiyordu. Buna inanacaklarından şüpheleniyordu Musa.
C. Kutsal Kitap yazılırken her adın bir anlamı vardı. Bir kişinin adı onun karakteri ve özekleri ile bağlantılıydıi. Örneğin ‘Musa’ ‘çıkarmak’ anlamındaydı, çünkü sudan çıkarılmıştı.
D. Fakat Tanrı’nın karakteri bir ya da iki isimle nasıl tarif edilebilir? Bu mümkün değil. Çünkü Tanrı her şeyi aşıyor.
E. O her şeyi yaratan, her şeyi gören, her şeyi bilen, sadık olan, değişmeyen, yargıç, bütün kötülüğün öcünü alan, sevecen, merhametli ve lütufla dolu olan kurtarıcıdır. Sadece O, Şeytan’dan, günahtan ve ölümden insanları kurtarabiliyor.
F. Tanrı, İsraillilere kendisini açıklamak için hangi adını onlara açıklayabilirdi?
a) Mümkün değildi. Bundan dolayı Tanrı Musa’ya dedi ki: ‘Ben Benim’.
b) Bu adın onu gönderdiğini İsraillilere söylesin.
G. Bu ad, ‘Ben Benim’ o kadar çok şeyi içeriyor ki, onu tamamen anlamak mümkün değildir.
H. Bu ad Tanrı’nın kendi yapısında her zaman var olduğunu belirtiyor.
a) Kutsal Kitap’ın ilk ayeti neydi? ‘Başlangıçta Tanrı ...? Tanrı başlangıçta vardı.
b) O’nun başlangıcı yoktur ve sonu da olamaz. O vardır ve hiç birisine bağlı değildir.
c) O her şeyi yarattı ve bütün yaşamın kaynağıdır.
d) Her şey O’na bağlıdır. O bütün dünyayı, bütün yaratılışı kontrol ediyor.
Ø Her şey O’nun emri altındadırlar. O büyük ‘Ben Benim’dir; O her şeyi aşıyor.
I. Rab olan ‘Ben Benim’ İsraillileri kurtarmaya karar verdiğinde Firavun, bütün Mısırlılar ve Şeytan bile Tanrı’yı engelleyemezler.
8. Tanrı Kendisini dünyaya tanıtmak istiyor ve bu kitapta Kendisinin kim olduğunu 3 farklı grup insana göstermek istedi.
A. Tanrı, Firavun’un ne yapacağını biliyordu.
(Çıkış 3:19-22) “Ama biliyorum, güçlü bir el zorlamadıkça Mısır Kralı gitmenize izin vermeyecek. Elimi uzatacak ve aralarında şaşılası işler yaparak Mısır'ı cezalandıracağım. O zaman sizi salıverecek. “Halkımın Mısırlılar'ın gözünde lütuf bulmasını sağlayacağım. Gittiğinizde eli boş gitmeyeceksiniz. Her kadın Mısırlı komşusundan ya da konuğundan altın ve gümüş takılar, giysiler isteyecek. Oğullarınızı, kızlarınızı bunlarla süsleyeceksiniz. Mısırlılar'ı soyacaksınız.”
B. Ama Tanrı Kendisini (1) halkına, (2) Mısırlılar’a ve (3) diğer uluslara tanıtmak amacıyla bu olayları yaratıyor. Çünkü Tanrı Kendisini tanıtmazsa kimse O’nu doğru şekilde tanıyamaz.
(Çıkış 5:1-9) “Sonra Musa'yla Harun firavuna gidip şöyle dediler: “İsrail'in Tanrısı RAB diyor ki, ‘Halkımı bırak gitsin, çölde bana bayram yapsın.’“Firavun, “RAB kim oluyor ki, O'nun sözünü dinleyip İsrail halkını salıvereyim?” dedi. “RAB'bi tanımıyorum. İsrailliler'in gitmesine izin vermeyeceğim.”Musa'yla Harun, “İbraniler'in Tanrısı bizimle görüştü” diye yanıtladılar, “İzin ver, Tanrımız RAB'be kurban kesmek için çölde üç gün yol alalım. Yoksa bizi salgın hastalık ya da kılıçla cezalandırabilir.”
C. (1.Grup): RAB, İsrail halkına Kendisi’ni açıklamak istedi.
(Çıkış 6:2-8) “Tanrı ayrıca Musa'ya, "Ben RAB'bim" dedi, "İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a Her Şeye Gücü Yeten (“El Shaddai”: Yar.17:1; 28:3; 35:11) Tanrı olarak göründüm, ama onlara kendimi Yahve adıyla tanıtmadım. Yabancı olarak yaşadıkları Kenan ülkesini kendilerine vermek üzere onlarla antlaşma yaptım. Mısırlılar'ın köleleştirdiği İsrailliler'in iniltilerini duydum ve antlaşmamı hep andım. "Onun için İsrailliler'e de ki: 'Ben RAB'bim. Sizi Mısırlılar'ın boyunduruğundan çıkaracak, onların kölesi olmaktan kurtaracağım. Onları ağır biçimde yargılayacak ve güçlü elimle sizi özgür kılacağım. Sizi kendi halkım yapacak ve Tanrınız olacağım. O zaman sizi Mısırlılar'ın boyunduruğundan çıkaran Tanrınız RAB'bin ben olduğumu bileceksiniz. Sizi İbrahim'e, İshak'a ve Yakup'a vereceğime ant içtiğim topraklara götüreceğim. Orayı size mülk olarak vereceğim. Ben RAB'bim."
