Tiranus.Org  

 


 ANA SAYFA     KAYIT FORMU   DERSLER     RADYO KUMRU    KÜTÜPHANE  SANAT   

 
  Tiranus.ORG - Açık Öğretim 10. Dersin Notları
 

Text Box: 10. DERS  -   İBRAHİM İLE ANTLAŞMA    ve
                         VAAT ÇOCUĞU      
                                                      
                                        

 

 

 

 


 

Text Box: Ders Çalışma Süresi:   En Az: Bir hafta
 En Çok: Bir Ay
Not: Özel durumlarda gecikebilir

 

 

Bu dersi ciddi şekilde çalışmak istiyorsanız yanınızda bir Kutsal Kitap, not defteri ve tükenmez kalem bulundurmanız şarttır. Verilen ayetleri dikkatle okuyunuz. “Ek Bilgiler” sayfasının başında önerilen kitap listesindeki tüm kitapları temin edip ders çalışmalarına ek olarak okursanız daha zengin ve bereketli bilgiye sahip olacaksınız.

 

İbrahim’in Antlaşması ve Vaat Çocuğu

(Yaratılış kitabının 15.-22. bölümleri)

 

1.      Tanrı, Avram’la bir antlaşma yapıyor.

(12:1-3; 13:14-17; 15:1-21; 17:1-22; 22:15-18)

 

(Yaratılış 12:2-3) “Seni büyük bir ulus yapacağım, seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, bereket kaynağı olacaksın. Seni kutsayanları kutsayacak, seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar senin aracılığınla kutsanacak.”

 

(Yaratılış 13:14-17)  Lut Avram'dan ayrıldıktan sonra, RAB Avram'a, “Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya,            batıya dikkatle bak” dedi,  “Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim. Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek. Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş

 

(Yaratılış 15:1-7 Bundan sonra RAB bir görümde Avram'a, “Korkma, Avram” diye seslendi, “Senin kalkanın benim.            Ödülün çok büyük olacak.” Avram, “Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?” dedi, “Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezer'e kalacak. Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.”RAB yine seslendi: “O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.” Sonra Avram'ı dışarı çıkararak, “Göklere bak” dedi, “Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun o kadar çok olacak.”Avram RAB'be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı. Tanrı Avram'a, “Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler'in Ur Kenti'nden seni çıkaran RAB benim” dedi.  

           

A.     Tek bir adam, tenha bir yerde ve yalnızdı. Tanrı onunla bir antlaşma yaptı ve 4000 yıl sonra Tanrı hâlâ sözünü tutuyor.

 

B.     Tanrı bu antlaşmada üç vaat verdi:

 

a.       Torunlar: Rab bu çocuksuz adama sayısız torunlar verip  onun soyunu bir ulus yapmaya söz verdi. (Yarat 13:16)

  (Yeşaya 51:1-2“Doğruluğun ardından giden, RAB'be yönelen sizler, beni dinleyin: Yontulduğunuz kayaya, Çıkarıldığınız taş ocağına bakın. Atanız İbrahim'e, sizi doğuran  Sara'ya bakın. Çağırdığımda tek kişiydi İbrahim, Ama ben onu kutsayıp çoğalttım.”

 

v İbrahim ölmeden önce kaç torun gördü? Sadece 2 oğul gördü. Gerisi için RAB’be güvenmek zorunda kaldı.

    

b.      Toprak: Tanrı, İbrahim’i ulaştıracağı  toprağı ona vereceği konusunda söz verdi.

v Avram, ölmeden önce ne kadar toprağa sahip oldu?

v Sadece kendilerine mezar olsun diye Makpela Mağarasını aldı! Yine RAB’be güvendi.

 

c.       Dünyanın Bereketlenmesi: Zaten antlaşmanın esas amacı buydu.

                                                           

(Yar. 12:3) “Yeryüzündeki halkların hepsi senin aracılığınla kutsanacak”/ bereketlenecek.

                 

v Bu Avram’a verilen en büyük vaat idi. Çünkü bu vaat gelecek olan Kurtarıcı ile ilgiliydi.

v Tanrı, Aden Bahçesinde dünyaya gönderilecek ve Şeytan’ın egemenliğini mahvedecek olan           Kurtarıcıyı Avram’ın soyundan geleceğini vaat ediyor.  (Yar. 3:15)

v Fakat Avram, bunu göremedi. Ancak 2000 yıl sonra oldu ve Luka 1:72’de söylediği gibi Tanrı, “böylece atalarımıza merhamet ederek kutsal antlaşmasını anmış oldu.”