1. “YAHVE” ismi YHWH İbranice harfleriyle oluşuyor.
a. “Ben Benim” İbranice sözcükleri gibi kulağa geliyor.
b. Kutsal Kitap’ın Türkçe çevirisinde “RAB” olarak çevriliyor.
c. “Tanrı tümüyle Kendine yeterli” anlamına gelebilir.
d. Tanrı, Kendi öz halkının ihtiyaçlarına tam yeterli olacaktır.
e. “Ben Benim ve Ben hep ‘Benim’ olarak kalacağım” anlamına geliyor.
f. Bu Tanrı’nın Kendisini halkına tanıtmak için kullandığı özel ve önemli ismidir.
g. Sadece Tanrı Kendisini açıklayabilir ve aslında sadece Tanrı’nın söylediklerinden ve yaptıklarından O’nun isminin anlamını çıkarabiliriz.
h. Tanrı, ilerde Musa’ya bu şekilde Kendisini tanıtıyor:
(Çıkış 34:6-8) “Musa'nın önünden geçerek, “Ben RAB'bim” dedi, “RAB, acıyan, lütfeden, tez öfkelenmeyen, sevgisi engin ve sadık Tanrı. Binlercesine sevgi gösterir, suçlarını, isyanlarını, günahlarını bağışlarım. Hiçbir suçu cezasız bırakmam. Babaların işlediği suçun hesabını oğullarından, torunlarından, üçüncü, dördüncü kuşaklardan sorarım.”Musa hemen yere kapanıp tapındı.”
2. İsrail halkı Mısır’da putperestliğin içindeydi ve Tanrı hakkındaki bilgileri sadece söylentilerle nesilden nesle onlara aktarıldı. Zaten ileride putperestliğe sık sık kapılacaklar.
3. Tanrı’nın isteğini yapmak için İsrail’in imanla yaşamayı öğrenmesi gerekiyor ve…
a. İmanla yaşamak için Tanrı’yı tanıması gerekiyor.
b. İman, doğru bilgiyi gerektirir. Yanlış bilgi, yanlış inanç yaratır.
4. RAB Tanrı Mısır’dan çıkış olayında kim olduğunu dünyaya gösterdi. Bu sergileniş Eski Antlaşma’da O’nun kimliğinin ölçüsü oldu.
a. Tanrı Kendisini tanıtınca artık ulu gücüyle, eliyle her yere erişen olan Tanrı oldu.
(II Krallar 17:36) “Yalnızca ulu gücüyle her yere erişen eliyle sizleri Mısır'dan çıkaran RAB'be tapınacaksınız. O'nun önünde eğilip O'na kurban keseceksiniz.”
a. Bu Mısır’dan çıkış olayı O’nun gücünün ve sevgisinin ölçütü oldu.
D. (2.Grup): RAB Mısırlılar’a Kendisini açıklamak istedi.
1. İsrail halkı hariç o zamandaki insanların hepsi politeist (çoktanrıcı) idiler. Her ulusun kendi ilahı vardı.
2. Savaşa girmeden önce bu ilaha bir kurban sunulur ve savaşa bu ilahlar da taşınırdı.
3. Aslında bu insanların anlayşına göre dünyadaki savaşlar gökteki ilahlar arasındaymış ve bir rekabet, bir yarışma gibiymiş.
4. Firavun, “Bu İsrail’in ilahı pek güçlü değil ve kesinlikle bizimkiler onlarınkinden daha güçlüdür” şeklinde düşünmüş olmalıydı, ama RAB diyor ki:
5. (Çıkış 7:5) “Mısır'a karşı elimi kaldırdığım ve İsrailliler'i aralarından çıkardığım zaman Mısırlılar benim RAB olduğumu anlayacak."
6. RAB Tanrı gönderdiği felaketlerle ilahlarının hepsini yendi ve yere yıktı.
a. Tanrı Kendisinin onların tapındıkları ilahlarından daha üstün olduğunu göstermek amacıyla doğa üzerinde olan gücünü kullandı.
b. (Çıkış12:12) "O gece Mısır'dan geçeceğim. Hem insanların hem de hayvanların bütün ilk doğanlarını öldüreceğim. Mısır'ın bütün ilahlarını yargılayacağım. Ben RAB'bim.
5. Bu yargılar, Mısırlılar tövbe etsinler ve gerçek Tanrı’yı kabul etsinler diye bir fırsattı, ama çoğu kabul etmedi. Ama bazıları çıkış olayında İsrail halkına katıldı.
(Çıkış 12:37-38) “İsrailliler kadın ve çocukların dışında altı yüz bin kadar erkekle yaya olarak Ramses'ten Sukkot'a doğru yola çıktılar. Daha pek çok kişi de onlarla birlikte gitti.”
E. (3.Grup): RAB bu olayları duyanlara ve dünyadaki diğer insanların hepsine Kendisi’ni açıklamak istedi.
1. RAB Tanrı, Firavun’a dedi ki “Gücümü sana göstermek, adımı bütün dünyaya tanıtmak için seni ayakta tuttum.” (Çık 9:16)
2. Diğer ulusların bu olaylardan haberi olsun diye olaylar üzün süre devam etti. Bu Kenanlıların (Amorlular) tövbe etmeleri için son fırsattı.
(Yaratılış 15:13-16) “RAB Avram'a şöyle dedi: “Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın. İleri yaşta ölüp gömüleceksin. Soyunun dördüncü kuşağı buraya geri dönecek. Çünkü Amorlular'ın yaptığı kötülükler henüz doruğa varmadı.”
3. Dünyadaki diğer halklar gerçekten haber aldılar.
(40 yıl sonra Yeşu kitabında bunu öğreniyoruz)
(Yeşu 2:8-10) “Kenan diyarını fethetmeden önce iki casus Şeria Irmağı’nı geçip Eliha şehrine gönderilmiş ve Rahav adlı Erihalı bir kadın onlara dedi ki "RAB'bin bu ülkeyi size verdiğini biliyorum"dedi, "Sizden ötürü dehşete kapıldık; ülkede yaşayan herkesin korkudan dizlerinin bağı çözüldü. Çünkü Mısır'dan çıktığınızda RAB'bin Kamış Denizi'ni önünüzde nasıl kuruttuğunu, Şeria Irmağı'nın ötesindeki iki Amor Kralı'na – Sihon ve Og'a - neler yaptığınızı, onları nasıl yok ettiğinizi duyduk.”
F. RAB Tanrı, bu olaylarda özel ve açık bir şekilde Kendisini tanıtıyor.
1. RAB görünmeyen, ama tüm tarih üzerine ve olaylara hakim olan Tanrı’dır.
2. RAB, kutsal, kutsal, kutsal olan Tanrı’dır.
3. RAB, sözünü tutan ve lütufkâr antlaşmasını anımsayan Tanrı’dır.
4. RAB, kurtuluş sağlamaya gelen Tanrı’dır.
5. RAB, O’na karşı gelenlere öfkelenen ve gazabını gönderen Tanrı’dır.
6. RAB, kanlı kurban aracılığıyla günahları bağışlayan Tanrı’dır.
7. RAB, Kendi halkı arasında yaşamak isteyen Tanrı’dır.
8. RAB, sözleri ve eylemleri ile Kendisini açıklayan Tanrı’dır.
9. Tarih boyunca RAB’bin amacı hep aynıdır: Kendi yüceliği ve lütfunun zenginliğini ilan etmek için Kendi yaratışı ve gücü aracılığıyla ve Kendi Sözü’nün bildirilmesiyle Kendisi’ni dünyaya tanıtıyor ve O’na iman edenleri Kendisi’ne çekiyor.
A. Tanrı, O’nu arayanlar tarafından tanınmak istiyor ve ilişki istiyor.
B. İnsanlar, Tanrı’nın kim olduğunu anlayınca O’ndan korkuyor, O’na şükrediyor, O’nu yüceltiyor, ve O’na inanıp güveniyor.
10. Özet olarak
Kutsal Kitap’a göre Tanrı Kendisini açıklamak ve dünyaya tanıtmak için her şeyi kullanıyor. Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma kısmında Tanrı, İsrail halkını oluşturup Kendisini tanıtmak istedi. Günahkâr insanları kurtarma planında bu halkı seçtiğini görüyoruz. Tanrı’nın yollarını ve planlarını anlamayabiliriz ama O’na güvenmeliyiz.
Dünya Tanrı’yı tanımıyor. İnsanların kendi düşünceleriyle yaratmış oldukları tanrı gerçek diri Tanrı değildir. Bu yüzden Tanrı, Kendisini bize açıklamak ve tanıtmak zorundadır. İsrail halkının tarihiyle bunu yapıyor. Tanrı’yı doğru şekilde tanımak istiyorsak Tanrı’nın Kendisini Kendi sözleriyle nasıl tanıttığını okumalıyız. Yanlış bilgi yanlış anlayış yaratır ve yanlış anlayış yanlış inanç oluşturur.
Şimdi kendinize sorun:
Tanrı, Kutsal Kitap’ta Kendisini sana tanıtıyor mu? Tanrı’yı farklı gözlerle görüyor musun? Bu Tanrı, daha önce düşündüğünüz Tanrı’dan farklı mı?