 

2. Tek taraflı ve lütufa bağlı bir antlaşma idi.  (15.böl.)

    

Tanrı, 15. bölümde Avram’la yaptığı ve 12.bölümde kaydedilen antlaşmayı tekrarlıyor ve teyit ediyor.

A.     Bu antlaşmada sadece Birisi hayvanların parçalarının arasından geçti ve O Tanrı’ydı.

a.       Tanrı ile Avram arasındaki antlaşma ilişkisi hem Tanrı’nın Avram için yapması

b.      Fakat Avram bu antlaşmaya sadık kalsa da kalmasa da; Tanrı bu antlaşmaya sadık kalacak, sözünde duracak ve bu ulus sayesinde bütün ulusları kutsayacak, bereketleyecektir.

c.       Avram, tüm dünya için bir bereket kaynağı olsun diye bereketlendi.  Tanrı’nın Avram’a verdiği vaadi O’nun sağladığı kurtuluş olarak tüm Kutsal Kitap’ın tarihinde gerçekleşiyor.

d.      Eski Antlaşma’nın tarihinin çoğunda Avram’ın çocukları Tanrı ile yaptığı antlaşmanın şartlarına uymuyor.  Ama sadık Tanrı’ları olan RAB hep antlaşmasını anımsıyor.

 

(Levililer 26:44)  “Bütün bunlara karşın, düşman ülkelerindeyken yine de onları reddetmeyecek, onlardan nefret etmeyeceğim. Böylece hepsini yok etmeyecek, kendileriyle yaptığım antlaşmayı bozmayacağım. Çünkü ben onların Tanrısı RAB'bim.”

 

 (Yasa’nın Tekrarı 4:30-31)  “Sıkıntıya düştüğünüzde ve bütün bu olaylar başınıza geldiğinde, sonunda Tanrınız RAB'be dönecek, O'nun sözüne kulak vereceksiniz. Çünkü Tanrınız RAB acıyan bir Tanrı'dır. Sizi bırakmaz, yok etmez ve atalarınıza ant içerek yaptığı antlaşmayı unutmaz.

 

(2.Tim. 2:13) “Biz sadık kalmasak da, O sadık kalacak. Çünkü kendi özüne aykırı davranamaz.”

 

B.     Bu antlaşmada Tanrı Kendi lütfünü gösteriyor çünkü Avram ve torunları bu bereketi hak etmediler. İlerde Musa bunu açık bir şekilde söyleyecektir.

 

(Yasa’nın Tekrarı 7:7-8“RAB'bin sizi sevmesinin ve seçmesinin nedeni öbür halklardan daha kalabalık olduğunuzdan değil. Siz sayıca öbür halklardan azdınız. RAB size sevgisini göstermek ve atalarınıza ant içerek verdiği sözü yerine getirmek için güçlü eliyle sizi Mısır'dan çıkardı; köle olduğunuz ülkeden, Mısır Firavunu'nun elinden sizi kurtardı.”

 

a.       Tanrı’nın, Avram’ı ve onun torunlarını seçmesi ve sevmesinin nedeni Tanrı’nın lütfüdür.

b.      İsrail bu sevgiyi hakketmedi çünkü bu sevgi Tanrı’nın lütfuna bağlıdır. Bu yüzden insan kazanmadığını kaybedemez. Tanrı’nın bize lütfuyla verdiğini biz kaybedemeyiz

 

3. Tanrı, 17. bölümde antlaşmayı yine tekrarlıyor.  Ama bu sefer antlaşmanın işareti ve vaat çocuğu konularından bahsediyor. (17. böl.)

 

(Yaratılış 17:1-17)  Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek, “Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'yım” dedi, “Benim yolumda yürü, kusursuz ol. Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.” Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,  “Seninle yaptığım antlaşma şudur” dedi, “Birçok ulusun babası olacaksın. Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım. Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak. Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım. Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım.” Tanrı İbrahim'e, “Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız” dedi, “Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu. Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak. Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.” Tanrı, “Karın Saray'a gelince, ona artık Saray demeyeceksin” dedi, “Bundan böyle onun adı Sara olacak. Onu kutsayacak, ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak.” İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü. İçinden, “Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?” dedi, “Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?

                                   

a.       Avram ve Sara Tanrı’ya güvenmek istiyorlar ama bu onlara çok zor geliyor.

                                                           i.      İsmail doğduğunda Avram 86 yaşındaydı (Yarat 16:16). Şimdi Avram 100 ve Sara 90 yaşındaydılar.