Tanrı, Kutsal Kitap’ta Kendisini sana tanıtıyor mu?
Tanrı’yı farklı gözlerle görüyor musun?
Bu Tanrı, daha önce düşündüğünüz Tanrı’dan farklı mı?
Okumanız Gereken Kitaplar:
Tanrı Öğretisi Bruce Milne
İncil’in Özü F.F.Bruce
Hristiyanlığın Temelleri John Stott
Vaat George Bristow
VCD / CD Üzerinden izlemeniz gereken Kayıtlar:
Musa 01/ Musa 02...........Kamil Musa
ÇIKIŞ KİTABI VE VERDİĞİ MESAJ
(Yardımcı ek bilgiler)
Kutsal Kitab'ın Eski Antlaşma kesiminin "Çıkış" adlı kitabına baktığımız zaman göreceğiz ki bu kitap Tekvin adıyla bilinen ilk kitabın devamıdır. Zaman açısından bakılırsa tabii arada yaklaşık 350 yıllık bir süre vardır. Tekvin kitabının 15. bölümünde İsrailoğulları hakkında şaşırtıcı bir önbildiri vardır. İbrahim peygamber Rabbin buyruğuyla doğum yeri olan Ur kentinden çıkarken Rab ona bir dalınçta konuşup şöyle dedi: "Şunu iyi bil ki, soyun yabancı bir ülkede garipler gibi yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu ben cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla ayrılacak." (Yarat 15:13,14). Yine Tekvin kitabının 12. bölümünde bu gurbetlik süresi 430 yıl olarak belirtilmektedir. Pavlus'un Galatya'daki imanlılara yazdığı mektupta da bu sürenin 430 yıl olduğu onaylanmaktadır (Gal 3:16,17). Aslında Galatyalılar mektubundaki süre Rabbin Musa'ya çölde verdiği Ruhsal Yasa'nın zamanıyla belirlenmektedir. Bu iki rakamda bir çelişki yoktur, çünkü İbrahim peygamberin Ur kentinden çağrılması ile onun soyu olan İsrailoğullarının Mısır'dan çıkışı arasında 400 yıllık bir zaman süresi vardır.
İnsanlık tarihi, Çıkış kitabına baktığımız zaman yeni boyutlar kazanıyor. Eski Antlaşma'yı okumuş olanlarınız belki hatırlayacaklardır, Yakub'un en küçük oğlu Yusuf, kendi kardeşleri tarafından köle olarak Mısıra satıldı. Daha sonra Yakub'un bulunduğu ülkede kıtlık çıktı ve Mısır'da bolluk olduğunu duyunca yiyecek gıdası almaları için Yakup oğullarını Mısır'a gönderdi. Yusuf, Mısır'da bulunduğu uzun süre içinde Rabbin yardımıyla yüksek bir makama çıktı. Onu köle olarak satmış olan kardeşleri Mısır'a geldiklerinde dileklerini bildirmek için Yusuf'un önüne çıktılar. Tabii Yusuf'u tanımamışlar, ama Yusuf kardeşlerini tanımıştı. Birçok olaylardan sonra Yusuf kendisini kardeşlerine tanıttı ve onları bağışladığını söyledi. Böylece Yakup ve tüm ailesi, toplam olarak yetmiş kişi Mısıra gelip yerleştiler.
Yusuf'un ölümünden sonra yüzyıllar sessizlik içinde geçti. Bu arada İbrahim'in soyu sayıca oldukça arttı. Mısırlıların arasında hızla büyüyen bu topluluğa pek iyi gözle bakmayan ve onları köleleştirip, baskı altında tutmak amacıyla hüküm süren bir firavun Mısır ülkesinin kralı oldu. Çıkış kitabının içerdiği olaylar işte bu dönemde yer almaya başlıyor.
Eski Antlaşma'nın 'Çıkış' adlı kitabının yorumuna ve incelemesine başlamadan önce Kutsal Kitab'ın kısa bir özetini vermek isterim. Çıkış kitabının yazarının Musa peygamber olduğu bilinmektedir, ama bunu nereden biliriz? Öğrenmek için Kutsal Kitab'a bir bütün olarak bakalım. Kutsal Kitab'ın Eski Antlaşma diye bilinen kesimi 39 ayrı yapıttan oluşur. Kitabın İbranicesi, İsa Mesih'in çağında kabul edilmişti ve kullanılırdı . Tüm Kutsal Kitab'ı üç ana bölüme ayırabiliriz.
Birinci ana bölüme YASALAR diyebiliriz. İbranicede buna 'Tora', Türkçede Tevrat denir. Bu ana bölüm, Musa'nın 5 kitabı diye bilinen Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar, Tesniye yapıtlarını içerir. Bizim çalışacağımız 'Çıkış' kitabı bu kesimdedir. İkinci ana bölüm PEYGAMBERLER başlığı altına gelir. İbranicede Nebhuim , ya da Nebi sözü kullanılır. Üçüncü ana bölüme ise YAZILAR denir. Yine İbranicede buna Kethubim, Yunanca'da ise Hagiographa, yani Kutsal Yazılar denir. Bu ana bölüm Mezmurlar, Süleyman'ın Meselleri ve Eyup kitaplarını içerir.