                                                         ii.      Ur Kenti’nde Avram’ın çağrısından en az 25 yıl geçti!

b.      Rab Tanrı, isimlerini değiştiriyor.

i)        “Avram” ismi “Yüce Baba” anlamına gelir. “İbrahim” ismi “Çokların Babası” anlamına gelir.

ii)       “Saray” ve “Sara” isimlerin ikisi “Prenses” anlamına geliyor ama Rab bu değişikliği yaparken Sara’nın hayatında önemli bir noktayı da  simgeliyordu. 

c.       Tanrı, hep göstermek istiyor ki: bu antlaşma ve dünyanın bereketlenmesi Tanrı’nın egemen lütfuna bağlıdır.

 

4. Tanrı, İbrahim’e imanla iş yaşmanın ne demek olduğunu tekrar öğretmeye çalışıyor. (18. böl.)

 

(Yaratılış 18:1-15)  İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak birine, “Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma” dedi, “Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu ağacın altında dinlenin.  Madem kulunuza konuk geldiniz, bırakın size yiyecek bir şeyler getireyim. Biraz dinlendikten sonra yolunuza devam edersiniz.” Adamlar, “Peki, dediğin gibi olsun” dediler. İbrahim hemen çadıra, Sara'nın yanına gitti. Ona, “Hemen üç sea ince un al, yoğurup pide yap” dedi. Ardından sığırlara koştu. Körpe ve besili bir buzağı seçip uşağına verdi. Uşak buzağıyı hemen hazırladı.İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu. Konuklar, “Karın Sara nerede?” diye sordular. İbrahim, “Çadırda” diye yanıtladı. RAB, “Gelecek yıl bu zamanda kesinlikle yanına döneceğim” dedi, “O zaman karın Sara'nın bir oğlu olacak.” Sara RAB'bin arkasında, çadırın girişinde durmuş, dinliyordu. İbrahim'le Sara kocamışlardı, yaşları hayli ileriydi. Sara âdetten kesilmişti. İçin için gülerek, “Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?” diye düşündü, “Üstelik efendim de yaşlı.” RAB İbrahim'e sordu: “Sara niçin, ‘Bu yaştan sonra gerçekten çocuk sahibi mi olacağım?’ diyerek güldü? RAB için olanaksız bir şey var mı? Belirlenen vakitte, gelecek yıl bu zaman yanına döndüğümde Sara'nın bir oğlu olacak.” Sara korktu, “Gülmedim” diyerek yalan söyledi. RAB, “Hayır, güldün” dedi.    

 

A.     İbrahim ve Sara,  İsmail olayında imansızlıklarını göstermişlerdi. Şimdi Sara yine şüpheleniyor. Ama Tanrı, yine sabrediyor ve onları eğitiyor çünkü onların Kendi güvenilirliğini tanımalarını istiyor.

B.     Sara’nın, İbrahim gibi Tanrı’ya güvenmeyi öğrenmesi gerekiyordu.

C.     Pavlus, Yeni Antlaşma’da İbrahim’in Tanrı’ya güvendiğini söylüyor.

 

(Romalılar 4:19-21)  “Yüz yaşına yaklaşmışken, ölü denebilecek bedenini ve Sara'nın ölü rahmini düşündüğünde imanı zayıflamadı. İmansızlık edip Tanrı'nın vaadinden kuşkulanmadı; tersine, imanı güçlendi ve Tanrı'yı yüceltti. Tanrı'nın vaadini yerine getirecek güçte olduğuna tümüyle güvendi.”

 

5. İshak (21. bölüm)

 

(Yarat 21:1-3RAB verdiği söz uyarınca Sara'ya iyilik etti ve sözünü yerine getirdi. Sara hamile kaldı; İbrahim'in yaşlılık döneminde, tam Tanrı'nın belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu. İbrahim Sara'nın doğurduğu çocuğa İshak adını verdi. Tanrı'nın kendisine buyurduğu gibi oğlu İshak'ı sekiz günlükken sünnet etti. İshak doğduğunda İbrahim yüz yaşındaydı. Sara, “Tanrı yüzümü güldürdü” dedi, “Bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek. Kim İbrahim'e Sara çocuk emzirecek derdi? Bu yaşında ona bir oğul doğurdum.”