Çıkış kitabının yazarı Musa'dır, ama tüm Kutsal Yazıların özelliğini sinesinde taşıyan bu kitap da Kutsal Ruh'tan gelen esinle yazılmıştır. Daha sonra göreceğimiz gibi Musa peygamber, Mısır kralı Firavun'un sarayında yetişti. Demek ki Musa'nın eğitim düzeyi böyle bir kitabı yazabilecek aşamada yüksekti. Bu gün yorumcuların çoğu Çıkış kitabının yazarını Musa peygamber olarak görmektedir.
Kitabın okuyucuya verdiği ana bir mesaj vardır. Çıkış kitabı Tekvin kitabının bitimindeki olaylardan yola çıkar. Tekvin kitabında yazıyor ki Yakub'un tüm ailesi, en küçük oğlu Yusuf sayesinde Mısır'a yerleşti. Yakub peygamberin babası, İshak idi. İshak ise İbrahim'in oğluydu. Tekvin'in onbeşinci bölümünde Rab Tanrı İbrahim'e gelecek günler hakkında bilgi verirken, soyunun Mısır'da 400 yıl geçireceğini bildirdi. Çıkış kitabının onikinci bölümünde diyor ki İsrailoğulları Mısır'da 430 yıl kaldılar. Aradaki farkı daha önce açıklamıştım. Aslında bu açıklayışımızda bu farkın fazla bir önemi yoktur.
'Çıkış' adı tam anlamıyla İsrail halkının, güç ve görkemle Mısır'dan çıkışını dile getirir. Önce kitabın okuyucuya bir mesajı var demiştim. İbraniler mektubunun yazarı bu mesajı şöyle özetler:
"Musa doğunca annesi babası imanla onu üç ay gizlediler. Çünkü çocuğun pek güzel olduğunu gördüler. Kralın buyruğundan korkmadılar. Musa büyüyünce imanla Firavun'un kızına oğul olmayı kabul etmedi. Geçici bir süre için günahın sunduğu eğlenceye dalmaktansa, Tanrı halkıyla birlikte kötü davranışa katlanmayı yeğledi. Mesih için yüklenilen aşağılanmayı Mısır'ın zenginliklerine üstün tuttu. Çünkü gözlerini gelecek ödüle doğrultmuştu. Kralın öfkesinden korkmadan imanla Mısır'dan ayrıldı. Çünkü göze görünmeyeni görüyormuş gibi sarsılmaz tutum takınmıştı. İmanla ilk Passah'ı kutladı ve kan serpmesini uyguladı. Öyle ki, ilkdoğan çocukları yok eden melek İsrail çocuklarına ilişemesin. Karadan geçercesine, imanla Kızıl Deniz'i aştılar. Mısırlılar aynı işe kalkıştıklarında suların içinde boğuldular" (İbr 11:24-29).
Kitapta olaylar gelişirken Tanrı'nın görkemle çalıştığına tanık olacağız. Çıkış kitabının ilk bölümünde olduğu gibi, Tekvin kitabının 46. bölümünde de okuyabiliriz ki Yakub aile fertleriyle birlikte Mısır'a göç ettiği zaman toplam yetmiş kişiydiler. Mısır'dan çıktıklarında ise, en muhafazakâr tahminlere göre iki buçuk milyonu aşkın bir topluluğu oluşturuyorlardı. Tarihsel olarak, Mısır'dan çıkış tam ne zamana rastlıyor, bilmiyoruz, ama yine tahminlere göre Yusuf peygamberin Mısır'a köle olarak satıldığı zaman Hiksos[1] krallarından Nob dönemine tesadüf eder. Hiksos adı Mısırlıların, "Yabancı ülkelere hükmeden" anlamına gelen bir sözünden türemiştir. Bunlara aynı zamanda yanlış olarak çoban krallar denirdi. Sami soyundan olup İbrahim, İshak ve Yakub ile uzak akrabalıkları vardı. Bu halk Mısırlıların nefretine hedef oldukları için belki de İsrail halkı onların tek dostuydu. Sonunda Mısır hanedanlarından biri bunları kuzey Mısırdan attı. İsrail halkına baskı yapan Mısır kralı da bu hanedana aitti.
Çıkış kitabında Musa peygamber baş rolü oynamaktadır. Önce dediğim gibi, Eski Antlaşma kesiminin ilk beş kitabı onun elinden çıkmıştır. Bunlar Tekvin, Çıkış, Levililer, Sayılar ve Tesniye adlarıyla bilinirler. Çıkış kitabında Musa peygamberin hayatı, her biri kırk yılı oluşturan üç döneme ayrılmıştır.
1. İlk kırk yıllık dönem Mısır'da Firavun'un sarayında geçti.
2. İkinci kırk yıllık dönem Midyan diyarının çöllerinde,
3. Üçüncü kırk yıllık dönem ise çölde İsrail halkına önderlik etmekle harcandı.
Musa'nın, Mısır'daki eğitimi onu, Rab Tanrı'nın yönlendirmesiyle İsrail halkını Mısır'dan çıkarmaya yeteri kadar hazırlamamıştı. Bu nedenle Rab onu çölde kırk yıl eğitti. Orada Musa, Rab'den öğrendi ki kendi gücüyle İsrail halkını kurtaramazdı.
Dikkate alınması gereken bir nokta vardır. Rab, Musa peygamberi halkının kurtarıcısı olarak hazırladıktan sonra onu geri Mısır'a gönderdi. Musa'nın çöldeki eğitim dönemi kırk yıldı. Musa Mısır'a varınca ne yapacaktı? İsrailoğullarının ihtiyarlarını ve önderlerini bir araya toplayıp onlarla birlikte Mısır kralı Firavun'un huzuruna çıkacaktı. Özet olarak şimdiden söylemeliyim ki olaylar bu şekilde gelişti ve Firavun İsrailoğullarını özgür bırakmak istemedi. Tabii onun bu ters tepkisi, Rab Allah ile Mısır'ın büyücüleri arasında bir güç gösterisine yol açacaktır. O dönemde Mısır halkı putperestliğin hükmü altındaydı. Bir sürü tanrıları ve putları vardı. Hatta günümüzde yapılan kazılar bunu desteklemektedir. Ancak insanlar bugün Mısır'ın o zamanki putperest eğilimine hoşgörüyle bakıyor olabilirler. Aslında putperestliğin gerisinde Şeytanın gücü yatmaktadır. Yani Musa ile Firavun'un büyücüleri arasında güç gösterisi sürerken asıl savaş Tanrı ile İblis, İyi ile Kötü arasındaydı. Firavun'un büyücülerini, "Bunlar gözbağcı üçkağıtçılardı" diye bir tarafa atamayız. Bunların elinde Şeytani bir güç vardı ve bu gücü Rabbin halkına karşı kullanmaya çalışıyorlardı. Elçi Pavlus, Timoteos'a yazdığı ikinci mektubunda Yannis'le Yambris'ten söz etti. Bu iki kişi, Mısır'da etkinliğini sürdüren şeytani gücün dürtüsüyle Musa'ya karşı direnmişlerdi. Pavlus, Şeytanın gücüyle Sevindirici Haber'e karşı gelenler hakkında şöyle yazdı: "Yannis'le Yambris'in Musa'ya direndiği gibi, bu kişiler de gerçeğe karşı direnirler. Aklı bozuk, imanda onaysız kişilerdir bunlar. Ne var ki, daha ileri gidemeyecekler. Çünkü akılsızlıkları herkese sergilenecektir. Tıpkı Musa'ya direnenlere olduğu gibi" (2 Tim 3:8). Daha sonra göreceğimiz gibi, Mısır kralı "Bu Allah dediğiniz kimdir ki Onun buyruğunas itaat edip İsrailoğullarını salıvereyim?" diye Rab Allah'a meydan okumaya girişecektir. Sonunda Rab kendisini Firavun'a tanıtacak ve Firavun Rab Allah'ın her egemenlik üzerine egemen olduğunu kabul etme zorunda kalacaktır.
Bu kitapta Tanrı göksel gücünü sergilemek için Mısır halkı üzerine on bela yağdıracaktır. Belki de soracaksınız: Neden bu belaları onların üzerine indirdi? Çünkü savaş, Göğün ve yerin Allah'ı ile Mısır'ın tanrıcıkları arasında yer alıyordu. Her bela, Mısır'ın tanrılarından birini hedef alıyordu. Son belada Tanrı, bu sözüyle bunu açığa vurdu: "O gece Mısır diyarından geçeceğim, ve insandan hayvana kadar bütün ilk doğanları vuracağım; ve Mısırın ilâhlarına hükümler yapacağım" (Çık 12:12). Evet sevgili dinleyicim, Rabbimizin savaşı göklerdeki kötü egemenliklere, Şeytanın izinden gidenlere karşıdır. Her zaman Şeytanın işlerini bozmuştur. Çıkış kitabında Rab Allah, kendi halkına gücünü gösterme amacındadır. Rabbimiz herhangi bir put ya da tanrıcıktan katlarca daha yüce ve güçlüdür.
Musa’nın Rolü Neydi?
Çıkış kitabından Tesniye kitabına kadar baş rolde birisidir. İsrail’in inancı konusunda kurucu, düzenleyici ve ulaştırıcı karizmatik bir lider olarak ortaya çıkar. Tarihsel bir kişidir, efsanevi değil.