 

A.     Sara önce imansızlıktan dolayı güldü ama şimdi coşkunluktan gülüyor.

 

B.     İshak’ın mucizevi doğuşu; Tanrı’nın çocuklarının, doğal yolla değil, vaat ile ve doğaüstü bir lütuftan, “var olmayanı buyruğuyla var eden Tanrı”dan kaynaklandığını gösterir. (Rom.4:17;9:8)

 

C.     İshak vaadin çocuğuydu. Galatyalılar 4:28  Pavlus, “Kardeşler, İshak gibi sizler de vaat çocuklarısınız.” diyor.

 

D.     İsmail evden ayrıldıktan sonra İshak İbrahim’in biricik oğlu oldu.

 

(Yarat 22:2 Tanrı, “İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.”

 

6. Tanrı’nın, İbrahim’i sınaması  (22.böl)

 

(Yarat 22:1-18) Daha sonra Tanrı İbrahim'i denedi. “İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “Buradayım!” dedi. Tanrı, “İshak'ı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git” dedi, “Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu* olarak sun.” İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak'ı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrı'nın kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı. Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü. Uşaklarına, “Siz burada, eşeğin yanında kalın” dedi, “Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz.”  Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshak'a yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahim'e, “Baba!” dedi. İbrahim, “Evet, oğlum!” diye yanıtladı. İshak, “Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?” diye sordu. İbrahim, “Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak” dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler. Tanrı'nın kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshak'ı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı.  Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama RAB'bin meleği göklerden, “İbrahim, İbrahim!” diye seslendi. İbrahim, “İşte buradayım!” diye karşılık verdi. Melek, “Çocuğa dokunma” dedi, “Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.”İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu. Oraya “RAB sağlar” adını verdi. “RAB'bin dağında sağlanacaktır” sözü bu yüzden bugün de söyleniyor. RAB'bin meleği göklerden İbrahim'e ikinci kez seslendi:  “RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu esirgemediğin için seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek. Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.” 

A.     İshak’ın yaşı belli değil, fakat yakmalık odunu taşıyabilecek yaştaydı.

 

B.     İbrahim’in Tanrı’ya olan sevgisi ve imanı güçlendi. İshak bu dünyada İbrahim’in her şeyiydi.

 

C.     İbrahim ağır davransaydı durumu biraz anlardık çünkü bu onun için çok zor bir şeydi, ama ne yapacaktı?

 

(Yarat 22:3) “İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshak'ı aldı.”

 

a.       İbrahim biliyordu ki, ertelenmiş itaat büyük ihtimalle itaatsizlik anlamına gelmiş olacaktı.

b.      İbrahim ve İshak bu Moriya bölgesine ulaşmak için üç günlük bir yolculuk yaptılar. (Yarat 22:4­)

 

D.     İbrahim, RAB’bin Kendi vaadini tutacağına inanıyordu.  Fakat İshak ölürse onun soyu nasıl devam edecekti? 

       İbraniler 11:17-19’te bu sorunun cevabını buluyoruz:

 

“İbrahim sınandığı zaman imanla İshak'ı kurban olarak sundu. Vaatleri almış olan İbrahim biricik oğlunu kurban etmek üzereydi. Oysa Tanrı ona, “Senin soyun İshak'la sürecek” demişti. İbrahim Tanrı'nın ölüleri bile diriltebileceğini düşündü; nitekim İshak'ı simgesel şekilde ölümden geri aldı.”

          

E.      İbrahim imanla yaşamayı öğreniyordu ve bir şekilde İshak’la birlikte Moriya Dağından geri döneceğine inanıyordu.

 

(Yarat 22:5) İbrahim… Uşaklarına, “Siz burada, eşeğin yanında kalın” dedi, “Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz.”

 

v     İbrahim’in imanına göre, yapmak üzere olduğu bu iş gaddar bir ilahın garip isteği değil, diri Tanrı’ya tapınmanın doruğuydu.

          

F.      İshak, İbrahim’e ait miydi? Ona yaşam veren kimdi? Tanrı! İshak Tanrı’ya aitti.

           

G.     İbrahim, kendi oğlunu Moriya Dağı’na götürüp kurban etmeye çağırıldı. 

 

(Yarat 22:10-12) “Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı. Ama RAB'bin meleği göklerden, "İbrahim, İbrahim!" diye seslendi…. Melek, "Çocuğa dokunma" dedi, "Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrı'dan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin."

                       

Demek ki İbrahim gerçekten Tanrı’ya inandı, sevdi ve kendisi için her şeyi oldu.

           

H.     İbrahim için bu olayın ne kadar zor olduğunu hayal bile edemeyiz.

 

a)      İshak’ı kurtarmak için Tanrı Kendisi bir yol sağladı.

b)      Tanrı İshak’ın yerine ölen ve kabul edilebilen bir kurban, bir koç sağladı.

c)      Vaat edilen Kurtarıcı’nın soyu korundu.

d)      Tanrı’nın Kendi vaatlerini yerine getireceğine inanmalıyız.

e)      Tanrı’nın kurtuluş Yolu tek çaremizdir ve bu Yol’a güvenebiliriz!

 

7. Musa’nın Amacı:

           

A.     Kutsal Kitap’ın ilk 5 kitabı Kutsal Ruh’tan aldığı esinle Musa tarafından İsrail halkına yazıldı ve Musa bu olayları, halk Mısır’daki kölelikten kurtulduktan sonra Tanrı tarafından vaat edilmiş toprağa girmek üzere iken anlatıyor. 

B.     Halk, bu girecekleri toprağın  ataları İbrahim’e Rabbin verdiği söz uyarınca Kenanlılar’a değil İbrahim’in torunları olan İsrail Ulusu’na ait olduğunu öğreniyor.

C.     Tanrı, İsrail halkının kim olduğunu ve neden Tanrı’nın kutsamasına sahip olduğunu anlamasını ve hiç unutmamasını istiyor.

                       

a.       Tanrı, İsrail halkını seçmiş olması onların özel, büyük ve doğru bir halk olmasından kaynaklanmıyor.

b.      Tanrı, onların kutsanışını tüm dünyanın kutsanması için kullanacaktır!

c.       Bu bereket Aden Bahçesi’nde insanın baş derdi olarak başlayan günahtan ve günahın cezası olan Tanrı gazabından kurtarılmaktır.

 

Düşünmemiz Gereken Şeyler:

 

v         Kutsal Kitap’a göre egemen Tanrı Kendi lütfunu göstererek istediği kişiyle antlaşma yaparak bir vaat verdi.

           Bu vaat Tanrı’nın insana getireceği kurtuluş ile ilgili vaadin devamıdır.

 

v        Bu vaadin gerçekleşmesi Tanrı’nın sonsuz sevgi ve lütfuna bağlıdır.  Tanrı, Kendisi ve Kendi sağlayacağı kurtuluş  

           hakkında önemli şeyleri açıklamak için bir vaat çocuğu sağlıyor ve onun hayatını istiyor.

 

v        Bu derste bazı önemli gerçekler vurgulandı: Kurtuluş, Tanrı’dandır. İnsan Tanrı’nın gazabını hakkettiği halde

          Yaratıcı ona merhamet ve lütuf gösteriyor. Kendi kutsal kitabında bize bu kurtuluş yolu adım adım açıklıyor. 

 

v        Tanrı’nın kurtuluş planında önemli bir prensibe dayanılmakta: İnsanın kendi günahı için çekmesi gereken cezayı başkası çekecektir. 

          Bu prensibi kanlı kurban olayında görüyoruz.  İshak’ın ölmesi gerekiyordu ama Tanrı onun yerine bir koç sağladı. 

          İnsan değil, hayvan kurban edildi.  

 

v        Her insanın Tanrı’nın vereceği yargıyı hakkettiğini kabul ediyor musunuz?

 

v        Tanrı, insanları kurtarmak için harekete geçmiş olmasaydı her insanın sonsuz ölüm cezası çekeceğine inanıyor musunuz?

 

v        Bu kurtuluş planında sembolik açıdan büyük bir önem taşıyan kurban olayını anlıyor musunuz?

 

Şimdi kendinize sorunuz:

 

vTanr’nını, senin günahlarından dolayı senin hayatını alma ve seni cezalandırma hakkı var mı?

 

v    Bu akşam uyurken ölürsen Tanrı’nın önünde durup hesap vermeye hazır mısın? Verilecek cezayı almaya hazır mısın?