İsmi, Ailevi Bağları ve Yaşamının ilk Kısmı. Çıkış Kitabı İsrail halkının çoğalması ve bu çoğalışın Firavunu kaygılandırmasıyla başlar. Bazı uzmanlara göre İsrail halkının köleliği Hiksos Hanedanlığının Mısır’a gelmesiyle başladığını ileri sürerler. Önemli olan hangi hanedanlık döneminde yer aldığı değil, Tanrı’nın önceden bildirmiş olduğu gibi İsrail’in Mısır’da 400 yıl köle durumunda kaldığıdır (Tekvin 15:13). Mısır kralı, sayılarından korktuğu için israiloğullarını baskı altında tutmaya başladı. Bu beklenen sonucu vermeyince İbranilere doğan oğulları öldürtme girişiminde bulundu.
Musa böyle bir ortamda doğdu. Annesi ono önce sakladı sonra bir sepet içinde Nil nehrine bıraktı ve Firavun’un kızı onu bulup evlât edindi. Rabbin düzenlemesiyle Musa’nın gerçek annesi onun süt annesi olarak tutulur ve Musa annesinin eğitimi altında İsrail geleneklerini de öğrenir. Aynı zamanda Musa, Firavun’un sarayında verilebilen en üstün eğiitmi de aldı (Elç İş 7:22; İbr 11:23-28). Firavun’un kızı ona “Musa” adını verdi çünkü bunun anlamı ‘onu sudan çekip aldım’ diye çevrilir. Bazı uzmanlara göre Musa’ya verilen ‘Masa’ ismi bir mısırlı ismiymiş, ama aynı zamanda İbranicedeki ‘Moşe’ ismi ile bir kelime oyununa da girebilir.
Musa’nın annesinin ve babasının isimleri başlangıçta verilmiyor. Yalnızca her ikisinin de Levi oymağına ait oldukları belirtilir. Çık 6:17-20’de verilen soy kütüğünde Musa ile onun kardeşi Harun'un anne ve babalarının isimleri vardır. Amram ve Yokebed. Yokebed aynı zamanda Amram’ın halası oluyordu. Yakın bir akrabalık vardı bu evlilikte. Bazen soruluyor. "Musa'nın hayatı tehlikedeyken kardeşi Harun'un hayatı neden tehlike içinde değildi?" Bunun yanıtı oldukça basittir. Harun, Musa'dan üç yaş büyüktü. Harun gözlerini dünyaya açtığında Firavun Yahudi çocukların öldürülmesi için ferman çıkarmamıştı.
Musa Midyan Diyarında. Sahne değişiyor ve birden Musa’yı ergin çağında önümüzde buluyoruz. Kendi İbrani halkından birisinin dövülmesine dayanamayıp bir Mıdsırlıyı öldürüp onu gömüyor ve Mısır’dan kaçma zorunda kalıyor. Bu olaydan anlıyoruz ki Musa kendi soy kütüğünün kimlere dayandığını iyi biliyordu. Midyan’da Midyan’ın rahibi Yetro’nun kızı Zifora ile evlendi. İki erkek çocukları oldu. Bundan sonra iki olay Musa’nın geri Mısır’a dönmesine neden oluyor: (a) Musa’yı öldürmek isteyen Firavun öldü ve (b) Rab Allah İsrailoğullarının feryadını işitti, İbrahim, İshak ve Yakub’a verdiği vaadini hatırladı. Sonuç olarak kendi halkını kölelikten kurtarmak için Rabbin kendisi müdahale edecektir.
Mus’nın çağrısı. “Tanrı’nın Dağı” diye bilinen dağın eteklerinde çobanlık yaparken Rab Musa’yı yanan ama tükenmeyen bir çalılıktan (Çık 3:2) kendisine doğru çekiyor ve burada İsrail ulusunun oluşmasına yol açacak olaylar zinciri başlıyor. Olayların nasıl gelişeceğini özetlemek istersek şöyle diyebiliriz: Bir gün kayınbabasının sürülerini Horeb Dağının yamaçlarında güderken Musa, önünde bir çalılığın ateşle yandığını ama çalının tükenmediğini gördü. Tanrı, Musa'ya kendini bu çalının ortasından açıkladı. Musa o kutsal huzura yaklaştı. Tanrı onu Mısır'a göndereceğini, İsrail halkını onun aracılığıyla kölelikten kurtaracağını bildirdi. Rab Musa'ya, "Mısır'da olan halkımın sıkıntısını gördüm. Angarya memurlarının yüzünden çektiklerini ve feryatlarını işitim; çünkü onların acılarını bilirim" diye konuştu. Sonra Tanrı Musa'ya bir görev verip, "Halkımı Mısırlıların elinden kurtarmak için ve onları o diyardan çıkarıp daha iyi bir diyara götürmek için indim... şimdi gel, benim halkımı Mısırdan çıkarmak için seni Firavun'a göndereyim” dedi. Olayların böyle gelişeceğini hiç tahmin etmeyen Musa o anda bir çobanlık görevini bırakıp İsrail’in kurtarıcısı olacağını bilmiyordu. Bu büyük değişim onu o kadar şaşırttı ki bir sürü itirazda bulundu ve Rab onu sabırla yanıtladı (Çıkış 3:11-4:17). Bu pasajda Tanrı’nın kişiliği konusunda önemli teolojik beyanlar yapılmaktadır.