 


 

Text Box: EK BİLGİLER

 

 

Okumanız Gereken Kitaplar:

 

         Tanrı Öğretisi                                                     Bruce Milne

         İncil’in Özü                                                         F.F.Bruce

        Hristianlığın Temelleri                                     John Stott

      Vaat                                                                    George Bristow

 

 

             2 Adet CD ÜzerindeDinlemeniz gereken Kayıtlar:

             CD 01İmanın Denenmesi 01 / İman İşleri...........Kamil Musa

            CD 02 İmanın Denenmesi 02 / İbrahim’e Verilen Vaat .....Kamil Musa

  

İMANIN MANTIĞI

(Okunacak ayetler: İbr 2: 2-27; 1 Pet, Bölüm 4)

 

İbraniler Kitabının 11. bölümündeki gerçekleri çalışırken imanın ne kadar etraflı etkisi olduğunu görmeye başlıyoruz. Farklı çevrelerden gelen kişilerin yaşamlarında işlevini görmekle kalmıyor, aynı zamanda bu kişilerin tüm ömürleri boyunca devam edip yaşamlarını etkiliyor. İnsanın hayatının başlangıcında olduğu kadar yaşamının sonunda da imanın nasıl etkin olduğunu gördük. Tanrının hesap defterinde iman sadece hayatın belli bir dönemi için geçerli değildir. Doğumundan ölümüne kadar insanın tüm hayatını kapsar. Senin ve benim hayatımızın esas prensibi tümüyle iman prensibi olmalıdır. Tam yazılmış olduğu gibi iman ile yaşamalıyız (Rom 1:17[1];. Gal 2:20)[2].

 

Bu çalışmalarımızda imanın bir başka özelliğini de gördük: İman gelişen bir özellik taşır. Bu ne demek oluyor? İman az bir şekilde başlar, ama zamanla gelişip büyür ve hayatımızı doldurur.Bu çalışmamızın amacı imanımızın büyüyüp gelişmesini sağlamaktır (Luka 17: 5). Rabbimiz Matta 15:28[3] ayetindeki sözleri biler için söyleyebilirse ne iyi, değil mi? Aynı zamanda şunu da düşünmeliyiz: Rab bize Markos 4:40[4] ayetindeki sözleri söylerse ne kadar üzücü olur.


 

Dua edelim ki Rab bizleri, Selanikteki ilk kilise konusunda insanların söyledikleri ile övsün (1 Sel 1:3, 8)[5]. Çalışmamızın esası olarak İbr 11:23-27 ayetlerine bakıyoruz. Şimdi bu esasa dayanarak kendimize bir şey sormalıyız: Tanrıya güvenmek MANTIĞA UYGUN bir şey mi? Belki de bu noktada böyle bir sorunun aptalca bir şey olduğunu düşüneceksiniz. Hatta diyebiliriz ki bu soruyu sormakla Tanrıya küfretmiş oluruz. Ancak kendi imanımız konusunda yararlı bir şey yapmak istersek bu soruyu kendimize sormalıyız. Bu iman konusunu basit bir şekilde ele almalıyız ve bunu önümüzdeki ayetlere bakmakla yapabiliriz.

 

HER KİŞİNİN TANRIYA GÜVENMESİ GEREKTİĞİNİ ÖNÜMÜZE KOYAN BAZI NEDENLER

Tanrı’ya güvenmenin ne kadar mantıksal olduğunu gözden geçirelim:

 

1.      Tanrıya GÜVENMEK dünyasal bir önderden ya da güçten korkmaktan daha mantıklıdır. İbr 11:23 ayetinde muhteşem bir söz vardır. Mektubun yazarı Kutsal Ruhun verdiği Göksel açıklamayla diyor ki  “Musa doğunca, annesi babası onu imanla üç ay gizlediler. Çünkü  çocuğun güzel olduğunu gördüler ve kralın fermanından korkmadılar”. Devam edersek 27. ayette yine okuyabiliriz ki Musa “Kralın öfkesinden korkmadan, imanla Mısır'dan ayrıldı. Görünmez Olan'ı gördüğü için dayandı”. Günümüzde bile imanları uğruna yoğun acı çeken birçok kardeşlerimiz vardır. Birçokları İsa Mesih’ olan imanlarından dolayı hayatlarını yitirdiler. Bu insanlar neden ölüme bile boyun eğdiler? Çünkü Tanrı’nın herhangi bir dünyasal otoriteden ve güçten daha üstün olduğuna, Tanrıya tümüyle güvenebileceklerine  iman ettiler. Mesih’e olan imanlarını beyan etmekle dünyasal yöneticilerin öfkesine hedef olacaklarını bildikleri halde bu yolu seçtiler. Özdeyiş 21:1 ayetini hiç inceledin mi? Bu bağlantıda bak Daniel 3:16-18, 28; 6:16, 20, 23.

 

2.      YANLIŞ olanı reddetmekle DOĞRU olanı yapmış oluruz. İbraniler 11:24 ayetinde Musa’nın bazı şeyleri reddettiğini okuyabiliriz. Biz de iman hayatımızda bazen karar noktalarına geleceğiz ve bu noktada kendimize bir şey sorma zorunda kalacağız: “Tanrı’nın çocuğu olarak benim böyle bir şeyi yapmam doğru mu?” Ya da “Rabbin çocuğu olarak böyle bir yere gitmem doğru mu?” Bu sorunun cevabı çok açık ve nettir. Yapacağımız bir şey YANLIŞ ise onu yapmak DOĞRU olamaz.. Yüreğimizde YANLIŞ olduğuna emin olduğumuz bir şeyi reddedersek DOĞRUYU yapmış olacağız.

 

3.      DOĞRULUK uğruna acı çekilecekse bu her zaman bize KAR olacaktır. Yani Tanrı’ya olan imanımız ve güvenimizden ve İsa Mesih’ olan sadakatımızdan dolayı acı çekeceksek bunun sonucunda ürün olacaktır. Böyle bir durumun sonunda Tanrı yüceltilecek ve biz de Onun bereketine sahip olacağız. Musa “Bir süre için günahın sefasını sürmektense, Tanrı'nın halkıyla birlikte kötü muamele görmeyi yeğledi” (İbr 11:25) ve “Mesih uğruna aşağılanmayı, Mısır'ın hazinelerinden daha büyük bir zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödüle bakıyordu” (ayet 26). Filip 1:29[6] ayetini gerçekten ciddiye aldınız mı? Ne büyük bir imtiyaz bu! Ne üstün bir ayrıcalık! Onun elinden Onun uğruna acı çekmek! Böyle bir acı her zaman beraberinde üstün bir ödül getirir (I Pet 4:14-19)[7].

 

4.      YANLIŞ yolda yaşanan her zevk ancak GEÇİCİ BİR SÜRE içindir (İbr 11:25). Belki de diyeceksiniz: Günah işlemekten ne zevk alınabilir ki? Evet, günahın verdiği bir zevk vardır ama geçicidir. Kalıcı bir özelliği yoktur. Buhar gibi uçup gider. Bu gibi zevklerin etkisi çok kısa sürer. Belki de şu anda dünyadan büyük zevk alıyorsun. Dünyevi insanların gittikleri yerlere gidiyorsun ve onların yaptıklarını yapıyorsun. “Çok beğeniyorum” diyorsun. Kesin olarak diyebilirim ki bu gibi zevkler geçicidir. Tanrıdan aldığımız zevk ise buna kıyasen ne kadar farklıdır? Bak Mez 16:11[8]. Dünyevi insan ancak eski Ademi hoşnut eden şeylerden zevk alabilir (Rom 6: 6; Efes 4: 22; Kol 3 : 9). Gerçek iman adamı ise yeni Ademi yani yeni yaratılışı (Efes 4: 24; Kol 3:10).hoşnut eden şeylerden zevk alır. Senin durumun nedir?

 

5.      Herhangi bir GEÇİCİ KAZANÇ sonunda bize sonsuz KAYIP getirecekse hiçbir değeri yoktur. Yine İbraniler 11. bölümde 25 ve 26. ayetlere bak. Geçici bir süre için sefa sürmek, bir şeyden zevk almak ne kadar değersiz bir şey, değil mi? Yeni doğuşa sahip olan bizler sonsuzluk için yaratıldık. Bu demek oluyor ki zamana bağlı herhangi bir zevk bizi tatmin edemez. Musa Mısır’da kalmayı tercih etmiş olsaydı onun geçici kazancı ne olacaktı?  Bak Mark 8:35-36[9].

 

6.      Mesih İÇİN ve Onunla BİRLİKTE acı çekmek gerçekten üstün bir ayrıcalıktır. İbr 11:26 ayetinde okuyabiliriz ki Musa “Mesih uğruna aşağılanmayı, Mısır'ın hazinelerinden daha büyük bir zenginlik saydı. Çünkü alacağı ödüle bakıyordu” Yalnız Musa değil Resul pavlus da aynı amaçla yaşadı ve bütün arzusu Rabdeki zenginliklere sahip olmaktı. Filipideki imanlılara şöyle yazdı: “Ölümünde O'na benzeyerek O'nu tanımak, dirilişinin gücünü ve elemlerine ortak olmanın ne demek olduğunu bilmek ve böylece ne yapıp yapıp ölümden dirilişe erişmek istiyorum” (Fil 3:10). Acaba biz ne dereceye kadar Mesih uğruna aşağılanmaya hazırız? Yoksa Onu inkar etmeye hazır mıyız? (İbr 13:12-13)[10].