Musa, "Ben kimim ki Firavun'a gidip İsrailliler'i Mısır'dan çıkarayım?" diye karşılık verdi.(3:9-11) Buna karşılık Rab kendisini açıkladı: Tanrı, "Kuşkun olmasın, ben seninle olacağım" dedi. Musa’nın hala kuşkuları vardı. "İsrailliler'e gidip, 'Beni size atalarınızın Tanrısı gönderdi' dersem, 'Adı nedir?' diye sorabilirler. O zaman ne diyeyim?" diye sordu (3:13). Bu noktada Rab Göksel bir açıklamayla kendisnin gerçekten kim olduğunu Musa’ya açıkladı. Tanrı, "Ben Ben'im" dedi, "İsrailliler'e de ki: 'Beni size Ben Ben'im diyen gönderdi.'(3:14). Eski günlerde isim, kişinin karakteriyle bağlantılıydı. Bir kişinin adını öğrenmekle onun karakterinin nasıl olduğu öğrenilirdi. Belki de Musa, Allah’ı eski günlerin, İbrahim’in, İshak’ın ve Yakub’un Tanrısı olarak biliyordu. Tanrı “Ben Ben’im” diye kendini açıklayınca Musa’nın ve İsrail’in de Tanrısı olduğu belirtildi. Daha sonra Çıkış 33:18 ve ilerisini okursak orada Musa Rabbin yüceliğini görmek istediği zaman Rab onun önünden geçecektir ve Kendi Adını beyan edecektir (34:5-7). Çıkış 3:15’te Rab kendi adını YAHWEH (aslında dört harfli YHWH) diye açıklar. Türkçede RAB diye yazılır. Bunun nedeni Rabin ‘Adonay’ (yani Rab) diye açıkladığı öbür adıyla karıştırılmasın diye. “Ben Ben’im” açıklamasında çok yönlü bir beyan vardır. Musa ve İsrail için “Ben sisin için her zman Var Olan’ım” anlamına da gelebilir. Yaratılış kitabı’na baktığımızda orada Rabbin adının ELOHİM diye açıklandığını görebiliriz. O kendi varlığında varlığını sürdürebilen, her şeye gücü yeten Allahtır, Elohim’dir. Ben BEN’im diye konuşan Tanrı! İsrail halkını Mısırlıların elinden kurtarmak için Musa’yı gönderen işte bu isimle kendisini açıklayan yüce Allahtır.
Rab göksel şekilde kendini açıkladığı halde Musa O’nun çağrısına itiraz etmeye devam etti. Bir ara iyi bir konuşmacı olmadığını söyledi. "Ben kulun ne geçmişte, ne de benimle konuşmaya başladığından bu yana iyi bir konuşmacı oldum. Çünkü dili ağır, tutuk biriyim” (4:10). Rab yine de Musa’nın gitmesi için ısrar etti. Musa bir başkasını göndermesi için Rabbe yalvardı. Buna razı olmadı ama kardeşi Harun’u onun konuşmacısı olsun diye görevlendirdi. Böylece Musa, tam bir ‘peygamber’ sıfatıyla göreve girdi. Rab ile insan önünde durup “Rab şöyle diyor” diye Rab için konuşacaktı.
On Bela ve Fısıh Bayramı
Musa, Firavun’un önünde durup da İsrail halkını serbest bırakması için Rabbin buruğunu duyurduğunda Firavun buna karşılık basit bir “hayır” yanıtını verdi.
Firavun, "RAB kim oluyor ki, O'nun sözünü dinleyip İsrail halkını salıvereyim?" dedi. "RAB'bi tanımıyorum. İsrailliler'in gitmesine izin vermeyeceğim."(5:2)
Şimdi Rab ile Firavun arasında bir çatışma olacaktır. Rab kendi yetkisini ve gücünü Firavun ile Mısırlıların üzerine göndereceği “On Belâ” içinde beyan edecektir. Aslında Rabbin göndereceği belalar, Mısır’da uygulanmakta olan putperestliğe karşıdır. Bu bölümde süregiden savaş, Rab Alah ile Mısır’ın allahcıkları, yani putları arasındadır. Unutmayalım ki kırk yıllık bir süreden sonra Musa yine Mısır’a dönüyor. İsrailoğullarının kurtarıcısı şimdi Rabden aldığı yetki ve güç ile halkını kurtarmaya geliyor. İsrailoğullarının ihtiyarlarını, büyüklerini bir araya toplayacak sonra hep birlikte Firavunun önüne çıkıp Rabbin taleplerini ona bildireceklerdi. Firavun bu talebi reddedecek ve böylece Tanrı ile Mısır’n putları, ilahları arasında bir çatışma başlayacaktır.