 

7.      İmanın bize ŞİMDİ göstermekte olduğu ileriye dönük görüntü herhangi GEÇİCİ kayıptan ve elemden daha üstündür. İbr 11:27 ayetini derinden düşünerek oku: “Kralın öfkesinden korkmadan, imanla Mısır'dan ayrıldı. Görünmez Olan'ı gördüğü için dayandı” Evet, görünmez Olanı gördüğü için dayandı. Birçok insan sis ve dumandan başka bir şey göremez, ama iman adamının ruhsal radarı vardır. Belirsizliğin yarattığı sis ve duman içinde bile önünü görebilir. İşte ŞİMDİ bu görüntüyü Rab bize iman aracılığıyla vermektedir

 

 


 

[1] (Rom 1:17) “Yazılmış olduğu gibi, "İmanla aklanan insan yaşayacaktır."

[2] (Gal 2:20) “Şimdi bedende sürdürdüğüm yaşamı, beni seven ve uğruma kendini feda eden Tanrı Oğluna imanla sürdürüyorum”

[3] (Matta 15:28) “O zaman İsa ona şu karşılığı verdi: "Ey kadın, imanın büyük! Sana dilediğin gibi olsun." Ve kadının kızı o saatte iyileşti”

[4] (Mark 4:40) “İsa öğrencilerine, "Neden bu kadar korkaksınız? Hâlâ imanınız yok mu?" dedi.”

[5] (1 Sel 1:3,8) “Dualarımızda sizleri anıyor, her zaman hepiniz için Tanrı'ya şükrediyoruz. İmanın ürünü olan etkinliğinizi, sevgiye dayanan emeğinizi ve Rabbimiz İsa Mesih'e bağladığınız ümitten gelen dayanıklılığınızı Babamız Tanrı'nın önünde durmadan anıyoruz......... Rab'bin sözü sizin aranızdan yayıldı. Tanrı'ya olan imanınızın haberi yalnız Makedonya ve Ahaya'ya değil, her yere ulaşmıştır. Artık bizim bir şey söylememize gerek kalmadı

[6] (Fil 1:29) “Çünkü size yalnız Mesih'e iman etmek değil, ama bende gördüğünüz ve şimdi bende olduğunu duyduğunuz zorlu çabanın aynısına sahip olarak Mesih uğruna elem çekmek ayrıcalığı da verildi”

[7] (1Pet 4:14-19) “Mesih'in adından ötürü hakarete uğrarsanız, size ne mutlu! Çünkü Tanrı'nın yüce Ruhu üzerinizde bulunuyor. Hiçbiriniz katil, hırsız, kötülük yapan ya da başkalarının işine karışan biri olarak elem çekmesin. Ama bir kimse Mesih inanlısı olduğu için elem çekerse, utanç duymasın. Taşıdığı bu adla Tanrı'yı yüceltsin. Çünkü yargılamanın, Tanrı'nın ev halkından başlayacağı an gelmiştir. Eğer yargılama önce bizden başlarsa, Tanrı'nın müjdesine kulak asmayanların sonu ne olacak? Ve,  "Eğer doğru kişi güçlükle kurtulursa, Tanrısız ve günahlı kişiye ne olacak?"  Bunun için, Tanrı'nın isteğine uygun olarak elem çekenler, iyilik yaparak canlarını güvenilir Yaradan'a emanet etsinler

[8] (Mez 16:11) “Hep yaşam yolunu gösterirsin bana, bol sevinç senin huzurunda, sağ elin sürekli nimet saçar”

[9] (Mark 8:35-36) “Canını kurtarmak isteyen onu yitirecek; canını benim ve

Müjde'nin uğruna yitiren ise onu kurtaracaktır. İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur?”

[10] (İbr 13: 12-13) “Bunun gibi, İsa da kendi kanıyla halkı kutsal kılmak için kent kapısının dışında elem çekti. O halde biz de O'nun uğruna hakarete katlanarak ordugâhtan dışarıya çıkıp kendisinin yanına gidelim”

 

 

 


Warning: require(../tiranus/webdesign.php) [function.require]: failed to open stream: No such file or directory in /home/.outlet/tiranus/tiranus.org/tiranus/dersler/ders10notlar.php on line 1217

Fatal error: require() [function.require]: Failed opening required '../tiranus/webdesign.php' (include_path='.:/usr/local/php5/lib/php:/usr/local/lib/php') in /home/.outlet/tiranus/tiranus.org/tiranus/dersler/ders10notlar.php on line 1217